Şanlıurfa'da haksız işten çıkarma ve işe iade davası
| |

Şanlıurfa’da haksız işten çıkarma ve işe iade davası

Şanlıurfa ilinde iş sözleşmesi feshedilen çalışanların yasal haklarını koruyan haksız işten çıkarma ve işe iade davası, iş güvencesi kapsamında yer alan personelin keyfi fesihlere karşı başvurabileceği en temel hukuki yoldur. Fesih bildiriminin geçerli bir sebebe dayanmadığı durumlarda işçi, kanunun tanıdığı süreler içinde arabuluculuğa başvurarak işine geri dönmeyi veya yasal tazminatlarını almayı talep edebilir. Bu dava türü, salt kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek işçinin işine sebepsiz yere son verilmesini engelleyen emredici bir denetim mekanizmasıdır.

İş ilişkisinin aniden ve haksız bir gerekçeyle sonlandırılması, çalışanlar açısından hem maddi hem de manevi anlamda ciddi belirsizlikler doğurur. İşverenlerin fesih bildiriminde yazılı şekil şartına uymaması, savunma hakkı tanımaması veya gerçeği yansıtmayan iddialarla iş akdini feshetmesi sıklıkla karşılaşılan durumlardır. Bu rehberde; dava açma şartlarından arabuluculuk prosedürüne, ispat kurallarından tazminat hesaplama dinamiklerine kadar tüm aşamaları ayrıntılarıyla inceleyerek hak kaybı yaşamanızı önleyecek bilgileri bulabilirsiniz.

İş Güvencesi Hükümleri ve Haksız İşten Çıkarma ve İşe İade Davası Şartları

4857 sayılı İş Kanunu, belirli şartları taşıyan işçilerin iş akitlerinin korunmasını güvence altına almıştır. Bir işçinin bu korumadan yararlanarak dava yoluna gidebilmesi için öncelikle çalıştığı iş yerinde en az otuz işçinin istihdam ediliyor olması gerekir. Otuz işçi sayısının belirlenmesinde işverenin aynı iş kolundaki tüm iş yerlerinde çalışan toplam personel sayısı dikkate alınır. Dolayısıyla farklı şubelerde veya birimlerde görev yapan çalışanlar bu sayıya dâhil edilir.

İkinci temel şart, işçinin o iş yerinde en az altı aylık kıdeminin bulunmasıdır. Altı aylık süre hesaplanırken işçinin aralıklı çalışmaları veya deneme süresi de kıdeme eklenir. Yer altı işlerinde çalışan işçiler bakımından ise altı aylık kıdem şartı aranmaz. Ayrıca iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması şarttır; belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan personelin doğrudan bu davayı açma hakkı kural olarak bulunmamaktadır.

İş güvencesi hükümlerinden yararlanmak isteyen kişinin işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden veya işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan üst düzey yöneticiler iş güvencesi kapsamı dışındadır. Bu şartların tamamını taşıyan bir çalışan, geçerli veya haklı bir gerekçe gösterilmeden işten çıkarıldığında, bu doğrultuda açılacak bir haksız işten çıkarma ve işe iade davası bakımından hukuki meşruiyet kazanır.

İşverenin geçerli bir fesih yapabilmesi için işçinin yeterliliğinden, davranışlarından veya işletmenin, işyerinin ya da işin gereklerinden kaynaklanan somut bir sebebe dayanması zorunludur. Performans yetersizliği veya işyeri kurallarına uyulmaması gibi durumlarda, işçiye fesih öncesinde mutlaka yazılı savunma hakkı tanınmalıdır. Savunması alınmadan yapılan fesihler, sebep ne olursa olsun usulden geçersiz sayılır ve feshin haksız olduğunu gösterir.

Zorunlu Arabuluculuk ile Haksız İşten Çıkarma ve İşe İade Davası Açma Süreci

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca işe iade talepli uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı olarak kabul edilmiştir. İş akdi feshedilen işçi, doğrudan mahkemeye dava açamaz; öncelikle yetkili arabuluculuk bürosuna başvurmak zorundadır. Fesih bildiriminin işçiye tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde arabuluculuk başvurusu yapılmalıdır. Bu bir aylık süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece kendiliğinden gözetilir.

Arabuluculuk sürecinde taraflar bağımsız ve tarafsız bir arabulucu huzurunda bir araya gelerek uyuşmazlığı barışçıl yollarla çözmeye çalışır. Görüşmelerde işçinin işe başlatılması veya işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarları müzakere edilir. Tarafların uzlaşması durumunda düzenlenen son tutanak mahkeme ilamı niteliği kazanır ve süreç dava açılmasına gerek kalmadan sonlanır. Ancak arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması hâlinde haksız işten çıkarma ve işe iade davası süreci başlatılmalıdır.

Arabuluculuk aşamasından dava aşamasına kadar izlenmesi gereken yasal prosedür belirli adımlara tabidir:

  1. Fesih bildiriminin tebellüğ edildiği tarihten itibaren bir aylık hak düşürücü süre dolmadan yetkili arabuluculuk bürosuna başvuru yapılması.
  2. Arabulucu nezaretinde gerçekleştirilen toplantılara katılarak işe başlatma ve yasal alacaklar konusunda müzakerelerin yürütülmesi.
  3. Uzlaşma sağlanamadığı takdirde düzenlenen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağının imzalanarak teslim alınması.
  4. Son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde yetkili iş mahkemesinde dava dilekçesinin dosyalanması.
  5. Tensip zaptı doğrultusunda dava harç ve gider avanslarının yatırılarak delillerin ve tanık listesinin süresi içinde mahkemeye sunulması.

Dava Açma Süresi, Hak Düşürücü Süreler ve Yetkili Mahkeme

Arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine düzenlenen son tutanağın ardından iki haftalık kesin bir dava açma süresi başlar. Bu iki haftalık süre de tıpkı arabuluculuk başvurusu gibi hak düşürücü niteliktedir ve hâkim tarafından resen incelenir. Sürenin geçirilmesi durumunda dava, uyuşmazlığın esasına girilmeksizin usulden reddedilir. Bu nedenle yasal süreler kaçırıldığında haksız işten çıkarma ve işe iade davası usulden reddedilir ve işçi feshin geçersizliğini ileri sürme hakkını tamamen yitirir.

Yetkili mahkemenin belirlenmesi 7036 sayılı Kanun çerçevesinde düzenlenmiştir. Dava, davalı işverenin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde veya işin fiilen görüldüğü yerdeki iş mahkemesinde açılabilir. Şanlıurfa Adliyesi bünyesindeki yetkili iş mahkemelerinde görülecek dosyalarda, işçinin fiilen çalıştığı iş yerinin yerel yargı çevresinde bulunması yetki itirazlarının önüne geçer. Müstakil bir iş mahkemesinin bulunmadığı adliyelerde ise dava Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından İş Mahkemesi sıfatıyla yürütülür.

6 Şubat depremleri sonrasında bölgede uygulanan olağanüstü hâl ve adli sürelerin durdurulmasına yönelik yasal düzenlemeler, yargısal süreçleri doğrudan etkilemiştir. Depremden etkilenen illerde sürelerin uzatılmasına ve hak düşürücü sürelerin korunmasına ilişkin genel ilkeler işletilmiştir. Yargı kararlarında, deprem kaynaklı fiili ve hukuki engeller mücbir sebep olarak değerlendirilmiş, tebligat güçlükleri ve arabuluculuk görüşmelerine erişim aksaklıkları hak kayıplarını önleyecek çerçevede yorumlanmıştır.

Aşama ve Hukuki İşlem Yasal Süre Sürenin Niteliği Sürenin Kaçırılmasının Sonucu
Arabuluculuk Başvurusu Fesihten itibaren 1 Ay Hak Düşürücü Süre Dava açma hakkı tamamen düşer.
Dava Açma Süresi Son Tutanaktan itibaren 2 Hafta Hak Düşürücü Süre Dava usulden reddedilir.
İşe Başlama Başvurusu Kesinleşmeden itibaren 10 İş Günü Hak Düşürücü Süre Fesih geçerli sayılır, tazminat hakkı düşer.
İşverenin İşe Çağırma Süresi Başvurudan itibaren 1 Ay Yasal Yükümlülük İşe başlatmama tazminatı muaccel olur.

İşe İade Kararının Sonuçları: Boşta Geçen Süre Ücreti ve İşe Başlatmama Tazminatı

Mahkemece feshin geçersizliğine hükmedilmesi, iş sözleşmesinin aslında hiç sonlanmadığı hukuki sonucunu doğurur. Kararın kesinleşmesine kadar geçen ve işçinin çalıştırılmadığı dönem için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakların ödenmesine karar verilir. Bu ödemeye literatürde boşta geçen süre ücreti adı verilir. Boşta geçen süreye ilişkin ücret; ikramiye, yemek yardımı, yol ücreti ve yakacak yardımı gibi parasal veya para ile ölçülebilir sosyal hakları da kapsar.

Mahkeme, feshin geçersizliğine karar verirken aynı zamanda işçinin süresi içinde başvurmasına rağmen işverenin işe başlatmaması hâlinde ödemekle yükümlü olacağı tazminat miktarını da belirler. İşe başlatmama tazminatı, işçinin kıdemi ve feshin ağırlığı göz önünde bulundurularak en az dört aylık, en çok sekiz aylık brüt ücreti tutarında tespit edilir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, bu tazminat hesaplanırken işçinin çıplak brüt ücreti esas alınır.

Mahkemenin lehe sonuçlanması işçinin doğrudan işine döndüğü anlamına gelmez. Kararın kesinleştiğinin tebliğinden itibaren işçinin on iş günü içinde işverene fiilen işe başlama iradesini yazılı olarak bildirmesi zorunludur. İşçi bu başvuruyu noter aracılığıyla veya imza karşılığı teslim edilen bir dilekçeyle yapmalıdır. Süresinde başvuru yapılmaması durumunda işverence yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur ve işçi yalnızca koşulları varsa kıdem ve ihbar tazminatını talep edebilir.

İşverenin, işçinin süresinde yaptığı işe başlama başvurusunu tebellüğ ettiği tarihten itibaren bir ay içinde işçiyi fiilen işe başlatma yükümlülüğü bulunur. İşveren bu süre içinde işçiyi işe başlatmazsa hem boşta geçen süre ücretini hem de mahkemece hükmedilen işe başlatmama tazminatını ödemek zorunda kalır. Dolayısıyla mahkemece kabul edilen bir haksız işten çıkarma ve işe iade davası neticesinde işveren, işçiyi ya eski görevine iade etmek ya da ciddi mali yükümlülüklerle yüzleşmek durumunda bırakılır.

Gerekli Belgeler, İspat Yükü ve Sık Yapılan Hatalar

İş yargılamasında feshin geçerli bir nedene dayandığını ispat yükü doğrudan işverene aittir. İş Kanunu açıkça feshin geçerli bir nedene dayandığının işveren tarafından kanıtlanması gerektiğini düzenlemiştir. İşçi feshin haksızlığını ileri sürerken, işveren gerekçesinin somut, objektif ve tutarlı olduğunu, feshin son çare olması ilkesine (ultima ratio) riayet edildiğini ispat etmek zorundadır. Ancak işçi feshin başka bir nedene dayandığını iddia ederse, bu iddiasını ispatla yükümlü hâle gelir.

Yargılama sürecinde dosyanın aydınlatılması ve mahkemenin doğru bir sonuca ulaşabilmesi için belirli belgelerin mahkemeye sunulması veya işverenden celbi istenir:

  • Yazılı fesih bildirimi belgesi ve tebliğ-tebellüğ evrakı.
  • İşçinin özlük dosyası (performans değerlendirmeleri, görev tanımları, varsa ihtar yazıları).
  • İşçiden fesih öncesinde alınmış olan yazılı savunma veya savunma istem yazısı.
  • Sosyal Güvenlik Kurumu işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri ile hizmet dökümü.
  • İşyeri ücret bordroları, banka hesap kayıtları ve varsa fazla mesai belgeleri.
  • Feshin işletmesel gerekliliklere dayandırılması durumunda işyeri mali kayıtları ve organizasyon şemaları.

Dava sürecinde yapılan en yaygın hata, işverenin baskısı veya yanıltmasıyla boş kâğıda ya da matbu ibra ve istifa sözleşmelerine imza atılmasıdır. İstifa eden işçi, haklı feshini somut delillerle ispatlamadığı müddetçe işe iade davasından yararlanamaz. Bir diğer yaygın hata ise bir aylık arabuluculuk veya iki haftalık dava açma sürelerinin kaçırılmasıdır. Ayrıca delillerin eksiksiz sunulması haksız işten çıkarma ve işe iade davası sürecinin başarısı açısından kritik önem taşıdığından, tanıkların fesih olayını doğrudan gören kişilerden seçilmesi gerekir.

Şanlıurfa İlinde Yaşanan Somut Bir Örnek Olay

Şanlıurfa sınırları içerisindeki organize sanayi bölgesinde yer alan büyük ölçekli bir gıda imalat tesisinde üç yılı aşkın süredir depo sorumlusu olarak görev yapan bir personelin iş akdi, performans düşüklüğü iddiasıyla sona erdirilmiştir. İşverenin bünyesinde yüz elliden fazla çalışan bulunmakta olup işçinin sözleşmesi belirsiz sürelidir. İşveren yetkilileri, fesih günü işçinin önüne bir yazı koyarak işletmenin verimlilik kriterlerini karşılayamadığını bildirmiş ve ilişiğini kesmiştir.

İşten çıkarılan çalışana fesih öncesinde herhangi bir yazılı ihtarname verilmemiş ve performans yetersizliğine ilişkin savunması alınmamıştır. Bunun üzerine işçi, tebliğden sonraki on beşinci günde yetkili arabuluculuk bürosuna başvurmuştur. Yapılan görüşmelerde işveren temsilcisi, işçiyi tekrar işe almayacaklarını ve yalnızca kıdem ile ihbar tazminatı ödemeyi teklif ettiklerini ifade etmiştir. İşe başlatma ve boşta geçen süre ücreti konusunda bir uzlaşmaya varılamaması neticesinde arabulucu tarafından son tutanak düzenlenmiştir.

Çalışan, son tutanağın imzalanmasından altı gün sonra iş mahkemesinde dava açmıştır. Yargılama aşamasında iş mahkemesi, işverenin geçerli fesih savunmasını denetlemiştir. Mahkeme; performans hedeflerinin işçiye önceden tebliğ edilmediğini, objektif bir değerlendirme sisteminin kurulmadığını ve İş Kanunu m. 19 gereğince işçinin savunmasının alınmadığını tespit etmiştir. İlaveten, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı, işçinin depoda başka bir pozisyona kaydırılmasının mümkün olduğu belirlenmiştir.

Neticesinde mahkeme, feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar vermiştir. Kararda ayrıca işçinin süresi içinde başvurmasına rağmen işe başlatılmaması hâlinde beş aylık brüt ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinin davalı işverenden tahsiline hükmedilmiştir. Yargıtay içtihatları doğrultusunda kesinleşen bu hükümle birlikte işçi, işine iade edilmediği için tüm yasal tazminatlarını ve geriye dönük haklarını eksiksiz olarak tahsil etmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

İş arama izni verilmemesi işe iade davası açmak için tek başına yeterli midir?

İş arama izninin kullandırılmaması işçiye haklı fesih imkânı tanıyabilir veya ücret olarak talep edilebilir, ancak feshin kendiliğinden geçersiz sayılmasını sağlamaz. İşe iade davasının kabulü için asıl incelenen husus, iş sözleşmesinin feshine dayanak gösterilen nedenin geçerli veya haklı olup olmadığıdır.

İşe başlatmama tazminatından vergi ve prim kesintisi yapılır mı?

İşe başlatmama tazminatı bir ücret niteliğinde olmayıp yasal bir tazminat niteliğindedir. Bu sebeple işe başlatmama tazminatından Gelir Vergisi ve Sosyal Güvenlik Kurumu prim kesintisi yapılmaz, yalnızca Damga Vergisi kesintisi uygulanır.

İşçi boşta geçen süre için işsizlik maaşı almışsa bu ücret geri istenir mi?

İşe iade kararı kesinleştiğinde ve işçiye dört aya kadar boşta geçen süre ücreti ödendiğinde, bu süre işyerinde fiilen çalışılmış gibi prime dâhil edilir. Dolayısıyla söz konusu dört aylık döneme denk gelen işsizlik ödenekleri Türkiye İş Kurumu tarafından geri talep edilebilir.

İşveren işe davet ederse işçi eski görevine dönmek zorunda mıdır?

İşveren işçiyi eski işine veya eşdeğer nitelikteki bir pozisyona aynı çalışma koşullarıyla davet etmek zorundadır. Çalışma koşullarında işçi aleyhine esaslı bir değişiklik içeren çağrılar samimi kabul edilmez ve işçinin bu daveti reddetmesi tazminat haklarını ortadan kaldırmaz.

Belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışanlar işe iade davası açabilir mi?

Belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışanlar kural olarak iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz ve işe iade davası açamazlar. Ancak sözleşmede belirli süreli yapılmasını gerektiren objektif bir neden bulunmuyorsa ve sözleşme zincirleme olarak yenilenmişse, mahkeme sözleşmeyi belirsiz süreli kabul ederek işe iade talebini inceleyebilir.

Sonuç

İş hukukunda işçinin ekonomik varlığını ve emeğini korumak amacıyla getirilen yasal mekanizmalar, taraflar arasındaki güç dengesini sağlamayı hedefler. İş sözleşmesi geçerli veya haklı bir gerekçe olmaksızın feshedilen bireyler bakımından hak düşürücü sürelere uyulması, arabuluculuk prosedürünün usulüne göre yürütülmesi ve fesih bildiriminin hukuki geçerliliğinin doğru tahlil edilmesi gerekir. İş güvencesi kriterlerini karşılayan ve yasal hakkını aramak isteyen işçiler için haksız işten çıkarma ve işe iade davası hayati bir güvencedir. Süreçlerin teknik niteliği ve ispat kurallarının katılığı nedeniyle her somut olayın özelliklerine göre ayrı bir yol haritası çizilmeli ve durum bir avukatla değerlendirilmelidir.

Avukatlar Türkiye’nin her ilindeki dosyaları takip edebildiğinden, Şanlıurfa ilindeki bu tür uyuşmazlıklarda Gaziantep Koluman Tower’daki Büyük Hukuk Bürosu’ndan da hukuki destek alınabilir.


Büyük Hukuk Bürosu Hakkında

Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.

Çalışma Alanlarımız

  • Ticaret ve İş Hukuku
  • Şirketler Hukuku
  • Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
  • Aile Hukuku
  • İnşaat Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku

Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.

İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir