Şirketler arası borç tahsilatı süreci nasıldır?
Şirketler arası borç tahsilatı, ticari faaliyetlerden doğan fatura, sözleşme, cari hesap veya kambiyo senedine dayalı alacakların yasal çerçevede tahsil edilmesini sağlayan idari, arabuluculuk ve icra mekanizmalarının bütünüdür. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın büyüklüğüne, eldeki ispat vasıtalarına ve borçlunun mali durumuna göre izlenecek yol, doğrudan dava açılmasından ihtiyati hacze ya da icra takibine kadar değişiklik gösterir. Alacaklı işletmelerin hak kaybına uğramadan hareket etmesi, Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve İcra ve İflas Kanunu hükümlerinde yer alan usul kurallarına tam uyum sağlanmasını zorunlu kılar.
Mal teslimi veya hizmet ifasına rağmen vadesi gelen alacağın ödenmemesi, şirketlerin finansal nakit akışını doğrudan sarsan ve ticari sürekliliği tehlikeye atan ciddi bir problemdir. Bu rehberde, ticari ilişkilerinizde karşılaştığınız ödenmeyen borçların hukuki yollarla tahsiline ilişkin temel mekanizmaları, dava şartı arabuluculuk sürecini, icra takibi aşamalarını, ispat araçlarını ve uygulamada yapılan kritik hataları detaylarıyla inceleyeceksiniz.
Ticari Alacakların Niteliği ve Şirketler Arası Borç Tahsilatı Yasal Dayanakları
Ticaret hayatında tarafların tacir sıfatı taşıması, borç ilişkilerinin genel hükümlerden farklılaşmasına yol açar. Türk Ticaret Kanunu uyarınca her tacir, ticari işletmesine ilişkin bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi davranmakla yükümlüdür. Bu yasal sorumluluk, sözleşmelerin kurulması, teslim tutanaklarının tanzimi, faturaların itiraz süreleri ve temerrüt ihtarlarının şekli gibi pek çok alanda doğrudan etkisini gösterir. Şirketler arası borç tahsilatı süreci yürütülürken taraflar arasındaki ticari defterlerin usulüne uygun tutulması, karşılıklı bildirimlerin kanunda öngörülen resmi vasıtalarla yapılması ve belgelerin saklanması hayati önem taşır.
Ticari borçların dayanağını çoğunlukla Türk Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen satım, eser, kira veya vekalet gibi sözleşmeler oluşturur. Bunun yanında günlük ticari operasyonlarda akdedilen cari hesap sözleşmeleri de borcun varlığında belirleyici rol oynar. Cari hesap, iki şirketin karşılıklı alacak ve borç kalemlerini ayrı ayrı talep etmek yerine bir hesapta birleştirmelerini ve hesap devresi sonunda ortaya çıkan bakiyeyi talep edebilmelerini ifade eder. Bakiyenin kesinleşmesi için hesap özetinin noter kanalıyla, iadeli taahhütlü mektupla, telgrafla ya da güvenli elektronik imza içeren Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) yoluyla karşı tarafa tebliğ edilmesi gerekir.
Borcun ifa edilmemesi halinde alacaklı şirketin hakları İcra ve İflas Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri çerçevesinde korunur. Tacirler arasındaki borçlarda faiz serbestisi kuralı geçerli olup, taraflar sözleşmede ticari temerrüt faizini kararlaştırmamışlarsa Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan güncel avans faiz oranı talep edilebilir. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun 1530. maddesi, mal ve hizmet tedarikinde borçlunun temerrüde düşmesi durumunda uygulanacak faiz ve asgari giderim tutarlarını özel bir rejim altında düzenleyerek alacaklının korunmasını hedefler.
Dava ve İcra Öncesi Dönem: Şirketler Arası Borç Tahsilatı İçin İhtar ve Arabuluculuk
Uyuşmazlıkların yargıya veya icra dairesine intikal etmesinden önceki hazırlık safhası, sürecin akıbetini büyük oranda tayin eder. Borçluyu hukuken temerrüde düşürmek, yani ödemede geciktiğini yasal zeminde tespit etmek için kural olarak ihtarda bulunulması gerekir. Sözleşmede kesin bir vade kararlaştırılmamışsa, borçlu ancak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesinin 3. fıkrasına göre tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmek veya sözleşmeyi feshetmek amacıyla yapılacak ihbar ve ihtarların noter marifetiyle, taahhütlü mektupla, telgrafla veya KEP sistemi kullanılarak yapılması şarttır. Adi e-posta veya mesajlaşma uygulamaları üzerinden iletilen talepler borçluyu hukuken temerrüde düşürmeye yetmeyebilir.
İhtar aşamasının ardından alacaklı şirketin dava yoluna başvurabilmesi için şirketler arası borç tahsilatı kapsamında kanuni dava şartı arabuluculuk sürecini tamamlaması gerekir. Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi doğrultusunda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli ticari davalarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Doğrudan dava açılması halinde, dava şartı yokluğu sebebiyle mahkemece davanın usulden reddine karar verilir. Bu süreç alacaklı şirkete, mahkeme masraflarına katlanmadan ve uzun yargılama sürelerini beklemeden borçluyla müzakere masasında anlaşma fırsatı sunar.
Arabuluculuk görüşmelerinde tarafların vekilleri veya yetkili şirket temsilcileri hazır bulunur. Görüşmeler neticesinde borcun ana parası, işlemiş faizi, ödeme takvimi veya teminat verilmesi hususlarında mutabakata varılırsa bir anlaşma tutanağı tanzim edilir. İcra ve İflas Kanunu’nun 38. maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca taraflarca ve vekillerince imzalanan bu tutanak, mahkeme ilamı niteliğinde belge sayılır. Borçlu şirket protokole aykırı hareket edip ödemeleri aksattığında, alacaklı ilamlı icra takibi başlatarak itiraza yer bırakmaksızın doğrudan haciz aşamasına geçme hakkı elde eder.
Adım Adım Şirketler Arası Borç Tahsilatı Süreci
Borcun sulh veya arabuluculuk yoluyla çözülemediği durumlarda cebri icra ve mahkeme safhası devreye girer. Alacaklı şirket, elindeki belgelerin hukuki vasfına göre en uygun takip yöntemini seçerek icra dairelerine başvurmalıdır. Yasal sürecin aşamaları sistemli bir yol haritası izlenerek yönetilmelidir:
- Takip Yolunun Belirlenmesi ve Takip Talebi: Alacak kambiyo senedine (çek, bono, poliçe) dayanıyorsa kambiyo senetlerine özgü haciz yolu seçilir; adi yazılı sözleşme, fatura veya cari hesaba dayanıyorsa genel haciz yoluyla ilamsız takip tercih edilir. İcra dairesine sunulan takip talebinde alacağın dayanağı, talep edilen faiz türü ve oranı açıkça belirtilir.
- Ödeme Emrinin Tebliği: İcra dairesi borçlu şirkete bir ödeme emri gönderir. İlamsız takiplerde borçlunun tebliğden itibaren 7 gün içinde itiraz etme, kambiyo senetlerinde ise 5 gün içinde icra mahkemesine şikayette bulunma ve 10 gün içinde ödeme yapma yükümlülüğü bulunur.
- Takibin Kesinleşmesi veya İtiraz: Borçlu şirket süresi içinde borca veya imzaya itiraz etmezse takip kesinleşir. Genel haciz yolunda borçlunun tebliğ edilen ödeme emrine 7 gün içinde yetkili icra dairesine vereceği bir dilekçeyle itiraz etmesi durumunda icra takibi kendiliğinden durur.
- İtirazın Hükümden Düşürülmesi: Takibin durması üzerine alacaklı şirket iki yoldan birine başvurur: Elinde İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesinde sayılan kesin borç ikrarı içeren noter senedi veya resmi belge varsa 6 ay içinde icra mahkemesinde itirazın kaldırılması talep edilebilir; bu nitelikte belge yoksa 1 yıl içinde Asliye Ticaret Mahkemesinde itirazın iptali davası açılır. Bu davadan önce de ticari arabuluculuk şartı yerine getirilmelidir.
- Haciz ve Muhafaza İşlemleri: Takibin kesinleşmesiyle birlikte borçlu şirketin banka hesaplarına elektronik haciz (e-haciz) konulur, taşınır ve taşınmaz malları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine haciz tatbik edilir. Gerekli hallerde şirket merkezinde fiili haciz ve menkul malların muhafazası gerçekleştirilir.
- Satış ve Paraya Çevirme: Haczedilen menkul ve gayrimenkul mallar İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre elektronik ortamda satışa çıkarılır. İhale yoluyla satılan malların bedeli icra veznesine aktarılarak alacaklının alacağı kapatılır.
İtirazın iptali davasında alacaklının haklı çıkması halinde mahkeme borçluyu, haksız itirazından ötürü hükmolunan tutarın en az yüzde yirmisi oranında icra inkâr tazminatına mahkum eder. Bu yaptırım, borçluların süreci uzatmak amacıyla kötü niyetle takibe itiraz etmesini engellemeye yöneliktir.
İhtiyati Haciz ve Alacağın Güvence Altına Alınması
Yargılama ve takip süreçlerinin devam ettiği esnada borçlu şirketlerin mal varlıklarını devretmesi, banka hesaplarını boşaltması veya tabela değiştirerek ticari faaliyetlerini başka yapılar altına taşıması sıkça karşılaşılan bir tehlikedir. Bu tür kötü niyetli tasarrufların önüne geçebilmek adına İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz müessesesi hayati bir koruma sağlar. İhtiyati haciz, para alacaklarının vadesinde ödenmesini temin etmek amacıyla mahkeme kararıyla borçlunun mallarına geçici olarak el konulması işlemidir.
İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın kural olarak muaccel (ödenme günü gelmiş) olması ve rehinle temin edilmemiş bulunması şarttır. Vadesi gelmemiş alacaklar içinse borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması ya da taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizleme, kaçırma veya kendisinin kaçmaya hazırlanması gibi somut emarelerin varlığı aranır. Mahkeme ihtiyati haciz talebini değerlendirirken yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde hareket eder; alacağın varlığını gösteren sözleşme, fatura, cari hesap dökümü ve teslim fişleri incelenir.
Haksız yere ihtiyati haciz konulması durumunda borçlunun ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararları karşılamak amacıyla alacaklıdan kural olarak teminat istenir. Teminat miktarı mahkemenin takdirine bağlı olmakla birlikte uygulamada alacak tutarının yüzde on veya on beşi civarında nakit ya da banka teminat mektubu şeklinde talep edilir. Alacak ilama veya kambiyo senedine dayanıyorsa mahkeme teminat oranını düşürebilir ya da teminatsız karara hükmedebilir. Karar alındıktan sonra 10 gün içinde icra dairesine başvurulup infazı istenmeli ve infazdan itibaren 7 gün içinde esas takibe geçilmeli veya dava açılmalıdır.
Borç Tahsilatında İspat Araçları, Ticari Defterler ve Gerekli Belgeler
Mahkeme veya icra mercii önünde haklılığın kanıtlanması doğrudan delillerin hukuki geçerliliğine bağlıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca belirli bir tutarın üzerindeki hukuki işlemler senetle (yazılı delille) ispat edilmek zorundadır. Ticari hayatta tek başına fatura düzenlenip gönderilmiş olması, karşı tarafça itiraz edilmese dahi malın veya hizmetin fiilen teslim edildiğini ispatlamaz. Fatura sadece sözleşmenin içeriğine ve bedele ilişkin bir belge olup, asıl ispat yükü teslimatın gerçekleştiğini gösteren yan belgelerdedir.
Alacaklının elindeki delil setinin eksiksiz olması şirketler arası borç tahsilatı sürecinin başarıya ulaşmasında anahtar rol oynar. İspat sürecinde en çok ihtiyaç duyulan belgeler şunlardır:
- Ticari Sözleşmeler ve Protokoller: Tarafların hak ve borçlarını, teslimat şartlarını, faiz oranlarını ve yetkili mahkemeleri düzenleyen ıslak imzalı veya güvenli elektronik imzalı sözleşme metinleri.
- Sevk İrsaliyeleri ve Teslim Tutanakları: Fatura konusu malın borçlu şirkete ya da onun yetkili personeline teslim edildiğini kanıtlayan, imza ve kaşe içeren teslim fişleri.
- e-Fatura ve Temel Fatura Kayıtları: Elektronik fatura sisteminde karşı tarafa iletilen, ticari fatura senaryosunda 8 günlük yasal itiraz süresi içinde reddedilmemiş belgeler.
- Cari Hesap Mutabakat Formları: Belirli dönemlerde tarafların karşılıklı imzaladığı, bakiye borç miktarını teyit eden mutabakat mektupları.
- Ba-Bs Bildirim Formları: Şirketlerin Vergi Dairesine sunduğu ve birbirlerinden yaptıkları mal veya hizmet alımlarını resmen beyan ettikleri bildirim formları.
- Banka Dekontları ve Havale Açıklamaları: Yapılan kısmi ödemeleri ve sipariş avanslarını gösteren banka hareket kayıtları.
Uyuşmazlık dava aşamasına geldiğinde Türk Ticaret Kanunu’nun 222. maddesi kapsamında ticari defterlerin ibrazı zorunludur. Bir şirketin kendi ticari defterlerini lehine delil olarak kullanabilmesi için defterlerin kanuna uygun eksiksiz tutulmuş olması, açılış ve kapanış onaylarının noterden süresinde yaptırılmış bulunması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması gerekir. Karşı tarafın defterleriyle yapılacak bilirkişi incelemesinde mutabakat sağlanması halinde mahkeme başkaca delil aramaksızın borcun varlığına hükmedebilir.
Zamanaşımı Süreleri, Görevli Mahkemeler ve Maliyet Dengesi
Alacak haklarının süresinde ileri sürülmemesi, borcun zamanaşımına uğramasına ve dava yoluyla tahsil edilemez hale gelmesine yol açar. Türk Borçlar Kanunu’na göre genel zamanaşımı süresi 10 yıldır. Ancak Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nun özel hükümleri uyarınca kira alacakları, eser sözleşmesinden doğan iş bedeli alacakları, acentelik ve komisyonculuk ücretleri gibi belirli ticari talepler 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Kambiyo senetlerinde ise süreler çok daha kısadır; poliçe ve bonolarda keşideciye karşı açılacak davalar 3 yılda, çeklerde ise ibraz süresinin bitiminden itibaren 3 yılda zamanaşımına uğrar.
Görevli mahkeme kural olarak her iki tarafın tacir olduğu ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili bulunduğu davalarda Asliye Ticaret Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ve icra dairesi ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca borçlu şirketin yerleşim yeri (şirket merkezi), sözleşmenin ifa edileceği yer ya da sözleşmede geçerli bir yetki şartı varsa kararlaştırılan yer mahkemesidir. Örneğin Gaziantep sanayisinde yer alan bir firmanın sözleşmesinde Gaziantep Mahkemeleri yetkili kılınmışsa, uyuşmazlık burada çözümlenir.
Takip ve dava başlatırken yargılama harçları, gider avansı, tebligat masrafları ve ihtiyati haciz teminatı gibi kalemler peşin olarak ödenir. Dava ve icra harçları ile arabuluculuk tarifeleri her yıl ilgili bakanlıklar tarafından maktu ve nispi oranlar üzerinden yeniden belirlenmektedir. Davayı kazanan taraf yaptığı bütün bu yasal masrafları ve kanuni vekalet ücretini borçludan tahsil etme hakkına sahiptir.
| Takip ve Dava Türü | Yasal Dayanak | İtiraz ve Başvuru Süresi | Temel İspat Şartı | Risk ve Yaptırım |
|---|---|---|---|---|
| Genel Haciz Yolu (İlamsız İcra) | İİK m. 42 vd. | Ödeme emrinden itibaren 7 gün | Belge zorunluluğu yok, itiraz halinde belge gerekir | İtiraz ile takip durur, dava açılması gerekir |
| Kambiyo Senetlerine Özgü Takip | İİK m. 167 vd. | 5 gün şikayet / 10 gün ödeme | Usulüne uygun çek veya bono aslı | Takip doğrudan durmaz, borçlunun mahkemeden tedbir alması gerekir |
| Zorunlu Ticari Arabuluculuk | TTK m. 5/A | Dava açılmadan önce başvuru | Müzakere ve anlaşma iradesi | Başvurulmazsa dava usulden reddedilir |
| İtirazın İptali Davası | İİK m. 67 | İtirazın tebliğinden itibaren 1 yıl | Fatura, teslim fişi, irsaliye, ticari defterler | Haksız çıkan tarafa en az %20 icra inkâr tazminatı |
| İhtiyati Haciz Talebi | İİK m. 257 vd. | Karardan sonra 10 gün içinde infaz | Yaklaşık ispat ve mahkemece belirlenen teminat | Haksız haciz halinde tazminat sorumluluğu |
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar ve Örnek Olay Değerlendirmesi
Alacak tahsilatında karşılaşılan en büyük handikap, şekil şartlarına ve süre sınırlarına yeterince riayet edilmemesidir. Şirketler çoğu zaman faturayı kestikten sonra teslim fişini kaşesiz veya yetkisiz personele imzalatmakta, itiraz sürelerini sözlü vaatlerle geçirmekte ve borçlu şirketin konkordato ilan etmesine ya da mal varlığını boşaltmasına seyirci kalmaktadır. Şirketler arası borç tahsilatı mekanizmasında atılacak yanlış bir adım, haklı olunan bir alacağın senelerce tahsil edilememesine ve yüksek mahkeme masraflarının alacaklının üzerinde kalmasına sebebiyet verebilir.
Gerçek hayattaki işleyişi aydınlatmak üzere tipik bir uyuşmazlık örneği incelenebilir: Gaziantep sanayi bölgesinde imalat yürüten bir dokuma şirketi, başka bir ildeki hazır giyim firmasına yüklü miktarda kumaş sevkiyatı yapmıştır. Satıcı firma e-fatura düzenlemiş ve malları nakliye firması aracılığıyla sevk etmiştir. Ancak alıcı firma vadede ödeme yapmamış, gönderilen e-postalara cevap vermemiştir. Alacaklı şirket gecikmeksizin noterden ihtarname çekerek borçluya 7 günlük kesin ödeme süresi tanımış ve borçluyu temerrüde düşürmüştür.
Ödeme yapılmaması üzerine genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatılmış, borçlu şirket ise ödeme emrine matbu bir dilekçeyle “borcum yoktur” diyerek 7 gün içinde itiraz etmiştir. Takibin durması üzerine alacaklı şirket önce ticari dava şartı arabuluculuğa başvurmuş, anlaşma sağlanamaması üzerine Asliye Ticaret Mahkemesinde itirazın iptali davası açmıştır. Mahkemede sunulan sevk irsaliyelerindeki teslim imzalarının borçlu şirket çalışanına ait olduğu bilirkişi eliyle ispatlanmış ve borçlunun Vergi Dairesine sunduğu Ba bildirim formlarında bu faturayı gider gösterdiği tespit edilmiştir. Mahkeme itirazın iptaline, takibin devamına ve borçlunun asıl alacağın yüzde yirmisi oranında icra inkâr tazminatı ödemesine hükmetmiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Fatura tek başına alacağı ispatlamaya yeterli midir?
Fatura, tek başına malın veya hizmetin teslim edildiğini kanıtlamaya yetmez. Faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemesi sadece faturanın içeriğini oluşturan bedelin ve miktarın kabul edildiği anlamına gelir; ancak faturaya konu malın borçluya fiilen teslim edildiğinin sevk irsaliyesi, teslim makbuzu veya taşıma belgesi ile ayrıca ispatlanması zorunludur.
Şirketler arası borç tahsilatında arabuluculuk zorunlu mudur?
Alacağın tahsili için Asliye Ticaret Mahkemesinde itirazın iptali veya alacak davası açılacaksa Türk Ticaret Kanunu m. 5/A gereğince arabuluculuğa başvurulması kanuni dava şartıdır. Ancak dava açılmaksızın doğrudan icra dairesine gidilerek ilamsız icra takibi başlatılması durumunda takip öncesinde arabulucuya gitme zorunluluğu bulunmamaktadır.
İtiraz edilen icra takibinde süreç nasıl devam eder?
Borçlunun yasal 7 günlük süre içinde ödeme emrine itiraz etmesi durumunda icra takibi durur. Alacaklı takibi devam ettirebilmek için itirazın kendisine tebliğinden itibaren 1 yıl içinde ticari arabuluculuk sürecini işleterek itirazın iptali davası açmalı ya da elinde İİK m. 68 kapsamındaki belgeler varsa 6 ay içinde itirazın kaldırılmasını talep etmelidir.
Borçlu şirketin mal kaçırma şüphesi varsa hangi yola başvurulmalıdır?
Borçlunun mallarını devretme, gizleme veya alacaklılardan mal kaçırma girişiminde bulunduğuna dair somut emareler varsa mahkemeden ihtiyati haciz kararı talep edilebilir. Mahkemece uygun görülecek teminatın yatırılmasıyla alınan ihtiyati haciz kararı sayesinde, dava veya takip kesinleşmeden önce borçlunun menkul, gayrimenkul ve banka hesaplarına geçici haciz tatbik edilebilir.
Ticari alacaklarda hangi faiz türü talep edilebilir?
Her iki tarafın tacir olduğu borç ilişkilerinde taraflar sözleşmede serbestçe ticari temerrüt faizi belirleyebilirler. Sözleşmede faiz oranı açıkça kararlaştırılmamışsa, borçlunun temerrüde düştüğü tarihten itibaren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ticari işler için her yıl ilan ettiği avans faiz oranı talep edilir.
Sonuç
Başarılı bir şirketler arası borç tahsilatı, sözleşmenin kurulduğu andan paranın tahsil edildiği ana kadar uzanan süreçte delillerin eksiksiz toplanmasını, bildirimlerin resmi vasıtalarla yapılmasını ve kanuni sürelerin titizlikle takip edilmesini gerektirir. Ticari işletmelerin basiretli tacir gibi hareket ederek teslimat tutanaklarını ve ticari defterlerini nizami tutmaları, olası bir inkar durumunda yargılama safhasını hızlandıran en temel etkendir. Alacağın güvenceye alınmasında ihtiyati haciz, dava şartı arabuluculuk ve icra mekanizmalarının stratejik bir sıralamayla işletilmesi tahsil kabiliyetini doğrudan artırır.
Her uyuşmazlığın kendine has özellikleri, şirket sözleşmelerinin içeriği ve borçlunun mali vaziyeti uygulanacak hukuki yolu farklılaştırabilir. Alacak haklarının zamanaşımına uğramaması ve telafisi güç mali kayıpların meydana gelmemesi için sürecin somut vaka bazında alanında tecrübeli bir avukatla planlanması en sağlıklı yaklaşımdır. Bu çerçevede ticari uyuşmazlıklar ve şirket alacaklarının tahsili süreçlerinde Gaziantep Koluman Tower’daki Büyük Hukuk Bürosu’ndan hukuki destek alınabilir.
Büyük Hukuk Bürosu Hakkında
Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.
Çalışma Alanlarımız
- Ticaret ve İş Hukuku
- Şirketler Hukuku
- Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
- Aile Hukuku
- İnşaat Hukuku
- İcra ve İflas Hukuku
Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.
İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
