İhtiyaç nedeniyle tahliye davası ne kadar sürer?

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası ne kadar sürer?

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası, ilk derece mahkemelerinde uygulamada genellikle 6 ay ile 18 ay arasında sonuçlanmaktadır. Mahkemenin iş yükü, tebligatların ulaşma hızı, arabuluculuk aşamasının seyri ve delillerin toplanma süresi bu zaman diliminin kısalmasında veya uzamasında doğrudan belirleyici rol oynar. İstinaf ve temyiz gibi kanun yolu incelemelerinin devreye girmesi durumunda ise dosyanın nihai kesinleşme süresi 2 ila 3 yılı bulabilmektedir.

Kiraladığı taşınmazı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri olarak kullanmak isteyen mülk sahipleri, sıklıkla bu sürecin ne kadar zaman alacağını merak eder. Benzer şekilde kiracılar da barınma veya ticari faaliyet düzenlerini planlayabilmek adına tahliye davasının ne kadar sürede karara bağlanacağını öngörmek ister. Bu rehberde; yargılama adımlarını, süreleri doğrudan etkileyen unsurları, yasal şartları ve dikkat edilmesi gereken hak düşürücü süreleri tüm ayrıntılarıyla inceleyebilirsiniz.

Hukuki Dayanak ve İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Şartları

Konut veya çatılı işyeri kiralarında kiraya verenin gereksinimi sebebiyle sözleşmenin feshi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında özel olarak düzenlenmiştir. Kanunun 350. maddesi gereğince kiraya veren; kiralananı kendisi, eşi, altsoyu (çocukları, torunları), üstsoyu (anne, babası, büyükanne ve büyükbabası) veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu doğarsa fesih talebinde bulunabilir. Taşınmazı sonradan edinen yeni malikin gereksinimi ise Türk Borçlar Kanunu’nun 351. maddesinde özel hükümlerle güvence altına alınmıştır.

Yargılama sürecinde davanın kabul edilebilmesi için gereksinimin varlığı tek başına yeterli kabul edilmez. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, ileri sürülen konut ya da işyeri ihtiyacının gerçek, samimi ve zorunlu olması şarttır. Henüz doğmamış, ileride gerçekleşmesi muhtemel olan ya da farazi gerekçelere dayanan talepler mahkemelerce reddedilir. Örneğin, kiralanan taşınmazın sadece daha yüksek bedelle başkasına kiraya verilmesi amacı taşıdığı anlaşıldığında samimiyet koşulu gerçekleşmemiş sayılır.

Kiraya verenin aynı bölgede benzer nitelikte ve oturmaya elverişli boş bir taşınmazının bulunması durumunda da ihtiyacın zorunlu olmadığı kabul edilir. Sağlık sorunları, tayin, kirada oturma zorunluluğu veya yetişkin çocuğun evlenmesi gibi somut yaşam koşulları ise samimi ihtiyacın başlıca göstergeleri arasında yer alır. Bu koşulların varlığı iddia edildiğinde, tüm delillerin dava dilekçesinde eksiksiz sunulması davanın makul sürede karara bağlanmasını kolaylaştırır.

Hukuki zeminin doğru kurulması, açılacak bir ihtiyaç nedeniyle tahliye davası bakımından usulden ret kararı alınmasını önleyen en temel unsurdur. Şartların oluşup oluşmadığı değerlendirilirken kiraya veren ile taşınmaz malikinin sıfatları, tapu kayıtları ve kira sözleşmesindeki taraflar titizlikle incelenmelidir. Yanlış hasma yöneltilen veya kanuni şartları taşımayan talepler, yargılamanın aylar boyunca boşuna uzamasına sebep olur.

Kimlerin İhtiyacı İçin Tahliye İstenebilir ve Samimiyet Kriteri

Türk Borçlar Kanunu, ihtiyaç iddiasıyla dava açabilecek kişilerin kapsamını sınırlı tutmuştur. Yalnızca kiraya verenin kendisi, resmi nikahlı eşi, çocukları, torunları, anne ve babası ile kanunen nafaka yükümlülüğü bulunan kişilerin ihtiyacı bu davaya konu edilebilir. Kardeş, yeğen, kuzen veya diğer uzak akrabaların ihtiyacı için bu maddeye dayanılarak tahliye talep edilmesi kanunen mümkün değildir. Bu sebeple davanın başında ihtiyacın kimin lehine ileri sürüldüğü açık ve şüpheye yer bırakmayacak biçimde belirtilmelidir.

İhtiyacın samimiyeti değerlendirilirken mahkeme, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, yaşam koşullarını ve sunulan belgeleri kapsamlı bir araştırmaya tabi tutar. Kiraya verenin halen kendisinin de kirada oturuyor olması, tahliye talebinin samimiyetini gösteren en güçlü emarelerden biridir. Ev sahibinin tahliye baskısı altında bulunması veya fahiş kira artışı ihtarı almış olması, kendi taşınmazına olan ihtiyacın aciliyetini kanıtlar niteliktedir.

Yetişkin bir çocuğun ailesiyle birlikte yaşamak istemeyip ayrı bir eve çıkma iradesi göstermesi de Yargıtay kararlarında haklı bir ihtiyaç olarak kabul edilmektedir. Benzer biçimde sağlık sorunları sebebiyle asansörsüz bir binadan asansörlü ve daha alt kattaki bir daireye geçme zorunluluğu da zorunlu ihtiyaca örnek teşkil eder. Buna karşılık yurt dışında yaşayan ve ülkeye kesin dönüş yapacağına dair somut delil sunamayan mülk sahibinin talepleri uygulamada genellikle samimi bulunmamaktadır.

Yargılama aşamasında ihtiyacın devamlılığı da aranır. Dava açıldığı tarihte mevcut olan gereksinimin karar kesinleşene kadar sürmesi gerekir; dava devam ederken ihtiyacın ortadan kalkması durumunda davanın reddi gündeme gelecektir. Bu nedenle ihtiyaç iddiasının yalnızca dava açılışında değil, yargılamanın tüm evrelerinde güncel verilerle desteklenmesi şarttır.

Dava Öncesi Zorunlu Arabuluculuk Süreci ve İşleyişi

Kira uyuşmazlıklarında mahkemelerin iş yükünü hafifletmek ve taraflar arasında barışçıl çözümler üretmek amacıyla zorunlu arabuluculuk şartı getirilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca, kira ilişkisinden kaynaklanan tahliye taleplerinde dava açılmadan önce arabuluculuk bürosuna başvurulması dava şartıdır. Bu aşama tüketilmeden doğrudan açılan davalar, herhangi bir esasa girilmeksizin usulden reddedilir.

Arabuluculuk süreci, yetkili adliyedeki arabuluculuk bürosuna yapılan başvuru ile başlar. Başvurunun ardından sistem tarafından tarafsız bir arabulucu görevlendirilir. Kanuni düzenlemeye göre arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren kural olarak üç hafta içinde görüşmeleri sonuçlandırmak zorundadır. Zorunlu hallerde bu süre arabulucu tarafından en fazla bir hafta daha uzatılabilir; dolayısıyla arabuluculuk aşaması en geç dört hafta içinde neticelendirilir.

Toplantılarda kiracı ve kiraya veren, taşınmazın tahliye edileceği tarih, geriye dönük kira alacakları veya taşınma masrafları gibi konularda karşılıklı müzakere yürütür. Tarafların anlaşmaya varması halinde hazırlanan arabuluculuk anlaşma belgesi ilam niteliğinde belge sayılır. Böylece taraflar aylarca sürecek bir mahkeme sürecine girmeden çok kısa sürede kesin bir sonuca ulaşabilirler.

Görüşmelerin anlaşmazlıkla sonuçlanması durumunda arabulucu tarafından bir son tutanak düzenlenir. Düzenlenen bu son tutanağın aslı veya arabulucu onaylı sureti, açılacak tahliye davası dilekçesine mutlaka eklenmelidir. Arabuluculuk evresinin varlığı, dava öncesinde ortalama bir aylık bir süreyi zorunlu kılsa da taraflara hızlı bir uzlaşma fırsatı sunması bakımından önem taşır.

Adım Adım İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Aşamaları

Dava sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi, usul hukuku kurallarına harfiyen uyulmasına bağlıdır. Her adımın kanunda öngörülen sıralamayla atılması hem zaman kaybını önler hem de hak kayıplarının önüne geçer. Süreç genel olarak şu aşamalardan meydana gelir:

  1. İhtarname Gönderimi: Belirli süreli kira sözleşmelerinde sürenin bitiminden önce, belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih dönemlerine uygun olarak ihtiyacı bildiren yazılı bildirim veya noter ihtarnamesi gönderilir.
  2. Zorunlu Arabuluculuk Başvurusu: Dava açma hakkı doğduğunda adliyelerdeki ilgili büroya başvurularak görüşme süreci başlatılır ve resmi olarak yürütülür.
  3. Dava Dilekçesinin Verilmesi: Arabuluculukta uzlaşma sağlanamazsa son tutanakla birlikte yetkili mahkemeye harçlar yatırılarak dilekçe sunulur.
  4. Tansip Zaptı ve Dilekçeler Teatisi: Mahkeme dosyayı inceler; davalı tarafa tebligat çıkararak cevap dilekçesi sunması için kanuni süre tanır.
  5. Ön İnceleme ve Tahkikat: Uyuşmazlık konuları belirlenir, deliller toplanır, tanıklar dinlenir ve gerek duyulursa taşınmaz mahallinde keşif icra edilir.
  6. Sözlü Yargılama ve Gerekçeli Karar: Mahkeme tarafların son beyanlarını alarak davanın kabulüne veya reddine karar verir ve ayrıntılı gerekçesini yazar.
  7. İstinaf ve Temyiz Kanun Yolları: Aleyhine hüküm kurulan taraf kararı Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşırsa dosya üst mahkeme incelemesinden geçer.

Dilekçeler aşamasında tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarını sunması kanuni sürelere bağlıdır. Tebligatların taraflara zamanında ulaştırılması bu evrenin hızını doğrudan tayin eder. Tebligat parçalarının adrese ulaşamaması, mernis adresinin araştırılması veya yurt dışı tebligat zorunlulukları dosyanın aylar boyunca ilerleyememesine neden olabilir.

Tahkikat evresi, davanın en uzun süren kısmını teşkil eder. Bu aşamada mülk sahibinin ihtiyaç iddiasını ispatlamak amacıyla gösterdiği tanıklar dinlenir, ilgili kurumlardan tapu kayıtları veya kolluk araştırması sonuçları celbedilir. Tüm deliller toplandıktan sonra hakim nihai hükmünü açıklar ve dosya ilk derece mahkemesi nezdinde tamamlanmış olur.

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Ne Kadar Sürer ve Süreyi Etkileyen Faktörler

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası ne kadar sürer sorusuna verilecek yanıt, yargı çevresinin durumuna ve dosyanın kapsamına göre değişiklik gösterir. Büyükşehirlerdeki adliyelerde derdest dosya sayısının fazlalığı duruşma aralıklarının açılmasına yol açar. Örneğin Gaziantep genelindeki sulh hukuk mahkemelerinin iş yoğunluğu ile daha küçük ölçekli ilçelerdeki mahkemelerin duruşma takvimleri arasında süre açısından farklılıklar görülebilir.

Dava süresini uzatan veya kısaltan en önemli etkenlerden biri delillerin toplanma hızıdır. Tarafların tanık listelerini zamanında bildirmesi, tanıkların duruşmaya gelmesi ve kamu kurumlarına yazılan müzekkerelerin hızlıca cevaplanması duruşma sayısını azaltır. Aksi halde tek bir resmi yazının gelmemesi sebebiyle duruşmalar iki ila üç ay sonrasına ertelenebilmektedir.

Taşınmaz başında keşif yapılması veya bilirkişi incelemesine başvurulması gereken durumlarda da süreç uzayabilir. Özellikle işyeri ihtiyacı sebebiyle açılan davalarda kiraya verenin mevcut işyeri ile tahliyesi istenen yerin karşılaştırılması uzmanlık gerektirebilir. Raporların hazırlanması, raporlara itiraz edilmesi ve ek rapor alınması süreçleri dava takvimine doğrudan ek süreler getirir.

İlk derece mahkemesinin tahliye kararı vermesi durumunda kiracı bu kararı istinaf incelemesine taşıyabilir. Tahliye davalarında ilamın icraya konulabilmesi için kesinleşmesi kural olarak şart olmasa da kiracının tehiri icra (icranın geri bırakılması) kararı alması mümkündür. İcranın geri bırakılması için üç aylık kira bedeli tutarında teminat mektubu yatırılırsa, üst mahkeme incelemesi sonuçlanana kadar taşınmazın fiilen tahliyesi gerçekleşmez. Bu durum fiili taşınma sürecini uzatan en kritik usul işlemidir.

Yargılama Aşaması Ortalama İşlem Süresi Süreyi Etkileyen Başlıca Unsur
Zorunlu Arabuluculuk 3 – 4 Hafta Tarafların uzlaşma tutumu ve toplantı katılımı
Dilekçeler Teatisi ve Ön İnceleme 2 – 4 Ay Tebligatların muhataba ulaşma hızı
Tahkikat ve Duruşmalar 4 – 8 Ay Tanıkların dinlenmesi ve kurum müzekkereleri
Gerekçeli Kararın Yazımı 1 – 2 Ay Mahkeme kaleminin iş yoğunluğu
İstinaf Kanun Yolu (İtiraz Halinde) 12 – 18 Ay Bölge Adliye Mahkemesi dairelerinin dosya yükü

Dava Açma Süreleri, İhtarname ve Hak Düşürücü Süreler

Tahliye davalarında hak düşürücü sürelere riayet edilmesi davanın esasına girilebilmesi için mutlak bir şarttır. Kanunda belirtilen süreler kamu düzenine ilişkin olup hakim tarafından re’sen (kendiliğinden) dikkate alınır. Belirli süreli sözleşmelerde dava, kira süresinin sona erdiği tarihten itibaren bir ay içinde açılmak zorundadır. Bu bir aylık süre hak düşürücü niteliktedir ve kaçırılması durumunda o dönem için dava açma hakkı kaybedilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 353. maddesi mülk sahiplerine önemli bir koruma sağlamaktadır. Kiraya veren, sözleşme süresi bitmeden önce veya en geç dava açma süresi olan bir aylık dönem içinde tahliye davası açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava açma hakkı bir sonraki kira yılı sonuna kadar uzar. Bu sebeple dönem bitmeden noter kanalıyla ihtarname keşide edilmesi, dava açma süresini korumak adına son derece pratik ve güvenli bir yöntemdir.

Yeni malikin gereksinimi halinde ise farklı süre kuralları geçerlidir. Taşınmazı sonradan iktisap eden yeni malik, edinme tarihinden itibaren bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bu bildirimi yapan yeni malik, iktisap tarihinden altı ay sonra tahliye davası açabilir. Alternatif olarak yeni malik, sözleşme süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde de doğrudan dava açma hakkına sahiptir.

Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde fesih bildirim sürelerine uyulması gerekmektedir. Kanuna göre altı aylık kira dönemleri belirlenir ve bu dönemin bitiminden en az üç ay önce kiracıya fesih bildirimi yapılmalıdır. Bildirimin ardından fesih döneminin bitiminden itibaren bir ay içinde dava ikame edilmelidir. İhtarname sürelerinin yanlış hesaplanması veya tebliğ şerhlerinin mahkemeye sunulamaması davanın doğrudan reddedilmesine yol açabilir.

Dava Masrafları, Gerekli Belgeler ve Sık Yapılan Hatalar

Dava açarken belirli yargılama giderlerinin peşin olarak mahkeme veznesine yatırılması gerekir. Bu giderler her yıl Resmi Gazete’de yayımlanan tarifelere göre güncellenir. Bir yıllık kira bedeli üzerinden nispi harç, peşin karar ve ilam harcı, başvuru harcı, tebligat giderleri ve bilirkişi/keşif avansları temel masraf kalemlerini oluşturur. Dava sonunda haklı çıkan taraf, yaptığı bu masrafları yasal faiziyle birlikte karşı taraftan tahsil etme hakkına sahiptir.

Mahkemeye sunulacak delillerin kuvvetli ve hukuka uygun olması davanın seyrini belirler. İhtiyacın kanıtlanması için dosyaya sunulması gereken başlıca evraklar şunlardır:

  • Geçerli kira sözleşmesinin aslı veya örneği
  • Noter aracılığıyla gönderilmiş ihtarname ve tebliğ şerhli tebligat mazbatası
  • Taşınmaza ait tapu tescil belgesi veya mülkiyet durumunu gösterir kayıtlar
  • Kiraya verenin kendisinin de kiracı olduğunu gösteren kira kontratı ve kira ödeme dekontları
  • Evlilik, yeni işe başlama, atanma veya sağlık raporu gibi somut ihtiyacı tevsik eden resmi evraklar
  • Konut veya işyerinin gereksinime uygunluğunu aydınlatacak tanık anlatımları
  • Zorunlu arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla bittiğini gösteren son tutanak belgesi

Uygulamada yapılan en büyük hatalardan biri, davanın süresi içinde açılmamasıdır. İhtarname sürelerinin yanlış hesaplanması veya sözleşme bitim tarihinin hatalı tespiti davanın usulden reddine neden olur. Bir diğer kritik yanılgı ise samimiyet unsurunun göz ardı edilmesidir; mahkemeye hiçbir gerekçe sunmadan yalnızca mülk sahibi olduğunu belirtmek tahliye için kafi gelmez.

Ayrıca Türk Borçlar Kanunu’nun 355. maddesinde yer alan üç yıl süreyle yeniden kiralama yasağı mülk sahipleri tarafından mutlaka bilinmelidir. Kiraya veren, gereksinim amacıyla tahliyesini sağladığı taşınmazı, haklı bir sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz. Bu hükme aykırı hareket edilmesi halinde, tahliye edilen eski kiracıya son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödenmesi söz konusu olur.

Gerçekçi Örnek Olay İncelemesi

Somut bir örnek üzerinden sürecin nasıl işlediğini incelemek konunun anlaşılmasını kolaylaştıracaktır. Gaziantep’te yaşayan bir kiracı, özel bir şahsa ait konutta bir yıllık kira sözleşmesi ile ikamet etmektedir. Kira sözleşmesinin başlangıç tarihi üzerinden birkaç yıl geçmiş ve sözleşme kanun gereği birer yıllık sürelerle kendiliğinden yenilenmiştir. Bu süreçte mülk sahibinin başka bir şehirde yaşayan ve üniversiteden mezun olan yetişkin çocuğu, Gaziantep’te tam zamanlı bir işe kabul edilmiş ve kendi bağımsız yaşamını kurmak istemiştir.

Mülk sahibi, mevcut konuta çocuğunun yerleşeceğini belirterek dönem bitiminden iki ay önce kiracıya noter kanalıyla durumu bildiren bir ihtarname göndermiştir. Kiracı ise piyasa koşullarında yeni bir ev bulmanın güçlüğünü belirterek taşınmazı boşaltmayacağını beyan etmiştir. Kira dönemi sona erdiğinde mülk sahibi vakit kaybetmeden yetkili adliyedeki arabuluculuk bürosuna müracaat etmiştir. Arabuluculuk görüşmelerinde taraflar tahliye tarihi ve taşınma giderleri konusunda mutabakata varamamış ve arabulucu tarafından anlaşamama tutanağı düzenlenmiştir.

Bunun üzerine mülk sahibi, son tutanağı da ekleyerek Gaziantep Adliyesi bünyesindeki yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açmıştır. Dilekçesinde çocuğunun iş sözleşmesini, sosyal güvenlik işe giriş bildirgesini ve bölgede başka bir konutunun bulunmadığını gösteren tapu kayıtlarını sunmuştur. Kiracı cevap dilekçesinde ihtiyacın samimi olmadığını, asıl amacın kira bedelini artırmak olduğunu savunmuştur.

Mahkeme ilk duruşmada delilleri toplamış, ikinci duruşmada tarafların tanıklarını dinlemiştir. Yapılan kolluk araştırması ve toplanan resmi belgeler sonucunda mahkeme, çocuğun bağımsız yaşama ihtiyacının gerçek ve zorunlu olduğuna kanaat getirerek davanın kabulü ile taşınmazın tahliyesine hükmetmiştir. Dava açılışından ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararına kadar geçen süre toplam dokuz ay sürmüştür. Kararın kiracıya tebliğ edilmesinin ardından taraflar anlaşmış ve kiracı evi teslim etmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası açmak için ihtarname çekmek zorunlu mudur?

Belirli süreli sözleşmelerde süre bitiminden itibaren bir ay içinde doğrudan dava açılacaksa kanunen ihtarname zorunlu değildir. Ancak dava açma süresini bir sonraki kira yılı sonuna kadar uzatabilmek ve ihtiyacın ciddiyetini ispatlayabilmek adına ihtarname gönderilmesi büyük yarar sağlar.

Kiracı tahliye davası sürerken kirayı ödemeye devam etmek zorunda mıdır?

Yargılama devam ettiği müddetçe kira ilişkisi ve kiracının taşınmazı kullanma hakkı devam eder. Bu nedenle kiracı, belirlenen kira bedellerini ve yan giderleri sözleşme şartlarına uygun olarak eksiksiz ödemeyi sürdürmekle yükümlüdür.

Ev sahibi davayı kazanırsa kiracı hemen evden çıkarılabilir mi?

Mahkemenin tahliye kararı vermesinin ardından kiracıya icra dairesi aracılığıyla tahliye emri gönderilir. Kiracı tehiri icra kararı almamışsa icra müdürlüğünün tanıdığı yasal süre sonunda taşınmaz cebri icra yoluyla boşaltılır.

İhtiyaç nedeniyle tahliye edilen ev başkasına kiralanabilir mi?

Taşınmazı ihtiyaç sebebiyle tahliye ettiren kiraya veren, haklı bir sebep bulunmadıkça taşınmazı üç yıl boyunca eski kiracısından başkasına kiralayamaz. Bu yasağa aykırı davranılırsa eski kiracıya en az bir yıllık kira bedeli tutarında tazminat ödenmesi gerekir.

Tahliye davası ne kadar masraf gerektirir?

Dava masrafları yıllık kira bedeline göre hesaplanan harçlar, arabuluculuk ücreti, tebligat ve tanık giderlerinden oluşur. Her yıl yasal tarifeler çerçevesinde güncellenen bu giderler, davanın kabul edilmesi halinde haksız çıkan tarafa yükletilir.

Sonuç

Konut ve işyeri uyuşmazlıklarında yasal gereksinimlere dayalı fesih süreçleri, hem kiracı hem de kiraya veren açısından ciddi sonuçlar doğurur. Dava şartı olan arabuluculuk sürecinin doğru yönetilmesi, dilekçeler aşamasında delillerin eksiksiz sunulması ve hak düşürücü sürelere riayet edilmesi davanın akıbetini doğrudan etkiler. İspat yükünün yerine getirilememesi veya sürelerin kaçırılması durumunda telafisi güç hak ve zaman kayıpları yaşanabilmektedir.

Her uyuşmazlığın kendine has dinamikleri, tarafların sosyal koşulları ve sözleşme detayları farklılık gösterir. Bu nedenle kanuni süreçlerin yürütülmesinde profesyonel bir bakış açısıyla hareket etmek yargılamanın hızlı sonuçlanmasına katkı sunar. Hak kaybına uğramamak ve açılacak bir ihtiyaç nedeniyle tahliye davası sürecini hukuki güvence altında yürütmek adına Gaziantep Koluman Tower’daki Büyük Hukuk Bürosu’ndan hukuki destek alabilirsiniz.


Büyük Hukuk Bürosu Hakkında

Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.

Çalışma Alanlarımız

  • Ticaret ve İş Hukuku
  • Şirketler Hukuku
  • Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
  • Aile Hukuku
  • İnşaat Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku

Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.

İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir