İş kazasında tazminat şartları nelerdir?

İş kazasında maluliyet raporu nasıl alınır?

İş kazasında maluliyet raporu, sigortalının kaza sebebiyle uğradığı bedensel veya ruhsal çalışma gücü kaybını yetkili sağlık kurulları ve Sosyal Güvenlik Kurumu mevzuatı çerçevesinde tespit eden resmi belgedir. Bu belge, kazazedenin meslekte kazanma gücünü hangi oranda yitirdiğini tarafsız tıbbi ölçütlerle ortaya koyarak hem sosyal güvenlik haklarının hem de açılacak maddi ve manevi tazminat davalarının temelini oluşturur. Kaza sonrasında tıbbi tedavi süreci nihayete erdiğinde, sigortalı doğrudan bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik Merkezi aracılığıyla veya yargılama aşamasında iş mahkemesinin sevkiyle bu raporu temin edebilir.

İş kazasına maruz kalan emekçiler, yaşadıkları fiziksel ve psikolojik travmanın yanı sıra hak kaybı yaşama endişesiyle de karşı karşıya kalmaktadır. Hak edilen sürekli iş göremezlik gelirinin bağlanması ve işverenin kusuru oranında tazminat sorumluluğunun belirlenmesi, doğru usulle alınmış bir maluliyet oranına bağlıdır. Bu rehberde; maluliyet kavramının hukuki niteliğinden başvuru adımlarına, itiraz yollarından görevli yargı mercilerine kadar sürece dair tüm ayrıntıları bulabilirsiniz.

İş Kazasında Maluliyet Raporu Nedir ve Hukuki Dayanağı Nelerdir?

Maluliyet, sigortalı bir çalışanın iş kazası veya meslek hastalığı neticesinde bedensel ya da ruhsal bütünlüğünü yitirerek çalışma olanaklarından kısmen veya tamamen yoksun kalması durumudur. Hukukumuzda sürekli iş göremezlik olarak da nitelendirilen bu hal, yalnızca bir sağlık sorunu olarak değerlendirilmez; aynı zamanda kişinin gelecekteki ekonomik kazancını azaltan bir zarar kalemi kabul edilir. Uygulamada iş kazasında maluliyet raporu olarak adlandırılan belge, bu zararın tıbbi derecesini yüzde üzerinden kesinleştiren bağlayıcı bir tespittir.

Söz konusu raporun birincil yasal dayanağını 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu oluşturur. Anılan kanunun 13. maddesinde iş kazasının tanımı yapılırken, 19. maddesinde iş kazası yahut meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az yüzde on oranında azaldığı belirlenen sigortalılara sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı hüküm altına alınmıştır. Sürecin teknik boyutları ise Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerine göre şekillenir.

Tazminat hukuku yönünden ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu devreye girer. Kanunun 54. maddesinde düzenlenen bedensel zararlar; tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları kapsar. İşverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma borcuna aykırı davranması neticesinde doğan bu zararların hesaplanabilmesi, tanzim edilecek maluliyet derecesinin sıhhatine bağlıdır.

Hukuk tekniği açısından geçici iş göremezlik ile sürekli iş göremezlik arasındaki ayrımı doğru kavramak gerekir. Geçici iş göremezlik, kazadan hemen sonra başlayan, tedavinin devam ettiği ve halk arasında istirahat raporu olarak bilinen evreyi kapsar. Maluliyet raporu ise ancak tüm medikal müdahaleler tamamlandıktan ve hastanın durumunda artık bir iyileşme ya da gerileme beklenmeyen sekel (kalıcı iz ve hasar) dönemi başladığında tanzim edilir.

Maluliyet Tespiti İçin Aranan Şartlar ve Kimler Başvurabilir?

Maluliyet oranının tespit edilebilmesi için öncelikle meydana gelen olayın Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde yahut mahkeme kararıyla resmen iş kazası niteliği kazanmış olması gerekir. Olayın işyerinde meydana gelmesi, işverence yürütülmekte olan iş nedeniyle oluşması veya işverenin sağladığı servis aracında gerçekleşmesi gibi 5510 sayılı Kanun unsurlarını taşıması şarttır. İş kazası bildirimi yapılmamış ya da Kurum tarafından reddedilmiş olaylarda, öncelikle iş kazasının tespiti davası açılması zorunludur.

İkinci temel şart, sigortalının tıbbi iyileşme sürecinin tamamlanmış olmasıdır. Hekimlerin uyguladığı cerrahi müdahaleler, fizik tedavi protokolleri ve ilaç tedavileri neticesinde kişinin sağlık tablosunun durağanlaşması beklenir. Vücuttaki kırıkların kaynama süreci bitmeden, protez uyumu tamamlanmadan veya sinir hasarlarının nihai durumu netleşmeden maluliyet tayini yapılamaz. Tıbbi tablonun nihai halini almadığı evrede yapılan başvurular, sağlık kurullarınca erken başvuru sayılarak ertelenmektedir.

Başvuru hakkı kural olarak bizzat kazaya uğrayan sigortalı işçiye aittir. Sigortalının bilincinin kapalı olması veya fiil ehliyetini yitirmesi durumunda kanuni temsilcisi (vasisi) veya vekâletnameye sahip avukatı aracılığıyla başvuru yapılabilir. İşçinin kaza neticesinde hayatını kaybetmesi durumunda ise geride kalan eş, çocuk veya bakmakla yükümlü olduğu anne ve babası, ölüm geliri ve destekten yoksun kalma tazminatına esas teşkil edecek işlemler için yetkili mercilere müracaat edebilir.

Çalışma gücündeki kayıp oranının hukuki neticeleri başvurucu için kademelere ayrılmıştır. Sağlık kurulunca belirlenen oran yüzde bir dahi çıksa, kazazede işveren aleyhine maddi tazminat davası açma hakkına sahiptir. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan sürekli iş göremezlik geliri (ömür boyu maaş) bağlanabilmesi için kaybın en az yüzde on oranında gerçekleşmesi yasal bir gerekliliktir.

Adım Adım İş Kazasında Maluliyet Raporu Alma Süreci

Maluliyet raporunun temin edilmesi, birbiriyle bağlantılı idari ve tıbbi aşamaları içeren hassas bir prosedürdür. Sürecin her adımında usul kurallarına riayet edilmesi, hak kayıplarının önüne geçilmesi adına kritik öneme sahiptir.

  1. Tedavi Evraklarının Toplanması ve Dosya Hazırlığı: Kaza gününden itibaren gidilen tüm sağlık kuruluşlarındaki epikriz (çıkış özeti) raporları, ameliyat notları, laboratuvar sonuçları ve radyolojik görüntüleme kayıtları eksiksiz bir şekilde arşivlenmelidir. Bu belgeler, kurul hekimlerinin geçmiş tedaviyi değerlendirmesi için zorunlu verilerdir.
  2. Sosyal Güvenlik Merkezine Sevk Müracaatı: Tedavisi tamamlanan sigortalı, ikametgâhının veya işyerinin bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne yahut Sosyal Güvenlik Merkezine yazılı dilekçeyle başvurarak yetkili bir sağlık hizmet sunucusuna sevkini talep eder. Sigortalı kendi inisiyatifiyle doğrudan rapor alamaz, sevk şarttır.
  3. Yetkili Sağlık Kurulunda Muayene: SGK sevk yazısıyla birlikte Sağlık Bakanlığına bağlı yetkili eğitim ve araştırma hastanelerine veya devlet üniversitesi tıp fakültesi hastanelerine gidilir. Gaziantep gibi sanayinin yoğun olduğu illerde yetkili eğitim araştırma ya da üniversite hastanelerine yönlendirilen kazazede, heyet hekimlerince ayrı ayrı muayene edilir.
  4. Sağlık Kurulu Raporunun Düzenlenmesi: Kuruldaki branş hekimleri sekel bulgularını kaydeder ve durumu gösterir sağlık kurulu raporunu tanzim eder. Hastane bu aşamada kesin bir yüzde belirleyebileceği gibi, yalnızca anatomik ve fonksiyonel kayıpları yazarak dosyayı sevk eden SGK birimine resmi yoldan iletir.
  5. SGK Maluliyet ve Sağlık Kurullarınca Değerlendirme: Hastanenin tanzim ettiği dosya, SGK Bölge Sağlık Kuruluna intikal eder. Kurul bünyesindeki hekimler, mevzuattaki tespit cetvellerini ve varsa Balthazard formülünü tatbik ederek kişinin meslekte kazanma gücü kayıp oranını nihai olarak yüzdelik bir baremle karara bağlar.
  6. Kararın Tebliği ve İtiraz İmkânı: Belirlenen maluliyet oranı resmi bir yazıyla kazazedeye tebliğ edilir. Oranın gerçeği yansıtmadığı kanaatinde olan sigortalı, tebliğden itibaren Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz ederek dosyanın yeniden tetkik edilmesini isteme hakkını kullanabilir.

Yukarıdaki idari sürecin yanı sıra, iş mahkemesinde doğrudan açılmış bir tazminat davası mevcutsa mahkeme hakimi idari aşamaları beklemeden sigortalıyı doğrudan Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu’na sevk edebilir. Uygulamada iş kazasında maluliyet raporu için sunulan kayıtlar adli tıp uzmanlarınca yeniden incelenerek mahkemenin nihai kararına esas teşkil eder.

Gerekli Belgeler ve Başvuru Evrakları

Maluliyet oranının tespitinde bürokratik gecikmeleri önlemek ve sağlık kurullarının doğru bir kanaate varmasını sağlamak için belge yönetiminin titizlikle yürütülmesi gerekir. Eksik evrak sunulması, kurulun hastayı tekrar muayeneye çağırmasına veya dosyanın kurumlar arasında aylarca gidip gelmesine yol açmaktadır.

Başvuru dosyasında yer alması gereken temel evraklar şunlardır:

  • İş Kazası Bildirim Formu: İşverenin SGK sistemine girdiği veya kazazedenin bizzat idareye sunduğu resmi kaza bildirim kaydı.
  • Kaza Tespit Tutanağı: Olay anında kolluk kuvvetleri (polis veya jandarma) veya işyeri kaza komisyonu tarafından düzenlenen görgü ve tespit tutanağı.
  • İlk Müdahale ve Acil Servis Raporları: Kazanın hemen akabinde kaldırılan acil serviste düzenlenen giriş evrakları, alkol raporu ve ilk muayene formları.
  • Epikriz ve Ameliyat Notları: Yatarak görülen tedavilerin, icra edilen cerrahi operasyonların detaylarını gösteren hekim raporları.
  • Görüntüleme ve Tetkik Kayıtları: Röntgen filmleri, Bilgisayarlı Tomografi (BT), Manyetik Rezonans (MR) ve Elektromiyografi (EMG) raporlarının asılları veya onaylı örnekleri.
  • İstirahat ve İş Göremezlik Belgeleri: Tedavi boyunca kullanılan geçici iş göremezlik raporlarının dökümü.
  • Kimlik Belgesi ve Sevk Yazısı: Nüfus cüzdanı fotokopisi ile Kurum tarafından verilen resmi hastane sevk belgesi.

Belgelerin temininde özellikle kamu hastaneleri ile üniversite hastanelerinin hasta kabul ve arşiv birimlerine dilekçeyle müracaat etmek gerekebilir. Dosyaya eklenecek her tıbbi veri, iş kazasında maluliyet raporu hazırlık evresinde eksiksiz bulunmalı ve vücut bütünlüğündeki bozulmanın salt kaza sebebiyle oluştuğunu (illiyet bağını) açıkça kanıtlamalıdır.

Maluliyet Raporu Alırken Süreler, Zamanaşımı ve İtiraz Yolları

İş kazasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda hem idari itiraz süreleri hem de yargı yoluna başvurulurken dikkate alınması gereken zamanaşımı kuralları mevcuttur. İşverenin iş kazasını en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde SGK’ya bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır; bu bildirimin gecikmesi sigortalının doğrudan kuruma başvurmasına engel teşkil etmez.

Maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde yer alan 10 yıllık genel zamanaşımı süresi tatbik edilir. Bu süre, kazanın meydana geldiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak kaza aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç teşkil ediyorsa ve ceza hukuku zamanaşımı süresi 10 yıldan daha uzunsa, uzamış ceza zamanaşımı devreye girer. Maluliyetin tespiti sonradan kesinleşmişse, zamanaşımının başlangıç anı bedensel zararın nihai olarak belirlendiği tarih olarak kabul edilir.

SGK Bölge Sağlık Kurulunun verdiği maluliyet kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna yazılı itiraz yapılabilir. Bu merci de talebi reddederse veya verilen oran gerçeği yansıtmazsa, iş mahkemesinde “maluliyet oranının tespiti” davası açılır. Mahkeme, SGK raporu ile itiraz arasındaki uyuşmazlığı gidermek üzere dosyayı Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kuruluna gönderir. Her iki kurul kararı arasında çelişki doğarsa, nihai değerlendirme Adli Tıp Genel Kurulu tarafından yapılarak şüpheye yer bırakmayacak biçimde kesinleştirilir.

Aşağıdaki özet tablo, başvuru ve itiraz sürecindeki temel aşamaları ve mercileri göstermektedir:

İnceleme / İtiraz Mercii İncelemenin Mahiyeti Yasal Çerçeve / Görev Sonuç ve Bağlayıcılık
Yetkili Sağlık Kurulu İlk klinik muayene ve sekel bulgularının tespiti Sağlık Bakanlığı Yetkili Hastaneleri Ön rapor niteliğindedir, SGK onayına tabidir.
SGK Bölge Sağlık Kurulu Kazanma gücü kayıp oranının yüzdesel tespiti 5510 Sayılı Kanun m. 19 İdari karardır, itiraza açıktır.
Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu İdari itiraz üzerine dosya üzerinden yeniden inceleme 5510 Sayılı Kanun m. 58 Kurum yönünden bağlayıcıdır, yargıya taşınabilir.
Adli Tıp İhtisas Kurulu Dava aşamasında tarafsız adli tıbbi değerlendirme 2659 Sayılı Kanun m. 16 Mahkemenin hükmüne dayanak teşkil eder.
Adli Tıp Genel Kurulu Raporlar arasındaki derin çelişkilerin giderilmesi Yargıtay İçtihatları ve 2659 Sayılı Kanun Yargılamada en üst ve bağlayıcı bilirkişi makamıdır.

Hukuki uyuşmazlıklarda iş kazasında maluliyet raporu zamanında temin edilmediğinde veya itiraz yolları süresinde tüketilmediğinde, düşük maluliyet oranı kesinleşebilir. Bu durum sigortalının hayatı boyunca alacağı tazminat ve gelir kalemlerinde telafisi imkânsız parasal eksikliklere yol açar.

Görevli ve Yetkili Mahkeme, Arabuluculuk ve Masraf Kalemleri

Maluliyet raporuna bağlı olarak açılacak sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, geçici iş göremezlik zararları ve manevi tazminat davalarında görevli mahkeme 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca İş Mahkemeleridir. İş mahkemesinin bulunmadığı adliyelerde ise dava, İş Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülür.

Yetkili mahkeme belirlenirken kanun davacıya seçimlik haklar tanımıştır. Dava; davalı gerçek veya tüzel kişinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği gibi, iş kazasının meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir. Örneğin kaza Gaziantep sınırları içinde gerçekleşmişse, Gaziantep İş Mahkemeleri yetkili kılınmıştır. Zarar gören emekçi, kendi menfaatine en uygun adliyede davasını ikame edebilir.

Tazminat davası açılmadan evvel, 7036 sayılı Kanun’un 3. maddesi uyarınca dava şartı arabuluculuk sürecinin tüketilmesi zorunludur. Taraflar arabuluculuk masasında anlaşamazsa, düzenlenen son tutanak dava dilekçesine eklenerek yargılama başlatılır. Ancak doğrudan SGK aleyhine açılacak maluliyet oranının tespiti davalarında arabuluculuk dava şartı değildir; bu ayrım süre kayıplarının önüne geçmek açısından dikkatle gözetilmelidir.

Yargılama ve rapor alma sürecinde ortaya çıkan masraflar; mahkeme peşin harçları, gider avansı, bilirkişi ücretleri ve Adli Tıp Kurumu fatura bedellerinden oluşur. Bu parasal kalemler her yıl Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan tarifeler doğrultusunda güncellenmektedir. Maddi gücü dava harç ve masraflarını karşılamaya elvermeyen kazazedeler, Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında adli yardım talebinde bulunarak tüm bu giderlerden geçici olarak muaf tutulmayı talep edebilirler.

Maluliyet Sürecinde Sık Yapılan Hatalar ve Örnek Olay İncelemesi

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan ilk yanılgı, özel hastanelerden para karşılığı alınan tek hekim raporları veya heyet raporlarıyla maluliyet oranının ispatlanabileceği inancıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, özel hastanelerin tanzim ettiği raporlar SGK ve mahkemeler nezdinde hükme esas alınamaz. Mutlaka kanunen yetkilendirilmiş kamu veya üniversite hastanelerinden sevk usulüyle rapor temin edilmelidir.

İkinci büyük hata ise birden fazla vücut arızasının bulunması halinde oranların basit matematiksel toplama yöntemiyle hesaplanacağını düşünmektir. Tıbbi kurullarda birden çok organ veya işlev hasarı mevcutsa, her hasarın vücudun kalan sağlam kısmına oranlandığı Balthazard formülü uygulanır. Bu durum, beklenen oran ile resmi kuruldan çıkan oran arasında farklılık doğmasına sebebiyet verir. Ayrıca başvuru sahibinin iş kazasında maluliyet raporu temini esnasında eski hastalıklarını (örneğin kaza öncesi var olan dejeneratif omurga bozukluklarını) kazaya bağlamaya çalışması, illiyet bağının reddedilmesine ve sürecin kilitlenmesine neden olabilir.

Sürecin somutlaştırılması adına bir örnek olay ele alınabilir: Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren bir tekstil fabrikasında dokuma ustası olarak çalışan bir işçi, makineye kolunu kaptırmış ve ön kol bölgesinde ciddi sinir ve kas harabiyeti yaşamıştır. Kaza derhal kolluk birimlerine ve SGK’ya bildirilmiş, işçi üç operasyon geçirmiş ve bir yıllık medikal tedavi görmüştür. Tedavinin tamamlanmasının ardından hekimlerin sekel kaldığını bildirmesi üzerine işçi, yetkili üniversite hastanesine sevk edilmiştir.

Hastanenin sağlık kurulu tarafından hazırlanan evraklar Bölge Sağlık Kuruluna gitmiş ve kurul işçiye yüzde sekiz maluliyet oranı tayin etmiştir. Söz konusu oran yüzde onun altında kaldığı için SGK sürekli iş göremezlik geliri bağlamayı reddetmiştir. Bunun üzerine işçi, bir avukat aracılığıyla Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz etmiş, itirazın reddiyle birlikte Gaziantep İş Mahkemesinde tespit ve tazminat davası açmıştır. Mahkemenin sevk ettiği Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu, tekstil ustasının mesleki gereksinimlerini ve el bileğindeki fonksiyonel hareket kısıtlılığını mevzuata uygun cetvellerle yeniden değerlendirerek gerçek maluliyet oranını yüzde on beş olarak belirlemiştir. Neticede işçiye hem geçmişe dönük gelir bağlanmış hem de işverenden hak ettiği bedensel zarar tazminatı tahsil edilmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

İş kazasında maluliyet oranı en az yüzde kaç olmalıdır?

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kazazedeye ömür boyu sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için meslekte kazanma gücü kaybının en az yüzde on olması yasal zorunluluktur. Ancak işverenden Türk Borçlar Kanunu kapsamında maddi ve manevi tazminat talep edebilmek için bu oran şart olmayıp, yüzde bir oranındaki kalıcı kayıplarda dahi tazminat davası açılabilir.

Özel hastanelerden alınan maluliyet raporu geçerli midir?

Özel sağlık kuruluşlarının veya bu kuruluşlardaki heyetlerin düzenlediği maluliyet ve iş göremezlik raporları yargılamada ve SGK işlemlerinde doğrudan delil olarak kabul edilmez. Yargıtay’ın istikrarlı uygulaması gereğince, hükme esas alınacak iş kazasında maluliyet raporu yalnızca yetkili kamu hastaneleri, tıp fakülteleri veya Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim edilmelidir.

SGK’nın belirlediği maluliyet oranına nasıl itiraz edilir?

SGK Bölge Sağlık Kurulunun tespit ettiği orana katılmayan sigortalı, kararın kendisine tebliğinden itibaren Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna yazılı dilekçeyle müracaat etmelidir. Buradan da tatmin edici bir netice alınamazsa, nihai çözüme ulaşmak amacıyla İş Mahkemesinde maluliyet oranının tespitine ilişkin dava açma hakkı mevcuttur.

Maluliyet raporu davanın seyrini ve tazminat tutarını nasıl etkiler?

Açılan maddi tazminat davalarında hesap bilirkişisi, ödenecek tutarı sigortalının yaşı, geliri, kusur oranı ve rapordaki maluliyet yüzdesine göre belirler. Maluliyet oranındaki birkaç puanlık artış veya azalış dahi nihai tazminat miktarında çok ciddi farklar doğuracağından, rapor davanın omurgasını oluşturur.

Maluliyet oranında zamanla bir değişiklik olursa ne yapılır?

Kaza sonrasında bağlanan gelire veya alınan tazminata rağmen, ilerleyen dönemlerde maluliyete konu uzuvda kötüleşme (artma) veya iyileşme gerçekleşirse taraflar durumun yeniden tespitini talep edebilir. Durumunda ağırlaşma meydana gelen sigortalı, kontrol muayenesi talep ederek maluliyet oranının yükseltilmesini ve buna paralel olarak gelir ile tazminat farkının ödenmesini isteyebilir.

Sonuç

İş kazası neticesinde çalışma gücünü kısmen veya tamamen yitiren emekçilerin sosyal ve hukuki haklarını eksiksiz alabilmeleri, yürütülecek usul işlemlerinin doğruluğuna bağlıdır. Hukuka uygun şekilde temin edilecek bir iş kazasında maluliyet raporu, hem SGK tarafından düzenli bir gelir bağlanmasını sağlar hem de işverenin kusuru oranında adil bir tazminat ödemesini mümkün kılar. Tıbbi tedavinin bitiş anının doğru saptanması, delillerin eksiksiz toplanması ve yasal itiraz sürelerinin kaçırılmaması bu sürecin en kritik basamaklarıdır.

Sağlık kurullarının teknik yaklaşımları, mevzuat hükümleri ve Yargıtay’ın aradığı şekil şartları bir arada düşünüldüğünde, maluliyet tespiti işlemlerinin tek başına yürütülmesi telafisi imkânsız hak kayıpları doğurabilmektedir. Her somut olayın kendine özgü koşulları, kaza dinamikleri ve meslek icra kabiliyeti bir bütün halinde bir avukatla değerlendirilmelidir. Bu doğrultuda, sürecin sağlıklı yürütülmesi adına Gaziantep Koluman Tower’daki Büyük Hukuk Bürosu’ndan hukuki destek alabilirsiniz.


Büyük Hukuk Bürosu Hakkında

Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.

Çalışma Alanlarımız

  • Ticaret ve İş Hukuku
  • Şirketler Hukuku
  • Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
  • Aile Hukuku
  • İnşaat Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku

Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.

İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir