|

İşe İade Davası Açma Şartları Nelerdir?

İş sözleşmesinin işveren tarafından haksız veya geçersiz bir nedene dayanılarak feshedilmesi durumunda, işçinin mevcut işine geri dönmesini sağlayan hukuki yola işe iade davası denir. İşe iade davası açma şartları nelerdir sorusunun temel yanıtı; işyerinde en az otuz işçinin çalışması, işçinin o işyerinde en az altı aylık kıdeminin bulunması, taraflar arasında belirsiz süreli bir iş sözleşmesinin olması ve feshin kanunda belirtilen geçerli bir sebebe dayanmamasıdır. Bu şartların tümünün bir arada bulunması, iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmek için kanuni bir zorunluluktur.

İşverenin haksız feshi karşısında aniden işsiz kalmak, çalışanlar için hem maddi hem de manevi açıdan oldukça zorlayıcı bir süreçtir. İşine haksız yere son verilen birçok çalışan, yasal haklarını tam olarak bilemediği veya dava süreçlerinin karmaşıklığından çekindiği için hukuki yollara başvurmakta tereddüt yaşar. Bu kapsamlı rehberde, iş güvencesi sisteminin temelini oluşturan haklarınızı, arabuluculuk aşamasından mahkeme kararına kadar titizlikle izlenmesi gereken adımları, dikkat etmeniz gereken hayati süreleri ve mahkeme kararının sonuçlarını tüm detaylarıyla öğreneceksiniz.

İşe İade Davası Nedir ve Hukuki Niteliği Nasıl Tanımlanır?

İşe iade davası, 4857 sayılı İş Kanunu ile hukuk sistemimize dahil edilen “iş güvencesi” kavramının en önemli yaptırım aracıdır. İş güvencesi, işçinin işini keyfi ve haksız fesihlere karşı koruyan, işverenin fesih hakkını belirli kurallara ve geçerli sebeplere bağlayan yasal bir kalkandır. Bir işçinin iş sözleşmesi feshedildiğinde, bu feshin hukuka uygun kabul edilebilmesi için işverenin geçerli bir nedeni olduğunu ispatlaması gerekir. Aksi takdirde fesih geçersiz sayılır ve işçi, işe iade davası yoluyla eski işine dönme hakkı kazanır.

Bu davanın temel amacı, haksız yere işten çıkarılan işçiye sadece tazminat ödenmesi değil, doğrudan doğruya işçinin istihdamının korunmasıdır. İş hukuku, doğası gereği işçi ve işveren arasındaki güç dengesizliğini gidermeyi hedefler. İşe iade davası da bu korumacı yaklaşımın en somut örneğidir. İşveren, “tazminatını öderim, istediğim kişiyi işten çıkarırım” mantığıyla hareket edemez. İş güvencesi kapsamında olan bir işçi için, kıdem ve ihbar tazminatları ödense dahi, eğer fesih için geçerli bir sebep yoksa işe iade davası açma hakkı saklıdır.

Hukuki niteliği itibarıyla işe iade davası, bir tespit ve eda davası özelliklerini barındırır. Mahkeme öncelikle işverence yapılan feshin geçersizliğini tespit eder. Ardından, feshin geçersizliğine bağlı olarak işçinin işe iadesine karar verir. Mahkemenin verdiği bu karar, işverenin fesih işlemini geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır. Yani hukuken, işçi hiç işten çıkarılmamış gibi kabul edilir. Bu durum, işçinin boşta geçen süreleri için ücret talep edebilmesinin ve kıdeminin kesintisiz devam etmesinin hukuki zeminini oluşturur.

İşe İade Davası Açma Şartları Nelerdir?

Bir işçinin işe iade davası açabilmesi için 4857 sayılı İş Kanunu’nda açıkça sayılan belirli koşulların tamamını sağlaması gerekir. Bu koşullardan birinin dahi eksik olması halinde dava, esasa girilmeden reddedilir. İşe iade davası açma şartları nelerdir sorusunu detaylı bir şekilde incelemek, sürecin sağlıklı yürütülmesi için hayati önem taşır.

1. İşyerinde En Az Otuz İşçi Çalıştırılması: İş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmek için, işçinin çalıştığı işyerinde en az 30 işçinin istihdam ediliyor olması gerekir. Bu sayı hesaplanırken, işverenin aynı işkolunda bulunan tüm işyerlerindeki işçi sayısı toplamı dikkate alınır. Örneğin, bir şirketin Türkiye’nin farklı şehirlerinde aynı işkolunda faaliyet gösteren şubeleri varsa, bu şubelerdeki tüm çalışanlar 30 işçi kuralının hesabında toplanır. Alt işveren (taşeron) işçileri, asıl işverenin işçi sayısına dahil edilmez; ancak işveren sırf 30 işçi sınırının altında kalmak için muvazaalı (danışıklı) olarak işçileri farklı şirketler üzerinden sigortalı gösteriyorsa, mahkeme bu durumu tespit edip gerçek sayıyı dikkate alır.

2. İşçinin En Az Altı Aylık Kıdeminin Bulunması: İşçinin, o işverene ait işyeri veya işyerlerinde en az altı aylık çalışma süresini doldurmuş olması şarttır. Bu altı aylık süre hesaplanırken, işçinin aynı işverenin farklı işyerlerinde geçen çalışma süreleri birleştirilir. Ayrıca, deneme süresi olarak adlandırılan süreler de altı aylık kıdemin hesabına mutlaka dahil edilir. Yer altı işlerinde çalışan işçiler için ise kanun koyucu özel bir koruma getirmiş ve bu işçilerde altı aylık kıdem şartı aranmayacağını hüküm altına almıştır.

3. Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi ile Çalışmak: İşe iade davası, kural olarak yalnızca belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçilere tanınmış bir haktır. Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanlar (örneğin bir proje bazlı veya belirli bir tarihte sona erecek şekilde işe alınanlar) bu davayı açamazlar. Ancak uygulamada sıkça karşılaşıldığı üzere, işverenler iş güvencesinden kaçınmak amacıyla aslında belirsiz süreli olması gereken işleri zincirleme olarak belirli süreli sözleşmelerle yaptırıyorsa, mahkeme bu sözleşmeleri başından itibaren belirsiz süreli kabul eder ve işçiye işe iade hakkı tanır.

4. İşveren Vekili Statüsünde Olmamak: İşletmenin bütününü sevk ve idare eden, işçi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan en üst düzey yöneticiler (örneğin genel müdürler) iş güvencesi kapsamında değildir. Ancak sadece belirli bir bölümü yöneten ve bağımsız işe alma/çıkarma yetkisi olmayan yöneticiler bu davayı açabilirler.

5. Feshin Geçerli Bir Nedene Dayanmaması: İşverenin feshi, işçinin yeterliliğinden, davranışlarından veya işletmenin, işyerinin, işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmıyorsa fesih geçersizdir. Sendikal faaliyetlere katılmak, hamilelik, ırk, din, cinsiyet gibi nedenler veya mesai saatleri dışında yasal haklarını aramak kesinlikle geçerli bir fesih nedeni oluşturmaz.

Geçerli Fesih Nedenleri ve İspat Yükü

İşe iade davalarının esası, feshin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı tartışması etrafında şekillenir. İş Kanunu, geçerli fesih nedenlerini ana hatlarıyla ikiye ayırır: İşçiden kaynaklanan nedenler ve işletmeden kaynaklanan nedenler. İşçiden kaynaklanan nedenler; işçinin performans düşüklüğü, sık sık hastalanması, işyerindeki uyumsuz davranışları veya işini yapma konusundaki yetersizliği olabilir. İşletmeden kaynaklanan nedenler ise ekonomik kriz, küçülme kararı, teknolojik dönüşüm veya departman kapatılması gibi işverenin yönetim hakkı kapsamında aldığı kararlardır.

Ancak işverenin sadece “küçülmeye gidiyoruz” veya “performansın düşük” demesi yeterli değildir. İş hukuku yargılamasında ispat yükü tamamen işverendedir. İşveren, feshin geçerli bir nedene dayandığını somut delillerle kanıtlamak zorundadır. Örneğin, performans düşüklüğü iddia ediliyorsa, işçiye daha önceden hedefler verilmiş olmalı, bu hedeflere ulaşılamadığı objektif kriterlerle ölçülmeli ve işçiye performansını düzeltmesi için makul bir süre tanınmış olmalıdır.

İşletmesel kararlara dayalı fesihlerde ise mahkemeler “feshin son çare olması ilkesini” (ultima ratio) inceler. İşveren bir departmanı kapattığında, oradaki işçiyi doğrudan işten çıkarmadan önce işletme içinde başka bir pozisyonda değerlendirip değerlendiremeyeceğini araştırmalıdır. Fazla mesailerin azaltılması, kısa çalışma uygulamasına geçilmesi veya işçinin onayıyla esnek çalışma modellerine başvurulması gibi alternatifler tüketilmeden yapılan fesihler, mahkemelerce genellikle geçersiz sayılmaktadır. Ayrıca, işçinin davranışlarına veya verimine dayalı bir fesih yapılacaksa, işverenin mutlaka işçinin yazılı savunmasını alması şarttır; savunma alınmadan yapılan fesih, sebebi ne olursa olsun şekil yönünden geçersiz kabul edilir.

Zorunlu Arabuluculuk ve Adım Adım Dava Süreci

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile iş hukukunda radikal bir değişikliğe gidilmiş ve iş uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu hale getirilmiştir. İşe iade talebiyle açılacak davalar da bu zorunluluk kapsamındadır. Arabuluculuğa başvurmadan doğrudan mahkemede dava açılması halinde, mahkeme davanın usulden reddine karar verir. Bu nedenle sürecin doğru adımlarla yürütülmesi kritik önem taşır.

  1. Fesih Bildiriminin Tebliği: Süreç, işverenin fesih iradesini işçiye yazılı olarak bildirmesiyle başlar. Fesih bildiriminde sebebin açık ve kesin bir dille belirtilmesi zorunludur. İşçi, bu evrakı teslim alırken tarihe dikkat etmeli ve gerekirse “yasal haklarım saklı kalmak kaydıyla” şerhi düşerek imzalamalıdır.
  2. Arabuluculuk Başvurusu: İşçi, fesih bildiriminin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal süre içinde adliyelerdeki arabuluculuk bürosuna başvurmalıdır. Başvuru ücretsizdir ve işçi bizzat veya yasal temsilcisi aracılığıyla bu işlemi yapabilir.
  3. Arabuluculuk Görüşmeleri: Atanan arabulucu, işçi ve işvereni (veya temsilcilerini) bir araya getirerek uzlaşma zemini arar. Bu aşamada işveren işçiyi işe geri almayı kabul edebilir veya ek bir tazminat ödeyerek anlaşma yoluna gidebilir. Arabuluculuk süreci gizlidir ve burada konuşulanlar ileride mahkemede delil olarak kullanılamaz.
  4. Son Tutanak Düzenlenmesi: Taraflar anlaşamazsa, arabulucu “anlaşamama tutanağı” düzenler. Bu tutanak, dava açılabilmesi için mahkemeye sunulması zorunlu olan en temel belgedir. Tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış sureti dava dilekçesine eklenmelidir.
  5. İş Mahkemesinde Davanın Açılması: Anlaşamama tutanağının düzenlenmesinin ardından, işçi yasal süresi içinde yetkili İş Mahkemesinde işe iade davasını açar. Dava dilekçesinde feshin neden geçersiz olduğu somut olaylarla anlatılmalı ve deliller sunulmalıdır.

Süreler, Hak Düşürücü Süreler ve Zamanaşımı

İş hukukunda süreler büyük bir hassasiyet taşır. İşe iade davası süreçlerinde karşılaşılan süreler, basit birer zamanaşımı değil, hak düşürücü süre niteliğindedir. Zamanaşımı süreleri taraflarca ileri sürülmedikçe mahkemece kendiliğinden dikkate alınmazken, hak düşürücü süreler hâkim tarafından dosyanın her aşamasında resen (kendiliğinden) incelenir. Bu sürelerin bir gün dahi kaçırılması, işçinin işe iade hakkını kalıcı ve geri dönülemez biçimde kaybetmesine yol açar.

Birinci kritik süre, arabuluculuğa başvuru süresidir. İşçi, iş sözleşmesinin feshedildiğine dair bildirimin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, sürenin işten çıkış (SGK çıkış) tarihinde değil, fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarihte başlamasıdır. Örneğin, işveren işçiye ihbar süresi kullandırarak iki ay sonra işten ayrılacağını bugün yazılı olarak bildirmişse, bir aylık süre ihbar süresinin sonunda değil, yazılı bildirimin yapıldığı bugün işlemeye başlar.

İkinci kritik süre ise dava açma süresidir. Arabuluculuk görüşmeleri sonucunda tarafların anlaşamaması halinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde İş Mahkemesinde işe iade davası açılmalıdır. İki haftalık süre, tutanağın imzalandığı günün ertesi günü işlemeye başlar. Bu sürelerin kaçırılması durumunda işçi, feshin geçersizliğini ileri sürerek işe iadesini talep edemez; ancak şartları varsa kıdem ve ihbar tazminatı gibi diğer alacakları için ayrı bir dava açma hakkı genel zamanaşımı süreleri içinde saklı kalır.

İşlem Aşaması Yasal Süre Sürenin Başlangıç Anı Hukuki Niteliği
Arabulucuya Başvuru 1 Ay Fesih bildiriminin işçiye tebliğ edildiği tarih Hak Düşürücü Süre
Dava Açma Süresi 2 Hafta Arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih Hak Düşürücü Süre
İşe Başlama Başvurusu 10 İş Günü Mahkeme kararının kesinleştiğinin işçiye tebliği Hak Düşürücü Süre
İşverenin İşe Başlatması 1 Ay İşçinin işverene başvurusunun ulaştığı tarih Yasal Karar Süresi

Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Gerekli Belgeler

İşe iade talepli uyuşmazlıklarda görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. İş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri, İş Mahkemesi sıfatıyla bu davalara bakmakla görevlidir. Yetkili mahkeme ise 7036 sayılı kanunla açıkça belirlenmiştir. Dava, davalı işverenin yerleşim yeri mahkemesinde veya işin yapıldığı yer mahkemesinde açılabilir. Örneğin, merkezi İstanbul’da olan bir şirketin Gaziantep’teki bir fabrikasında çalışan işçi, işe iade davasını Gaziantep İş Mahkemelerinde açabilir. Bu durum, işçinin hak arama hürriyetini kolaylaştıran önemli bir düzenlemedir.

Dava sürecinin hızlı ve etkin ilerleyebilmesi için dava dilekçesiyle birlikte sunulması gereken bazı temel belgeler bulunmaktadır. Bu belgelerin eksiksiz hazırlanması, yargılama sürecini kısaltacaktır:

  • Arabuluculuk Son Tutanağı: Davanın usulden reddedilmemesi için aslı veya onaylı sureti zorunludur.
  • Fesih Bildirimi: İşverenin verdiği yazılı fesih kağıdı, feshin gerekçesini mahkemeye göstermek için temel delildir.
  • SGK Hizmet Dökümü: İşçinin o işyerindeki çalışma süresini (6 aylık kıdem şartını) ispatlar.
  • İşyeri Kayıtları ve Bordrolar: İşçinin ücretini, unvanını ve işyerindeki konumunu gösterir.
  • Tanık Listesi: Feshin haksızlığını, işyerindeki durumu ve işverenin iddialarının asılsız olduğunu ispatlamak için işyeri içinden veya dışından kişilerin isim ve adres bilgileri.
  • İhtarname veya Yazışmalar: Fesih sürecinde taraflar arasında geçen e-posta, mesaj veya noter ihtarnameleri.

İşe İade Kararının Sonuçları ve Masraf Kalemleri

Mahkemenin işe iade davasını kabul etmesi ve feshin geçersizliğine karar vermesi, sürecin bittiği anlamına gelmez; aksine yeni bir hukuki aşamayı başlatır. Kararın kesinleşmesinin ardından işçi, kesinleşme şerhini içeren kararın kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. Bu başvurunun noter aracılığıyla yapılması, ileride yaşanabilecek ispat sorunlarının önüne geçer. İşçi bu on günlük sürede başvurmazsa, işverenin yaptığı haksız fesih geçerli hale gelir ve işçi işe iadeye bağlı haklarını kaybeder.

İşçi süresi içinde başvurduğunda, işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Mahkeme kararı, işçi için iki temel mali sonuç doğurur:

1. Boşta Geçen Süre Ücreti: İşçinin işten çıkarıldığı tarih ile mahkeme kararı kesinleşene kadar geçen süre için, en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları işverence ödenir. İşçi bu sürede başka bir işte çalışmış olsa dahi boşta geçen süre ücretini almaya hak kazanır.

2. İşe Başlatmama Tazminatı: Eğer işveren, başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmazsa, mahkemenin kararında belirlediği ve işçinin en az dört, en çok sekiz aylık ücreti tutarındaki işe başlatmama tazminatını ödemekle yükümlü olur. Bu tazminatın miktarı, işçinin kıdemine ve feshin şekline göre hâkim tarafından belirlenir.

Dava açılırken ödenmesi gereken masraflar; başvurma harcı, peşin harç, gider avansı (tebligat, bilirkişi ve tanık ücretleri için) gibi kalemlerden oluşur. Bu tutarlar, her yıl Adalet Bakanlığı tarafından yeniden değerleme oranına göre güncellenerek belirlenir. Dava işçi lehine sonuçlandığında, yargılama giderleri haksız çıkan işverene yükletilir.

Süreçte Sık Yapılan Hatalar ve Gerçekçi Bir Örnek Olay

İşe iade süreçlerinde işçilerin sıklıkla düştüğü hataların başında, fesih bildirimini imzalamaktan kaçınmak gelir. İmzadan imtina etmek feshin gerçekleşmesini engellemez, sadece sürecin tespitini zorlaştırır. Bunun yerine “yasal haklarım saklıdır” yazılarak evrak teslim alınmalıdır. Bir diğer yaygın hata, işverenin “tazminatlarını ödüyorum, şu ibranameyi (aklama belgesini) imzala” baskısıyla, içeriği okunmadan tüm haklardan feragat edildiğine dair belgelerin imzalanmasıdır. Ayrıca, bir aylık arabuluculuk başvuru süresinin, işverenin oyalama taktikleri (örneğin “seni başka şubeye alacağız, bekle”) nedeniyle kaçırılması da sık karşılaşılan hak kayıplarındandır.

Konuyu somutlaştırmak adına Gaziantep’te faaliyet gösteren bir tekstil fabrikasında yaşanan tipik bir durumu örnekleyelim. Üç yıldır aynı fabrikada makine operatörü olarak çalışan bir işçi, “performans düşüklüğü ve üretimi yavaşlatma” gerekçesiyle, yazılı savunması alınmaksızın işten çıkarılır. İşçi, fesih bildirimini aldığı tarihten itibaren 20. günde arabulucuya başvurur. Arabuluculukta işveren işe geri almayı reddeder ve tutanak tutulur. İşçi, on gün sonra İş Mahkemesinde davasını açar.

Mahkeme yargılamasında, işverenin performans düşüklüğünü objektif kriterlerle ispatlayamadığı ve en önemlisi İş Kanunu m.19 gereği işçinin savunmasını almadığı tespit edilir. Mahkeme feshin geçersizliğine karar vererek işçinin işe iadesine, 4 aylık boşta geçen süre ücretinin ve işverenin işe başlatmaması halinde 5 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatının ödenmesine hükmeder. İşçi süresinde başvurur, işveren işe başlatmaz ve sonuç olarak işçi hem 4 aylık boşta geçen süre ücretini, hem 5 aylık başlatmama tazminatını hem de daha önce eksik aldıysa kıdem ve ihbar tazminatı farklarını yasal faiziyle tahsil eder.

Sıkça Sorulan Sorular

Deneme süresi içinde işten çıkarılanlar işe iade davası açabilir mi?

Hayır, açamazlar. İşe iade davası açabilmek için işçinin o işyerinde en az altı aylık kıdeminin bulunması şarttır. Deneme süresi yasal olarak en fazla iki ay (toplu iş sözleşmeleriyle dört ay) olabileceğinden, bu süre içinde işten çıkarılan işçiler iş güvencesi kapsamında sayılmazlar.

İşe iade davası sürerken başka bir işte çalışılabilir mi?

Evet, dava süreci aylarca sürebileceğinden işçinin bu dönemde hayatını idame ettirebilmesi için başka bir işte çalışması yasal bir haktır. Başka bir işte çalışmak, davanın seyrini olumsuz etkilemez ve kazanılacak dört aylık boşta geçen süre ücretinin ödenmesine engel teşkil etmez.

Davayı kazandığımda işveren beni kesin olarak işe geri almak zorunda mı?

Hukuken işveren sizi işe başlatmak zorunda değildir. İşveren, mahkeme kararına rağmen sizi işe başlatmamayı tercih edebilir. Ancak bu durumu seçerse, mahkemenin belirlediği 4 ile 8 aylık ücretiniz tutarındaki işe başlatmama tazminatını ve 4 aylık boşta geçen süre ücretinizi ödemekle yükümlü olur.

İşe iade davası açmak için avukat tutmak zorunlu mu?

Türk hukuk sistemine göre iş mahkemelerinde dava açmak veya arabuluculuğa başvurmak için avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak iş hukuku sürelerin çok katı olduğu, ispat kurallarının teknik bilgi gerektirdiği bir alan olduğundan, hak kaybı yaşamamak adına sürecin bir hukukçuyla yürütülmesi uzmanlarca tavsiye edilir.

Emekli olup aynı işyerinde çalışmaya devam edenler bu davayı açabilir mi?

Evet, açabilirler. Emekli olduktan sonra Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ödenerek belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışmaya devam eden işçiler, 30 işçi ve 6 aylık kıdem şartlarını taşıyorlarsa, haksız fesih durumunda işe iade davası açma hakkına sahiptirler.

Sonuç

İş hayatında karşılaşılan haksız fesih uygulamalarına karşı çalışanların en güçlü hukuki kalkanı olan iş güvencesi, ancak kanunda belirtilen şartların varlığı ve usul kurallarına sıkı sıkıya uyulmasıyla işlerlik kazanır. İşe iade davası açma şartları nelerdir sorusu bağlamında ele aldığımız 30 işçi, 6 aylık kıdem, belirsiz süreli sözleşme ve haklı nedenin yokluğu gibi kriterler, davanın temel yapı taşlarını oluşturur. Sürecin zorunlu arabuluculukla başlaması ve bir aylık, iki haftalık, on günlük gibi son derece kısa hak düşürücü sürelere tabi olması, atılacak her adımın özenle planlanmasını gerektirmektedir.

Mahkemenin feshin geçersizliğine karar vermesi, işçiye sadece eski işine dönme kapısını aralamakla kalmaz, aynı zamanda haksızlığa uğradığı dönemin maddi telafisini de sağlar. Ancak her somut olayın, her feshin gerekçesinin ve her işyerinin kendine özgü koşulları vardır. Hukuki süreçlerde yapılacak usul hatalarının telafisi imkânsız hak kayıplarına yol açabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle, iş sözleşmenizin feshedilmesi durumunda vakit kaybetmeden profesyonel bir hukuki değerlendirme yaptırmanız büyük önem taşır. Bu zorlu süreçte haklarınızı güvence altına almak ve adımları doğru atmak için Gaziantep Koluman Tower’daki Büyük Hukuk Bürosu’ndan hukuki destek alabilirsiniz.


Büyük Hukuk Bürosu Hakkında

Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.

Çalışma Alanlarımız

  • Ticaret ve İş Hukuku
  • Şirketler Hukuku
  • Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
  • Aile Hukuku
  • İnşaat Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku

İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir