3 yöntemle ortaklığın giderilmesi

3 yöntemle ortaklığın giderilmesi

Paylı veya elbirliği mülkiyetine konu bir maldaki paydaşlığın sona erdirilmesini sağlayan ortaklığın giderilmesi, Türk Medeni Kanunu uyarınca rızaen taksim, aynen taksim veya satış suretiyle taksim olmak üzere üç temel yöntemle gerçekleştirilir. Birden fazla kişinin aynı taşınır veya taşınmaz mala birlikte malik olması halinde, taraflar kendi aralarında anlaşarak malı paylaşabilir, fiziki koşullar elveriyorsa mahkeme kararıyla malı bölüştürebilir ya da malın icra yoluyla satılarak bedelinin paylaştırılmasını talep edebilirler. Bu üç yol, ortak mülkiyetten kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde kanun koyucunun taraflara tanıdığı yegane hukuki çıkış yollarıdır.

Miras yoluyla intikal eden gayrimenkullerde veya birlikte yapılan yatırımlarda hissedarlar arasında fikir ayrılıkları yaşanması oldukça olağan bir durumdur. Bir paydaş malı satmak isterken diğerinin kullanmaya devam etmek istemesi ya da paylaşım oranları üzerinde uzlaşılamaması, tarafları içinden çıkılmaz bir hukuki düğüme sürükleyebilir. Bu rehberde, mülkiyet birliğinin çözülmesini sağlayan üç yöntemin detaylarını, başvuru şartlarını, dava öncesi arabuluculuk sürecini, yargılama aşamalarını ve karşılaşabileceğiniz olası riskleri adım adım inceleyerek sürecin hak kaybı yaşanmadan nasıl yönetileceğini bulabilirsiniz.

Hukuki Boyutuyla Ortaklığın Giderilmesi ve Temel Kavramlar

Birlikte mülkiyet ilişkisi, mülkiyet hakkının birden fazla kişiye ait olduğu durumlarda ortaya çıkar ve Türk Medeni Kanunu kapsamında iki farklı şekilde vücut bulur. Bunlardan ilki olan paylı mülkiyet (müşterek mülkiyet) yapısında, her bir paydaşın mal üzerindeki hisse oranı bellidir ve paydaş kendi hissesi üzerinde bağımsız tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. İkincisi olan elbirliği mülkiyeti (iştirak halinde mülkiyet) durumunda ise, özellikle miras ortaklığında görüldüğü üzere, paydaşların belirli bir hissesi bulunmaz; malın tamamı üzerinde tüm ortakların hak sahipliği söz konusudur ve tasarruf işlemleri kural olarak oybirliği gerektirir.

Kanun koyucu, kişileri süresiz olarak bir mülkiyet bağına bağlı kalmaya zorlamanın ekonomik ve sosyal hayata getireceği sakıncaları gözeterek paylaşma isteme hakkını yasal güvenceye bağlamıştır. Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince, hukuki bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylılığı sürdürme yükümlülüğü bulunmadıkça, her paydaş malın paylaşılmasını her zaman isteyebilir. Bu talep hakkı, yenilik doğuran bir hak niteliğindedir ve zamanaşımına uğramaz. Paydaşlar arasındaki mülkiyet ilişkisi devam ettiği müddetçe paylaşma istemi her an ileri sürülebilir.

Uyuşmazlık yargıya taşındığında açılan dava, teknik tabiriyle izale-i şüyu olarak da bilinen davadır. Bu davanın en belirgin niteliği, çift taraflı (actio duplex) bir dava türü olmasıdır. Klasik davalarda taraflar davacı ve davalı olarak kesin çizgilerle ayrılırken, bu davada davacı ile davalı usul hukuku bakımından tamamen eşit hak ve yükümlülüklere sahiptir. Davacının davasından feragat etmesi durumunda dahi, davalılardan herhangi biri yargılamanın sürdürülmesini ve ortaklığın sonlandırılmasını talep edebilir. Mahkemece verilecek karar sadece davacıyı değil, tüm paydaşları aynı kuvvette bağlar ve haklarını doğrudan belirler.

Üç Temel Paylaşım Yöntemi: Rızaen, Aynen ve Satış Yolu

Mülkiyet ortaklığının tasfiyesinde kanunun öngördüğü üç mekanizma, tarafların iradelerine ve taşınmazın teknik yapısına göre kademeli bir işleyişe sahiptir. Her yöntemin kendine özgü şartları, maliyetleri ve hukuki gereklilikleri mevcuttur.

Birinci Yöntem: Rızaen Taksim (Anlaşma Yoluyla Paylaşım)

Hissedarların yargı mercilerine başvurmadan, tamamen serbest iradeleriyle malı kendi aralarında paylaştırmaları rızaen taksim olarak adlandırılır. Bu yöntemin geçerlilik kazanabilmesi için istisnasız tüm paydaşların veya mirasçıların paylaşım şartları üzerinde tam bir mutabakata varmış olması şarttır. Tek bir paydaşın dahi rıza göstermemesi halinde bu yolla sonuca ulaşılması imkansızdır. Paylaşma konusu bir gayrimenkul ise, hazırlanan rızaen taksim sözleşmesinin resmi şekilde düzenlenmesi ya da noter onaylı olması ve ardından tapu müdürlüğünde tescil işlemlerinin tamamlanması gerekir. Taraflar dilerlerse malı fiziki olarak parsellere ayırarak bölüşebilir, dilerlerse mülkiyeti ortaklardan birine devredip diğerlerine bedelini ödeyebilir ya da malı üçüncü bir kişiye satarak bedelini payları oranında paylaşabilirler.

İkinci Yöntem: Aynen Taksim (Yargı Yoluyla Fiziki Bölüşüm)

Tarafların kendi aralarında uzlaşamaması halinde mahkemeden öncelikli olarak talep edilen yöntem aynen taksim seçeneğidir. Hissedarlardan biri dahi aynen bölünme talep ederse, hakim öncelikle malın fiziki olarak paydaşlar arasında paylaştırılmasının mümkün olup olmadığını araştırmak zorundadır. Taşınmazın aynen taksim edilebilmesi için yüzölçümünün, imar mevzuatının, yola cephesinin ve parselasyon şartlarının buna uygun olması gerekir. Özellikle tarım arazilerinde, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında belirlenen asgari tarımsal arazi büyüklükleri ve bölünemez parsel kriterleri aynen taksimin önündeki en önemli yasal sınırlamadır. Payların değerleri arasında denklik bulunmaması durumunda, hakim eksik kalan paya bir miktar bedel (ivaz) eklenmesine karar vererek denkleştirmeyi sağlayabilir. Ancak bölüşüm sonucunda taşınmazın değerinde ciddi bir azalma meydana gelecekse aynen taksim yoluna gidilemez.

Üçüncü Yöntem: Satış Suretiyle Taksim (Açık Artırma Yolu)

Taşınmazın fiziki durumunun, hisse sayısının veya yasal mevzuatın aynen paylaşıma izin vermediği hallerde başvurulan son çare satış suretiyle taksim yöntemidir. Bu yöntemde dava konusu mal, mahkeme kararının kesinleşmesinin ardından görevlendirilen satış memurluğu veya icra dairesi aracılığıyla açık artırma usulüyle satılır. Satıştan elde edilen net gelir, yargılama ve icra masrafları düşüldükten sonra paydaşların hisseleri oranında kendilerine dağıtılır. Satış kural olarak kamuya açık artırma yöntemiyle gerçekleştirilir. Ancak tüm paydaşların açık artırmanın yalnızca kendi aralarında yapılması hususunda oybirliğiyle anlaşmaları ve bu talebi mahkemeye iletmeleri halinde, satışın sadece ortaklar arasında yapılmasına karar verilebilir; hissedarlardan birinin dahi dışarıya açık satış istemesi durumunda ihale herkese açık tutulur.

Dava Öncesi Zorunlu Arabuluculuk ve Mahkeme Aşaması

Taşınmaz uyuşmazlıklarının yargı yükünü hafifletmek ve tarafları barışçıl çözümlere teşvik etmek amacıyla yürürlüğe giren yasal düzenlemeler uyarınca, ortaklığın tasfiyesine yönelik davalarda dava şartı arabuluculuk zorunlu kılınmıştır. Mahkemeye dava dilekçesi sunulmadan önce arabuluculuk bürosuna başvurulması kanuni bir mecburiyettir. Bu aşama tüketilmeden doğrudan açılan davalar, herhangi bir esasa girilmeksizin usulden reddedilir. Arabuluculuk görüşmelerinde taraflar malın paylaşımı, satışı veya bir paydaş uhdesinde toplanması hususunda müzakere ederler. Tarafların anlaşmaya varması halinde hazırlanan arabuluculuk anlaşma belgesi, mahkemeden alınacak icra edilebilirlik şerhi ile birlikte ilam niteliğinde belge hükmü kazanır ve kesin çözüme ulaşılır.

Arabuluculuk sürecinde uzlaşma sağlanamaması halinde son tutanak düzenlenir ve dava yolu açılır. Yargılama sürecinde görevli ve yetkili mahkemenin doğru tespiti hayati önem taşır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olarak belirlenmiştir; dava konusu malın parasal değeri ne kadar yüksek olursa olsun görevli merci değişmez. Yetkili mahkeme ise kesin yetki kuralı gereğince taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Örneğin taşınmaz Gaziantep sınırları içerisindeyse yetkili merci Gaziantep mahkemeleridir ve taraflar yetki sözleşmesiyle bu yetkiyi değiştiremezler.

Yargılama aşaması belirli usuli adımların eksiksiz işletilmesiyle ilerler:

  1. Arabuluculuk Başvurusu: İlgili adliyedeki arabuluculuk bürosuna başvurularak süreç başlatılır ve taraflar müzakereye davet edilir.
  2. Dilekçenin Sunulması: Arabuluculukta anlaşma sağlanamadığına dair son tutanak aslı eklenerek görevli ve yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi’ne dava dilekçesi verilir.
  3. Taraf Teşkilinin Sağlanması: Tapu kaydında veya mirasçılık belgesinde yer alan tüm hak sahiplerinin davalı olarak davaya dahil edilmesi ve tebligatların eksiksiz tamamlanması sağlanır.
  4. Keşif ve Bilirkişi İncelemesi: Mahkeme heyeti taşınmaz mahallinde keşif icra eder; harita, ziraat ve gayrimenkul değerleme uzmanları taşınmazın aynen taksime elverişli olup olmadığını ve piyasa rayiç değerini raporlar.
  5. Nihai Karar: Mahkeme teknik raporlar doğrultusunda öncelikle aynen taksim şartlarını inceler; bu mümkün değilse malın satış suretiyle paylaştırılmasına hükmeder.

Satış Suretiyle Ortaklığın Giderilmesi ve İhale Süreci

Mahkemenin satış kararı vermesi mülkiyetin hemen sonlandığı anlamına gelmez. Verilen hükmün infaz edilebilmesi için öncelikle taraflara tebliğ edilmesi ve yasal kanun yolu sürelerinin geçerek kararın kesinleşmesi şarttır. Kesinleşme şerhi alındıktan sonra dosya, mahkeme bünyesindeki satış memurluğuna tevdi edilir ve infaz aşaması resmen başlar. Paydaşlardan herhangi biri kesinleşmiş ilamı satış memurluğuna sunarak satış işlemlerinin fiilen başlatılmasını talep etme yetkisine sahiptir.

Satış memurluğu dosyayı devraldıktan sonra taşınmaz üzerinde yeniden bir kıymet takdiri yaptırır. Görevlendirilen bilirkişiler taşınmazın güncel imar durumunu, konumunu, yıpranma payını ve serbest piyasa koşullarını değerlendirerek bir satış değeri belirler. Bu değerleme raporu tüm paydaşlara tebliğ edilir. Hissedarlar, tebliğden itibaren yasal süresi içerisinde İcra ve İflas Kanunu hükümleri dairesinde kıymet takdirine itiraz hakkını kullanabilirler. İtiraz üzerine mahkemenin belirlediği nihai değer satışa esas taban rakam olarak kabul edilir.

İhale süreci elektronik ortamda, Adalet Bakanlığı’nın e-Satış portalı üzerinden yürütülür. Satışa konu mal, belirlenen muhammen bedelin yüzde ellisi üzerinden artırmaya çıkarılır. İhalenin gerçekleşebilmesi için teklif edilen bedelin en az muhammen bedelin yarısına ulaşması ve varsa rüçhanlı alacaklar ile satış masraflarını karşılaması yasal zorunluluktur. İhalede en yüksek teklifi veren kişi malı almaya hak kazanır; bu kişi paydaşlardan biri olabileceği gibi ihaleye katılan tamamen yabancı üçüncü bir şahıs da olabilir. Satış bedeli tahsil edildikten sonra taşınmaz alıcı adına tescil edilir, elde edilen para ise hissedarların miras veya tapu payları doğrultusunda dağıtılır.

Gerekli Belgeler, Harçlar ve Masraf Kalemleri

Dava ve satış aşamalarının sıhhatle yürütülmesi, delillerin ve mülkiyet belgelerinin eksiksiz dosyaya ibraz edilmesine bağlıdır. Eksik evrak bulunması yargılama sürecini uzatacağı gibi tebligatların aksamasına da yol açabilir.

Dava sürecinde mahkemeye sunulması gereken başlıca evraklar şunlardır:

  • Paylaşım konusu taşınmaza ait güncel tapu kaydı ve tapu kütüğü tescil örnekleri,
  • Mülkiyet miras yoluyla intikal etmişse noter veya sulh hukuk mahkemesinden temin edilmiş mirasçılık belgesi (veraset ilamı),
  • Dava açılmadan önce tamamlanmış arabuluculuk sürecine ait son oturum tutanağının aslı,
  • Taşınmazın bağlı bulunduğu belediyeden alınacak güncel imar durumu yazısı ve çap belgesi,
  • Tarımsal nitelikli araziler için İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinden alınacak bölünme uygunluk görüşleri,
  • Taraf teşkiline esas güncel nüfus kayıt örnekleri ve taraflar vekille temsil ediliyorsa ahzu kabz yetkisi içeren vekaletname.

Yargılama ve satış işlemlerinde masraf kalemleri de önemli bir bütçe oluşturur. Başlangıçta dava açan taraf harçları, tebligat masraflarını, keşif ve bilirkişi ücretlerini peşin olarak yatırmak zorundadır. Ancak çift taraflı dava niteliğinin doğal bir sonucu olarak, yapılan tüm bu yargılama giderleri dava sonunda tarafların hisseleri oranında paylaştırılır. Satış aşamasında ise tahsil edilecek binde oranındaki ilam harcı, tapu harçları ve satış memurluğu giderleri yine paydaşların payları oranında satış bedelinden kesilir. Güncel harç ve masraf tarifeleri her yıl resmi olarak yeniden belirlendiğinden, dava öncesinde ilgili dönemin yasal tarifeleri incelenmelidir.

Uygulamada Yapılan Hatalar ve Örnek Olay İncelemesi

Hukuki sürecin teknik inceliklerine dikkat edilmemesi, davanın yıllarca sürüncemede kalmasına veya ciddi maddi kayıplara sebep olabilir. Uygulamada en sık karşılaşılan hata, tapuda veya mirasçılık belgesinde yer alan paydaşlardan birinin dahi davaya dahil edilmemesidir. Taraf teşkili tam olarak sağlanmadan alınan kararlar Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre kesin bozma sebebidir. Benzer şekilde, dava şartı arabuluculuk tutanağı dosyaya sunulmadan dava açılması ya da kıymet takdiri tebliğ edildiğinde bedelin düşük olduğuna yönelik yasal sürede itiraz edilmemesi telafisi güç zararlar doğurur.

Sürecin işleyişini somutlaştırmak adına kurgusal bir örnek olay üzerinden değerlendirme yapılabilir. Gaziantep’te yer alan ve vefat eden muristen mirasçılara kalan iki katlı müstakil bir yapı ile altındaki dükkan uyuşmazlığa konu olmuştur. Mirasçılardan ikisi dükkanı kiraya verip gelirini paylaşmak istemiş, diğer iki mirasçı ise acil nakit ihtiyaçları nedeniyle taşınmazın hemen satılmasını talep etmiştir. Kendi aralarında uzlaşamayan mirasçılardan biri, zorunlu arabuluculuk bürosuna başvuruda bulunmuştur. Yapılan arabuluculuk müzakerelerinde taraflar bir bedel veya paylaşım planı üzerinde anlaşamamış ve arabuluculuk faaliyeti anlaşamama tutanağı ile neticelenmiştir.

Bunun üzerine nakit ihtiyacı olan mirasçı, yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açmıştır. Mahkemece mahallinde yapılan bilirkişi keşfinde, yapının fiziksel olarak dörde bölünmesinin mümkün olmadığı, İmar Kanunu gereği parselin ikiye dahi ayrılamayacağı ve kat mülkiyeti kurulumunun teknik olarak imkansız olduğu raporlanmıştır. Böylece aynen taksim koşullarının bulunmadığı kanaatine varan mahkeme, taşınmazın satış suretiyle tasfiyesine karar vermiştir. Karar kesinleştikten sonra satış memurluğu aracılığıyla elektronik ihale açılmış, taşınmaz açık artırmada üçüncü bir kişiye satılmıştır. İhale bedelinden yasal kesintiler ve ortak yargılama masrafları mahsup edildikten sonra, kalan bakiye dört mirasçı arasında eşit şekilde paylaştırılmış ve mülkiyet bağı nihai olarak çözülmüştür.

Karşılaştırmalı Yöntem Analizi ve Süreç Tablosu

Paylaşım yöntemleri arasındaki temel farkları anlamak, tarafların kendi somut uyuşmazlıkları için en az maliyetli ve en hızlı çözümü tercih edebilmelerine olanak tanır. Yöntemlerin hukuki nitelikleri ve sonuçları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Paylaşım Yöntemi Gerekli İrade / Karar Şartı Görevli / Yetkili Merci Ortalama Süre ve Maliyet Nihai Mülkiyet Durumu
Rızaen Taksim Tüm paydaşların oybirliği ile mutabakatı gerekir. Noter ve Tapu Müdürlüğü En hızlı ve en düşük maliyetli yöntemdir; dava harcı çıkmaz. Taşınmaz müstakil parsellere ayrılır veya paydaşlardan birine devredilir.
Aynen Taksim Tek bir paydaşın talebi yeterlidir; teknik imkan aranır. Sulh Hukuk Mahkemesi (Zorunlu arabuluculuk sonrası) Keşif ve bilirkişi incelemeleri nedeniyle orta vadeli ve masraflıdır. Taşınmaz fiziken bölünerek her paydaş adına bağımsız tapu tescil edilir.
Satış Suretiyle Taksim Aynen taksimin imkansız olması halinde mahkemece uygulanır. Sulh Hukuk Mahkemesi ve Satış Memurluğu En uzun süren ve harç, ilan, bilirkişi masrafları en yüksek yöntemdir. Mülkiyet tamamen üçüncü kişiye geçer; paydaşlara sadece nakit bedel kalır.

Gaziantep genelinde sıkça karşılaşılan tarım arazisi veya konut paylaşımı ihtilaflarında, yukarıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere, tarafların rızaen anlaşmaya varması zaman ve ekonomik kayıpları engellemenin en rasyonel yoludur. Yargı yoluna başvurulduğunda ise masrafların tüm paydaşlar üzerinde kalacağı ve satış sürecinde mülkün aile dışına çıkma riski bulunduğu göz ardı edilmemelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Ortaklardan biri payını satmak istemezse dava açılabilir mi?

Ortaklığın sonlandırılması davası açabilmek için tüm hissedarların rızası gerekmez. Hissedarlardan sadece birinin dahi paylaşım istemesi durumunda, diğer ortaklar karşı çıksa bile dava açılabilir ve süreç yasal olarak yürütülür.

Taşınmazın satışı sadece akrabalar veya ortaklar arasında yapılabilir mi?

Satışın yalnızca paydaşlar arasında kapalı teklif veya artırmayla yapılabilmesi için istisnasız bütün hissedarların bu yönde mahkemeye açık rıza bildirmesi gerekir. Ortaklardan biri dahi genel satış talep ederse veya duruşmaya gelip onay vermezse ihale kamuya açık artırma usulüyle yapılır.

Dava devam ederken taşınmazdaki hissemi üçüncü bir kişiye satabilir miyim?

Paylı mülkiyette paydaş, davanın devamı sırasında kendi payını üçüncü bir kişiye devretme hakkına sahiptir. Ancak bu durumda payı satın alan yeni kişi davaya dahil olur; ayrıca diğer paydaşların Türk Medeni Kanunu’ndan doğan yasal önalım (şufa) hakkını kullanma riski saklı kalır.

Satış bedeli üzerinden ne kadar vergi ve masraf kesilir?

Satış memurluğunca tahsil edilen ihale bedelinden satış harçları, damga vergisi, tellaliye giderleri, ilan ücretleri ve ortak yargılama masrafları mahsup edilir. Bu kesintiler her dönem mevzuatla güncellenen yasal oranlar üzerinden hesaplanır ve kalan net tutar hisseler oranında ödenir.

Ortak mülkiyetteki taşınmazı tek bir mirasçı kullanıyorsa geriye dönük kira istenebilir mi?

Taşınmazı diğer paydaşların kullanımına engel olacak şekilde tek başına kullanan hissedara karşı ecrimisil (haksız işgal tazminatı) davası açılabilir. Kural olarak intifadan men koşulunun (taşınmazdan yararlanma isteğinin ihtarname ile bildirilmesi) gerçekleşmesi şartıyla geriye dönük beş yıllık ecrimisil bedeli talep edilebilir.

Sonuç

Paylı veya elbirliği halindeki mülkiyet uyuşmazlıklarında ortaklığın giderilmesi, mirasçıların ve paydaşların yıllara yayılan anlaşmazlıklarını nihai bir çözüme bağlayan en temel hukuki yoldur. İster rızaen anlaşma yoluyla ister mahkemece aynen bölüşüm veya icraen satış kanalıyla yürütülsün, her üç mekanizmanın da usul kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalınarak işletilmesi gerekir. Dava şartı arabuluculuk aşamasından başlayarak kıymet takdirine itirazlara, imar mevzuatının doğru yorumlanmasından ihale şartnamelerinin denetimine kadar sürecin her boyutu titiz bir hukuki takip gerektirir.

Taraf teşkilindeki en ufak bir eksiklik veya delillerin zamanında sunulmaması davaların gereksiz yere uzamasına, tarafların yüksek yargılama harçlarıyla karşılaşmasına ve nihayetinde mülkün değerinin altında satılmasına yol açabilmektedir. Bu nedenle mülkiyet paylaşımı sürecine girmeden önce somut durumun teknik ve hukuki açılardan değerlendirilmesi ve hak kaybı yaşanmaması adına profesyonel bir vekille hareket edilmesi büyük fayda sağlar. Bu süreçte hak kaybına uğramamak ve uyuşmazlığı en doğru stratejiyle yönetmek adına Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu’ndan hukuki destek alabilirsiniz.


Büyük Hukuk Bürosu Hakkında

Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.

Çalışma Alanlarımız

  • Ticaret ve İş Hukuku
  • Şirketler Hukuku
  • Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
  • Aile Hukuku
  • İnşaat Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku

Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.

İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir