İki haklı ihtar ile kiracı tahliyesi nasıl yapılır?

İki haklı ihtar ile kiracı tahliyesi nasıl yapılır?

İki haklı ihtar ile kiracı tahliyesi, bir kira yılı içinde kira bedelini zamanında ödemeyen kiracıya karşı Türk Borçlar Kanunu kapsamında tanınan özel bir tahliye yoludur. Kiraya veren, aynı kira dönemi içinde muaccel hale gelen kira alacakları için kiracıya iki ayrı haklı yazılı ihtar göndererek kira yılının bitiminden itibaren bir ay içinde tahliye davası açabilir. Bu hukuki imkân, kira bedelini sürekli geciktiren kiracılar karşısında mülk sahibinin mülkiyet hakkını ve düzenli gelir elde etme menfaatini korumayı amaçlar.

Kira ilişkilerinde yaşanan en büyük uyuşmazlıkların başında, kira bedellerinin zamanında ve eksiksiz ödenmemesi gelmektedir. Kiracınızın kirayı sürekli geciktirmesi nedeniyle mağduriyet yaşıyorsanız, kanunun aradığı şartları eksiksiz yerine getirerek taşınmazınızın tahliyesini talep edebilirsiniz. Bu rehberde; ihtarname gönderme şartlarından süre hesaplamalarına, zorunlu arabuluculuk aşamasından tahliye davasının açılmasına kadar tüm süreci ayrıntılarıyla ele alacağız.

Türk Borçlar Kanunu Kapsamında İki Haklı İhtar ile Kiracı Tahliyesi Şartları

Kira hukukumuzda kiracının korunması esas olmakla birlikte, kiraya verenin hakları da belirli yasal güvenceler altına alınmıştır. Türk Borçlar Kanunu madde 352 fıkra 2 hükmü gereğince, iki haklı ihtar ile kiracı tahliyesi yoluna başvurabilmek için kanunda açıkça düzenlenen koşulların birlikte gerçekleşmesi şarttır. Kanun koyucu, kiracının tek bir gecikmesi yerine aynı kira yılı içerisinde mükerrer biçimde temerrüde düşmesini veya ödemeyi geciktirmesini tahliye sebebi saymıştır.

Bu yolla tahliye talep edebilmek için ilk temel şart, taraflar arasında geçerli bir kira sözleşmesinin varlığıdır. Sözleşmenin yazılı olması zorunlu olmasa da ispat kolaylığı bakımından yazılı kira sözleşmesi büyük önem taşır. Kira sözleşmesinde belirlenen ödeme gününün geçmiş olması ve kiracının borcunu haklı bir gerekçe olmaksızın ifa etmemiş bulunması gerekir. Kira borcu muaccel, yani ödenmesi gereken güne ulaşmış olmadan ihtar çekilmesi hukuken sonuç doğurmaz.

İkinci temel şart, ihtarların aynı kira yılı veya dönemi içinde yapılmış olmasıdır. Bir yıldan uzun süreli sözleşmelerde veya belirsiz süreli hale gelen sözleşmelerde, ihtarların mutlaka aynı uzama yılı içinde tebliğ edilmiş olması aranır. Farklı kira dönemlerine dağılmış olan ihtarlar birleştirilerek iki haklı ihtar ile kiracı tahliyesi talep edilemez. Örneğin, ilk ihtar önceki kira yılında, ikinci ihtar ise takip eden yeni kira yılında gerçekleşmişse bu maddeye dayalı tahliye davası açılamaz.

Son olarak, her iki ihtarın da haklı bir nedene dayanması ve usulüne uygun şekilde kiracıya tebliğ edilmiş olması şarttır. Kiracının kira borcunu banka kanalıyla yatırmış olmasına rağmen ihtar gönderilmesi ya da kira borcunun bulunmadığı bir dönem için bildirim yapılması ihtarı haksız kılar. Haksız ihtar yapılması halinde açılacak dava mahkeme tarafından esasa girilmeden ya da davanın esastan reddiyle sonuçlanacaktır.

Haklı İhtarın Hukuki Niteliği ve Geçerlilik Kriterleri

Bir ihtarın kanunun aradığı anlamda “haklı” sayılabilmesi, belirli biçimsel ve maddi unsurların varlığına bağlıdır. İhtarda bulunulabilmesi için öncelikle kiracının kira borcunu ödeme vadesinin kesinleşmiş olması gerekir. Kira sözleşmesinde ödeme günü net olarak belirlenmişse, o günün bitmesiyle kiracı kendiliğinden temerrüde düşmese dahi borç muaccel hale gelir. Ödeme günü gelmeden çekilen veya tahakkuk etmemiş kira alacağını içeren bir bildirim, haklı ihtar niteliği kazanamaz.

Haklı ihtarın mutlaka yazılı şekilde yapılması kanuni bir zorunluluktur. İlgili kanun maddesi yazılı şekli yeterli görmüş olsa da uygulamada ispat güvenliği açısından noter kanalıyla yapılması tavsiye edilir. İadeli taahhütlü mektup, telgraf veya noter aracılığıyla gönderilen ihtarnamede; ödenmeyen kira bedelinin hangi aya veya aylara ait olduğu, toplam borç tutarı ve borcun hangi hesaba ödeneceği açıkça gösterilmelidir. Açık ve net bilgi içermeyen ihtarlar uyuşmazlık durumunda mahkemece geçersiz kabul edilebilir.

İhtarın haklılığını belirleyen en kritik an, kiracıya yapılan tebliğ anıdır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, kiracı kira bedelini ihtar kendisine tebliğ edilmeden önce öderse, tebliğ anında ödenmemiş bir borç kalmadığından söz konusu ihtar haklı sayılamaz. Buna karşılık, ihtar kiracıya ulaştıktan sonra yapılan ödemeler ihtarı haksız hale getirmez. Kiracı borcunu tebliğden bir saat sonra dahi ödese, tebliğ anında temerrüt devam ettiği için ihtar yasal anlamda haklı bir ihtar olarak kayıtlara geçer.

Kira bedeli dışında kalan yan giderler ve aidat ödemeleri kural olarak bu tahliye sebebinin doğrudan konusu yapılamaz. Ancak sözleşmede aidatın kira bedelinin bir parçası olduğu açıkça kararlaştırılmışsa durum değişebilir. Aksi halde yalnızca asıl kira borcunun ödenmemesi nedeniyle yapılan ihtarlar haklı ihtar kapsamına girer. Ayrıca aynı ayın kirası için birden fazla ihtar gönderilmesi halinde bunlar tek bir haklı ihtar hükmündedir.

Adım Adım İki Haklı İhtar ile Kiracı Tahliyesi Aşamaları

Kiraya verenin taşınmazı tahliye ettirebilmesi için yasanın öngördüğü işlem sırasını titizlikle izlemesi zorunludur. Prosedürdeki tek bir hata, tüm sürecin sıfırlanmasına ve fazladan bir kira yılı daha beklenmesine yol açabilir. Hak kaybı yaşamamak adına aşağıdaki adımların sırasıyla yürütülmesi gerekmektedir:

  1. İlk Kira Gecikmesinin Tespiti ve İlk İhtarın Gönderilmesi: Kira sözleşmesinde belirlenen vadenin geçmesine rağmen kiracı ödeme yapmadığında ilk ihtar hakkı doğar. İhtarnamede ödenmeyen ay, talep edilen miktar ve ödeme yapılacak banka hesap bilgileri açıkça belirtilir. Tebligatın kiracıya ulaştığı tarih, tebliğ şerhi ile kayıt altına alınmalıdır.
  2. İkinci Kira Gecikmesinin Tespiti ve İkinci İhtarın Gönderilmesi: Aynı kira dönemi içinde, ilk ihtara konu olan aydan tamamen farklı bir aya ait kira bedeli vadesinde ödenmediğinde ikinci ihtar süreci başlar. Bu ihtarda da aynı usul kurallarına uyulur ve kiracının farklı bir ay için temerrüde düştüğü açıkça ortaya konur. İkinci bildirimin de kiracıya tebliğ edilmiş olması şarttır.
  3. Kira Yılının Bitiminin Beklenmesi: İki haklı ihtar usulüne uygun şekilde tebliğ edildikten sonra kiracı tahliye davası ile hemen karşı karşıya bırakılamaz. Kanun koyucu, davanın ancak içinde bulunulan kira sözleşmesi süresinin veya uzama yılının sona ermesiyle açılabileceğini emreder. Dönem devam ederken dava açılması davanın usulden reddine neden olur.
  4. Zorunlu Arabuluculuk Yoluna Başvurulması: Kira hukukundan doğan tahliye uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurulması kanuni bir dava şartıdır. Kira süresinin sona ermesiyle birlikte yetkili adliyedeki arabuluculuk bürosuna müracaat edilir. Taraflar anlaşamazsa düzenlenen son tutanak dava dilekçesine eklenir.
  5. Sulh Hukuk Mahkemesinde Tahliye Davasının Açılması: Arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlanmasının ardından, kira yılının bittiği tarihten itibaren bir ay içinde dava dilekçesi mahkemeye sunulur. Dilekçede ihtarnameler, tebliğ mazbataları, banka hesap dökümleri ve kira sözleşmesi delil olarak bildirilir.
  6. Yargılama ve Tahliye İlamının İcraya Konulması: Mahkeme şartların oluştuğunu tespit ettiğinde taşınmazın tahliyesine karar verir. Kararın kesinleşmesi beklenmeksizin icra dairesine başvurularak ilamlı icra takibi başlatılır ve kiracının tahliyesi fiilen gerçekleştirilir.

Bu sıralı aşamalardan herhangi birinin atlanması, davanın esasına girilmeden usulden reddedilmesi tehlikesini doğurur. İki haklı ihtar ile kiracı tahliyesi sürecinde her belgenin resmi tarihler taşıması bu yüzden hayati önemdedir.

Dava Açma Süresi ve Hak Düşürücü Sürelerin Hesaplanması

İki haklı ihtar ile kiracı tahliyesi talebinde bulunurken en çok dikkat edilmesi gereken unsurlardan biri yasal sürelere uyulmasıdır. Türk Borçlar Kanunu madde 352 fıkra 2, davanın ne zaman açılabileceğini katı kurallara bağlamıştır. Buna göre kiraya veren; kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli sözleşmelerde ihtarın yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde tahliye davasını açmak zorundadır.

Burada öngörülen bir aylık süre zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü süredir. Hak düşürücü süreler kamu düzenine ilişkin olup mahkeme hâkimi tarafından dosyanın her aşamasında kendiliğinden gözetilir. Sürenin başlangıcı, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin imza tarihi ve süresi üzerinden hesaplanan kira yılının dolduğu gündür. Örneğin bir yıllık kira sözleşmesi temmuz ayının ilk günü başlamışsa, kira dönemi takip eden haziran ayının son günü biter; dava açma süresi ise temmuz ayının birinci gününden itibaren işlemeye başlar.

Türk Borçlar Kanunu madde 353 hükmü uyarınca kiraya veren, bir aylık dava açma süresi içinde kiracıya dava açacağını yazılı olarak bildirmişse, dava açma süresi bir sonraki kira yılı boyunca uzamış sayılır. Ancak uygulamada gereksiz riskler almamak adına, kira yılının bitimini takiben derhal arabuluculuk başvurusunun yapılması ve sürecin geciktirilmeksizin tamamlanması önerilir. Arabuluculukta geçen sürelerin dava açma süresini durdurucu etkisi de hesaplamalarda titizlikle dikkate alınmalıdır.

Sürenin kaçırılması halinde, çekilen iki haklı ihtar geçerliliğini yitirir ve yeni kira dönemine aktarılamaz. Yeni kira döneminde tahliye isteyebilmek için kiracının yeniden iki ayrı gecikme yaşaması ve her iki gecikme için yeniden bağımsız ihtarların çekilmesi gerekecektir. Dolayısıyla sürelerin takvime bağlanması davanın akıbeti açısından belirleyicidir.

Zorunlu Arabuluculuk, Görevli ve Yetkili Mahkeme

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında yapılan düzenlemelerle kira ilişkisinden kaynaklanan tahliye uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartı haline getirilmiştir. Bu kural gereğince iki haklı ihtar ile kiracı tahliyesi talebiyle doğrudan mahkemeye dava dilekçesi verilemez. Doğrudan dava açılması durumunda hâkim, arabuluculuk şartı yerine getirilmediği gerekçesiyle davayı usulden derhal reddedecektir.

Arabuluculuk müracaatı, taşınmazın bulunduğu yerdeki veya davalı kiracının yerleşim yerindeki adliye bürosuna yapılır. Başvuru üzerine görevlendirilen arabulucu, tarafları ortak bir görüşme masasında bir araya getirerek uzlaşma zemini arar. Taraflar tahliye tarihi veya biriken borçların tasfiyesi konusunda mutabık kalırlarsa bir anlaşma belgesi düzenlenir. Bu belge ilam niteliğinde belge hükmünü taşır ve icra edilebilirliği bulunur.

Görüşmeler sonucunda tarafların uzlaşamaması durumunda arabulucu tarafından “Son Tutanağın” tanzim edilmesi gerekir. Bu aşamadan sonra kiraya veren, arabuluculuk son tutanağının aslını veya onaylı örneğini dava dilekçesine ekleyerek yetkili mahkemede davasını açabilir. Arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihten son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen süre hak düşürücü sürenin işlemesini durdurur.

Kira tahliye davalarında görevli mahkeme istisnasız olarak Sulh Hukuk Mahkemesi olarak belirlenmiştir. Yetkili mahkeme ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu genel yetki kurallarına göre davalının yerleşim yeri mahkemesi veya taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Örneğin söz konusu taşınmaz Gaziantep il sınırlarında yer alıyorsa, uyuşmazlığı karara bağlamaya yetkili ve görevli mercii Gaziantep Sulh Hukuk Mahkemeleri olacaktır.

Tahliye Sürecinde İki Yolun Karşılaştırması

Mülk sahipleri çoğu zaman iki haklı ihtar yolu ile icra takibine dayalı temerrüt nedeniyle tahliye yolunu birbirine karıştırmaktadır. İki yöntem arasında hukuki dayanak, takip usulü ve sonuçları bakımından ciddi farklar bulunmaktadır. Durumunuz için en doğru yolu seçebilmeniz adına aşağıdaki karşılaştırma tablosunu inceleyebilirsiniz:

Kriter İki Haklı İhtar ile Tahliye (TBK 352/2) İcra Temerrüt Yoluyla Tahliye (TBK 315 / İİK 269)
Yasal Dayanak Türk Borçlar Kanunu Madde 352/2 Türk Borçlar Kanunu Madde 315 ve İİK Madde 269
İhtar Sayısı Aynı kira yılı içinde iki ayrı haklı ihtar şarttır. Tek bir takip ve tahliye ihtarlı ödeme emri yeterlidir.
Ödeme Süresi Kiracıya süre verme zorunluluğu yoktur, tebliğ anı esastır. Konut ve çatılı işyerlerinde en az 30 gün süre verilmesi şarttır.
Dava Açma Zamanı Ancak kira yılının bitiminden itibaren 1 ay içinde açılabilir. 30 günlük ödeme süresi biter bitmez derhal açılabilir.
Görevli Mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi İcra Hukuk Mahkemesi veya Sulh Hukuk Mahkemesi
Borcun Sonradan Ödenmesi İhtardan sonra ödense dahi ihtar haklı sayılır ve dava hakkı saklı kalır. 30 gün içinde ödenirse tahliye talep edilemez, takip düşer.

Görüldüğü üzere, kiracınız kirayı düzenli olarak geciktiriyor ancak ihtar üzerine hemen ödüyorsa, icra yoluyla tahliye etmek mümkün olmayabilir. İşte bu aşamada iki haklı ihtar kurumu devreye girmekte ve kira yılının sonunda tahliye imkânı sağlamaktadır.

Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar

Kira tahliye davaları biçimsel koşullara son derece sıkı bağlı davalardır. Usul kurallarına aykırı atılan küçük bir adım, iki haklı ihtar ile kiracı tahliyesi sürecinde hak kaybına uğramaktadır. Karşılaşılan hataların başında, tek bir aya ait kira alacağı için arka arkaya iki kez ihtarname gönderilmesi gelmektedir. Aynı kira dönemi içinde dahi olsa, farklı aylara ilişkin olmayan mükerrer ihtarlar tek bir ihtar sayılır ve tahliyeye dayanak oluşturmaz.

Yaygın bir diğer hata ise kira ödeme vadesi gelmeden ihtarname keşide edilmesidir. Örneğin ayın beşine kadar ödeme süresi tanınmışsa, ayın beşinci günü mesai saati bitmeden gönderilen ihtarlar geçersizdir. Borcun hukuken muaccel olması, günün tamamen sona ermesine bağlıdır. Vaktinden önce yapılan bildirimler haksız ihtar niteliğinde olduğundan mahkeme nezdinde delil kuvveti kazanamaz.

Tebligat aşamasındaki usulsüzlükler de davanın reddedilmesine sıkça sebebiyet verir. Kiracının resmi mernis adresine veya sözleşmede açıkça yazılı tebligat adresine ulaşmayan bildirimler hüküm ifade etmez. İhtarnamenin kiracıya bizzat ya da Tebligat Kanunu kurallarına göre yetkili bir yakınına tebliğ edildiği gün net olarak ispatlanmalıdır. Tebligat mazbatasının üzerine düşülen kayıtların doğru incelenmemesi süreci olumsuz etkiler.

Kira yılının hesaplanmasında sözleşmenin başlangıç tarihinin yanlış değerlendirilmesi de vahim sonuçlar doğurur. Sözleşme süresi bitmeden erken dava açılması veya dönem bitiminden sonra bir aylık hak düşürücü sürenin geçirilmesi mahkemenin davayı reddetmesine yol açar. Masraf kalemleri olan dava harçları, tebligat giderleri ve bilirkişi ücretleri gibi tutarlar her yıl yasal düzenlemelerle güncellendiğinden, sürecin maliyet yönetimi de hatasız yapılmalıdır.

Örnek Olay İncelemesi

Hukuki kuralların daha iyi anlaşılabilmesi adına tipik bir uyuşmazlığın gelişimini incelemek faydalı olacaktır. Örneğin Gaziantep’te konut kiralayan bir mülk sahibi ile kiracısı arasında başlangıç tarihi 1 Ocak olan bir yıllık kira sözleşmesi imzalandığını varsayalım. Sözleşmeye göre kiracı her ayın ilk beş günü içerisinde kira bedelini ev sahibinin banka hesabına yatırmakla yükümlüdür.

Kiracı mart ayı kirasını ayın beşinci günü geçmesine rağmen ödememiştir. Mülk sahibi, ayın yedinci gününde noter kanalıyla mart ayı kirasının ödenmesini talep eden bir ihtarname göndermiş ve bu ihtar kiracıya ayın onunda tebliğ edilmiştir. Kiracı borcunu tebliğden sonra, ayın on beşinde yatırmıştır. Bu durumda tebliğ anında borç ödenmemiş olduğundan ilk haklı ihtar geçerli şekilde vücut bulmuştur.

Aynı kira yılı içerisinde kiracı bu kez eylül ayı kirasını ödememiştir. Kiraya veren yine noter aracılığıyla eylül kirası için ihtar göndermiş ve bu yazı kiracıya ayın sekizinde ulaşmıştır. Kiracı borcunu ayın yirmisinde ödemiş olsa dahi, ikinci haklı ihtar da hukuken gerçekleşmiştir. Mülk sahibi, iki haklı ihtar şartını tamamlamış ancak sözleşme dönemi devam ettiği için hemen dava açmamıştır.

Kira yılı 31 Aralık gecesi sona erdiğinde, ev sahibi 1 Ocak ile 31 Ocak arasındaki bir aylık hak düşürücü süre içerisinde önce dava şartı arabuluculuk bürosuna müracaat etmiştir. Arabuluculuk müzakerelerinde kiracı evi boşaltmaya yanaşmayınca son tutanak düzenlenmiştir. Ev sahibi, arabuluculuk tutanağı ile birlikte Sulh Hukuk Mahkemesinde iki haklı ihtar ile kiracı tahliyesi davası açarak taşınmazın tahliyesini başarıyla temin etmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kiracı geciken kirayı ihtardan sonra öderse tahliye davası açılabilir mi?

Evet, açılabilir. İhtar kiracıya tebliğ edildiği anda kira borcu henüz ödenmemiş durumda ise kiracının sonradan yaptığı ödemeler ihtarı haksız duruma düşürmez. Kiracı tebliğden hemen sonra ödeme yapsa dahi o ay için çekilen ihtar yasal olarak haklı kabul edilir ve tahliye hakkı korunur.

İki haklı ihtarın mutlaka noter aracılığıyla mı gönderilmesi gerekir?

Kanun metninde ihtarın yazılı olması yeterli görülmüştür. Ancak ispat hukuku ve tebligat tarihinin kesinliği bakımından ihtarların noter kanalıyla keşide edilmesi yerleşik bir gerekliliktir. Adi posta ya da mesajlaşma uygulamaları üzerinden yapılan bildirimlerin tebliğ tarihini ve içeriğini ispatlamak yargılama aşamasında ciddi güçlükler doğurur.

Farklı kira yıllarında çekilen ihtarlar birleştirilebilir mi?

Hayır, farklı kira dönemlerinde çekilen ihtarlar birleştirilemez. İki haklı ihtar ile kiracı tahliyesi için aranan iki ayrı ihtarın mutlaka aynı kira yılı veya aynı uzama dönemi içinde yapılmış olması emredici kanun kuralıdır. Önceki yıldan kalan ihtar yeni dönemde açılabilecek davaya dayanak yapılamaz.

Kira bedeli dışındaki apartman aidatı borcu için iki haklı ihtar çekilebilir mi?

Kural olarak aidat ve ortak gider alacakları iki haklı ihtar mekanizmasına konu edilemez. Yalnızca kira bedelinin ödenmemesi bu kapsamda değerlendirilir. Ancak kira sözleşmesinde aidatın kira bedeline dahil olduğu açıkça düzenlenmişse veya özel hüküm varsa durum somut sözleşmeye göre farklı yorumlanabilir.

Kira sözleşmesi süresiz ise iki haklı ihtar ile tahliye nasıl yapılır?

Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde de altışar aylık fesih dönemleri ve birer yıllık dönemler esas alınarak hesaplama yapılır. Kanundaki bir kira yılı kuralı uyarınca, belirlenen bir yıllık dönem içerisinde kiracıya iki haklı ihtar ulaştırılmışsa dönemin bitiminde tahliye davası ikame edilebilir.

Sonuç

Kira ilişkisinde kiracının sürekli ödeme aksatması, mülk sahibi açısından yıpratıcı ve mali dengeleri bozan bir uyuşmazlığa dönüşebilir. Kanun koyucunun Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde sunduğu iki haklı ihtar ile kiracı tahliyesi imkânı, bu tür aksaklıkları kalıcı olarak çözmek isteyen mülk sahipleri için güçlü bir hukuki koruma sağlar. Ancak ihtarın içeriğinden tebligat usulüne, arabuluculuk başvurusundan dava açma sürelerine kadar her aşamanın kanunun katı biçim şartlarına uygun yürütülmesi gerekir.

Tahliye davaları şekil şartlarının katılığı nedeniyle en küçük usul hatasında davanın reddiyle sonuçlanabilen teknik süreçlerdir. Bu nedenle iki haklı ihtar ile kiracı tahliyesi yoluna başvurulurken somut durumun, sözleşme maddelerinin ve tebligat tarihlerinin bir avukatla birlikte titizlikle değerlendirilmesi hak kaybını engelleyecektir. Bu kapsamda ihtiyaç duyduğunuz tüm hukuki destek için Gaziantep Koluman Tower’daki Büyük Hukuk Bürosu’ndan profesyonel yardım alabilirsiniz.


Büyük Hukuk Bürosu Hakkında

Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.

Çalışma Alanlarımız

  • Ticaret ve İş Hukuku
  • Şirketler Hukuku
  • Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
  • Aile Hukuku
  • İnşaat Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku

Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.

İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir