Kiracı tahliyesinde arabulucuya gitmek zorunlu mudur

Kiracı tahliyesinde arabulucuya gitmek zorunlu mudur

Yürürlükteki mevzuat uyarınca mahkemeye başvurularak talep edilen bir kiracı tahliyesi için arabuluculuk sürecinin tüketilmesi kanuni bir zorunluluktur. Taşınmaz sahibi veya kiracı, sulh hukuk mahkemesinde dava açmadan önce arabuluculuk bürosuna başvurmak ve bu süreci tamamlamak zorundadır. Görüşmeler neticesinde taraflar anlaşmaya varamazsa düzenlenen son tutanak ile birlikte tahliye davası açılabilir; arabulucuya başvurulmadan doğrudan açılan davalar ise mahkemece dava şartı yokluğu sebebiyle esasa girilmeden usulden reddedilir.

Kira ilişkilerinde yaşanan anlaşmazlıklar hem taşınmaz sahipleri hem de kiracılar açısından maddi ve manevi açıdan yıpratıcı sonuçlar doğurabilir. Dava yükünün hafifletilmesi ve tarafların kendi çözümlerini barışçıl yollarla üretebilmesi amacıyla getirilen bu yasal düzenleme, uyuşmazlıkların çözümünde yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Bu rehberde, tahliye sürecinde arabuluculuğun hukuki çerçevesini, hangi durumlarda zorunlu olduğunu, başvuru aşamalarını, süreleri ve dikkat edilmesi gereken usul kurallarını ayrıntılarıyla bulabilirsiniz.

Kiracı Tahliyesi Davalarında Dava Şartı Arabuluculuk ve Yasal Dayanak

Türk hukuk sisteminde uyuşmazlıkların mahkeme dışı yöntemlerle çözülmesini teşvik etmek amacıyla çeşitli alanlarda zorunlu arabuluculuk uygulaması benimsenmiştir. Kira uyuşmazlıkları bakımından bu düzenlemenin temel dayanağını 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu teşkil etmektedir. Kanunun kira ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıkları düzenleyen maddesi gereğince, taşınmazın tahliyesine ilişkin davalar sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girdiğinde, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması bir “dava şartı” olarak hükme bağlanmıştır. Dava şartı, mahkemenin uyuşmazlığın esasına girebilmesi için varlığını kendiliğinden araştırmakla yükümlü olduğu temel bir usul kuralıdır.

Türk Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen tahliye sebepleri oldukça çeşitlidir. Kiraya verenin veya yeni malikin konut ya da işyeri gereksinimi, taşınmazın yeniden inşası veya esaslı onarımı, kiracının yazılı tahliye taahhüdünde bulunması, bir kira yılı içinde iki haklı ihtara sebebiyet verilmesi veya kiracının ya da birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe sınırları içerisinde oturmaya elverişli bir konutunun bulunması bu sebepler arasında yer alır. Belirtilen bu hukuki sebeplere dayanılarak sulh hukuk mahkemesinde açılacak davalarda kiracı tahliyesi gündeme geldiğinde, arabuluculuk yoluna başvurulması zorunludur. Dava şartı niteliğindeki bu süreç işletilmeden dava dilekçesi mahkemeye sunulursa, hakim karşı tarafa tebligat dahi çıkarmadan davayı usulden reddeder.

Arabuluculuk kurumu, tarafların bağımsız ve tarafsız bir üçüncü kişinin rehberliğinde bir araya gelerek uyuşmazlığı karşılıklı müzakere ettiği bir süreçtir. Arabulucu, bir hakim gibi karar verici konumda değildir; taraflar arasındaki iletişimi kolaylaştırarak ortak bir menfaat zemininde buluşulmasını sağlar. Bu sayede, aylar hatta yıllar sürebilecek yıpratıcı bir yargılama sürecine girmeden, tarafların kendi rızalarıyla tahliye tarihini, taşınmanın koşullarını veya olası tazminat taleplerini belirlemeleri mümkün hale gelir.

Arabuluculuğun Kapsamı: Hangi Tahliye Yollarında Zorunludur?

Kira hukukunda tahliye talepleri yalnızca genel mahkemelerde açılan davalarla sınırlı değildir; İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca yürütülen ilamsız icra takipleri de tahliye sonucunu doğurabilmektedir. Dolayısıyla, hangi usulde arabuluculuğun zorunlu olduğunu doğru tespit etmek büyük önem taşır. Sulh hukuk mahkemesinde açılacak tüm tahliye davalarında arabuluculuk mutlak bir dava şartıdır. Ancak İcra ve İflas Kanunu kapsamında başlatılan tahliye talepli icra takiplerinde durum farklılık gösterir. Taşınmaz sahibi, kira bedelinin ödenmemesi sebebiyle örnek no 13 tahliye ihtarlı ödeme emri gönderdiğinde ya da noter onaylı veya adi yazılı tahliye taahhüdüne dayanarak örnek no 14 tahliye emri düzenlettiğinde, süreç doğrudan icra dairesi aracılığıyla başlar.

İcra dairesi vasıtasıyla başlatılan bu takiplerde kiracı ödeme emrine veya tahliye emrine yasal süresi içinde itiraz ederse takip durur. Bu aşamada kiraya verenin önünde iki farklı hukuki yol bulunur: İcra Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye talep etmek ya da Sulh Hukuk Mahkemesi’nde itirazın iptali ve tahliye davası açmak. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, İcra Hukuk Mahkemesi dar yetkili bir yargı organı olduğundan, bu mahkemede açılacak itirazın kaldırılması ve tahliye taleplerinde arabuluculuk dava şartı aranmaz. Taşınmaz sahibi doğrudan icra mahkemesine dava açabilir.

Buna karşılık, kiraya veren icra mahkemesi yerine genel yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi’nde itirazın iptali ve tahliye davası açmayı tercih ederse, kanunun öngördüğü her bir kiracı tahliyesi sebebi farklı değerlendirilebilir olsa dahi arabuluculuk dava şartı devreye girer. Dolayısıyla, sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giren her türlü tahliye ve kira tespit talebinde arabuluculuk zorunlu iken, icra mahkemesinin dar yetkisi çerçevesinde görülen şekli incelemelerde arabulucuya gitme zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu ayrım, hak kaybına uğramamak ve gereksiz zaman kaybetmemek adına dikkatle incelenmelidir.

Kiracı Tahliyesi Sürecinde Adım Adım Arabuluculuk Başvurusu

Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk süreci belirli usul kurallarına ve aşamalara tabidir. Başvurunun doğru makama yapılması, toplantılara usulüne uygun katılım sağlanması ve sürecin belgelendirilmesi, ileride açılabilecek bir davanın sıhhati açısından belirleyicidir. Süreç genel olarak şu adımlarla ilerler:

  1. Yetkili Büronun Belirlenmesi ve Başvuru: Arabuluculuk başvurusu, uyuşmazlığa bakmakla yetkili sulh hukuk mahkemesinin yargı çevresinde bulunan Adliye Arabuluculuk Bürosu’na yapılır. Arabuluculuk bürosu bulunmayan yerlerde ise bu görev sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü tarafından yerine getirilir. Başvuru şahsen, kanuni temsilci veya vekaletnamesinde özel yetki bulunan bir avukat aracılığıyla gerçekleştirilir.
  2. Arabulucunun Görevlendirilmesi: Başvuru kaydedildikten sonra, sistem üzerinden sicile kayıtlı arabulucular arasından puanlama ve sıra esasına göre otomatik bir atama yapılır. Taraflar, sicile kayıtlı bir arabulucu üzerinde yazılı olarak anlaşırlarsa bu kişiyi de ortak arabulucu olarak seçebilirler.
  3. İlk Temas ve Toplantı Daveti: Görevlendirilen arabulucu, tarafların iletişim bilgilerine ulaşarak kendileriyle ilk teması kurar. Arabulucu, tarafları ve varsa vekillerini belirlenen gün, saat ve yerde ilk oturuma resmi olarak davet eder. Bu davet mektup, telefon veya elektronik posta gibi tevsik edilebilir vasıtalarla iletilir.
  4. Müzakere Aşaması: Belirlenen tarihte taraflar fiziksel ortamda bir araya gelebileceği gibi, tarafların farklı şehirlerde olması veya geçerli mazeretlerinin bulunması halinde toplantı telekonferans ya da video konferans yoluyla da yürütülebilir. Arabulucu taraflara eşit söz hakkı tanır, uyuşmazlığın kökenindeki talepleri dinler ve çözüm seçenekleri geliştirilmesine yardımcı olur.
  5. Son Tutanağın Düzenlenmesi: Görüşmeler neticesinde taraflar arasında bir kiracı tahliyesi uzlaşması sağlandığında bir “Anlaşma Tutanağı” tanzim edilir. Anlaşma sağlanamazsa arabulucu “Anlaşamama Son Tutanağı” hazırlar ve süreci kapatır. Bu son tutanak taraflarca imzalanır ve aslı dava açacak olan tarafa teslim edilir.

Arabuluculuk Sürecinde Gerekli Belgeler ve Kanuni Süreler

Arabuluculuk sürecinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için başvuru sırasında ve müzakereler boyunca iddiaları destekleyen belgelerin hazır bulundurulması gerekir. Belgelerin eksiksiz sunulması, karşı tarafın ikna edilmesini kolaylaştıracağı gibi müzakerelerin somut veriler üzerinden ilerlemesini sağlar. Süreçte ihtiyaç duyulan temel belgeler şunlardır:

  • Tarafların kimlik bilgileri, güncel adresleri, telefon numaraları ve varsa kayıtlı elektronik posta (KEP) adresleri,
  • Uyuşmazlığa konu taşınmaza ait yazılı kira sözleşmesi ve varsa ek protokoller,
  • Tahliye talebi tahliye taahhüdüne dayanıyorsa, usulüne uygun düzenlenmiş tahliye taahhütnamesi aslı veya örneği,
  • İhtiyaç nedeniyle tahliye söz konusu ise ihtiyacın gerçek ve samimi olduğunu gösteren belgeler (iş değişikliği, evlilik hazırlığı, sağlık raporları vb.),
  • Ödenmeyen kira bedellerine ilişkin banka dekontları, hesap dökümleri veya noter ihtarnameleri,
  • Süreci avukat yürütüyorsa, arabuluculuk sürecinde temsil ve uzlaşma yetkisini açıkça içeren vekaletname örneği.

Kanuni süreler bakımından arabuluculuk, davaya kıyasla son derece hızlı sonuçlanan bir yoldur. Kanun koyucu, arabulucunun görevlendirildiği tarihten itibaren uyuşmazlığı üç hafta içinde sonuçlandırması gerektiğini hükme bağlamıştır. Bu üç haftalık süre, zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta daha uzatılabilir. Dolayısıyla tüm arabuluculuk aşaması en geç dört hafta içinde tamamlanmak zorundadır.

En çok merak edilen konulardan biri de arabuluculuk sürecinin dava açma sürelerine etkisidir. Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan tahliye sebeplerinin birçoğu (örneğin tahliye taahhüdü veya iki haklı ihtar sonrası tahliye) kira döneminin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açılmasını şart koşar. Arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihten, arabulucu tarafından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri kanunen durur. Son tutanağın imzalanmasıyla birlikte duran süreler kaldığı yerden işlemeye devam eder. Bu koruma sayesinde, sulh hukuk mahkemesinde açılan kiracı tahliyesi talepleri açısından hak düşürücü süreler kayba uğramadan korunur.

Karşılaştırma Tablosu: Arabuluculuk ve Yargılama Sürecinin Farkları

Aşağıdaki tablo, uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözümlenmesi ile doğrudan mahkeme kanalıyla tahliye davası yürütülmesi arasındaki temel usul ve sonuç farklarını özetlemektedir.

Kriter Zorunlu Arabuluculuk Yolu Sulh Hukuk Mahkemesi Yargılaması
Sonuçlanma Süresi En fazla 3 + 1 hafta (azami 4 hafta) Bölge adliye mahkemesi (istinaf) dahil 1-3 yıl
Kararın Belirleyicisi Tarafların karşılıklı serbest iradesi Hakimin kanun ve delillere göre vereceği hüküm
İcra Edilebilirlik İcra edilebilirlik şerhi ile ilam niteliği kazanır Mahkeme kararı kesinleştiğinde doğrudan icra edilir
Başvuru Maliyeti Başvuru anında harç ve peşin gider alınmaz Peşin harç, gider avansı ve tebligat masrafları ödenir
Gizlilik İlkesi Görüşmeler ve belgeler kanunen gizlidir Duruşmalar kural olarak aleni şekilde yapılır

Arabuluculuk Masrafları ve Görevli-Yetkili Merci Kuralları

Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk sürecinin mali boyutu, başvuru sahibini zorlamayacak şekilde kurgulanmıştır. Adliye arabuluculuk bürosuna başvurulurken herhangi bir başvuru harcı, peşin gider veya dosya masrafı tahsil edilmez. Süreç boyunca yapılacak yazışma ve tebligat masrafları Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Masrafların kime ait olacağı, sürecin nasıl sonlandığına bağlı olarak belirlenir.

Görüşmeler sonucunda taraflar anlaşmaya varamazlarsa, arabulucunun iki saate kadar olan ücreti Adalet Bakanlığı tarifesi uyarınca devlet bütçesinden ödenir. Taraflardan bu aşamada hiçbir ödeme talep edilmez. Ancak daha sonra taraflardan biri sulh hukuk mahkemesinde dava açarsa, devlet tarafından ödenen bu arabuluculuk ücreti yargılama giderlerine dahil edilir ve davanın sonunda haksız çıkan taraftan tahsil edilir. Tarafların arabuluculuk masasında anlaşmaya varmaları halinde ise arabuluculuk ücreti, Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi’ne göre hesaplanır; aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde ödenir.

Yetkili merci konusunda ise genel yetki kuralları uygulanır. Arabuluculuk başvurusu, uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu yerdeki veya karşı tarafın (davalı kiracı ya da kiraya verenin) yerleşim yerindeki adliye bürosuna yapılmalıdır; örneğin taşınmazın Gaziantep sınırlarında yer alması halinde başvurunun bu yargı çevresindeki arabuluculuk bürosuna iletilmesi usul ekonomisine uygundur. Karşı taraf, arabuluculuk bürosunun yetkisine ilk oturumda itiraz edebilir. Yetki itirazı ileri sürülürse, arabulucu dosyayı yetkili sulh hukuk mahkemesine gönderir; mahkeme harç almaksızın dosya üzerinden yetkiyi inceler ve kesin karara bağlar.

Tahliye Taleplerinde Sık Yapılan Hatalar ve Hukuki Riskler

Uygulamada hem taşınmaz sahipleri hem de kiracılar usul kurallarını yeterince bilmemekten kaynaklanan ciddi hatalar yapabilmektedir. Usule ilişkin küçük bir hata, davanın aylar sonra reddedilmesine ve tarafların hak kaybına uğramasına neden olur. En sık karşılaşılan hataların başında, dava şartı arabuluculuk sürecini işletmeden doğrudan dava açmak gelir. Arabulucuya başvurulmadan açılan davalarda mahkemeler davacıya “arabulucuya git” şeklinde bir süre tanımaz; Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca dava doğrudan usulden reddedilir ve yapılan harçlar davacı üzerinde kalır.

Bir diğer kritik yanılgı, mazeretsiz olarak arabuluculuk toplantılarına katılmamaktır. Kanun gereğince, taraflardan biri geçerli bir mazeret bildirmeksizin ilk oturuma katılmaz ve bu nedenle süreç anlaşamama ile sonuçlanırsa, bu taraf ileride açılacak davada tamamen haklı çıksa dahi yargılama giderlerinin tamamını ödemeye mahkum edilir ve lehine vekalet ücretine hükmedilmez. Bu yaptırım, tarafların masaya oturmasını zorunlu kılan caydırıcı bir düzenlemedir.

Ayrıca, arabuluculuk masasında varılan anlaşmanın içeriğinin belirsiz bırakılması veya icra edilebilirlik boyutunun ihmal edilmesi büyük bir risktir. Taşınmazın hangi tarihte, hangi koşullarda tahliye edileceği, anahtar tesliminin nasıl yapılacağı, geçmiş kira veya aidat borçlarının ne şekilde tasfiye edileceği anlaşma belgesine açıkça yazılmalıdır. Anlaşma belgesi imzalandıktan sonra kiracı taşınmazı boşaltmazsa, taşınmaz sahibinin sulh hukuk mahkemesinden veya icra mahkemesinden “icra edilebilirlik şerhi” alması gerekir. Bu şerhi içeren anlaşma belgesi ilam (kesinleşmiş mahkeme kararı) niteliği kazanır ve doğrudan icraya konularak taşınmaz tahliye ettirilebilir. Usulüne uygun yürütülmeyen bir kiracı tahliyesi girişimi hem zaman hem de maddi kayba yol açar.

Gerçekçi Örnek Olay İncelemesi

Konunun somutlaşması bakımından tipik bir kira uyuşmazlığını ele alalım. Gaziantep’te yaşayan bir kiraya veren, şehir dışındaki üniversite eğitimini tamamlayıp kente geri dönen ve evlilik hazırlığı yapan yetişkin çocuğunun oturması amacıyla konut ihtiyacı sebebiyle taşınmazını tahliye etmek istemiştir. Kiraya veren, sözleşme döneminin bitiminden önce kiracıya noter kanalıyla samimi konut ihtiyacını belirten ve sözleşmenin yenilenmeyeceğini bildiren bir ihtarname keşide etmiştir. Kiracı ise bölgedeki emsal kira bedellerinin yüksekliğini ve taşınma maliyetlerini gerekçe göstererek evi boşaltmayacağını ifade etmiştir.

Bunun üzerine taşınmaz sahibi, doğrudan sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açmak yerine, kanuni zorunluluk gereği Gaziantep Adliyesi Arabuluculuk Bürosu nezdinde arabuluculuk başvurusunda bulunmuştur. Atanan tarafsız arabulucu, her iki tarafı ve vekillerini ilk oturuma davet etmiştir. Toplantıda kiraya veren, oğlunun evlilik tarihini ve konut ihtiyacının aciliyetini belgeleriyle ortaya koymuş; kiracı ise ani bir taşınmanın kendisini ekonomik olarak zorlayacağını dile getirmiştir.

Arabulucunun kolaylaştırıcılığında yürütülen müzakereler sonucunda taraflar ortak bir noktada buluşmuştur. Kiraya veren, kiracının yeni bir ev bulabilmesi için üç aylık ek süre tanımayı ve bu süre zarfında kira artışı talep etmemeyi kabul etmiştir. Kiracı da belirlenen üç ayın sonunda taşınmazı kesin olarak tahliye edeceğini taahhüt etmiştir. Düzenlenen anlaşma tutanağına taraflarca imza atılmış ve mahkemeden icra edilebilirlik şerhi alınarak belge ilam niteliğine kavuşturulmuştur. Böylece taraflar, en az iki yıl sürebilecek masraflı ve gergin bir yargılama sürecine girmeden konut ihtiyacına dayalı kiracı tahliyesi talebini arabulucu vasıtasıyla müzakere etmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Arabuluculuk görüşmelerine katılmak zorunlu mudur?

Arabuluculuk sürecine başvuru zorunlu olmakla birlikte, masada anlaşmaya varmak tamamen tarafların serbest iradesine bağlıdır. Ancak geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk oturuma katılmayan taraf, açılacak davada haklı çıksa dahi tüm yargılama giderlerini ödemek zorunda kalır ve lehine vekalet ücreti takdir edilmez.

Arabulucuda tahliye konusunda anlaşılırsa kiracı evi boşaltmazsa ne yapılır?

Arabuluculuk sürecinde imzalanan anlaşma tutanağı sulh hukuk mahkemesine sunularak icra edilebilirlik şerhi alınabilir; taraflar ve vekilleri tutanağı birlikte imzaladığında ise şerhe dahi gerek kalmadan belge ilam hükmündedir. Bu belgeye dayanılarak icra dairesi aracılığıyla doğrudan ilamlı tahliye takibi başlatılır ve kiracı zorla tahliye edilir.

Tahliye taahhütnamesi ile tahliyede arabuluculuk şart mıdır?

Eğer taşınmaz sahibi tahliye taahhüdüne dayanarak sulh hukuk mahkemesinde doğrudan tahliye davası açacaksa arabuluculuk dava şartıdır. Ancak tahliye taahhüdü icra dairesine sunularak ilamsız tahliye takibi başlatılmış ve kiracının itirazı üzerine İcra Hukuk Mahkemesi’nde itirazın kaldırılması davası açılacaksa arabuluculuk zorunlu değildir.

Arabuluculuk süreci ne kadar sürede tamamlanır?

Arabuluculuk süreci, arabulucunun görevlendirildiği tarihten itibaren kural olarak en fazla üç hafta içerisinde tamamlanmak durumundadır. Bu süre, zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta daha uzatılabilir; dolayısıyla sürecin tamamı azami dört haftada neticelenir.

Arabuluculuk görüşmeleri sırasında hak düşürücü dava açma süreleri işler mi?

Arabuluculuk bürosuna resmi başvurunun yapıldığı andan son tutanağın imzalandığı ana kadar geçen sürede dava açma süreleri ve zamanaşımı kanunen tamamen durur. Son tutanak tanzim edildikten sonra kalan süreler işlemeye devam eder, böylece taraflar süre yönünden hak kaybı yaşamaz.

Sonuç

Kira hukuku mevzuatında yapılan düzenlemeler çerçevesinde, sulh hukuk mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabuluculuk bürosuna başvurulması mutlak bir dava şartıdır. Taraflar arasındaki iletişim kopukluklarını gideren, yargı yükünü hafifleten ve uyuşmazlıkları kısa sürede barışçıl çözümlere kavuşturan bu yöntem hem mülk sahipleri hem de kiracılar açısından önemli fırsatlar barındırır. Kanunun emredici hükümleri doğrultusunda, dava şartı yerine getirilmeden açılan tahliye davaları esasa girilmeksizin usulden reddedildiğinden usul kurallarına titizlikle riayet edilmelidir.

Arabuluculuk toplantılarında tanzim edilen tutanaklar, ileride açılabilecek davaların temel dayanağını oluşturur ya da anlaşma sağlanması halinde doğrudan ilam hükmü kazanır. Dolayısıyla müzakerelerin yürütülmesi, hak düşürücü sürelerin takibi ve metinlerin hukuki güvenliği için sürecin alanında tecrübeli bir hukukçu refakatinde sürdürülmesi muhtemel hak kayıplarını engeller. Kira ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda kiracı tahliyesi amacıyla mahkemeye başvurulmadan önce her somut olayın kendine özgü koşulları dikkatle tahlil edilmeli ve strateji buna göre kurgulanmalıdır.

Kira uyuşmazlıkları ve arabuluculuk sürecinin doğru yönetilmesi adına Gaziantep Koluman Tower’daki Büyük Hukuk Bürosu’ndan hukuki destek alabilirsiniz.


Büyük Hukuk Bürosu Hakkında

Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.

Çalışma Alanlarımız

  • Ticaret ve İş Hukuku
  • Şirketler Hukuku
  • Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
  • Aile Hukuku
  • İnşaat Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku

Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.

İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir