Adana'da maaş haczi kesinti oranları
| |

Adana’da maaş haczi kesinti oranları

Borçlunun geçimini asgari düzeyde sürdürebilmesi amacıyla kanun koyucu tarafından belirlenen maaş haczi kesinti oranları, kural olarak çalışanın net ücretinin en fazla dörtte biri (%25) olarak uygulanmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında güvence altına alınan bu oran, borçlunun rızası olmaksızın aşılamaz. İcra müdürlükleri tarafından işyerlerine gönderilen haciz müzekkerelerinde bu yasal sınırın gözetilmesi emredici bir hukuk kuralıdır.

Adana ilinde çalışan ve maaşına haciz konulan ya da bu riskle karşılaşan vatandaşlarımızın mali haklarını koruyabilmesi için yasal sınırları doğru bilmesi büyük önem taşır. Bu kapsamlı rehberde, ücret hacizlerinin sınırlarını, ikramiye ve tazminat gibi ek gelirlerin haczedilme koşullarını, nafaka borçlarının istisnai durumunu, işverenin yasal sorumluluklarını ve icra mahkemesine başvuru yollarını tüm ayrıntılarıyla inceleyeceğiz.

İcra Hukukunda Maaş Haczi Kesinti Oranları ve Yasal Sınırlar

Maaş ve ücretlerin haczi, alacaklının alacağına kavuşması ile borçlunun insani yaşam koşullarını devam ettirebilmesi arasındaki hassas dengenin korunmasını amaçlar. İcra ve İflas Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca, borçlunun almakta olduğu maaş veya ücretin kural olarak en az dörtte biri haczedilebilir; ancak bu oran borçlunun ve ailesinin geçimi için zorunlu olan miktar ayrıldıktan sonra belirlenir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında ve yerleşik icra pratiğinde bu üst sınır doğrudan dörtte bir (%25) olarak kabul edilmektedir.

Borçlunun muvafakati, yani açık ve yazılı rızası bulunmadığı sürece bu kesinti oranının üzerine çıkılması hukuken mümkün değildir. Haciz müzekkeresinin işverene tebliğinden önce borçlu tarafından verilen haciz muvafakatleri ise Yargıtay içtihatları doğrultusunda geçersiz sayılmaktadır. Dolayısıyla henüz icra dairesinden usulüne uygun bir haciz bildirimi gelmeden işçinin imzaladığı sözleşmelerle maaşından daha yüksek oranda kesinti yapılması kabul edilemez. Yasal çerçevede belirlenmiş olan maaş haczi kesinti oranları, kamu düzenine ilişkin olup tarafların tek taraflı iradeleriyle borçlu aleyhine genişletilemez.

Ücretin belirlenmesinde esas alınan tutar, brüt ücret değil, yasal kesintiler yapıldıktan sonra işçinin eline geçen net ücrettir. Sosyal Güvenlik Kurumu primi, işsizlik sigortası fonu kesintisi ve gelir vergisi gibi kamusal yükümlülükler düşüldükten sonra kalan tutar net ücreti oluşturur. İcra kesintisi işte bu net tutar üzerinden hesaplanmalıdır. İşverenin brüt ücret üzerinden hesaplama yaparak kesinti tutarını artırması açık bir hukuka aykırılık teşkil eder ve borçluya şikâyet hakkı doğurur.

Borçlunun birden fazla icra dosyası bulunması halinde dahi maaşından aynı anda birden fazla dosya için dörderte bir kesinti yapılamaz. İlk haciz bildirimini gönderen icra dosyasının borcu tamamen bitene kadar, sonraki dosyalar icra dairesi nezdinde sıraya girer. İlk dosyanın borcu kapandığında, sıradaki icra dosyası için kesinti yapılmaya başlanır. Böylece borçlunun maaşından aynı anda birden fazla icra dosyası nedeniyle yüzde yirmi beşi aşan bir kesinti gerçekleşmesinin önüne geçilir.

Farklı Gelir Türlerine Göre Maaş Haczi Kesinti Oranları

İşçinin yalnızca çıplak ücreti değil, işyerinden elde ettiği ek menfaatler ve tazminatlar da haciz sürecine konu olabilmektedir. Ancak her gelir türünün haczedilebilirlik derecesi ve tabi olduğu oranlar farklılık gösterir. Kanun koyucu, doğrudan ücret sayılan kalemler ile tazminat niteliğindeki ödemeleri birbirinden ayırmıştır. Bu ayrımın doğru yapılması, işçinin haksız kesintilere uğramasını engellemek adına son derece hayatidir.

Düzenli olarak ödenen ikramiye, prim ve fazla mesai ücretleri kural olarak geniş anlamda ücret kavramı içerisinde değerlendirilir. Yargıtay’ın benimsediği ilkelere göre, işçinin süreklilik arz eden ya da dönemsel olarak hak kazandığı ikramiye ve prim ödemelerinden de net ücrette olduğu gibi en fazla dörtte bir oranında kesinti yapılabilir. Kimi icra müdürlükleri ikramiyenin tamamının haczedilmesi yönünde müzekkere düzenlese de, bu tür işlemler şikâyet yoluyla iptal edilebilmektedir. Dolayısıyla ücret eklerinde de yasal maaş haczi kesinti oranları gözetilmelidir.

Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi toplu ödemeler ise çıplak ücret niteliğinde görülmemektedir. Bu ödemeler, iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olarak doğan ve işçinin geçmiş hizmetlerinin ya da bildirim süresine uyulmamasının karşılığı olan tazminatlardır. Yargı kararları uyarınca, kıdem ve ihbar tazminatları üzerinde dörtte birlik sınırlama kural olarak uygulanmaz; dosya borcu miktarını aşmamak kaydıyla bu tazminatların tamamı haczedilebilir. İş akdi feshedilen borçlunun alacağı tazminat, haciz müzekkeresi kapsamında işveren tarafından doğrudan icra dosyasına aktarılmak zorundadır.

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan emekli maaşları ise 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun ilgili hükümleriyle özel koruma altına alınmıştır. Emekli maaşları, nafaka borçları ve kurumun kendi prim alacakları haricinde kural olarak haczedilemez. Emeklinin, icra takibi kesinleştikten sonra açık ve yazılı muvafakat vermesi durumunda dahi bu muvafakat yalnızca belirtilen dosya ile sınırlı olarak sonuç doğurur. Emekli maaşından rıza dışı kesinti yapılması açıkça hukuka aykırıdır.

Gelir / Ödeme Türü Uygulanan Yasal Kesinti Oranı Hukuki Dayanak ve Uygulama Esası
Aylık Net Maaş / Ücret En fazla 1/4 (%25) İİK m. 83 ve İş Kanunu m. 35 uyarınca zorunlu yasal üst sınır.
Düzenli İkramiye ve Prim En fazla 1/4 (%25) Geniş anlamda ücret sayıldığından ücret haczi sınırına tabidir.
Fazla Çalışma Ücreti En fazla 1/4 (%25) Ücret niteliğinde olup kısmi haciz sınırlamasına dahildir.
Kıdem ve İhbar Tazminatı Tamamı (Borç miktarıyla sınırlı) Tazminat niteliğindedir; ücret koruması kapsamında yer almaz.
Emekli Maaşı Kural olarak haczedilemez (%0) 5510 SK m. 93 koruması (Nafaka borçları hariç tutulmuştur).

Maaş Haczi Müzekkeresi ve İşverenin Yasal Yükümlülükleri

İcra dairesi tarafından borçlunun çalıştığı işyerine tebliğ edilen resmi yazıya maaş haciz müzekkeresi adı verilir. Bu belge, borçlunun hak edeceği maaş ve ücretlerden yasal kesintinin yapılarak icra dairesinin banka hesabına yatırılmasını emreder. Müzekkereyi tebliğ alan işveren, kanunen icra dairesinin bir nevi tahsilat memuru gibi hareket etmek ve kanuni talimatları eksiksiz yerine getirmek zorundadır.

İcra ve İflas Kanunu uyarınca işveren, haciz müzekkeresinin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren en geç bir hafta içinde icra dairesine resmi bir cevap vermekle mükelleftir. Bu cevapta; borçlunun işyerinde çalışıp çalışmadığı, alacağı net maaş tutarı, üzerinde daha önceden konulmuş başka bir haciz bulunup bulunmadığı ve varsa sıraya alınan dosyaların bilgileri açıkça bildirilmelidir. Yanıt verilmemesi veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması işveren açısından ciddi hukuki ve cezai yaptırımlar doğurur.

İşverenin yükümlülüklerini adım adım yerine getirmesi gereken süreç şu şekilde işler:

  1. Tebligatın işyerine ulaştığı tarihin ve tebliğ alan kişinin usulünce kayıt altına alınması,
  2. Borçlu çalışanın işyerindeki güncel çalışma ve net ücret durumunun muhasebe birimince incelenmesi,
  3. Tebliğden itibaren yedi günlük yasal süre içinde icra dairesine resmi yanıt dilekçesinin sunulması,
  4. Takip eden ilk maaş ödeme döneminde net ücretin dörtte birinin kesilerek icra dairesi IBAN hesabına aktarılması,
  5. İş akdinin istifa, fesih veya emeklilik gibi nedenlerle sona ermesi durumunda derhal icra müdürlüğüne bilgi verilmesi.

Maaş haciz müzekkeresini tebliğ almasına rağmen kesinti yapmayan ya da kesinti tutarını icra dairesine göndermeyen işverenler, kesmedikleri veya kesip de göndermedikleri tutar kadar borçtan şahsen sorumlu tutulurlar. İcra dairesi, işverene karşı doğrudan haciz işlemi uygulayarak ilgili tutarı işverenin malvarlığından tahsil etme yetkisine sahiptir. Bu nedenle işverenlerin yürürlükteki maaş haczi kesinti oranları çerçevesinde hesaplama yapması her iki taraf için de zorunluluktur.

Adana İlindeki İcra Dairelerinde Takip Süreci ve Yetkili Merciler

İcra takiplerinde yetki ve görev kuralları, işlemlerin usul ekonomisine uygun şekilde yürütülmesi bakımından büyük bir öneme sahiptir. Para alacaklarına ilişkin genel haciz takiplerinde yetkili icra dairesi, kural olarak borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesidir. Adana ilindeki icra dairelerinde açılan icra dosyalarında, borçlunun haklarının korunması ve itirazların süresinde ileri sürülmesi usul kurallarına sıkı sıkıya bağlıdır.

Hakkında Adana merkezli bir icra takibi başlatılan ve ödeme emri kesinleşen bir borçlunun işyerine haciz müzekkeresi gönderildiğinde, sürecin denetimi icra mahkemelerinin görev alanına girer. İcra dairesinin yaptığı bir işlemin kanuna aykırı olması, örneğin yasal oranı aşacak şekilde kesinti yapılması talimatı verilmesi durumunda, borçlu Adana İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde şikâyet yoluna başvurabilir. Görevli mahkeme münhasıran icra hukuk mahkemesidir; genel mahkemelere yapılan başvurular görevsizlik sebebiyle reddedilir.

Yetki hususunda ise takibin yürütüldüğü yer icra dairesi ve bu dairenin bağlı olduğu icra mahkemesi yetkilidir. Eğer icra takibi başka bir şehirde başlatılmış ve işyeri Adana sınırları içerisindeyse, kesintiyi uygulayacak işverenin muhatap olduğu asıl takip dosyası ilgili şehrin icra dairesindedir. Ancak istinabe yoluyla yapılan işlemlerde yerel icra dairelerinin de belirli yazışma yetkileri bulunmaktadır. Yetkisiz bir icra dairesi tarafından gönderilen müzekkerelere karşı usul kuralları işletilerek gerekli itirazlar süresinde sunulmalıdır.

İcra mahkemelerine yapılan başvurularda arabuluculuk dava şartı bulunmamaktadır. Maaş haczindeki hukuka aykırılıkların giderilmesi, icra dairesinin işlemlerine karşı bir kanun yolu olan şikâyet prosedürüne tabidir. Bu sebeple iş mahkemelerindeki gibi dava açmadan önce arabulucuya gitme zorunluluğu olmaksızın doğrudan mahkemeye dilekçe verilerek işlemin düzeltilmesi veya iptali talep edilir.

Haciz Sırası, Nafaka Alacakları ve Deprem Dönemi Düzenlemeleri

Bir çalışanın maaşı üzerinde birden çok alacaklının haciz talebi olduğunda, icra hukukunun temel prensiplerinden olan “önce gelen önceliklidir” kuralı devreye girer. İşverene ilk tebliğ edilen haciz müzekkeresi birinci sırayı alır ve maaştan kesilen dörtte birlik pay bu dosyaya aktarılır. Diğer alacaklıların talepleri ise sıraya konularak icra dairesine bildirilir. Ancak kanun koyucu bazı alacak türlerine genel kuralın üzerinde bir öncelik tanımıştır.

Nafaka alacakları, kanunen en üstün imtiyaza sahip alacaklar arasında yer alır. Cari ay nafaka borcu, diğer tüm adi icra takiplerinden ve haciz sıralarından bağımsız olarak derhal kesilmek zorundadır. Borçlunun maaşında önceden konulmuş başka bir haciz bulunsa dahi, cari nafaka miktarı maaştan öncelikle kesilir; kalan kısımdan ise diğer adi alacaklar için yasal maaş haczi kesinti oranları uygulanır. Hatta mahkemece takdir edilen nafaka miktarı net maaşın dörtte birini aşsa dahi, cari nafakanın tamamı maaştan kesilmek mecburiyetindedir. Ancak birikmiş nafaka alacakları adi alacak niteliğinde değerlendirildiğinden, bunlar için ancak genel haciz sırası işletilebilir.

Olağanüstü durumlar ve afet dönemlerinde de icra takiplerine ilişkin özel yasal düzenlemeler hayata geçirilmektedir. Bilindiği üzere, 6 Şubat depremleri sonrasında Adana ve afetten etkilenen diğer illerde yargı ve icra süreçlerine dair çeşitli yasal ertelemeler ve koruyucu tedbirler uygulanmıştır. Afet bölgesinde ilan edilen olağanüstü hal ve çıkarılan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri doğrultusunda, belirli dönemlerde haciz işlemleri ve süreler durdurulmuş, vatandaşların temel geçim kaynaklarının korunması hedeflenmiştir.

Deprem sonrası yürürlüğe giren yasal düzenlemeler, icra işlemlerinin durdurulması ve hak kayıplarının önlenmesi açısından geçici bir koruma kalkanı oluşturmuştur. Bu süreçte depremzede borçluların maaş hacizlerinin akıbeti, yayımlanan mevzuat hükümleri çerçevesinde icra müdürlüklerince yeniden değerlendirilmiştir. Afet mevzuatının genel ilkesi gereği, olağanüstü koşullarda borçluların yaşamlarını yeniden kurabilmeleri amacıyla icra baskısı belirli sürelerle hafifletilmiştir.

Hatalı Kesintilere İtiraz, Şikâyet Yolları ve Hak Düşürücü Süreler

Uygulamada icra dairelerinin veya işverenlerin hesaplama hataları sebebiyle çalışanların maaşlarından yasal sınırların üzerinde kesintiler yapıldığı sıklıkla görülmektedir. Borçlunun net maaşının dörtte birinden fazlasının kesilmesi, rızası olmaksızın birden fazla dosyanın aynı anda tahsil edilmesi ya da emekli maaşına haksız bloke konulması bu hataların başında gelir. Bu tür hukuka aykırı durumlarda borçlunun sessiz kalmaması ve yasal başvuru yollarını derhal işletmesi gerekir.

İcra müdürünün işlemlerine karşı başvurulacak temel hukuki yol “şikâyet” müessesesidir. İcra ve İflas Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince şikâyet, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren kural olarak yedi günlük hak düşürücü süreye tabidir. Örneğin, maaşından fazladan kesinti yapıldığını bordrosunu alarak öğrenen işçi, bu tarihten itibaren yedi gün içinde takibin yürütüldüğü icra dairesinin bağlı olduğu İcra Hukuk Mahkemesine şikâyet dilekçesi vermelidir. Sürenin kaçırılması halinde, o ay yapılan kesintiye ilişkin şikâyet hakkı düşebilir.

Bununla birlikte, kamu düzenine aykırılık teşkil eden veya bir hakkın yerine getirilmemesinden kaynaklanan işlemlere karşı süresiz şikâyet yolu açıktır. Kanunun emredici nitelikteki koruma hükümlerini açıkça çiğneyen, borçlunun asgari yaşam hakkını elinden alan kesintiler Yargıtay uygulamalarında çoğu zaman kamu düzenine aykırı kabul edilmekte ve süresiz şikâyete konu edilebilmektedir. Yine de hak kaybı riskini bertaraf etmek adına her halükarda yedi günlük yasal süre içinde harekete geçmek en güvenli yaklaşımdır. Şikâyet dilekçesinde, maaş haczi kesinti oranları sınırının aşıldığı somut bordro ve belgelerle ortaya konmalıdır.

Başvuru sırasında borçlunun icra mahkemesinden tedbir talebinde bulunması da oldukça mühimdir. Mahkeme karar verene kadar haksız kesintilerin devam etmesini önlemek amacıyla, dava sonuna kadar maaştan yapılan fazla kesintilerin icra veznesinde tutulması veya kesintinin yasal sınıra çekilmesi talep edilmelidir. Mahkeme şikâyeti haklı bulursa, fazla kesilen tutarların borçluya iadesine ve haciz müzekkeresinin düzeltilmesine karar verir.

Uygulamadan Somut Örnek Olay Analizi

Hukuki kuralların somut bir senaryo üzerinden incelenmesi, konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Adana ilinde bir sanayi kuruluşunda işçi olarak çalışan bir borçlu, geçmiş dönemden kalan tüketici kredisi borcu sebebiyle icra takibiyle karşılaşmıştır. Borçlunun aylık eline geçen net ücreti tüm yasal kesintiler sonrasında net bir tutara ulaşmaktadır; ayrıca işyerinden yılda iki defa ikramiye almaktadır.

Alacaklı vekili, borçlunun çalıştığı Adana merkezli fabrikaya haciz müzekkeresi göndermiş ve müzekkerede “borçlunun almakta olduğu maaşının dörtte birinin, ayrıca alacağı her türlü ikramiye ve primin ise tamamının haczine” şeklinde bir talepte bulunmuştur. İşveren muhasebesi, tebliğ edilen bu müzekkere üzerine işçinin net maaşından yüzde yirmi beş oranında kesinti yapmış, dönemsel olarak ödenen ikramiyenin ise tamamını icra dairesinin hesabına aktarmıştır. Borçlu işçi, eline hiç ikramiye geçmemesi üzerine geçimini temin edemez duruma düşmüştür.

Olayda işverenin ve icra dairesinin ikramiyenin tamamına yönelik haciz işlemi hukuka açıkça aykırıdır. Yukarıda açıklandığı üzere, düzenli ikramiyeler geniş anlamda ücret sayıldığından bunların da en fazla dörtte biri haczedilebilir. Bu durumda borçlu çalışan, ikramiyeden yapılan tam kesintiyi öğrendiği günden itibaren yedi gün içerisinde yetkili İcra Hukuk Mahkemesine başvurarak memur işlemini şikâyet etmelidir. Mahkeme, Yargıtay’ın istikrarlı uygulamaları doğrultusunda ikramiyenin dörtte birini aşan kısmının haczedilemeyeceğine hükmederek fazla kesilen paranın borçluya iadesini emredecektir. Bu örnek, yasal maaş haczi kesinti oranları çerçevesinde kalmanın ne denli kritik olduğunu açıkça göstermektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Maaşımdan aynı anda iki farklı icra kesintisi yapılabilir mi?

Hayır, kural olarak aynı anda birden fazla icra dosyası için maaşınızdan kesinti yapılamaz. İlk haciz bildirimini gönderen icra dosyasının borcu tamamen ödenip kapanana kadar, sonraki dosyalar haciz sırasına girerek beklemek zorundadır.

İşten ayrıldığımda kıdem tazminatımın ne kadarı icraya kesilebilir?

Kıdem tazminatı çıplak ücret kapsamında değerlendirilmediği için dörtte birlik yasal haciz korumasına tabi değildir. İcra dosyasındaki toplam borç tutarını aşmamak şartıyla, işveren tarafından kıdem tazminatınızın tamamı icra dairesine ödenebilir.

Emekli maaşıma borcumdan dolayı doğrudan haciz konulabilir mi?

5510 sayılı Kanun uyarınca emekli maaşları, borçlunun icra takibi kesinleştikten sonra vereceği açık ve yazılı rıza olmadan haczedilemez. Yalnızca nafaka alacakları ile Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kendi prim alacakları bu kuralın istisnasını oluşturur.

Nafaka borcu diğer icra kesintilerinden önce mi gelir?

Evet, mahkemece hükmedilmiş olan cari ay nafaka alacakları kanunen öncelikli ve imtiyazlı alacaklardandır. Maaşınızda başka icra hacizleri bulunsa dahi cari nafaka miktarı derhal kesilir ve öncelikle ilgili nafaka alacaklısına ödenir.

Maaşımdan yasal orandan fazla kesinti yapılırsa ne yapmalıyım?

Maaşınızdan dörtte birden fazla kesinti yapıldığını öğrendiğiniz tarihten itibaren yedi gün içerisinde İcra Hukuk Mahkemesine şikâyet başvurusunda bulunmalısınız. Mahkeme yapacağı inceleme sonucunda kanuna aykırı kesintinin iptaline ve fazla tutarın tarafınıza iadesine karar verir.

Sonuç

Borçlunun yaşamını asgari düzeyde idame ettirebilmesini hedefleyen yasal düzenlemeler, icra dairelerinin tahsilat yetkilerini belirli sınırlarla çevrelemiştir. Ücretlerden yapılacak kesintilerde gözetilmesi zorunlu olan maaş haczi kesinti oranları, borçlunun onayına bağlı olmaksızın net gelirin dörtte biri ile sınırlandırılmıştır. İkramiye ve prim gibi yan ödemelerde de bu oranın korunması esasken, tazminat ve nafaka gibi özel kalemlerde farklı yasal kuralların geçerli olduğu göz ardı edilmemelidir.

Haciz müzekkerelerinin muhatabı olan işverenlerin sorumlulukları, haciz sıralarının takibi, afet mevzuatının getirdiği geçici korumalar ve icra mahkemesine yapılacak şikâyet başvuruları son derece teknik usul kurallarına bağlıdır. Hak kaybına uğramamak, haksız kesilen meblağların iadesini sağlamak ve icra sürecini hukuki güvence altında yürütmek adına sürecin bir avukatla değerlendirilmesi büyük yarar sağlar. Avukatlar Türkiye’nin her ilindeki dosyaları takip edebildiğinden, Adana ilindeki bu tür uyuşmazlıklarda Gaziantep Koluman Tower’daki Büyük Hukuk Bürosu’ndan da hukuki destek alınabilir.


Büyük Hukuk Bürosu Hakkında

Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.

Çalışma Alanlarımız

  • Ticaret ve İş Hukuku
  • Şirketler Hukuku
  • Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
  • Aile Hukuku
  • İnşaat Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku

Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.

İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir