İstifa halinde kıdem tazminatı almak için 5 haklı neden
Türk iş hukukunda kural olarak işinden kendi isteğiyle ayrılan çalışan tazminat hakkını kaybetse de, yasalarda belirlenen haklı gerekçelerin varlığı durumunda istifa halinde kıdem tazminatı alma hakkı doğmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu ve halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanunu m. 14 düzenlemeleri, belirli şartların gerçekleşmesi halinde çalışana iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek tazminatını talep etme imkânı tanımaktadır. Bu yasal koruma, çalışma hayatında işçinin mağduriyet yaşamasını önlemeyi ve emeğinin karşılığını güvence altına almayı hedefler.
İş yerinizde maruz kaldığınız haksız uygulamalar, ödenmeyen haklarınız veya mevzuatta açıkça sayılan özel kişisel durumlarınız sebebiyle işten ayrılmayı düşünüyor olabilirsiniz. Birçok çalışan, kendi iradesiyle işi bıraktığında tüm haklarını kaybedeceği yanılgısına düşerek katlanılması güç koşullarda çalışmayı sürdürmektedir. Bu rehberde, iş sözleşmenizi feshederken hak kaybı yaşamamanız için gereken yasal zeminleri, kanunun tanıdığı 5 temel fesih nedenini, noter ihtarnamesinden zorunlu arabuluculuk ve dava aşamasına kadar izlemeniz gereken tüm yolları ayrıntılarıyla bulabilirsiniz.
Yasal Çerçeve ve İstifa Halinde Kıdem Tazminatı Şartları
İş hukukumuzda genel ilke, iş sözleşmesini tek taraflı ve haksız olarak sonlandıran tarafın kıdem tazminatına hak kazanamayacağı yönündedir. Ancak kanun koyucu, işverenin sözleşmeye veya kanuna aykırı davranışları ya da işçinin hayatındaki köklü değişimler karşısında işçiyi korumak amacıyla istisnalar öngörmüştür. Hukuki terim olarak “istifa”, işçinin hiçbir haklı nedene dayanmaksızın işten ayrılmasını ifade ederken; “haklı nedenle fesih”, kanunda öngörülen geçerli sebeplerle sözleşmenin derhal sonlandırılmasıdır. Dolayısıyla istifa halinde kıdem tazminatı talep edebilmek için eylemin hukuken haklı bir fesih niteliği taşıması zorunludur.
Kıdem tazminatına hak kazanabilmenin ilk ve vazgeçilmez koşulu, aynı işverene bağlı işyerinde en az bir tam yıl boyunca kesintisiz çalışmış olmaktır. Bir yıllık çalışma süresi dolmadan yapılan fesihlerde, haklı bir neden bulunsa dahi kıdem tazminatı ödenmez. Bir yıllık sürenin hesabında, iş sözleşmesinin fiilen başladığı tarih ile feshin karşı tarafa ulaştığı tarih arasındaki süre dikkate alınır. Deneme süreleri, yıllık ücretli izinler, hafta tatilleri ve resmi tatiller de bu bir yıllık kıdem hesabına dahil edilir.
İkinci temel koşul ise, iş sözleşmesinin kanunda açıkça düzenlenen haklı sebeplerden birine dayanılarak feshedilmesidir. İşçi, ayrılma iradesini ortaya koyarken gerekçesini somutlaştırmalı ve mevzuata uygun biçimde bildirmelidir. Gerekçesiz, üstü kapalı veya yalnızca kişisel memnuniyetsizliklere dayanan istifalar haklı fesih sayılmaz ve kıdem tazminatı alma hakkı sağlamaz. Bu sebeple fesih iradesinin şekli, zamanlaması ve hukuki nitelendirmesi büyük önem taşır.
Üçüncü koşul, feshin usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmesidir. İş Kanunu kapsamında haklı fesih hakkını kullanan çalışan, işverene bildirim öneli vermek zorunda değildir; sözleşmeyi derhal sona erdirebilir. Ancak feshin yazılı yapılması ve haklı nedenin açıkça belirtilmesi ispat hukuku açısından temel bir gerekliliktir. Gaziantep gibi sanayi ve ticaret hacminin yüksek olduğu merkezlerde faaliyet gösteren işletmelerde çalışan işçilerin, hak kayıplarını önlemek adına fesih sürecini titizlikle yürütmesi gerekir.
İstifa Halinde Kıdem Tazminatı Almak İçin 5 Haklı Neden
Çalışanların kendi iradeleriyle işten ayrılmalarına rağmen kıdem tazminatına hak kazandıkları durumlar, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinde ve 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde net bir şekilde düzenlenmiştir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, aşağıda detaylandırılan 5 temel gerekçeden en az birinin varlığı halinde işçi sözleşmeyi haklı nedenle feshederek kıdem tazminatını talep edebilir.
1. Ücret ve Sosyal Hakların Ödenmemesi veya SGK Primlerinin Eksik Bildirilmesi
İşverenin en temel borcu, işçinin emeğinin karşılığı olan ücreti zamanında ve eksiksiz ödemektir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 24/II-e bendine göre, işverenin işçinin ücretini kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap etmemesi veya ödememesi açık bir haklı fesih nedenidir. Burada geçen ücret kavramı yalnızca temel aylık maaşı değil; fazla çalışma (fazla mesai) ücretleri, ulusal bayram ve genel tatil (UBGT) ücretleri, yıllık izin ücretleri, prim, ikramiye ve yol-yemek yardımı gibi tüm ek hakları kapsar.
Uygulamada en sık karşılaşılan durumlardan biri de işçinin gerçek maaşının bordroya yansıtılmaması ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primlerinin asgari ücretten ya da gerçek tutarın altından bildirilmesidir. Yargıtay’ın istikrarlı kararları doğrultusunda, SGK primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmaması, primlerin eksik bildirilmesi veya hiç yatırılmaması işçi açısından haklı fesih teşkil eder. Ücreti kısmen dahi olsa eksik ödenen ya da elden ödeme yapılarak kayıt dışılık oluşturulan çalışan, haklı nedenle sözleşmeyi sonlandırarak kıdem tazminatını eksiksiz alma hakkına sahiptir.
2. Çalışma Koşullarının Sağlığı Tehdit Etmesi ve Ağırlaşması
İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması, işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa çalışan sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir (4857 sayılı İş Kanunu m. 24/I-a). Benzer biçimde, işçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan görüştüğü işverenin yahut başka bir işçinin bulaşıcı veya işçinin işiyle bağdaşmayan bir hastalığa tutulması da sağlık gerekçesiyle haklı fesih imkânı tanır.
İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması, çalışanın sağlığını doğrudan riske atan koşulların varlığı durumunda da bu hak kullanılabilir. Sağlık nedenine dayalı fesihte en kritik unsur, mevcut çalışma ortamının işçinin sağlığını fiilen bozduğunu veya tehdit ettiğini gösteren tam teşekküllü bir sağlık kuruluşundan alınmış heyet raporudur. Rapor ile yapılan iş arasındaki illiyet bağı kurulduğunda, çalışan derhal fesih hakkını kullanarak tazminatına hak kazanır.
3. Mobbing, Hakaret, Tehdit ve Ahlak Kurallarına Aykırı Davranışlar
İşverenin veya yetkilendirdiği diğer çalışanların, işçiye veya aile üyelerinden birine karşı şeref ve namusa dokunacak sözler sarf etmesi, hakaret etmesi, tehditte bulunması veya ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı hareket etmesi haklı fesih sebebidir (4857 sayılı İş Kanunu m. 24/II). Cinsel taciz veya psikolojik taciz (mobbing) durumlarında, işçinin durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmaması da çalışana derhal fesih hakkı verir.
Sistemli bir biçimde işten yıldırma, dışlama, aşağılama, personelin yeteneklerine uygun olmayan görevlere verilerek yıpratılması gibi mobbing olguları, kişilik haklarına ağır saldırı niteliğindedir. İşyerinde psikolojik baskıya maruz kalan çalışan, tanık beyanları, mesajlaşma kayıtları, e-postalar veya hekim raporlarıyla bu durumu belgeleyerek haklı fesih yoluna gidebilir ve kıdem tazminatını talep edebilir.
4. Kadın İşçinin Evlenmesi
Halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanunu m. 14 hükmü uyarınca, kadın çalışanlara evlilik nedeniyle sözleşmeyi feshetme ve kıdem tazminatı alma hakkı tanınmıştır. Bu haktan yararlanabilmek için kadın işçinin resmi nikâh tarihinden itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini evlilik gerekçesiyle feshettiğini yazılı olarak bildirmesi şarttır.
Evlilik nedeniyle fesihte, düğün tarihi değil resmi evlendirme memurluğu önünde kıyılan resmi nikâh tarihi esas alınır. Kadın çalışanın feshin ardından başka bir işte çalışmaya başlaması, Yargıtay uygulamasına göre kıdem tazminatı alma hakkını ortadan kaldırmaz. İşverene sunulacak fesih dilekçesine resmi evlilik cüzdanı örneğinin veya vukuatlı nüfus kayıt örneğinin eklenmesi yeterlidir.
5. Askerlik Görevi, Emeklilik ve Yaş Dışında Emeklilik Şartlarının Sağlanması
Çalışanın vatani görevini yerine getirmek üzere muvazzaf askerlik hizmeti sebebiyle işten ayrılması, 1475 sayılı İş Kanunu m. 14 kapsamında yasal bir kıdem tazminatı alma nedenidir. Askerlik sevk belgesinin (sülüs) işverene ibraz edilmesiyle birlikte iş akdi feshedilir ve kıdem tazminatı ödenir.
Aynı şekilde, yaşlılık veya malullük aylığı bağlanması amacıyla (emeklilik) işten ayrılan çalışanlar da kıdem tazminatına hak kazanır. Ayrıca, sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayıp yalnızca yaş şartını bekleyen çalışanlar, SGK’dan alacakları “Kıdem Tazminatına Esastır” ibareli yazıyı işverene sunarak istifa etseler dahi kıdem tazminatlarını eksiksiz olarak alabilirler.
Haklı Fesihte İzlenmesi Gereken Adım Adım Hukuki Süreç
Haklı nedenlere dayanarak işten ayrılma kararı veren bir çalışanın, hak kaybına uğramamak ve açılacak olası bir davada güçlü bir hukuki konumda olmak için belirli usul kurallarını sırasıyla takip etmesi zorunludur. Yanlış atılan tek bir adım, haklı fesih iddiasını haksız istifaya dönüştürebilir.
- Delillerin Önceden Toplanması: Fesih bildirimi yapılmadan önce, haklı fesih gerekçesini doğrulayan tüm yazılı belgeler, bordrolar, banka dökümleri, sağlık raporları veya tanık bilgileri eksiksiz şekilde temin edilmelidir.
- Noter Kanalıyla İhtarname Keşide Edilmesi: Fesih bildirimi mutlaka yazılı yapılmalı ve tercihen noter aracılığıyla ihtarname şeklinde gönderilmelidir. İhtarnamede fesih gerekçeleri açık, net ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanmalı, birikmiş işçilik alacakları ve kıdem tazminatının ödenmesi için belirli bir süre tanınmalıdır.
- İşten Ayrılış Kodunun Takibi: İşverenin SGK’ya bildireceği işten ayrılış bildirgesindeki kodun doğruluğu e-Devlet üzerinden kontrol edilmelidir. İşveren istifa kodu bildirmişse, arabuluculuk veya dava sürecinde bu kodun düzeltilmesi talep edilmelidir.
- Zorunlu Arabuluculuk Başvurusu: İhtarnamedeki süre dolmasına rağmen ödeme yapılmaması durumunda, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu gereğince dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulmalıdır.
- Dava Aşamasının Başlatılması: Arabuluculuk müzakerelerinde tarafların anlaşamaması halinde, arabuluculuk son tutanağı ile birlikte görevli ve yetkili iş mahkemesinde alacak davası ikame edilir.
Deliller, Belgeler ve İspat Kriterleri
İş yargılamasında temel kural, iddiasını ileri süren tarafın bunu ispatla yükümlü olmasıdır. Haklı fesih yaptığını ileri süren işçi, feshe gerekçe gösterdiği maddi vakıaları ispatlamak zorundadır. Örneğin, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini iddia eden çalışan veya SGK primlerinin eksik yatırıldığını belirten işçi, iddiasını somut delillerle ortaya koymalıdır.
Haklı feshe dayanak teşkil eden iddiaların ispatında kullanılabilecek temel belge ve deliller şunlardır:
- Noter onaylı fesih ihtarnamesi ve tebliğ şerhi,
- Banka hesap hareketleri, maaş bordroları ve hesap pusulaları,
- İşyeri giriş-çıkış kayıtları, parmak izi veya turnike dökümleri, puantaj cetvelleri,
- Resmi sağlık kurulu (heyet) raporları,
- Evlilik cüzdanı sureti veya askerlik sevk belgesi,
- SGK hizmet dökümü ve prime esas kazanç kayıtları,
- İşyeri içi yazışmalar, e-postalar, WhatsApp ve mesajlaşma kayıtları,
- Aynı dönemde işyerinde çalışmış mesai arkadaşlarının tanık beyanları.
Yargıtay uygulamasına göre, tanık anlatımları özellikle fazla çalışma, mobbing ve tatil günlerinde yapılan çalışmaların ispatında büyük değer taşır. Ancak tanıkların davacı işçiyle aynı dönemde işyerinde çalışmış olması ve beyanlarının somut olaylarla örtüşmesi gerekir.
Süreler, Hak Düşürücü Süre ve Zamanaşımı
Haklı fesih hakkının kullanılmasında ve ardından alacakların talep edilmesinde kanun koyucu çok kesin süreler belirlemiştir. Bu sürelere riayet edilmemesi, haklı davanın usulden veya süre aşımından dolayı reddedilmesine yol açabilir. Özellikle ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık hallerinde (İş Kanunu m. 24/II) hak düşürücü süre son derece katıdır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 26. maddesine göre; ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlamış olması halinde bir yıllık süre uygulanmaz. Ücretin ödenmemesi gibi devam eden ihlallerde ise 6 iş günlük hak düşürücü süre uygulanmaz; ihlal devam ettiği sürece haklı fesih hakkı mevcuttur.
Kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarının talep edilmesinde geçerli olan genel zamanaşımı süresi ise fesih tarihinden itibaren beş yıldır. Beş yıllık sürenin geçmesi durumunda alacak zamanaşımına uğrar ve işveren zamanaşımı def’inde bulunursa mahkeme alacağı hüküm altına alamaz.
| Fesih Nedeni / Alacak Türü | Uygulanan Süre Türü | Yasal Süre | Sürenin Başlangıç Anı |
|---|---|---|---|
| Ahlak ve İyiniyet Kurallarına Aykırılık (m. 24/II) | Hak Düşürücü Süre | 6 İş Günü / Azami 1 Yıl | Fiilin öğrenildiği tarih / Olayın gerçekleşmesi |
| Kadın İşçinin Evlenmesi Nedeniyle Fesih | Hak Düşürücü Süre | 1 Yıl | Resmi nikâh akdinin yapıldığı tarih |
| Ücret ve Fazla Mesainin Ödenmemesi Nedeniyle Fesih | Sürekli İhlal (Süre Yok) | İhlal sürdükçe | Ödememe durumunun devam ettiği her an |
| Kıdem Tazminatı Alacağı Davası | Zamanaşımı Süresi | 5 Yıl | İş sözleşmesinin feshedildiği tarih |
| Ücret ve Fazla Mesai Alacakları Davası | Zamanaşımı Süresi | 5 Yıl | Her bir ücret alacağının muaccel olduğu tarih |
Zorunlu Arabuluculuk, Görevli ve Yetkili Mahkeme
İşçi ve işveren arasındaki kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ve benzeri işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda doğrudan dava açılamaz. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3 uyarınca, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tüketilmiş olması dava şartıdır. Arabulucuya başvurulmadan açılan davalar, herhangi bir inceleme yapılmaksızın usulden reddedilir.
Arabuluculuk süreci, başvurunun yapıldığı tarihten itibaren kural olarak üç hafta içinde tamamlanır; zorunlu hallerde bu süre arabulucu tarafından en fazla bir hafta daha uzatılabilir. Taraflar arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmaya varırlarsa düzenlenen tutanak ilam (mahkeme kararı) niteliği taşır ve konu bir daha dava konusu yapılamaz. Anlaşma sağlanamaması durumunda ise arabulucu “Son Tutanağı” düzenler ve işçi bu tutanağın aslını dava dilekçesine ekleyerek mahkemeye başvurur.
İşçilik alacağı davalarında görevli mahkeme İş Mahkemesidir; iş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri davaya iş mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme ise davalı işverenin yerleşim yeri mahkemesi veya işin fiilen yapıldığı yer mahkemesidir. Örneğin, Gaziantep sınırları içerisinde kurulu bir fabrikada çalışan işçi, arabuluculuk son tutanağı ile birlikte Gaziantep İş Mahkemeleri nezdinde davasını ikame etmelidir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar ve Örnek Olay
İş hayatında çalışanların haklı oldukları durumlarda dahi yaptıkları usul hataları, kıdem tazminatlarını kaybetmelerine neden olabilmektedir. En sık rastlanan hata, işyerinde yaşanan bir tartışma veya kızgınlık neticesinde alelacele matbu “istifa dilekçesi” imzalamaktır. “Kendi isteğimle istifa ediyorum” şeklinde verilen dilekçeler, arkasında haklı bir neden olsa dahi ispatı son derece güçleştirmekte ve işverenin eline güçlü bir koz vermektedir.
İkinci yaygın hata, ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık hallerinde 6 iş günlük sürenin kaçırılmasıdır. Üçüncü önemli yanılgı ise işyerini terk edip ihtarnamenin günler sonra gönderilmesidir; bu durumda işveren işçinin işe gelmediği günleri tutanak altına alarak sözleşmeyi devamsızlık gerekçesiyle haksız fesih durumuna sokabilir. Fesih bildirimi işyerinden ayrılmadan veya ayrılmayla eşzamanlı olarak noter aracılığıyla yapılmalıdır.
Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde bir tekstil işletmesinde beş yıl boyunca makine operatörü olarak çalışan bir işçinin durumunu ele alalım. Çalışan, aylık ücretinin yarısını bankadan, kalan kısmını ise elden nakit olarak almaktadır. Aynı zamanda haftalık 45 saati aşan 15 saatlik fazla çalışmaları ödenmemektedir. İşçi, durumu defalarca sözlü iletmesine rağmen sonuç alamayınca öfkeyle işi bırakmak yerine hukuki adımları izler. İlk olarak banka kayıtlarını, elden ödemelere dair kayıtları ve çalışma saatlerini gösteren puantajları güvenceye alır. Ardından noter kanalıyla işverene bir fesih ihtarnamesi göndererek, SGK primlerinin eksik yatırılması ve fazla mesai alacaklarının ödenmemesi sebebiyle 4857 sayılı İş Kanunu m. 24/II uyarınca sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini bildirir ve kıdem tazminatı ile diğer alacaklarının ödenmesini talep eder. İhtarnamenin tebliğine rağmen ödeme yapılmayınca zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılır ve anlaşma sağlanamaması üzerine açılan davada mahkeme, toplanan deliller ve tanık beyanları ışığında feshin haklı olduğuna hükmederek işçiye 5 yıllık kıdem tazminatının ve fazla mesai alacaklarının faiziyle birlikte ödenmesine karar verir.
Sıkça Sorulan Sorular
İstifa eden işçi işsizlik maaşı alabilir mi?
Kural olarak istifa eden işçi işsizlik maaşı alamaz; ancak sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu m. 24 uyarınca haklı nedenle fesheden ve bunu belgeleyen ya da açtığı davada haklılığı tespit edilen çalışanlar, prim gün şartlarını taşımak kaydıyla işsizlik maaşına hak kazanırlar.
İhbar süresini beklemeden derhal ayrılmak mümkün müdür?
Haklı nedenle fesihte ihbar öneli süresi bulunmaz; işçi fesih bildirimiyle birlikte iş sözleşmesini derhal sonlandırma hakkına sahiptir ve işverene ihbar tazminatı ödemekle yükümlü tutulamaz.
SGK primlerinin asgariden yatırılması tek başına istifa ve tazminat sebebi midir?
Gerçekte asgari ücretten daha yüksek maaş almasına rağmen SGK primleri asgari ücretten bildirilen işçi için bu durum Yargıtay kararları uyarınca doğrudan haklı fesih nedenidir ve işçi kıdem tazminatını alarak ayrılabilir.
Evlilik nedeniyle işten ayrılan kadın çalışan kıdem tazminatı tavanını nasıl öğrenir?
Kıdem tazminatı tavan tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından altı ayda bir memur maaş katsayısına göre güncellenir; kadın çalışana ödenecek her bir kıdem yılı tutarı bu yasal tavanı aşamaz.
Arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamazsa ne yapılmalıdır?
Arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren yasal süre içerisinde yetkili iş mahkemesinde kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları talepli dava açılmalıdır.
Sonuç
Çalışma hayatında haklı bir nedene dayanarak sözleşmeyi feshetmek ve istifa halinde kıdem tazminatı hakkını eksiksiz elde etmek, kanunun işçilere tanıdığı en önemli güvenceler arasındadır. Ücretlerin eksik ödenmesi, SGK primlerinin gerçeğe aykırı bildirilmesi, mobbing, sağlık problemleri, askerlik veya evlilik gibi gerekçeler doğru usul ve ispat araçlarıyla yönetildiğinde kıdem tazminatının tahsili mümkündür. Ancak fesih iradesinin şekli, noter ihtarnamesinin içeriği, hak düşürücü sürelerin gözetilmesi ve arabuluculuk sürecinin takibi teknik uzmanlık gerektiren aşamalardır. Sürecin başından itibaren yapılacak en küçük usul hatası, işçinin yıllarca verdiği emeğin karşılığı olan tazminatını kaybetmesine yol açabilir.
Bu çerçevede, hak kaybına uğramamak ve yasal süreci güvenle yürütmek adına somut olayın özelliklerinin deneyimli bir avukat tarafından incelenmesi hayati öneme sahiptir. İş hukuku alanındaki uyuşmazlıklarınız ve kıdem tazminatı süreçleriniz için Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu’ndan hukuki danışmanlık ve vekillik desteği alabilirsiniz.
Büyük Hukuk Bürosu Hakkında
Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.
Çalışma Alanlarımız
- Ticaret ve İş Hukuku
- Şirketler Hukuku
- Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
- Aile Hukuku
- İnşaat Hukuku
- İcra ve İflas Hukuku
Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.
İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
