Gaziantep sınırlarında paylı mülkiyet

Gaziantep sınırlarında paylı mülkiyet

Paylı mülkiyet, birden çok kimsenin maddi olarak bölünmemiş bir malın tamamı üzerinde belirli pay oranlarıyla aynı anda malik olduğu birlikte mülkiyet ilişkisidir. Bu mülkiyet türünde her bir paydaş, mülkiyet hakkının konusu olan eşyanın her zerresinde payı oranında hak sahibidir. Türk Medeni Kanunu ile düzenlenen bu hukuki yapı, paydaşlara kendi payları üzerinde bağımsız tasarrufta bulunabilme yetkisi verirken, taşınmazın bütününe ilişkin işlemlerde karşılıklı anlaşma ve belirli yasal karar alma mekanizmalarını zorunlu kılar.

Birlikte edinilen taşınmazlar, ticari ortaklık yatırımları ya da miras yoluyla intikal eden malvarlıkları sebebiyle pek çok kişi bu ortak mülkiyet düzeniyle karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle Gaziantep genelinde sıkça karşılaşılan hisseli bağ, fıstıklık, konut veya arsa paylaşımlarında paydaşlar arasındaki menfaat uyuşmazlıkları ciddi hukuki sorunlara yol açabilmektedir. Bu rehber makalede, pay sahiplerinin haklarından yönetim usullerine, önalım hakkının işletilmesinden ortaklığın giderilmesi davasına kadar tüm hukuki aşamaları detaylarıyla inceleyebilirsiniz.

Türk Medeni Kanunu Kapsamında Paylı Mülkiyet Kavramı ve Esasları

Mülkiyet hukuku sistemimizde birlikte mülkiyet; paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyeti olmak üzere iki temel ayrımda düzenlenmiştir. Paylı mülkiyette hak sahiplerinin mülkiyet payları kesirli sayılarla (örneğin 1/2, 1/4, 3/8) tapu sicilinde açıkça belirlenmiştir. Belirlenen bu pay, malın fiziksel olarak belirli bir bölgesini veya parselini değil, eşyanın tamamına yayılan soyut ve ideal bir hakkı temsil eder. Dolayısıyla hiçbir paydaş, diğer ortakların rızası veya mahkemece onaylanmış geçerli bir fiili taksim sözleşmesi bulunmaksızın taşınmazın belirli bir parçasını tek başına sahiplenemez.

Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş bağımsız payları bulunmazken ve tasarruf işlemleri için kural olarak oybirliği aranırken, paylı ortaklıkta her ortak kendi payı üzerinde tek başına tasarruf hakkına sahiptir. Ortaklardan her biri, diğer paydaşların onayını alma zorunluluğu olmaksızın kendi payını satabilir, bağışlayabilir, üzerinde ipotek veya intifa hakkı gibi sınırlı ayni haklar tesis edebilir. Bu durum paylı yapıyı, elbirliği mülkiyetine kıyasla paydaşa daha geniş bir tasarruf serbestisi tanıyan dinamik bir hukuki statü haline getirir.

Payların miktarı resmi senette veya tapu kaydında açıkça gösterilmemişse, Türk Medeni Kanunu gereğince paydaşların paylarının birbirine eşit olduğu kabul edilir. Paydaşlar, aralarında yapacakları yazılı veya resmi bir sözleşmeyle taşınmazın yönetim ve kullanım biçimini belirleme özgürlüğüne sahiptir. Bu tür yönetim sözleşmelerinin tapu kütüğüne şerh edilmesi durumunda, sonradan pay iktisap eden yeni malikler de bu kurallarla bağlı hale gelir. Kanun koyucu bu düzenlemeyle, paydaşlar arasındaki iç ilişkileri hukuki güvence altına almayı ve taşınmazın ekonomik değerini korumayı amaçlamıştır.

Bu mülkiyet yapısının oluşumu farklı hukuki yollarla gerçekleşebilir. Taraflar bir malı ortaklaşa satın alarak kendi iradeleriyle bu rejimi kurabilecekleri gibi, miras yoluyla elbirliği halinde intikal eden bir malvarlığının paylı yapıya dönüştürülmesi mahkeme kararıyla veya tüm mirasçıların ortak rızasıyla da sağlanabilir. Ayrıca kamulaştırma, mahkeme ilamları ya da imar uygulamaları neticesinde de parselasyon işlemleriyle paylı mülkiyet ilişkileri kendiliğinden tesis edilebilmektedir.

Paylı Mülkiyet İlişkisinde Paydaşların Hakları ve Yükümlülükleri

Paydaşlar arasındaki ilişkiler; yönetim, kullanma, yararlanma ve ortak giderlere katlanma ekseninde Türk Medeni Kanunu hükümleriyle ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Kanun koyucu idari işlemleri önem derecesine göre üçe ayırmıştır: olağan yönetim işleri, önemli yönetim işleri ve olağanüstü yönetim işleri. Her kategori için aranan karar nisapları farklılık göstermekte olup, bu ayrımların doğru yapılması yapılan hukuki işlemlerin geçerliliği açısından hayati önem taşır.

Olağan yönetim işleri; taşınmazın mevcut durumunun korunması, olağan bakım, onarım ve tarımsal işletme faaliyetleri gibi günlük idari tasarrufları kapsar. Bu tür işlemler paydaşlardan her biri tarafından tek başına yapılabileceği gibi, uyuşmazlık durumunda pay ve paydaş çoğunluğuyla da karara bağlanabilir. Paydaşlardan her biri, acele hallerde taşınmazın zarara uğramasını engellemek amacıyla gerekli koruma önlemlerini diğer paydaşların onayını beklemeksizin tek başına alma yetkisine sahiptir.

Önemli yönetim işleri; işletme usulünün değiştirilmesi, taşınmazın kiraya verilmesi, kira sözleşmesinin feshi veya olağan sınırları aşan esaslı onarımlar gibi tasarruflardır. Bu işlemlerin geçerli olabilmesi için hem pay hem de paydaş çoğunluğunun (çifte çoğunluk) sağlanması zorunludur. Örneğin dörde bölünmüş bir mülkte üç paydaşın aynı yönde karar vermesi veya tek başına yüzde elliden fazla paya sahip olan kişinin yanına en az bir paydaşı daha alması gerekir. Çifte çoğunluk sağlanmadan yapılan kira sözleşmeleri veya taahhütler diğer paydaşları bağlamaz ve geçersizlik iddiasıyla karşılaşabilir.

Olağanüstü yönetim işleri ise taşınmazın özgülendiği amacın değiştirilmesi, yapının tamamen yıkılıp yeniden inşa edilmesi veya taşınmazın bütünü üzerinde ayni hak tesis edilmesi gibi köklü tasarruflardır. Kanun, bu kapsamdaki işlemler için istisnasız bütün paydaşların oybirliğini aramaktadır. Tek bir paydaşın dahi haklı veya haksız olarak muhalefet etmesi halinde olağanüstü yönetim işlemi icra edilemez. Hakları ihlal edilen veya kullanımından mahrum bırakılan paydaş, diğer ortaklara karşı haksız işgal tazminatı (ecrimisil) davası açarak geçmişe dönük alacak talebinde bulunma hakkına sahiptir.

Önalım (Şufa) Hakkı ve Kullanım Koşulları

Yasal önalım hakkı, paydaşlardan birinin taşınmazdaki payını üçüncü bir kişiye tamamen veya kısmen satması durumunda, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma imkânı veren yenilik doğuran bir haktır. Türk Medeni Kanunu tarafından tanınan bu hak, yabancı kişilerin mülkiyet ilişkisine dahil olmasını zorlaştırarak mülkiyetin mevcut paydaşlar arasında toplanmasını teşvik etmeyi amaçlar. Yasal önalım hakkı yalnızca üçüncü kişilere yapılan satışlarda kullanılabilir; paydaşların kendi aralarında gerçekleştirdikleri pay devirlerinde bu hak ileri sürülemez.

Hakkın kullanılabilmesi için satıcı veya alıcının, satış işlemini noter aracılığıyla diğer paydaşlara resmi olarak bildirmesi kanuni bir yükümlülüktür. Noter bildiriminin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde önalım davasının açılması gerekir. Satış işlemi noter vasıtasıyla bildirilmemişse, her halükarda satış tarihinden itibaren iki yıl geçmesiyle bu hak düşer. Bu süreler zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü nitelikte süreler olduğundan hâkim tarafından re’sen gözetilir ve sürenin kaçırılması halinde hak tamamen sona erer.

Önalım davası alıcıya (üçüncü kişiye) karşı açılır; satış yapan eski paydaşa karşı bu dava yöneltilemez. Davacı paydaş, tapuda gösterilen satış bedeli ile alıcıya ait tapu harç ve masraflarını mahkemece belirlenecek süre içinde nakden depo etmek zorundadır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, tapuda satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek veya düşük gösterildiği iddiaları somut delillerle ispatlanmadıkça tapudaki resmi senet değerleri esas alınır. Eğer taraflar bedeli tapuda düşük göstererek harçtan kaçınmışlarsa, alıcı bu bedele katlanmak zorunda kalabilir; aksi durumda davacı paydaş gerçek bedeli kanıtlamak durumundadır.

Yasal önalım hakkının kullanılamayacağı bazı özel durumlar bulunmaktadır. Taşınmaz paydaşlar arasında fiilen taksim edilmiş ve her paydaş belirli bir kısmı kullanıyorsa, Yargıtay içtihatları uyarınca dürüstlük kuralı gereği önalım hakkı kullanılamaz. Ayrıca payın bağışlanması, trampa edilmesi, miras yoluyla geçmesi veya cebri icra yoluyla açık artırmada satılması hallerinde de bu yasal hak devreye girmez. Bu sebeple işlem türünün hukuki niteliği doğru tayin edilmelidir.

Paylı Mülkiyetin Sona Ermesi ve Ortaklığın Giderilmesi Yolları

Ortaklığın devam ettirilmesi çekilmez hale geldiğinde veya paydaşlar anlaşamadığında, paydaşlardan her biri ortaklığın sona erdirilmesini talep etme hakkına sahiptir. Kanunda veya sözleşmede ortaklığı sürdürme yükümlülüğü bulunmadıkça, bu hak hiçbir şekilde kısıtlanamaz veya zamanaşımına uğramaz. Taraflar anlaşma yoluyla ortaklığı sona erdirebilecekleri gibi, anlaşma sağlanamaması durumunda yargı yoluna başvurarak ortaklığın giderilmesini (eski adıyla izale-i şüyu) isteyebilirler.

Ortaklığın giderilmesi iki temel usulle gerçekleştirilir: aynen taksim (malın fiziksel olarak paylaştırılması) ve satış suretiyle taksim. Aynen taksimde hâkim, taşınmazın yüzölçümü, imar durumu, niteliği ve paydaş sayısı gibi kriterleri gözeterek malın fiziken paylara bölünüp bölünemeyeceğini inceler. Taşınmazın aynen taksim edilebilmesi için İmar Kanunu ve Tarım Arazilerinin Korunması mevzuatında öngörülen asgari ifraz büyüklüklerine uygunluk bulunmalıdır. Değer eşitliği sağlanamıyorsa ivaz ilavesi (denkleştirme bedeli) yoluyla paylar dengelenir.

Fiziksel taksim hukuken veya fiilen mümkün değilse ya da paydaşlar bu yönde talepte bulunmamışsa, ortaklık satış suretiyle giderilir. Satış, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre icra veya satış memurluğu aracılığıyla halka açık artırma yoluyla yapılır. Bütün paydaşların oybirliğiyle onay vermesi halinde satışın yalnızca paydaşlar arasında yapılması da mümkündür. Satıştan elde edilen net gelir, yargılama ve ihale masrafları düşüldükten sonra tapudaki hisse oranlarına göre pay sahiplerine dağıtılır.

Tarafların süreç içindeki tercihlerini netleştirmesi adına aşağıda yöntemlerin karşılaştırması özetlenmiştir:

Yöntem Uygulama Koşulları Avantajları Olası Riskler
Aynen Taksim İmar ve tarım mevzuatına uygunluk, fiziksel bölünebilirlik Mülkiyet hakkı tamamen korunur, taşınmaz elden çıkmaz Her parselin eşit değerde olmaması, ifraz masrafları
Satış Suretiyle Taksim Aynen taksimin imkânsızlığı veya paydaşların anlaşamaması Ortaklık kesin olarak tasfiye edilir, nakde dönüşür İhalede malın piyasa değerinin altına gitme riski
Rızaen Tasfiye Tüm paydaşların noter huzurunda tam mutabakatı Mahkeme masrafları ve zamandan tasarruf sağlar Tek bir paydaşın bile itirazıyla sürecin kilitlenmesi

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Usul, Görevli Mahkeme ve Arabuluculuk

Ortaklığın giderilmesi talebiyle dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuk sürecinin tüketilmesi yasal bir zorunluluktur. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında yapılan düzenlemeyle, taşınmaz paylaşımına dair uyuşmazlıklarda mahkemeye gitmeden önce tarafların arabulucu önünde bir araya gelmesi şart koşulmuştur. Arabuluculuk toplantısına tüm paydaşların bizzat veya vekilleri aracılığıyla katılması zorunludur. Tarafların arabuluculuk aşamasında uzlaşmaya varması halinde düzenlenen anlaşma belgesi mahkeme ilamı hükmünde icra edilebilir nitelik kazanır.

Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması halinde düzenlenen “Son Tutanak” dava dilekçesine eklenerek dava açılır. Bu davalarda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olup, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi, söz gelimi Gaziantep adliyesi bünyesindeki yetkili mahkemeler bu tür davalara bakmakla yetkilidir. Bu yetki kuralı kesin yetki niteliğinde olduğundan, tarafların anlaşmasıyla yetkili mahkemenin değiştirilmesi hukuken mümkün değildir.

Dava sürecinde izlenmesi gereken aşamalar sırasıyla şu şekildedir:

  1. Zorunlu arabuluculuk bürosuna başvuru yapılması ve müzakerelerin yürütülmesi,
  2. Anlaşmazlık halinde son tutanakla birlikte Sulh Hukuk Mahkemesinde davanın ikame edilmesi,
  3. Tüm paydaşların ve varsa ipotek veya haciz alacaklılarının davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması,
  4. Mahkeme heyeti ve bilirkişiler refakatinde taşınmaz başında keşif yapılması,
  5. Aynen taksimin mümkün olup olmadığının fen ve ziraat bilirkişi raporlarıyla tespiti,
  6. Hükmün verilmesi, istinaf ve temyiz denetimlerinden geçerek kararın kesinleşmesi,
  7. Satış memurluğunca kıymet takdiri yapılarak elektronik ortamda artırma ilanının yayımlanması ve satışın icrası.

Dava sürecinde ortaya çıkan harç, tebligat, keşif ve bilirkişi giderleri başlangıçta davacı tarafından peşin olarak ödenir. Ancak ortaklığın giderilmesi davaları çift taraflı (şüyuun idamesi değil tasfiyesi amaçlı) davalar olduğundan, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti davanın sonunda payları oranında bütün paydaşlara paylaştırılır. Dolayısıyla davayı açan taraf, yaptığı masrafların diğer paydaşların hissesine düşen kısmını satış bedelinden tahsil etme imkânına kavuşur.

Sık Yapılan Hatalar ve Örnek Olay İncelemesi

Paylı ortaklıklarda tarafların hak kaybına uğramasına neden olan birçok usul ve esas hatasıyla karşılaşılmaktadır. Bu hataların başında, haricen yapılan sözlü veya yazılı taksim sözleşmelerine güvenerek resmi işlem yapmamak gelir. Tapuya tescil edilmeyen veya şerh düşülmeyen harici taksim protokolleri, üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez ve mülkiyet durumunu hukuken değiştirmez. Benzer şekilde, satış bedelinin tapuda gerçek değerinin altında beyan edilmesi, önalım hakkı kullanıldığında payın düşük bedelle elden çıkmasına sebebiyet veren en yaygın yanılgılardan biridir.

Uygulamada yapılan bir diğer büyük hata ise arabuluculuk aşamasının ihmal edilmesi veya taraf teşkilinin eksik bırakılmasıdır. Paydaşlardan birinin vefatı halinde mirasçılık belgesi çıkarılmadan ve tüm mirasçılar davaya dahil edilmeden yargılamaya devam edilemez. Taraf teşkili tam sağlanmadan verilen kararlar üst mahkemelerce doğrudan bozulmaktadır. Gerekli belgelerin eksiksiz temini yargılamanın makul sürede tamamlanması açısından belirleyicidir.

Dava açılırken ve yürütülürken mahkemeye ibraz edilmesi gereken temel evraklar şunlardır:

  • Taşınmaza ait güncel tapu kaydı ve tedavül belgeleri,
  • Belediye veya ilgili idareden onaylı çap, imar durumu ve kadastro krokisi,
  • Tarafların kimlik veya tüzel kişilik belgeleri,
  • Taraf teşkilini gösterir güncel veraset ilamları (mirasçılar söz konusu ise),
  • Arabuluculuk faaliyeti sonucunda tanzim edilen anlaşmazlık son tutanağı,
  • Varsa taraflar arasında önceden akdedilmiş yazılı rıza-i taksim veya kira sözleşmeleri.

Somut bir uyuşmazlığı ele alacak olursak; Gaziantep’te yer alan bir taşınmaz üzerinde üç kardeş eşit paylarla paydaş durumdadır. Kardeşlerden biri, diğer ortaklara haber vermeksizin kendi 1/3 payını üçüncü bir şahsa satmış ve satış bedelini tapu harcını az ödemek maksadıyla düşük göstermiştir. Bu satışı öğrenen diğer kardeşler, satışın üzerinden iki aylık bir süre geçmişken noter kanalıyla kendilerine yapılmış resmi bir bildirim olmadığını tespit etmişlerdir. Hak sahipleri, iki yıllık hak düşürücü süre geçmeden alıcı aleyhine yasal önalım davası açarak, tapuda resmi olarak gösterilen düşük bedel ile alım harçlarını depo edip payın adlarına tescilini talep etmişlerdir. Mahkeme, tapudaki bedelin bağlayıcı olduğuna ve fiili taksim şartlarının bulunmadığına hükmederek davayı kabul etmiş; böylece payını düşük bedelle satan ortağın eylemi diğer paydaşlar lehine sonuç doğurmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

Paylı mülkiyette çoğunluk kararı hangi işlemler için aranır?

Taşınmazın kiraya verilmesi, kira sözleşmesinin feshi veya olağan sınırları aşan bakım-onarım gibi önemli yönetim işlerinde hem pay hem de paydaş çoğunluğunun birlikte sağlanması zorunludur. Tek başına büyük paya sahip olmak yeterli olmayıp ortak sayısının da yarısından fazlasının rızası gerekmektedir.

Kendi payımı satmak için diğer paydaşlardan izin almam gerekir mi?

Hayır, paydaşlar kendi mülkiyet payları üzerinde bağımsız tasarruf hakkına sahip olduklarından diğer paydaşların onayını almak zorunda değildir. Ancak yapılan satış üçüncü bir kişiye yönelikse, diğer paydaşların yasal önalım hakkını kullanarak bu payı öncelikle devralma yetkisi bulunmaktadır.

Ortaklığın giderilmesi davası açılmadan önce arabuluculuk zorunlu mudur?

Evet, taşınmaz paylaşımına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk yasal olarak zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan ve anlaşmazlık son tutanağı alınmadan doğrudan açılan davalar mahkeme tarafından usulden reddedilir.

İntifa veya kullanım hakkı paylı mülkiyette nasıl belirlenir?

Taşınmazın fiili kullanımı paydaşların oybirliğiyle yapacakları bir kullanım anlaşması ile belirlenebilir. Bu anlaşmanın tapu kütüğüne şerh verilmesi halinde yeni malikler de bu kurallara uymakla yükümlü olur; anlaşma sağlanamazsa paydaş mahkemeden kullanım tarzının belirlenmesini talep edebilir.

Paylı mülkiyete konu taşınmazın bütünü nasıl kiraya verilir?

Taşınmazın tamamının üçüncü bir kişiye kiralanması önemli yönetim işi kapsamında yer aldığından, pay ve paydaş çoğunluğunun onayı şarttır. Çifte çoğunluk şartı sağlanmadan akdedilen kira sözleşmeleri, onay vermeyen paydaşlar yönünden bağlayıcı kabul edilmez.

Sonuç

Birlikte yaşamanın ve ortak yatırım yapmanın yaygın bir biçimi olan paylı mülkiyet, pay sahiplerine bağımsız tasarruf serbestisi tanısa da yönetim ve tasarruf süreçlerinde diğer paydaşların haklarını gözeten hassas dengeler barındırır. Yönetim biçimlerinin tespiti, yasal önalım hakkının süreleri içinde kullanılması ve uyuşmazlıkların çözümünde izlenecek yollar kanun koyucu tarafından sıkı kurallara bağlanmıştır. Hak kaybı yaşamamak adına her somut olayın kendine özgü koşulları dikkatle tahlil edilmeli ve taşınmazın hukuki durumu eksiksiz incelenmelidir.

Paylaşım, tapu iptali, önalım ve izale-i şüyu gibi taşınmaz hukuku uyuşmazlıklarının karmaşık yargılama usulleri barındırması sebebiyle sürecin alanında tecrübeli bir avukatla takip edilmesi tavsiye edilir. Taşınmaz hukuku alanındaki tüm soru ve uyuşmazlıklarınız için Gaziantep Koluman Tower’daki Büyük Hukuk Bürosu’ndan hukuki destek alabilirsiniz.


Büyük Hukuk Bürosu Hakkında

Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.

Çalışma Alanlarımız

  • Ticaret ve İş Hukuku
  • Şirketler Hukuku
  • Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
  • Aile Hukuku
  • İnşaat Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku

Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.

İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir