Osmaniye boşanma davası velayet süreci
| |

Osmaniye deprem sonrası hasar tespiti davası

Deprem sonrası hasar tespiti davası, sarsıntı neticesinde taşınmazında hasar meydana gelen hak sahiplerinin yapıdaki teknik durumu, yıkım boyutunu ve kusur durumunu yargı eliyle resmiyete kavuşturduğu temel usul yoludur. İdari makamlarca yürütülen ön ve kesin incelemelerin hatalı olduğunu düşünen ya da sigorta ve tazminat süreçlerinde delil güvencesi sağlamak isteyen mülk sahipleri, bu hukuki başvuru sayesinde binalarındaki gerçek yıpranmayı tarafsız bilirkişiler marifetiyle zapta geçirebilir. Osmaniye genelinde sarsıntının etkilediği yapı stoğunda hak kayıplarının önüne geçebilmek adına yargısal kanalları doğru işletmek büyük önem taşır.

Doğal afetlerin ardından taşınmaz maliklerinin ve kullanıcılarının karşılaştığı en büyük belirsizlik, binaların oturulabilir durumda olup olmadığı ile idarenin belirlediği hasar derecesinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığıdır. Bu rehberde; hasar derecelerinin hukuki ayrımını, idari itiraz süreçleriyle yargısal tespit arasındaki farkı, mahkeme kanalıyla delil tespiti yaptırmanın adımlarını ve sigorta tazminat taleplerine temel oluşturacak usuli ayrıntıları adım adım inceleyeceğiz. Hak düşürücü sürelere kapılmadan taşınmazınızın gerçek teknik tablosunu ortaya koyabilmeniz için izlenmesi gereken rotayı bu içerikten takip edebilirsiniz.

Deprem Sonrası Hasar Tespiti Davası Nedir ve Yasal Dayanağı Nelerdir?

Sarsıntıya maruz kalan yapılarda fiziki bozulmanın mahkeme kanalıyla resmen belgelenmesi, hukukumuzda delil tespiti müessesesi çerçevesinde ele alınır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca ileride açılması muhtemel bir tazminat davasına esas teşkil etmek veya mevcut durumu zaman kaybetmeden kayıt altına almak amacıyla sulh hukuk mahkemesinden uzman incelemesi talep edilir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı teknik ekiplerinin gerçekleştirdiği hasar sınıflandırması bir idari işlem niteliği taşırken, adli yargıda açılan talep doğrudan bağımsız teknik heyetlerin yapıyı incelemesine zemin hazırlar.

Uygulamada idari kurumlar yapıyı az hasarlı, orta hasarlı, ağır hasarlı veya acil yıktırılacak şeklinde gruplandırır. Malikler bu nitelemenin gerçeği yansıtmadığını düşündüklerinde ya da binadaki hasarın müteahhit, yapı denetim firması veya diğer sorumlulardan kaynaklanan ayıplardan ileri geldiğini ileri sürdüklerinde yargısal tespite başvururlar. 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun hükümleri idari yardım ve hak sahipliği koşullarını düzenlerken, özel hukuka dayalı sorumluluklar ve sigorta tazminatları Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri dairesinde değerlendirilir.

Mahkeme aracılığıyla yürütülen delil tespitinde inşaat mühendisleri, statik uzmanları ve mimarlardan oluşan bilirkişi heyeti yapının taşıyıcı sistemlerini bizzat yerinde inceler. Karot numuneleri alınması, donatıların taranması, çatlakların yönü ve zemin özelliklerinin irdelenmesi gibi teknik işlemler rapora dökülür. İdari tespitlerin alelacele yapıldığı veya gözlemsel değerlendirmeyle yetinildiği hallerde adli tespit raporu, taraflar arasındaki tüm tazminat ve alacak davalarında en güçlü hukuki dayanak haline gelir.

İdari süreçlerde verilen hasar derecesi doğrudan hak sahipliğini, güçlendirme ruhsatı alma imkânını veya binanın tahliye ve yıkım sürecini tayin eder. Dolayısıyla hatalı bir tespit; orta hasarlı olan bir yapının ağır hasarlı sayılarak haksız yere yıktırılmasına ya da tam aksine ağır hasarlı oturulamaz bir yapının az hasarlı gösterilerek can güvenliğinin tehlikeye atılmasına sebebiyet verebilir. Yargı kanalıyla yürütülen tespit faaliyeti, bu telafisi imkânsız sonuçların engellenmesi adına koruyucu bir hukuki kalkandır.

Osmaniye Deprem Sonrası Hasar Tespiti Davası Hangi Hallerde Açılır?

İdari ekiplerin sahadaki yoğunluk sebebiyle yapıları yalnızca dış gözlemle incelemesi, bodrum katlara girmemesi ya da kolon ve kirişlerdeki derin hasarları sıva çatlağı olarak değerlendirmesi sahada sıkça karşılaşılan durumlardır. Osmaniye il sınırları içerisinde taşınmazı bulunan ve resmi kayıtlarda yer alan hasar seviyesinin gerçeği yansıtmadığını gören her mülk sahibi, yapının gerçek mukavemet durumunu ortaya çıkarmak için adli süreci işletebilir. 6 Şubat depremleri sonrasında bölgede yapı stoğunda meydana gelen yıkımlar ve taşıyıcı sistem deformasyonları, bu yöndeki hukuki girişimlerin temelini oluşturmuştur.

Bir diğer başvuru nedeni ise Doğal Afet Sigortaları Kurumu ya da özel kasko ve konut sigortası şirketleriyle yaşanan anlaşmazlıklardır. Sigorta eksperlerinin biçtiği tazminat bedeli çoğu zaman fiili inşaat maliyetlerinin ve gerçek zararın oldukça altında kalmaktadır. Taşınmazın poliçe kapsamındaki teminatını tam olarak tahsil edebilmek, mahkemece atanacak bilirkişilerin bağımsız biçimde hasar oranını ve metrekare maliyetini saptamasıyla mümkün olur. Böylece poliçe teminat sınırları dahilindeki hak edişler sağlam bir teknik rapora bağlanır.

Yapının inşasında kullanılan malzemenin niteliksizliği, projesine aykırı tadilatlar, kolon kesme eylemleri veya yapı denetimindeki ihmaller nedeniyle müteahhit ve proje müelliflerine karşı tazminat davası açılacaksa, delillerin karartılmadan veya bina yıkılmadan önce kayıt altına alınması zaruridir. Yıkım kararı infaz edilmeden önce binanın statik kusurlarını, demir donatı yetersizliğini ve beton kalitesizliğini mahkeme marifetiyle kayıt altına aldırmak, ileride açılacak maddi ve manevi tazminat davalarının kazanılmasında anahtar rol oynar.

Ayrıca kat mülkiyetine tabi binalarda kat malikleri arasında binanın güçlendirilmesi veya yıktırılması hususunda çıkan uyuşmazlıklarda da yargısal tespitten faydalanılır. Kimi kat malikleri binanın güvenli olduğunu savunurken diğer maliklerin can güvenliği endişesi taşıdığı durumlarda mahkeme raporu, ortaklığın ve yönetim kurulunun alacağı kararlar için objektif bir zemin oluşturur.

Hasar Tespiti Sürecinde Kimler Başvuru Yapabilir?

Adli delil tespiti talebinde bulunabilmek için başvuru sahibinin o yapıyla ilgili meşru ve korunmaya değer bir hukuki menfaatinin bulunması şarttır. Taşınmazın tapu sicilinde malik olarak kayıtlı bulunan gerçek veya tüzel kişiler doğrudan başvuru ehliyetine sahiptir. Paylı mülkiyet ya da elbirliği mülkiyeti söz konusu olduğunda, her bir paydaş veya mirasçı diğer maliklerin onayına gereksinim duymadan kendi adına bu başvuruyu gerçekleştirebilir; zira delil tespiti bir tasarruf işlemi değil, ortak malı koruyucu nitelikte usuli bir haktır.

Binada bağımsız bölümü bulunan kat malikleri bağımsız bölümlerinin yanı sıra ortak yerler olan temel, kolon, çatı ve asansör boşluğu gibi alanlardaki zararların tespiti için de mahkemeye müracaat edebilir. Kat mülkiyeti kurulmamış arsa paylı yapılarda da fiilen konutu veya işyeri bulunan zilyetler, arsa payları oranında hukuki himaye talep etme yetkisine sahiptir. Mülkiyet bağı olmaksızın taşınmaz üzerinde intifa veya sükna hakkı bulunan sınırlı ayni hak sahipleri de kendi kullanım alanlarına ilişkin benzer yola gidebilirler.

Kiracıların başvuru ehliyeti ise taşınmazın mülkiyet hasarından ziyade kendi can güvenlikleri ve kişisel eşyalarının akıbetiyle sınırlıdır. Kiracı, kiraladığı yerin fiilen oturulabilir durumda olup olmadığının, tahliyenin gerekip gerekmediğinin ve uğradığı taşınır mal zararlarının belirlenmesi amacıyla delil tespiti isteyebilir. Ancak idarenin belirlediği genel bina hasar derecesine karşı doğrudan idari dava açma ehliyeti kural olarak maliklere tanınmış bir haktır.

Vefat eden maliklerin mirasçıları da veraset ilamı ibraz etmek suretiyle sürece dahil olabilirler. Mirasçılık belgesi sunan her bir mirasçı, terekeyi oluşturan taşınmazın mevcut vaziyetini belgelemek amacıyla tek başına yetkilidir. Bu durum, ileride mirasçılar arasında doğabilecek denkleştirme veya ortaklığın giderilmesi davalarında da taşınmazın kaza anındaki değerini tespit etmek bakımından hayati öneme sahiptir.

Adım Adım Deprem Sonrası Hasar Tespiti Davası Süreci

Yargısal delil tespiti yolu, genel hükümlere tabi klasik bir alacak davasından farklı olarak daha süratli ve tedbir niteliğinde işleyen bir usuldür. Sürecin her aşaması teknik delillerin kaybolmasını engellemek üzere kanuni çerçevede kurgulanmıştır:

  1. Talep Dilekçesinin Hazırlanması: Taşınmazın ada, parsel, bağımsız bölüm numarası ve açık adresi açıkça yazılır; tespit edilmesi istenen teknik hususlar (kolon çatlakları, beton dayanımı, taşıyıcı sistem kusurları, demir aralıkları) madde madde sıralanır.
  2. Gerekli Masrafların Yatırılması: Başvuru harcı, bilirkişi ücreti ve tebligat masrafları mahkeme veznesine depo edilir; eksik harç süreci geciktireceğinden ödemelerin eksiksiz yapılması şarttır.
  3. Tensip Zaptı ve Bilirkişi Görevlendirmesi: Mahkeme dosyayı inceler; inşaat mühendisi, jeoloji mühendisi ya da statik uzmanından oluşan teknik bilirkişi heyetini resmen tayin eder.
  4. Keşif Gününün Belirlenmesi ve Keşif İcrası: Hâkim veya görevlendirilen naip hâkim refakatinde uzman heyet taşınmaz mahalline gider. Binadan teknik ölçümler yapılır, fotoğraflar çekilir, gerektiğinde numuneler toplanır.
  5. Bilirkişi Raporunun Tanzimi: Heyet yerinde yaptığı incelemeleri mevzuata ve fen kurallarına uygun biçimde raporlaştırarak taşınmazdaki hasar oranını, nedenini ve tahmini onarım bedelini mahkemeye sunar.
  6. Raporun Taraflara Tebliği ve İtiraz: Mahkeme raporu başvuran tarafa ve varsa aleyhine tespit istenen karşı tarafa tebliğ eder; taraflar tebliğden itibaren yasal süresi içinde rapora itiraz etme ya da ek rapor isteme hakkına sahiptir.

Keşif esnasında başvuru sahibinin veya vekilinin mahallinde hazır bulunması, gözden kaçabilecek hasarlı noktaların teknik bilirkişilere gösterilmesi bakımından fayda sağlar. Bilirkişi heyeti hazırlayacağı raporda yalnızca mevcut hasarı değil, bu hasarın deprem sarsıntısından mı yoksa binanın imalat hatasından mı kaynaklandığını da teknik verilerle gerekçelendirmekle yükümlüdür.

İdari Hasar Tespitine İtiraz ile Adli Tespit Arasındaki Farklar

Deprem bölgelerinde en sık düşülen yanılgılardan biri, idarenin askıya çıkardığı hasar raporlarına itiraz etmekle adli mahkemelerde tespit açmayı birbiriyle karıştırmaktır. İkisi tamamen ayrı hukuki zeminlere, usullere ve sonuçlara tabidir. Hak sahiplerinin mağdur olmamaları için bu iki sürecin kapsamını net olarak kavramaları icap eder.

Kriter İdari Hasar Tespiti ve İtiraz Adli Delil Tespiti (Mahkeme)
İncelemeyi Yapan Merci Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı teknik ekipleri Sulh Hukuk Mahkemesince atanan bağımsız uzman bilirkişiler
Temel Amacı Afet mevzuatı uyarınca hak sahipliği, nakdi yardım ve yıkım kararlarını belirlemek Kusur, ayıplı imalat, tazminat miktarı ve fiziki hasarı yargısal delile bağlamak
İnceleme Usulü Çoğunlukla hızlı, görsel ve genel saha taraması yöntemi Ayrıntılı keşif, taşıyıcı sistem analizi, ölçüm ve numune incelemesi
Hukuki Sonucu İdari işleme dayanak oluşturur; nihai itiraz idare mahkemesine dava edilir Tazminat, sigorta ve alacak davalarında kesin delil başlangıcı niteliği taşır
Masraf Durumu Vatandaş için harç veya bilirkişi ücreti masrafı bulunmaz Mahkeme harcı, tebligat ve bilirkişi keşif gider avansı gerektirir

İdari askı listelerine yapılan itirazlar neticesinde kurum kendi ekipleriyle ikinci bir kontrol sağlar. Bu işlem idari bir prosedür olup, reddi halinde işlem kesinleşir ve yıkım aşamasına geçilir. Kesinleşen bu idari işleme karşı ise idare mahkemelerinde iptal davası açılması gerekir. Öte yandan adli yargıda yaptırılan deprem sonrası hasar tespiti davası ve delil tespiti, yıkım kararını doğrudan tek başına durdurmaz; ancak idare mahkemesinde açılacak yürütmenin durdurulması talepli iptal davasına tartışmasız en güçlü teknik dayanağı sunar.

Hasar Tespiti Sürecinde Gerekli Belgeler

Yargı mercilerine başvururken delil altyapısının sağlam kurulması, incelemenin sıhhati ve talebin kabulü açısından elzemdir. Mahkeme kalemine sunulacak başvuru dosyasında yer alması beklenen evraklar şunlardır:

  • Taşınmaza ait güncel tapu senedi fotokopisi veya tapu kayıt dökümü,
  • Başvuru sahibinin Türkiye Cumhuriyeti kimlik belgesi fotokopisi,
  • İntikal işlemleri henüz yapılmamışsa yetkili mercilerden alınmış onaylı veraset ilamı,
  • Varsa taşınmaza ilişkin belediyeden temin edilmiş mimari proje, statik proje ve yapı ruhsatı suretleri,
  • Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından e-Devlet veya ilan yoluyla duyurulan hasar tespit askı kodu ve belgesi,
  • Konuta veya işyerine ait yürürlükteki DASK (Zorunlu Deprem Sigortası) ve varsa ihtiyari konut sigortası poliçe örnekleri,
  • Deprem hemen akabinde çekilmiş, yapının dışını, kolon-kiriş birleşimlerini ve hasar detaylarını gösteren yüksek çözünürlüklü fotoğraflar veya video kayıtları,
  • Sürecin avukat aracılığıyla yürütülmesi durumunda delil tespiti ve dava açma yetkilerini barındıran onaylı vekâletname.

Mimari ve statik projelerin temini ilk aşamada zorunlu olmasa dahi, bilirkişi heyetinin projedeki donatılarla fiili yapıyı karşılaştırmasında büyük kolaylık sağlar. Projeye aykırı biçimde sonradan yapılan tadilatlar ya da zemin katta dükkân genişletmek amacıyla kesilen taşıyıcı elemanlar bu yolla tartışmaya yer bırakmayacak şekilde tevsik edilir.

Başvuru Süreleri, Hak Düşürücü Süreler ve Zamanaşımı

Deprem neticesinde doğan uyuşmazlıklarda adli delil tespiti için kanunda belirli bir hak düşürücü gün sınırı öngörülmemiştir; taşınmaz mevcut olduğu ve hasar durumu incelenebilirliğini koruduğu müddetçe her zaman tespit talep edilebilir. Bununla birlikte, binanın acil yıkım kapsamına alınması veya çevresel tehlike nedeniyle her an yıktırılma ihtimali karşısında zaman yitirmeden harekete geçilmesi zorunludur. Yapı bir kez iş makineleriyle yıkıldığında beton kalitesini, kolon içi donatı yerleşimini ve korozyon seviyesini tespit etmek imkânsız hale gelebilir.

İdari yönden ise süreç son derece katı kurallara bağlanmıştır. Bakanlığın ilan ettiği hasar listelerine itiraz için tanınan süre askı tarihinden itibaren başlar ve mevzuatta öngörülen kanuni sürenin aşılmasıyla birlikte idari itiraz hakkı düşer. İtirazın reddi veya zımnen reddedilmesi üzerine açılacak idari iptal davalarında da 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında yer alan dava açma sürelerine titizlikle riayet edilmelidir.

Müteahhit, fenni mesul ve yapı denetim sorumlularına karşı açılacak ayıplı ifa ve haksız fiil kaynaklı tazminat davalarında Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımı hükümleri işletilir. Ağır kusur, kast veya hile ile ayıplı bina inşa eden sorumlulara karşı zamanaşımı süreleri tüketici aleyhine katı biçimde daraltılamaz. Ancak sigorta şirketlerine ve DASK’a karşı açılacak tazminat taleplerinde Türk Ticaret Kanunu ile poliçe genel şartlarında düzenlenen süreler devrededir; bu nedenle mahkeme delil tespitinin hasar ihbarıyla eşzamanlı işletilmesi tazminat hakkını teminat altına alır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Kuralları

Hasarın tespiti istemiyle yapılacak başvurularda mahkemenin tayini Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre karara bağlanır. Henüz esas hakkında açılmış bir tazminat davası bulunmadığı hallerde delil tespiti için genel görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olarak belirlenmiştir. Esas dava açıldıktan sonra ise delil tespiti talepleri, o davayı görmekte olan asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesine yöneltilir.

Yetkili mahkeme konusunda ise kesin nitelikli bir kural uygulanır. Taşınmaz mallara ilişkin delil tespitlerinde taşınmazın coğrafi olarak bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Dolayısıyla Osmaniye hudutları dahilinde bulunan bir yapının hasar tespitine ilişkin dilekçeler doğrudan Osmaniye Sulh Hukuk Mahkemesi’ne tevzi edilmelidir. Başka bir ildeki mahkemeye yapılan başvurular yetkisizlik kararıyla reddedilir ve ciddi vakit kayıplarına yol açar.

Eğer tespit talebi bağımsız bir alacak veya tazminat davasıyla birlikte açılıyorsa, uyuşmazlığın niteliğine göre mahkemenin görevi değişebilir. Örneğin, tüketici işlemi niteliğindeki konut alımlarında Tüketici Mahkemesi, ticari nitelikteki işyeri yapılarında Asliye Ticaret Mahkemesi devreye girecektir. Ancak salt delil tespiti taleplerinde sulh hukuk mahkemesinin görev alanı caridir.

Yargılama Masrafları ve Bilirkişi Ücretleri

Yargısal hasar tespiti sürecinde başvuran tarafın belirli giderleri karşılaması zorunludur. Başlıca masraf kalemleri; başvurma harcı, maktu karar ve ilam harcı, tebligat giderleri ve en önemli kalemi oluşturan bilirkişi ücretidir. Bilirkişi heyetinin uzmanlık sayısına ve mahallinde yapılacak teknik analizlerin büyüklüğüne göre ödenecek tutarlar değişkenlik gösterir.

Mahkeme heyetinin taşınmaz mahalline gitmesi için yatırılacak araç ve keşif harçları da bu toplama dahil edilir. Yapıdan karot alınması veya laboratuvar tahlili yapılması talep ediliyorsa, akredite yapı laboratuvarının uygulayacağı test ücretleri de başvuru sahibi tarafından avans olarak yatırılır. Harç ve avansların güncel tutarları her yıl Adalet Bakanlığı tarifeleriyle yeniden ilan edilir.

Tespit işlemi sırasında yapılan tüm masraflar makbuz ve dosyaya kaydedilir. İleride müteahhide, yapı denetim kuruluşuna veya ilgili diğer sorumlulara karşı açılacak esas tazminat davasında başvuran taraf haklı çıkarsa, tespitte harcanan tüm keşif, harç ve bilirkişi paraları yargılama gideri olarak karşı tarafa yükletilir. Dolayısıyla tespit masrafları nihai aşamada kusurlu taraftan tahsil edilerek telafi edilebilir bir nitelik taşır.

Deprem Hasar Tespitinde Sık Yapılan Hatalar

Deprem travması ve yıkım endişesi içerisinde hak sahipleri usul hukukuna dair birtakım kritik hatalar yapabilmekte, bu durum ilerleyen aşamalarda telafisi imkânsız hak kayıpları yaratmaktadır. En sık rastlanan yanılgılar şunlardır:

  • Yalnızca idari hasar tespit itirazıyla yetinip, bağımsız adli delil tespiti yaptırmadan binanın yıkılmasına rıza göstermek,
  • Binadaki sıva ve boya altındaki derin çatlakları dikkate almayarak yapıyı yüzeysel gözlemlerle hasarsız veya az hasarlı kabul etmek,
  • Mahkeme keşfi icra edilmeden önce kendi imkânlarıyla acele tamir ve tadilat yaptırarak taşıyıcı kusurları görünmez hale getirmek,
  • DASK ve özel sigorta ihbar sürelerini geçirerek eksperlerin tek taraflı belirlediği düşük tazminat rakamlarına sessiz kalmak,
  • Yetkisiz mahkemelere müracaat ederek dosyanın yetkisizlik kararıyla gezmesine ve bu esnada binanın yıkılmasına sebebiyet vermek,
  • Tespit dilekçesinde sadece genel ifadeler kullanarak kolon, kiriş, perde ve temel donatılarına dair spesifik inceleme taleplerini mahkemeye bildirmemek.

Bu hataların başında gelen onarım eylemi, sonradan açılacak davalarda ispat külfetini neredeyse imkânsız kılar. Mahkeme bilirkişisi tamir edilmiş bir taşıyıcı elemanda deprem anındaki deformasyonun derecesini ölçemeyeceğinden, davacı taraf tazminat iddiasını kanıtlayamaz hale düşebilir.

Örnek Olay İncelemesi

Sürecin işleyişini somutlaştırmak adına tipik bir uyuşmazlık senaryosu üzerinden değerlendirme yapılabilir. Osmaniye ilinde yaşayan bir mülk sahibi, çok katlı bir apartmandaki bağımsız bölümünün taşıyıcı kolonlarında ve birleşim noktalarında deprem sonrasında derin yarıklar ve dökülmeler oluştuğunu fark eder. Bölgede inceleme yapan idari ekipler, artçı sarsıntıların yoğun olduğu bir dönemde yaptıkları gözlemsel tarama neticesinde binayı az hasarlı olarak kayıtlara geçirir.

Mülk sahibi, can güvenliği bulunmadığı ve yapının bu haliyle kullanılmasının imkânsız olduğu inancıyla resmi tespite süresi içinde idari kanaldan itiraz eder. Eşzamanlı olarak, binanın yıkılma tehlikesi ve taşıyıcı unsurlardaki beton niteliğinin tespiti talebiyle adli yargıya müracaat eder. Görevli sulh hukuk mahkemesi iki gün içinde tensip zaptı düzenleyerek statik konusunda uzman inşaat mühendislerinden oluşan heyetle keşif icra edilmesine karar verir.

Keşif mahallinde yapılan incelemelerde; zemin kattaki kolonların etriye aralıklarının statik projeye aykırı biçimde geniş bırakıldığı, beton dayanımının standartların çok altında kaldığı ve taşıyıcı perdede kesme kırılması yaşandığı saptanır. Bilirkişi heyeti yapının fiilen orta-ağır hasarlı düzeyde olduğunu ve kapsamlı güçlendirme yapılmaksızın kullanılamayacağını mahkemeye rapor eder. Bu adli tespit raporu sayesinde hem idarenin hatalı raporuna karşı idare mahkemesinde açılan iptal davasında yürütmenin durdurulması kararı alınır hem de müteahhit aleyhine açılacak maddi tazminat davasının delil temeli eksiksiz biçimde güvenceye kavuşturulur.

Sıkça Sorulan Sorular

Mahkeme aracılığıyla hasar tespiti yaptırmak binanın idari yıkım kararını durdurur mu?

Sulh hukuk mahkemesinden alınan delil tespiti kararı tek başına idari yıkım işlemini otomatik olarak durdurmaz. Ancak elde edilen adli bilirkişi raporu vakit kaybetmeksizin idare mahkemesine sunularak, hatalı hasar sınıflandırmasına dayalı yıkım işleminin yürütmesinin durdurulması talep edilebilir.

Bilirkişi raporuna karşı itiraz hakkı var mıdır?

Delil tespiti neticesinde düzenlenen bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süre içerisinde rapordaki eksikliklere, teknik çelişkilere veya maddi hatalara gerekçeleriyle birlikte itiraz edilerek ek rapor ya da yeni bir heyetten inceleme istenebilir.

Kiracılar oturdukları yapının hasar tespiti için mahkemeye gidebilir mi?

Kiracılar, kullanım hakları ve can güvenlikleri doğrudan tehlike altında olduğundan taşınmazın oturulabilir vaziyette olup olmadığının saptanmasını sulh hukuk mahkemesinden isteyebilirler. Ayrıca ev eşyalarında veya ticari mallarında meydana gelen fiziki hasarın miktarını tespit ettirme hakları mevcuttur.

Hasar tespiti davası ne kadar sürede sonuçlanır?

Delil tespiti talepleri acil işlerden sayıldığından mahkemelerce tensip zaptı genellikle birkaç gün içerisinde düzenlenir. Keşfin yapılması ve bilirkişilerin teknik raporlarını mahkeme kalemine teslim etmesi dosyanın kapsamına ve iş yüküne bağlı olarak ortalama birkaç haftalık zaman diliminde tamamlanır.

DASK ödemesi yapılmışsa yine de hasar tespiti talep edilebilir mi?

DASK tarafından yapılan kısmi ödemenin taşınmazdaki gerçek yıkım ve onarım bedelini karşılamadığı durumlarda bakiye zararın tespiti için mahkemeye gidilebilir. Mahkemenin yaptıracağı bağımsız tespit, sigorta şirketine karşı açılacak bakiye tazminat davasında esas alınacak zarar miktarını kesinleştirir.

Sonuç

Doğal afetler sonrasında yapı güvenliğinin ve mülkiyet haklarının korunması, hukuki adımların gecikmeksizin ve doğru usulle atılmasına bağlıdır. Hatalı belirlenen hasar kategorileri maliklerin can güvenliğini tehdit edebileceği gibi mülkiyet değerlerini de telafisi zor biçimde aşındırabilir. Bu çerçevede deprem sonrası hasar tespiti davası, teknik gerçekleri tarafsız adli uzmanlar eliyle resmiyete dökerek tüm tazminat, alacak, kentsel dönüşüm ve sigorta süreçlerinin sağlam temeller üzerine kurulmasını temin eder.

Sürecin dilekçe yazımından keşif icrasına, bilirkişi raporlarının teknik denetiminden hak düşürücü sürelere riayet edilmesine kadar her safhası usul hukuku incelikleriyle örülüdür. Delil tespitinde yapılacak en ufak bir yöntemsel eksiklik veya yanlış mahkemeye başvuru, binanın yıktırılması riski karşısında telafi edilemez mağduriyetlere yol açabilir. Bu sebeple hasarın saptanması ve tazminat taleplerinin takibinde alanında birikim sahibi bir avukatla birlikte hareket etmek sürecin selameti bakımından son derece yararlıdır. Avukatlar Türkiye’nin her ilindeki dosyaları takip edebildiğinden, Osmaniye ilindeki bu tür uyuşmazlıklarda Gaziantep Koluman Tower’daki Büyük Hukuk Bürosu’ndan da hukuki destek alınabilir.


Büyük Hukuk Bürosu Hakkında

Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.

Çalışma Alanlarımız

  • Ticaret ve İş Hukuku
  • Şirketler Hukuku
  • Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
  • Aile Hukuku
  • İnşaat Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku

Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.

İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir