Haklı Nedenle İş Sözleşmesinin Feshi Nedir?

Haklı Nedenle İş Sözleşmesinin Feshi Nedir?

Haklı nedenle iş sözleşmesinin feshi, işçi veya işveren açısından iş ilişkisini dürüstlük kuralı gereği sürdürmeyi çekilmez kılan olağanüstü durumların varlığı halinde, yasal bildirim süreleri beklenmeksizin sözleşmenin derhal sona erdirilmesini sağlayan hukuki bir yoldur. Bu fesih türünde, taraflardan birinin kanundan veya sözleşmeden doğan temel yükümlülüklerini ağır biçimde ihlal etmesi sebebiyle karşı tarafın iş akdine bağlı kalması beklenemez. Türk iş hukukunda sözleşme serbestisi ilkesi geçerli olmakla birlikte, tarafların hak kaybına uğramaması adına ani fesih hakkı belirli yasal koşullara ve katı usul kurallarına bağlanmıştır.

İşyerinde maaşın eksik ödenmesi, fazla çalışma alacaklarının verilmemesi, hakarete maruz kalma, iş güvenliğinin tehlikeye atılması veya mazeretsiz devamsızlık gibi hallerle karşılaştığınızda izlemeniz gereken hukuki prosedür hayati önem taşır. Yanlış bir adımla yapılan fesih bildirimi, haklıyken haksız duruma düşmenize ve ciddi tazminat yükümlülükleriyle karşılaşmanıza yol açabilir. Bu rehberde, haklı fesih gerekçelerini, fesih bildiriminin usulünü, hak düşürücü süreleri ve dava süreçlerini tüm ayrıntılarıyla inceleyebilirsiniz.

Haklı Nedenle İş Sözleşmesinin Feshi ve Yasal Dayanağı

Haklı nedenle iş sözleşmesinin feshi, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında hem işçi hem de işveren için düzenlenmiş istisnai ve olağanüstü bir fesih yetkisidir. İş Kanunu’nun 24. maddesi işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkını düzenlerken, 25. maddesi ise işverenin haklı fesih sebeplerini hüküm altına almaktadır. Bu maddelerde sayılan nedenlerin ortaya çıkması durumunda, sözleşmeyi fesheden taraf ihbar süresi tanımak zorunda kalmadan ilişkiyi tek taraflı irade beyanıyla sonlandırabilir.

Haklı fesih hakkı, hukuki niteliği itibarıyla bozucu yenilik doğuran bir haktır. Bu hak kullanıldığında ve muhataba ulaştığı anda iş sözleşmesi ileriye etkili olarak derhal sona erer. Bozucu yenilik doğuran hakların tek taraflı kullanılması sebebiyle, karşı tarafın onayına veya kabulüne ihtiyaç duyulmaz. Ancak feshin geçerli ve hukuka uygun olabilmesi için ileri sürülen sebebin kanunda belirtilen haklı nedenlerden birine tam olarak uyması zorunludur.

Haklı fesih ile bildirimli (süreli) fesih arasında çok temel farklar bulunmaktadır. Bildirimli fesihte taraflar, İş Kanunu’nun 17. maddesinde belirtilen kıdeme göre belirlenmiş ihbar sürelerine uymak veya bu süreye ait ücreti peşin ödemek durumundadır. Haklı fesihte ise ihbar süresi veya ihbar tazminatı söz konusu olmaz; fesih bildirimi muhataba ulaştığı gün iş ilişkisi son bulur. Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı, haklı feshin temel dayanağını oluşturur.

İş sözleşmesinin belirli ya da belirsiz süreli olması, haklı fesih hakkının kullanımına engel teşkil etmez. Belirli süreli iş sözleşmelerinde sürenin bitimi beklenmeksizin, belirsiz süreli sözleşmelerde ise ihbar sürelerine bakılmaksızın bu yola başvurulabilir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, taraflar arasındaki güven temelinin bütünüyle sarsıldığı durumlarda haklı fesih koşullarının gerçekleştiği kabul edilir.

İşçi Açısından Haklı Nedenle İş Sözleşmesinin Feshi Sebepleri

İş Kanunu’nun 24. maddesi, işçiye iş sözleşmesini derhal ve haklı olarak feshetme imkânı tanıyan durumları üç ana başlık altında toplamıştır. Bu başlıklar sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ile zorlayıcı sebeplerdir. İşçinin bu haklı gerekçelerden birine dayanarak iş akdini sonlandırması durumunda, kıdem tazminatına hak kazanması mümkün hale gelir.

Sağlık sebepleriyle fesihte, iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa işçi derhal fesih hakkını kullanabilir. Benzer şekilde, işçinin sürekli olarak yakından görüştüğü işverenin veya başka bir işçinin bulaşıcı veya işçinin işiyle bağdaşmayan bir hastalığa tutulması da haklı fesih nedeni sayılır. Bu durumun resmi sağlık kurulu raporlarıyla kanıtlanması şarttır.

Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık halleri uygulamada en sık karşılaşılan fesih nedenleridir. İşverenin iş sözleşmesi yapıldığı sırada işçiyi yanıltması, işçiye veya aile üyelerinden birine karşı şeref ve haysiyet kırıcı sözler sarf etmesi veya cinsel tacizde bulunması bu kapsamdadır. Ayrıca işçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmaması da haklı fesih doğurur.

Ücretin ödenmemesi veya eksik ödenmesi de işçi açısından en güçlü haklı fesih gerekçeleri arasında yer alır. İşçinin temel maaşının, fazla mesai ücretlerinin, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının veya primlerinin kanun ve sözleşme hükümlerine uygun olarak hesaplanıp ödenmemesi işçiye derhal fesih hakkı verir. Sigorta primlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu’na gerçek ücret üzerinden değil de asgari ücret üzerinden bildirilmesi de Yargıtay uygulamalarında ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık kapsamında haklı fesih sebebi kabul edilmektedir.

Zorlayıcı sebepler başlığı altında ise, işçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek vuku bulan durumlar düzenlenmiştir. Doğal afetler, salgın hastalıklar veya idari kararlarla işyerinin uzun süreli kapanması gibi durumlarda işçi, bir haftalık bekleme süresinin ardından sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir.

İşveren Açısından Haklı Fesih Nedenleri ve Şartları

4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesi, işverene iş sözleşmesini haklı nedenle ve derhal feshetme hakkı tanıyan halleri düzenlemiştir. Bu maddede yer alan sebepler sağlık nedenleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller, zorlayıcı nedenler ve işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması durumlarıdır. Bu nedenlerden özellikle ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık halinde, işveren kıdem ve ihbar tazminatı ödemeksizin sözleşmeyi sonlandırabilir.

İşverenin sağlık nedenlerine dayanarak fesih yapabilmesi, işçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından ya da alkol düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hale gelmesi durumunda mümkündür. Bu sebeple doğan devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi gerekir. Ayrıca işçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması hali de fesih imkânı verir.

Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller, işverenin en sık başvurduğu ve tazminatsız fesih sonucunu doğuran kategoridir. İş sözleşmesi yapılırken işçinin gerçeğe aykırı bilgi vermesi veya sahte belgeler sunması ilk sıradadır. İşçinin, işverene yahut onun aile üyelerinden birine hakaret etmesi, asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işverenin güvenini kötüye kullanarak hırsızlık yapması, meslek sırlarını ifşa etmesi doğrudan haklı fesih nedenidir.

Devamsızlık halleri de 25. maddenin ikinci fıkrasında açıkça düzenlenmiştir. İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki iş günü, bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç iş günü işine devam etmemesi fesih sebebi oluşturur. Bunun yanında, işçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi veya işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi de haklı fesih sonucunu doğurur.

İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın İş Kanunu’nun 17. maddesindeki bildirim süresini aşması durumunda da işveren haklı fesih hakkını kullanabilir. Bu halde işveren ihbar tazminatı ödemez ancak işçinin en az bir yıllık kıdemi varsa kıdem tazminatını ödemekle yükümlüdür.

Haklı Nedenle Fesihte Hak Düşürücü Süreler ve Zamanaşımı

Haklı nedenle fesih hakkının kullanımı sınırsız bir zamana yayılmamış, kanun koyucu tarafından katı hak düşürücü sürelere bağlanmıştır. İş Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak 6 iş günü geçtikten sonra kullanılamaz. Her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçmesiyle fesih hakkı düşer.

Hak düşürücü sürenin başlangıcı olan “öğrenme tarihi”, fesihe yetkili makam veya kişinin olayı tüm yönleriyle öğrendiği tarihtir. Olayın gerçekleştiği tarih ile yetkili merciin olayı öğrendiği tarih birbirinden farklı olabilir. Bu 6 iş günlük süre hesaplanırken resmi tatiller, pazar günleri ve ulusal bayram günleri hesaba katılmaz; sadece fiilen çalışılan iş günleri sayılır.

Kanunda öngörülen bir yıllık azami süre için tek bir istisna bulunmaktadır. İşçinin veya işverenin söz konusu olaydan maddi bir çıkar sağlamış olması halinde, fiilin üzerinden bir yıl geçmiş olsa dahi 6 iş günlük süre içinde haklı fesih yetkisi kullanılabilir. Örneğin işçinin işyerinde zimmetine para geçirmesi durumunda bir yıllık sınır uygulanmaz; yeter ki durum öğrenildikten sonra 6 iş günü içinde fesih yapılsın.

Hak düşürücü süre kamu düzenine ilişkin olup, mahkemeler ve arabulucular tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir. Sürenin geçirilmesinden sonra yapılan fesih haksız fesih niteliğine bürünür ve feshi yapan taraf tazminat ödeme riskiyle karşı karşıya kalır. Haklı fesih sonrasında talep edilecek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ücret alacakları için uygulanan genel zamanaşımı süresi ise 7036 sayılı Kanun gereğince fesih tarihinden itibaren 5 yıldır.

Adım Adım Haklı Fesih Süreci ve Gerekli Belgeler

Haklı bir sebebe sahip olmak tek başına yeterli değildir; feshin kanunda aranan usullere uygun biçimde icra edilmesi gerekir. Usul hataları, haklı bir gerekçenin mahkeme nezdinde haksız fesih olarak değerlendirilmesine yol açabilir. Haklı fesih sürecinin aşamaları şunlardır:

  1. Durum Tespiti ve Delillerin Toplanması: Feshe dayanak oluşturan vakıanın (ödenmeyen ücret, devamsızlık, hakaret vb.) yazılı deliller, tutanaklar, e-postalar veya tanıklarla kayıt altına alınması.
  2. Fesih İhtarnamesinin Düzenlenmesi: Fesih iradesinin, dayanak maddelerin ve somut olguların açıkça belirtildiği yazılı bir fesih bildiriminin hazırlanması.
  3. Noter Aracılığıyla Tebligat: İspat kolaylığı sağlamak ve hak düşürücü sürelere uyulduğunu belgelemek adına fesih ihtarnamesinin noter kanalıyla muhataba gönderilmesi.
  4. Zorunlu Arabuluculuk Başvurusu: Fesih sonrasında doğan kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarının tahsili için arabuluculuk sürecinin başlatılması.
  5. İş Mahkemesinde Dava Açılması: Arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması halinde yetkili İş Mahkemesinde dava ikame edilmesi.

Fesih sürecinde ve olası bir yargılamada iddianızı kanıtlamak için belirli belgelere ihtiyaç duyulur. Mahkemeler somut delillere dayanarak karar verdiği için evrakların eksiksiz toplanması büyük önem taşır. İş uyuşmazlıklarında kullanılan temel ispat belgeleri şunlardır:

  • Noter onaylı fesih ihtarnamesi ve tebliğ şerhi sureti,
  • İşyeri özlük dosyası ve iş sözleşmesi metni,
  • Banka hesap dökümleri ve imzalı ücret hesap pusulaları (bordrolar),
  • Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet dökümü ve işe giriş-çıkış bildirgeleri,
  • Fazla mesai, vardiya çizelgeleri ve işyeri giriş-çıkış kayıtları,
  • Mazeretsiz devamsızlık hallerinde tutulan günlük devamsızlık tutanakları,
  • Resmi sağlık kurulu raporları, doktor istirahat raporları veya kamera kayıtları,
  • Uyuşmazlık konusuna tanıklık edebilecek çalışma arkadaşlarının tanık beyanları.

Aşağıdaki özet tabloda, işçi ve işveren açısından haklı fesih koşulları, süreler ve tazminat hakları karşılaştırmalı olarak sunulmuştur:

Kriter İşçi Açısından Haklı Fesih İşveren Açısından Haklı Fesih
Yasal Dayanak 4857 sayılı İş Kanunu Madde 24 4857 sayılı İş Kanunu Madde 25
Hak Düşürücü Süre Öğrenmeden itibaren 6 iş günü ve her halde 1 yıl (Madde 26) Öğrenmeden itibaren 6 iş günü ve her halde 1 yıl (Madde 26)
Kıdem Tazminatı Hakkı En az 1 yıllık kıdem varsa hak kazanılır Madde 25/II hariç diğer bentlerde ödenir
İhbar Tazminatı Hakkı Fesheden taraf olduğu için talep edemez Fesheden taraf olduğu için talep edemez
Fesih Şekli Yazılı bildirim (İspat için noter tavsiye edilir) Yazılı bildirim ve gerekçenin açıkça gösterilmesi şarttır

Zorunlu Arabuluculuk ve Görevli Yetkili Mahkeme

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca, haklı nedenle iş sözleşmesinin feshi sonrası talep edilecek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ücreti ve diğer işçilik alacakları için dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Dava şartı olan arabuluculuk aşaması tüketilmeden doğrudan mahkemeye başvurulması durumunda, dava usulden reddedilir. Arabuluculuk süreci genellikle başvurudan itibaren üç hafta içinde tamamlanır, zorunlu hallerde bu süre arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir.

Arabuluculuk görüşmelerinde taraflar alacak miktarları üzerinde uzlaşma sağlayabilirlerse düzenlenen anlaşma belgesi ilam niteliğinde belge sayılır ve uyuşmazlık tamamen sona erer. Anlaşma sağlanamaması durumunda ise arabulucu tarafından “Son Tutanak” düzenlenir. Davacı taraf, bu son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini dava dilekçesine ekleyerek yetkili mahkemede davasını açmak zorundadır.

İş uyuşmazlıklarında görevli mahkeme İş Mahkemesidir. İş mahkemesinin bulunmadığı adliyelerde ise dava, İş Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Yetkili mahkeme konusunda kanun iki alternatif sunmuştur: Davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ya da işin fiilen yapıldığı yer mahkemesidir. Örneğin Gaziantep sınırları içerisinde kurulu bir fabrikada çalışan bir işçi, uyuşmazlığın çözümü için Gaziantep İş Mahkemelerine başvurabilir.

Dava açılırken yargılama masraflarının da göz önünde bulundurulması gerekir. Başvuru harcı, peşin karar harcı, gider avansı, tebligat giderleri ve bilirkişi ücreti gibi masraf kalemleri dava açılışında peşin olarak yatırılır. Bu harç ve gider tarifeleri Adalet Bakanlığı tarafından her takvim yılı başında yeniden belirlenerek Resmi Gazete’de yayımlanır. Davayı kazanan taraf, yaptığı yargılama giderlerini ve yasal vekalet ücretini haksız çıkan karşı taraftan tahsil etme hakkına sahiptir.

Haklı Fesihte Sık Yapılan Hatalar ve Örnek Olay

Haklı fesih süreçlerinde yapılan hatalar, haklı olan tarafın maddi kayıplara uğramasına neden olmaktadır. En sık yapılan hata, fesih gerekçesini yazılı olarak somutlaştırmadan sözlü olarak işi bırakmak veya istifa dilekçesi vermektir. İstifa dilekçesi imzalayan bir işçi, gerçekte haklı fesih nedenleri bulunsa bile istifa etmiş sayılarak kıdem tazminatından mahrum kalma riskiyle karşılaşır. Bir diğer yaygın hata ise 6 iş günlük hak düşürücü süreyi geçirdikten sonra fesih bildirimi yapmaktır.

İşverenler tarafında ise savunma hakkı tanımadan veya soyut suçlamalarla fesih yapmak en büyük hatadır. Fesih bildiriminde yer almayan gerekçelere sonradan yargılama aşamasında dayanılamaz. Yargıtay’ın istikrarlı içtihatlarına göre, fesih bildiriminde belirtilen sebeple bağlılık kuralı geçerlidir; sonradan farklı fesih gerekçeleri ileri sürülemez veya fesih nedeni genişletilemez.

Konuyu somutlaştırmak adına tipik bir olay ele alınabilir: Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan bir imalat işletmesinde iki yıldır makine operatörü olarak çalışan bir personelin aylık ücreti düzenli ödenmesine karşın, haftalık 15 saati bulan fazla çalışmaları ve resmi tatil günleri ücretleri hiçbir bordroda gösterilmemiştir. Ayrıca sigorta primleri de gerçek kazancı üzerinden değil, asgari ücret üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmiştir.

İşçi, birikmiş alacaklarının ödenmesi için işverene sözlü başvuruda bulunmuş ancak sonuç alamamıştır. Bunun üzerine işçi, durumu noterden keşide ettiği bir ihtarname ile işverene bildirerek 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II maddesi uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshettiğini bildirmiştir. Yapılan zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine dava açılmış; sunulan tanık beyanları, emsal ücret araştırması ve banka kayıtları doğrultusunda mahkemece işçinin feshinin haklı olduğuna hükmedilerek kıdem tazminatı ile ödenmeyen fazla mesai alacaklarının tahsiline karar verilmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Haklı nedenle iş sözleşmesini fesheden işçi ihbar tazminatı alabilir mi?

Haklı nedenle fesih yapan işçi ihbar tazminatı talep edemez. İhbar tazminatı, sözleşmeyi haksız ve bildirimsiz olarak sonlandıran tarafın karşı tarafa ödediği bir tazminattır. Haklı fesih yapan işçi, feshi bizzat kendisi gerçekleştirdiği için yalnızca kıdem tazminatına ve diğer işçilik alacaklarına hak kazanır.

Maaşı geç veya eksik ödenen işçi haklı fesih yapabilir mi?

İşverenin ücreti kanun veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap etmemesi veya ödememesi işçiye haklı nedenle fesih imkânı tanır. Ücretin sürekli gecikmeli ödenmesi veya SGK primlerinin gerçek maaş yerine asgari ücretten yatırılması da Yargıtay içtihatları doğrultusunda haklı fesih gerekçesidir.

Haklı fesih bildirimi noterden yapılmak zorunda mıdır?

Kanunda fesih bildiriminin mutlaka noter aracılığıyla yapılacağına dair açık bir zorunluluk bulunmamaktadır. Ancak bildirimin içeriğinin, tebliğ tarihinin ve 6 iş günlük hak düşürücü sürenin ispatı açısından noter kanalıyla ihtarname çekilmesi hukuki güvenlik açısından en sağlıklı yöntemdir.

Haklı fesih yapan işçi işsizlik maaşı alabilir mi?

İş sözleşmesini haklı bir nedene dayanarak fesheden işçi, diğer yasal şartları (son 3 yılda en az 600 gün prim ve son 120 gün kesintisiz çalışma) taşıması halinde işsizlik ödeneğine hak kazanır. İşten çıkış kodunun SGK’ya haklı fesih olarak bildirilmesi veya açılacak davada feshin haklılığının tespiti gereklidir.

İşverenin haksız yere haklı fesih yapması halinde işçi ne yapabilir?

İşverenin hiçbir haklı gerekçe olmadan işçiyi tazminatsız işten çıkarması durumunda işçi, yasal şartları varsa işe iade davası açabilir veya kıdem ve ihbar tazminatları ile kötüniyet tazminatı talebiyle dava yoluna başvurabilir. Dava öncesinde zorunlu arabuluculuk sürecinin işletilmesi yasal bir zorunluluktur.

Sonuç

Haklı nedenle iş sözleşmesinin feshi, işçi ve işveren arasındaki çalışma barışını koruyan ve tarafları çekilmez hale gelen iş ilişkisine mahkûm olmaktan kurtaran çok önemli bir hukuki imkandır. Bu olağanüstü fesih yolunun geçerli sayılabilmesi; haklı nedenin varlığına, kanunda öngörülen hak düşürücü sürelere titizlikle uyulmasına ve usulüne uygun fesih bildiriminin yapılmasına doğrudan bağlıdır. İspat vasıtalarının doğru kurgulanmaması, haklı tarafların telafisi güç maddi ve manevi zararlarla karşılaşmasına yol açabilmektedir.

İş sözleşmesinin feshi sürecinde atılacak her adımın mevzuata, Yargıtay uygulamalarına ve somut olayın özelliklerine uygun biçimde planlanması gerekir. Hak kaybı yaşamamak ve fesih sürecini hukuki güvence altında tamamlamak için somut durumun bir avukatla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda karşılaştığınız iş hukuku uyuşmazlıklarında Gaziantep Koluman Tower’daki Büyük Hukuk Bürosu’ndan hukuki destek alabilirsiniz.


Büyük Hukuk Bürosu Hakkında

Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.

Çalışma Alanlarımız

  • Ticaret ve İş Hukuku
  • Şirketler Hukuku
  • Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
  • Aile Hukuku
  • İnşaat Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku

Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.

İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir