Adıyaman'da deprem hasarlı evlerde kira sözleşmesi feshi
| |

Adıyaman’da deprem hasarlı evlerde kira sözleşmesi feshi

Adıyaman ilinde meydana gelen yıkıcı afetler sonrasında sıklıkla gündeme gelen deprem hasarlı evlerde kira sözleşmesi feshi işlemleri, Türk Borçlar Kanunu kapsamında kiralananın sonradan ayıplı hale gelmesi veya aşırı ifa güçlüğü hükümleri çerçevesinde taraflara sözleşmeyi haklı nedenle sona erdirme imkânı tanıyan kritik bir hukuki süreçtir. 6 Şubat depremleri gibi büyük çaplı doğal afetler, yalnızca yapıları fiziksel olarak tahrip etmekle kalmamış, aynı zamanda mülk sahipleri ile kiracılar arasındaki hukuki ilişkileri de derinden sarsmıştır. Bu noktada, yapının aldığı hasarın derecesi, sözleşmenin kendiliğinden sona erip ermediğini veya taraflardan birine tek taraflı fesih hakkı verip vermediğini belirleyen en temel ölçüttür.

Yaşanan afetin ardından barınma ihtiyacınızı karşıladığınız yapının güvenli olmaması, oturulamaz raporu alması veya yapısal güçlendirme gerektirmesi durumunda yasal haklarınızı ve sorumluluklarınızı bilmeniz mağduriyetlerin önüne geçmek adına büyük önem taşır. Bu kapsamlı rehber yazıda, fesih hakkının doğması için gereken yasal şartları, sürecin noter ve mahkeme aşamalarında nasıl yürütülmesi gerektiğini, güvence bedelinin (depozito) akıbetini, tarafların kanuni yükümlülüklerini ve görevli yargı mercilerini detaylı bir biçimde öğreneceksiniz. Amacımız, karmaşık gibi görünen bu hukuki prosedürü, mevzuatın emredici hükümleri ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları ışığında adım adım anlaşılır kılmaktır.

Deprem Hasarlı Evlerde Kira Sözleşmesi Feshi İçin Temel Hukuki Dayanaklar

Türk hukuk sisteminde kira ilişkileri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri ile düzenlenmektedir. Kanun koyucu, kiraya verene kiralananı sözleşme süresince kullanıma elverişli durumda bulundurma yükümlülüğü yüklemiştir. Doğal afetler neticesinde yapının hasar görmesi, hukuki terminolojide kiralananın sonradan ayıplı hale gelmesi veya hasarın boyutuna göre ifa imkânsızlığı olarak değerlendirilir. Deprem hasarlı evlerde kira sözleşmesi feshi gündeme geldiğinde, incelenmesi gereken ilk yasal dayanak TBK’nın 305. maddesidir. Bu maddeye göre kiralanan, sonradan ayıplı duruma gelirse kiracı, kiraya verenden ayıbın giderilmesini veya kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını isteyebileceği gibi, ayıp önemli derecedeyse sözleşmeyi feshetme hakkına da sahiptir.

Deprem gibi öngörülemez ve tarafların iradesi dışında gerçekleşen doğa olayları, hukukta mücbir sebep (zorlayıcı neden) olarak kabul edilir. Mücbir sebep, borcun ifasını geçici veya sürekli olarak imkânsız kılabilir. Eğer deprem neticesinde kiralanan taşınmaz tamamen yıkılmışsa veya yetkili idari makamlarca acil yıkılacak/ağır hasarlı kararı verilerek tahliyesi zorunlu kılınmışsa, ortada TBK’nın 136. maddesi kapsamında bir ifa imkânsızlığı bulunur. Bu durumda, kiraya verenin evi kullandırma borcu ve kiracının kira bedeli ödeme borcu kendiliğinden sona erer. Sözleşme, geçmişe etkili olmamak üzere ileriye dönük olarak infisah eder (kendiliğinden dağılır). Böyle bir senaryoda teknik anlamda bir fesih bildiriminden ziyade, durumun tespiti ve imkânsızlığın karşı tarafa bildirilmesi söz konusudur.

Öte yandan, yapının orta hasarlı olması durumunda hukuki durum farklılaşır. Orta hasarlı binalar, gerekli yapısal güçlendirme işlemleri yapılmadan kullanılamaz durumdadır. Bu aşamada kiracı, can güvenliği riski taşıyan ve oturmaya elverişli olmayan bu yapıda kalmaya zorlanamaz. Kiraya veren, güçlendirme çalışmalarını makul bir sürede ve kiracıyı mağdur etmeden yapamayacaksa, kiracı TBK’nın 305. maddesi uyarınca haklı nedenle deprem hasarlı evlerde kira sözleşmesi feshi yoluna gidebilir. Ayrıca, TBK’nın 138. maddesinde düzenlenen aşırı ifa güçlüğü kavramı da, deprem sonrası değişen koşulların sözleşmenin devamını taraflardan biri için çekilmez hale getirmesi durumunda hakime başvurarak sözleşmenin uyarlanmasını veya feshedilmesini talep etme hakkı tanır.

Hukuki dayanaklar değerlendirilirken, tarafların kusursuzluğu da dikkate alınmalıdır. Deprem bir mücbir sebep olduğundan, binanın yıkılması veya hasar görmesinde (eğer yapım aşamasında bir kusur yoksa) kiraya verenin doğrudan bir kastı veya ihmali bulunmamaktadır. Bu nedenle, sözleşmenin mücbir sebep veya imkânsızlık nedeniyle sona ermesi durumunda, kural olarak taraflar birbirlerinden kar mahrumiyeti veya sözleşmenin erken bitmesinden kaynaklanan tazminat taleplerinde bulunamazlar. Ancak, kiracının içeride kalan eşyalarının zarar görmesi durumu, müteahhit veya yapı denetim firmalarının sorumluluğu gibi farklı hukuki alanların (haksız fiil tazminatı) konusunu oluşturur.

Adıyaman’da Deprem Hasarlı Evlerde Kira Sözleşmesi Feshi Şartları

Adıyaman ilinde yaşayan ve depremden etkilenen vatandaşların kira sözleşmelerini hukuka uygun biçimde sonlandırabilmeleri için yasaların aradığı belirli somut şartların oluşması gerekmektedir. Bir sözleşmenin tek taraflı irade beyanıyla ve tazminat sorumluluğu doğmadan feshedilebilmesi için en önemli şart, ortada resmi makamlarca belgelendirilmiş bir hasarın bulunmasıdır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı teknik ekiplerce yapılan hasar tespit çalışmaları, bu sürecin belkemiğini oluşturur. E-devlet sistemi üzerinden veya muhtarlıklarda askıya çıkan listelerden öğrenilebilen bu raporlar, binanın hasar durumunu Hasarsız, Az Hasarlı, Orta Hasarlı, Ağır Hasarlı, Acil Yıkılacak veya Yıkık olarak sınıflandırır.

Fesih şartlarının olgunlaşması için binanın en az orta hasarlı veya daha kötü bir durumda olması genel kuraldır. Eğer bina Orta Hasarlı ise, yapının taşıyıcı sisteminde onarım ve güçlendirme gerektiren bir durum var demektir. Bu durumda kiracı, can güvenliği tehdidi altında olduğundan evi tahliye etme ve sözleşmeyi haklı nedenle feshetme hakkına anında sahip olur. Kiraya veren, “ben burayı tamir ettireceğim, sen bekleyip kirayı ödemeye devam et” diyemez. Kiracı, güçlendirme sürecini beklemek zorunda bırakılamaz. Eğer bina Ağır Hasarlı, Acil Yıkılacak veya Yıkık ise, yukarıda da değinildiği üzere sözleşme fiili imkânsızlık nedeniyle zaten uygulanamaz hale gelir. Bu durumda kiracının kira ödeme yükümlülüğü, depremin gerçekleştiği ve hasarın oluştuğu tarih itibarıyla ortadan kalkar.

Dikkat edilmesi gereken en hassas konulardan biri Az Hasarlı veya Hasarsız binaların durumudur. Az hasarlı binalar, taşıyıcı sisteminde hasar bulunmayan, sadece boya, sıva çatlağı, kapı-pencere hasarı gibi kozmetik veya basit onarımla giderilebilecek kusurları olan yapılardır. Türk hukukuna göre, binanın az hasarlı olması tek başına kiracıya sözleşmeyi derhal ve tazminatsız feshetme hakkı vermez. Zira bu tür basit ayıplar, kiraya veren tarafından kısa sürede giderilebilir niteliktedir. Kiracı, öncelikle kiraya verene bu ufak hasarların giderilmesi için makul bir süre vermeli, onarım yapılmazsa fesih veya kira bedelinden indirim yoluna gitmelidir. Sırf psikolojik korku veya artçı deprem endişesiyle az hasarlı bir evden çıkmak isteyen kiracı, TBK’nın genel hükümlerine göre erken tahliye (makul süre kirası) tazminatı ödemekle karşı karşıya kalabilir.

Deprem hasarlı evlerde kira sözleşmesi feshi hakkının kullanılabilmesi için bir diğer önemli şart, dürüstlük kuralına (Türk Medeni Kanunu m. 2) uygun hareket edilmesidir. Fesih hakkı, karşı tarafa zarar vermek amacıyla veya kötü niyetle kullanılamaz. Örneğin, bina orta hasarlı dahi olsa, kiracı evi fiilen kullanmaya ve fayda sağlamaya devam ediyorsa, “bina hasarlıydı” diyerek geçmişe dönük kira ödemekten kaçınamaz. Evi tahliye ettiği ve anahtarı usulüne uygun şekilde kiraya verene teslim ettiği tarihe kadar, evin kullanımından doğan bedeli (kullanım bedeli/ecrimisil veya kira bedeli) ödemekle yükümlüdür. Bu nedenle fesih iradesinin net, yazılı ve gecikmeksizin ortaya konması şarttır.

Adım Adım Deprem Hasarlı Evlerde Kira Sözleşmesi Feshi Süreci

Hukuki sürecin doğru işletilmesi, ileride doğabilecek alacak davalarının ve icra takiplerinin önüne geçmek için hayati öneme sahiptir. Sözlü bildirimler veya mesajlaşma uygulamaları üzerinden yapılan fesihler, ispat hukuku açısından ciddi riskler barındırır. Bu nedenle, sürecin resmi ve yazılı kanallarla, belirli bir sıraya uyularak ilerletilmesi gerekir.

  1. Hasar Durumunun Resmi Olarak Tespiti: Sürecin ilk adımı, binanın resmi hasar durumunu öğrenmektir. E-devlet üzerinden “Hasar Tespit Sorgulama” ekranına girilerek yapının durumu kontrol edilmeli ve bu ekranın resmi barkodlu çıktısı veya ekran görüntüsü muhafaza edilmelidir. Eğer tespit henüz yapılmamışsa, yetkili kurumlara başvuru yapılarak tespitin tamamlanması beklenmelidir.
  2. Noter Kanalıyla İhtarname Keşidesi: Hasar durumu netleştikten sonra, kiracı veya duruma göre kiraya veren, sözleşmeyi sonlandırdığına dair iradesini karşı tarafa bildirmelidir. Bu bildirimin noter aracılığıyla yapılması, ispat kolaylığı açısından kesinlikle tavsiye edilir. İhtarnamede; sözleşmenin tarihi, taşınmazın adresi, deprem neticesinde alınan hasar tespit raporunun sonucu belirtilmeli ve bu haklı nedene dayanılarak sözleşmenin feshedildiği açıkça yazılmalıdır.
  3. Taşınmazın Tahliyesi ve Eşyaların Çıkarılması: İhtarname gönderildikten sonra veya ihtarname ile eş zamanlı olarak, evdeki eşyaların (eğer binaya girmek güvenlik güçlerince yasaklanmamışsa) tahliye edilmesi gerekir. Bina ağır hasarlı ve giriş yasaklanmışsa, bu fiili imkânsızlık durumu da ihtarnamede belirtilerek eşyaların alınamadığı kayda geçirilmelidir.
  4. Anahtar Teslim Tutanağının Düzenlenmesi: Türk kira hukukunda en sık yapılan hata, evin boşaltılmasına rağmen anahtarın usulüne uygun teslim edilmemesidir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, anahtar kiraya verene teslim edilmediği sürece evin kiracının kullanımında olduğu karine olarak kabul edilir ve kira borcu işlemeye devam eder. Bu nedenle, anahtar teslim edilirken mutlaka iki tarafın imzasını taşıyan bir Anahtar Teslim Tutanağı düzenlenmelidir. Kiraya veren tutanağı imzalamaktan veya anahtarı almaktan kaçınırsa, Sulh Hukuk Mahkemesinden “tevdi mahalli tayini” (anahtarın bırakılacağı yerin belirlenmesi) istenmeli veya anahtar notere teslim edilerek durum kiraya verene bildirilmelidir.
  5. Güvence Bedelinin (Depozito) Talep Edilmesi: Fesih süreci tamamlanıp anahtar teslim edildikten sonra, sözleşme kurulurken verilen depozitonun iadesi talep edilmelidir. Afet kaynaklı hasarlardan kiracı sorumlu tutulamayacağı için, kiraya veren “ev hasar gördü, masrafım var” gerekçesiyle depozitoya el koyamaz. Kiracının kendi kullanımından kaynaklanan olağan dışı bir hor kullanma yoksa, güvence bedeli derhal iade edilmelidir.

Fesih İşlemlerinde Gerekli Belgeler ve Önemli Süreler

Uyuşmazlıkların yargıya taşınması ihtimaline karşı, fesih sürecinde düzenlenen her türlü evrakın özenle dosyalanması ve saklanması gerekir. Belge eksikliği, haklı olduğunuz bir davada haksız duruma düşmenize ve ciddi maddi kayıplar yaşamanıza yol açabilir.

  • Kira Sözleşmesinin Aslı veya Fotokopisi: Taraflar arasındaki temel ilişkiyi, kira bedelini ve depozito miktarını gösteren en temel belgedir.
  • Resmi Hasar Tespit Raporu: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı sisteminden alınan, binanın deprem sonrası durumunu gösteren belgedir.
  • Noter Onaylı Fesih İhtarnamesi ve Tebligat Parçası: Fesih iradesinin karşı tarafa hangi tarihte ulaştığını ispatlayan belgelerdir. PTT tebligat sorgulama ekranından ihtarnamenin teslim tarihi mutlaka kontrol edilmelidir.
  • Anahtar Teslim Tutanağı: Evin fiilen boşaltıldığını ve hukuki bağın koptuğunu gösteren en güçlü kanıttır.
  • Banka Dekontları: Geçmiş kira ödemelerini ve depozitonun ödendiğini kanıtlayan banka kayıtlarıdır.

Süreler konusunda dikkat edilmesi gereken hususlar Türk Borçlar Kanunu’nda hüküm altına alınmıştır. Deprem hasarlı evlerde kira sözleşmesi feshi hakkı, hasar durumunun öğrenilmesinden itibaren dürüstlük kuralına uygun olarak makul bir süre içinde kullanılmalıdır. Kiracı, evin ağır hasarlı olduğunu bilmesine rağmen aylarca sessiz kalıp evi depo gibi kullanmaya devam ederse, aylar sonra geriye dönük fesih iddiasında bulunması hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, kira alacaklarına ve depozito iadesine ilişkin talepler, TBK’nın 147. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu süre, alacağın muaccel olduğu (istenebilir hale geldiği) tarihten, yani sözleşmenin feshedildiği ve evin tahliye edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Binanın Hasar Durumu Sözleşmeye Hukuki Etkisi Kira Ödeme Yükümlülüğü Fesih ve Anahtar Teslimi
Ağır Hasarlı / Yıkık İfa İmkânsızlığı (Kendiliğinden Sona Erme) Hasar tarihi itibarıyla sona erer. Eşya alınamıyorsa ödenmez. Bildirim yeterlidir. Bina yıkıldığından anahtar teslimi fiilen aranmaz.
Orta Hasarlı Ayıp / Aşırı İfa Güçlüğü (Haklı Nedenle Fesih) Tahliye edilene kadar kullanım bedeli ödenir. İhtarname çekilmeli ve anahtar mutlaka usulüne uygun teslim edilmelidir.
Az Hasarlı / Hasarsız Sözleşme Kural Olarak Devam Eder Kira ödeme borcu aynen devam eder. Tek taraflı fesih erken tahliye tazminatı doğurabilir. Onarım talep edilmelidir.

Görevli Mahkeme, Zorunlu Arabuluculuk ve Yargılama Giderleri

Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar, miktar veya değere bakılmaksızın Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girer. Yetkili mahkeme ise kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi veya sözleşmenin ifa yeri mahkemesidir. Sözleşmenin ifa yeri taşınmazın bulunduğu yer olduğundan, Adıyaman ilindeki bir taşınmaz için açılacak tespit, alacak veya tahliye davalarında Adıyaman Sulh Hukuk Mahkemeleri yetkilidir.

Türk hukukunda yargı yükünü hafifletmek amacıyla getirilen önemli bir düzenleme çerçevesinde, 1 Eylül 2023 tarihi itibarıyla kira ilişkisinden kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarda (ilamsız icra yoluyla tahliye hariç) dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartı haline getirilmiştir. Deprem hasarlı evlerde kira sözleşmesi feshi sonrası depozito iadesi, peşin ödenen kiranın geri alınması veya kiraya verenin haksız kira talepleri gibi konularda taraflar doğrudan mahkemeye gidemezler. Öncelikle adliyelerdeki Arabuluculuk Bürolarına başvuru yapılması zorunludur. Arabuluculuk süreci yasal olarak üç hafta içinde, zorunlu hallerde arabulucunun kararıyla en fazla bir hafta uzatılarak toplam dört hafta içinde sonuçlandırılmalıdır.

Arabuluculuk görüşmelerinde taraflar anlaşırlarsa, düzenlenen anlaşma belgesi mahkeme ilamı (kararı) niteliği taşır ve doğrudan icraya konulabilir. Anlaşma sağlanamazsa, arabulucu tarafından düzenlenecek “son tutanak” ile birlikte Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir. Yargılama giderleri; başvurma harcı, peşin nispi veya maktu harç, gider avansı (tebligat masrafları, bilirkişi ücretleri vb.) kalemlerinden oluşur. Yargılama masrafları ve vekalet ücretleri, her yıl Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan tarifelere göre yeniden belirlenmekte olup, dava açılırken davacı tarafından peşin olarak mahkeme veznesine yatırılır. Davanın kazanılması halinde bu masraflar karşı taraftan (davalıdan) tahsil edilir.

Süreçte Sık Yapılan Hatalar ve Adıyaman İline Özgü Örnek Olay

Deprem sonrası yaşanan panik ve belirsizlik ortamında tarafların fevri hareket etmesi, hukuken telafisi güç hatalara neden olmaktadır. En sık karşılaşılan hata, yapının hasar durumunu resmi olarak beklemeden evin aceleyle boşaltılması ve hiçbir bildirim yapılmaksızın kiranın kesilmesidir. Kiraya veren, aylar sonra “kiracı evden habersiz çıktı, anahtarı vermedi” diyerek birikmiş kira alacakları için icra takibi başlatabilmektedir. Bir diğer yaygın hata ise, az hasarlı binalarda sırf korku sebebiyle sözleşmenin feshedilebileceğinin düşünülmesidir. Bu durumda kiracı, Yargıtay içtihatlarında “makul süre tazminatı” olarak bilinen, evin yeniden kiraya verilebileceği süreye (genellikle 2-3 ay) ilişkin kira bedelini ödemek zorunda kalabilir.

Durumu somutlaştırmak adına Adıyaman ilinde yaşanan genel bir süreci örneklendirelim: Adıyaman ilinde yaşayan bir kiracı, 3+1 bir dairede otururken depreme yakalanır. Afet sonrası yapılan incelemelerde binaya Bakanlık yetkililerince “Orta Hasarlı” raporu verilir. Kiracı, can güvenliği endişesiyle eşyalarını toplayarak güvenli bir barınma alanına geçer. Ancak ev sahibi, “bina ayakta, yıkılmadı, kiranı ödemeye devam et” şeklinde talepte bulunur. Kiracı, bu noktada dürüstlük kuralına uygun olarak derhal bir noter ihtarnamesi hazırlar. İhtarnamede, binanın orta hasarlı raporu aldığını, TBK 305. maddesi uyarınca kiralananın ayıplı hale geldiğini ve can güvenliği riski nedeniyle sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini bildirir.

Akabinde kiracı, ev sahibiyle buluşarak Anahtar Teslim Tutanağı imzalar ve anahtarı teslim eder. Ev sahibi tutanağı imzalamaktan kaçınırsa, kiracı anahtarı Sulh Hukuk Hakimi kararıyla belirlenen tevdi mahalline bırakır. Kiracı daha sonra içerde kalan depozitosunun iadesi için ev sahibine başvurur. Ev sahibi ödemeyi reddedince, kiracı Adıyaman Adliyesi Arabuluculuk Bürosuna başvurarak süreci başlatır. Arabuluculukta anlaşılamaması üzerine Adıyaman Sulh Hukuk Mahkemesinde alacak davası açar. Mahkeme, resmi hasar tespit raporunu ve noter ihtarnamesini inceleyerek kiracının fesihte haklı olduğuna, anahtar teslim tarihinden sonraki aylar için kira borcu doğmadığına ve güvence bedelinin yasal faiziyle kiracıya iadesine karar verir. Bu örnek, sürecin yasal zeminde ne kadar net işlediğini göstermektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hasar tespiti yapılmadan e-devlet üzerinden fesih yapabilir miyim?

Kira sözleşmesinin e-devlet üzerinden tek taraflı bir butonla feshedilmesi hukuken mümkün değildir. Fesih iradesinin, resmi hasar tespit raporuna dayandırılarak karşı tarafa yazılı olarak (tercihen noter kanalıyla) bildirilmesi gerekmektedir. Hasar durumu netleşmeden yapılacak fesihler, haksız fesih sayılarak tazminat sorumluluğu doğurabilir.

Ağır hasarlı evde eşyalarım kaldı, kira ödemeye devam eder miyim?

Bina ağır hasarlı veya acil yıkılacak statüsündeyse ve güvenlik güçlerince binaya giriş yasaklanmışsa, ortada ifa imkânsızlığı vardır. Eşyalarınızı alamamış olsanız dahi, evi tahliye etmiş sayılırsınız ve hasar tarihinden itibaren kira ödeme yükümlülüğünüz ortadan kalkar.

Ev sahibi depozitomu deprem hasarını bahane ederek kesebilir mi?

Hayır, kesemez. Kiracı yalnızca kendi kullanımından kaynaklanan, olağan dışı hor kullanma hasarlarından sorumludur. Deprem bir mücbir sebep olduğundan, binanın taşıyıcı sisteminde veya duvarlarında oluşan çatlak, yıkıntı gibi hasarlar kiracının sorumluluğunda değildir; dolayısıyla depozitodan kesinti yapılamaz.

Adıyaman’daki evim az hasarlı çıktı, korktuğum için sözleşmeyi feshedebilir miyim?

Az hasarlı binalarda, hasar basit onarımlarla giderilebilecek düzeyde olduğundan sırf korku veya endişe sebebiyle sözleşmenin derhal feshi kural olarak haklı fesih sayılmaz. Sözleşmeyi tek taraflı bitirip çıkmanız halinde, ev sahibinin evin yeniden kiraya verilme süresine kadar geçecek makul süre için kira talep etme hakkı doğabilir.

Kira uyuşmazlığında arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Evet, zorunludur. 1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe giren yasal düzenleme ile tahliye, kira tespiti, depozito iadesi ve kira alacağı gibi uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartı haline getirilmiştir. Arabulucuya gitmeden doğrudan mahkemeye başvurulması halinde dava usulden reddedilir.

Sonuç

Özetlemek gerekirse, deprem hasarlı evlerde kira sözleşmesi feshi, sürecin başından sonuna kadar dikkatle yönetilmesi gereken, aksi takdirde ciddi hak kayıplarına yol açabilen teknik bir konudur. Binanın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen resmi hasar tespit raporu, bu sürecin temelini oluşturur. Orta veya ağır hasarlı binalarda kiracının haklı nedenle fesih imkânı doğarken, az hasarlı yapılarda genel hükümlere göre hareket edilmesi elzemdir. Haklı fesih hakkı doğduğunda dahi, usulüne uygun noter ihtarnamesi çekilmesi ve mutlaka yazılı bir anahtar teslim tutanağı ile evin tahliye edildiğinin belgelenmesi, ileride karşılaşılabilecek haksız icra takiplerini engelleyecek en önemli adımlardır. Depozito iadesi ve kira borcunun hesaplanması gibi konularda yaşanacak uyuşmazlıklarda ise dava şartı arabuluculuk müessesesinin işletilmesi yasal bir zorunluluktur.

Adıyaman ilinde yaşayan vatandaşların, barınma hakkı ve ekonomik çıkarlarını doğrudan ilgilendiren bu süreçte kulaktan dolma bilgilerle değil, mevzuatın emredici hükümleriyle hareket etmesi gerekmektedir. Sürecin yanlış yürütülmesi, afetin yarattığı mağduriyete ek olarak yeni hukuki ve maddi külfetler doğurabilir. Hukuki adımların, sürelerin ve ihtarnamelerin doğru düzenlenmesi, uyuşmazlığın mahkeme aşamasında lehe sonuçlanması için kritik bir öneme sahiptir. Avukatlar Türkiye’nin her ilindeki dosyaları UYAP üzerinden ve fiilen takip edebildiğinden, Adıyaman ilindeki bu tür sözleşme ve gayrimenkul uyuşmazlıklarında Gaziantep Koluman Tower’daki Büyük Hukuk Bürosu’ndan da hukuki destek alınabilir.


Büyük Hukuk Bürosu Hakkında

Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.

Çalışma Alanlarımız

  • Ticaret ve İş Hukuku
  • Şirketler Hukuku
  • Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
  • Aile Hukuku
  • İnşaat Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku

Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.

İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir