Gaziantep firmaları için ticari sözleşme iptali
Gaziantep firmaları için ticari sözleşme iptali, taraflar arasındaki ticari ilişkinin kanunda belirtilen haklı sebeplerle, sözleşmeye aykırılıkla veya karşılıklı anlaşmayla ortadan kaldırılması işlemidir. Bu hukuki süreç, işletmelerin ticari hayatlarını güvenle sürdürebilmeleri, mali kayıpların önüne geçebilmeleri ve ticari itibarlarını koruyabilmeleri adına büyük bir titizlikle yürütülmesi gereken adımları kapsar.
Ticari hayatta işlerin her zaman planlandığı gibi gitmemesi, tedarik zincirindeki beklenmedik aksamalar veya karşı tarafın yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemesi, şirketleri hukuki yollara başvurmaya zorlayabilir. Bu kapsamlı rehberde, ticari ilişkinizi sonlandırmak istediğinizde hangi hukuki adımları atmanız gerektiğini, arabuluculuk sürecinin nasıl işlediğini, dikkat etmeniz gereken yasal süreleri ve ihtilaf durumunda mahkeme aşamasının detaylarını öğreneceksiniz.
Ticari Sözleşme İptali Nedir ve Hukuki Dayanakları Nelerdir?
Hukuk sistemimizde ticari sözleşme iptali kavramı, genellikle sözleşmenin feshi, sözleşmeden dönme veya sözleşmenin hükümsüz kılınması gibi farklı hukuki kurumların genel bir ifadeyle adlandırılmış halidir. Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, tarafların serbest iradeleriyle kurdukları ticari ilişkiler, yine kanunun çizdiği sınırlar çerçevesinde sona erdirilebilir. İş dünyasında yaygın olarak kullanılan bu terim, teknik anlamda sözleşmenin geçmişe veya geleceğe etkili olarak ortadan kaldırılmasını ifade eder.
Bir ticari ilişkinin sonlandırılabilmesi için öncelikle ortada geçerli bir hukuki dayanak bulunmalıdır. Hukukumuzda sözleşme serbestisi ilkesi geçerli olmakla birlikte, bu serbesti sınırsız değildir. Taraflardan birinin yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal etmesi, ifanın imkansızlaşması veya irade sakatlığı halleri temel hukuki dayanakları oluşturur. İrade sakatlığı olarak bilinen hata, hile veya korkutma (ikrah) durumlarında, sözleşmenin baştan itibaren geçersiz kılınması talep edilebilir. Bu gibi durumlarda teknik anlamda gerçek bir iptal süreci işletilir.
Bunun yanı sıra, ticari işletmelerin taraf olduğu sözleşmelerde Türk Ticaret Kanunu’nun getirdiği özel düzenlemeler de dikkate alınmalıdır. Kanun, tacirler arası ilişkilerde güveni ve hızı korumak amacıyla birtakım sıkı şekil şartları öngörmüştür. Bir tacirin ticari faaliyetleriyle ilgili olarak imzaladığı sözleşmeyi sonlandırmak istemesi durumunda, sıradan bir vatandaşa göre daha dikkatli ve öngörülü davranması beklenir. Bu beklenti, hukukumuzdaki basiretli tacir ilkesinin doğrudan bir sonucudur.
Sözleşmenin sona erdirilmesi sürecinde, edimlerin niteliğine göre dönme veya fesih kurumları devreye girer. Ani edimli sözleşmelerde (örneğin tek seferlik mal alım-satımı) sözleşmeden dönme hakkı kullanılırken, sürekli edimli sözleşmelerde (örneğin uzun süreli bayilik veya kira sözleşmeleri) sözleşmenin feshi gündeme gelir. Hangi hukuki yolun seçileceği, sözleşmenin türüne, ihlalin niteliğine ve tarafların ticari menfaatlerine göre dikkatle belirlenmelidir.
Ticari Sözleşme İptali Şartları ve Haklı Nedenler
Geçerli bir ticari sözleşme iptali işleminin gerçekleştirilebilmesi için kanunda öngörülen şartların oluşması veya sözleşmede açıkça belirtilen haklı nedenlerin ortaya çıkması zorunludur. Keyfi olarak sözleşmeden dönmek veya sözleşmeyi feshetmek, kural olarak mümkün değildir ve haksız fesih durumunda ağır tazminat yükümlülükleri doğabilir. Bu nedenle, iptal sürecini başlatmadan önce haklı nedenlerin varlığının somut delillerle tespit edilmesi hayati önem taşır.
En yaygın iptal nedenlerinden biri, karşı tarafın borcunu zamanında veya gereği gibi ifa etmemesi durumudur. Hukuk dilinde temerrüt olarak adlandırılan bu durumda, borçlu taraf kendisine düşen yükümlülüğü yerine getirmekte gecikmektedir. Temerrüt halinin oluşması, alacaklıya sözleşmeyi sona erdirme hakkı verir. Ancak bunun için genellikle karşı tarafa uygun bir süre (mehil) verilmesi ve bu süre içinde de edimin yerine getirilmemesi şartı aranır.
Bir diğer önemli iptal nedeni, teslim edilen malın veya sunulan hizmetin ayıplı (kusurlu) olmasıdır. Türk Ticaret Kanunu, ticari satımlarda ayıp durumunda alıcıya sözleşmeden dönme hakkı tanımıştır. Ancak alıcının bu hakkını kullanabilmesi için, malı teslim alır almaz muayene etmesi ve tespit ettiği ayıpları kanuni süreler içinde satıcıya bildirmesi (ayıp ihbarı) gerekir. Ayıp ihbarının süresinde yapılmaması, malın o haliyle kabul edildiği anlamına gelir ve iptal hakkını ortadan kaldırır.
Aşırı ifa güçlüğü ve mücbir sebep halleri de sözleşmenin sonlandırılması için haklı neden teşkil edebilir. Sözleşmenin kurulduğu sırada öngörülemeyen ve tarafların kontrolü dışında gelişen olağanüstü durumlar (doğal afetler, savaş, ağır ekonomik krizler), borcun ifasını katlanılamaz hale getirebilir. Bu gibi durumlarda, dürüstlük kuralı gereği taraflardan sözleşmeye bağlı kalmaları beklenemez ve hakimin müdahalesiyle sözleşmenin uyarlanması veya iptali talep edilebilir.
Adım Adım Sözleşmenin Sona Erdirilmesi Süreci
Sözleşmeyi sonlandırma süreci, dikkatle planlanması ve kanuni şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gereken bir dizi adımı içerir. İlk adım, mevcut sözleşmenin tüm maddelerinin ve somut olayın detaylı bir hukuki incelemeden geçirilmesidir. Sözleşmede fesih veya iptal için özel prosedürler, ihbar süreleri veya cezai şartlar öngörülmüş olabilir. Bu aşamada yapılacak yanlış bir değerlendirme, haklıyken haksız duruma düşülmesine yol açabilir.
- Sözleşme ve Delil Analizi: İhlalin niteliği, sözleşmedeki fesih hükümleri ve eldeki delillerin gücü değerlendirilir. Karşı tarafın kusurunu ispatlayacak belgeler tasnif edilir.
- Noter Kanalıyla İhtarname Keşidesi: Ticari sözleşme iptali niyetinin ve gerekçelerinin karşı tarafa resmi yollarla bildirilmesi gerekir. İhtarname, sürecin en kritik hukuki adımıdır.
- Mehil Tayini (Ek Süre Verilmesi): Kural olarak, borçluya borcunu ifa etmesi veya aykırılığı gidermesi için makul bir ek süre verilir. Bu süre ihtarnamede açıkça belirtilir.
- Sözleşmenin Sona Erdirilmesi Bildirimi: Verilen ek süreye rağmen aykırılık giderilmezse, sözleşmenin feshedildiği veya sözleşmeden dönüldüğü yine resmi yollarla bildirilir.
- Hukuki Yollara Başvuru: İptal sonrası doğan alacakların tahsili veya zararların tazmini için arabuluculuk ve akabinde dava veya icra süreçleri başlatılır.
Bu adımlar atılırken Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesinin 3. fıkrası asla göz ardı edilmemelidir. İlgili madde uyarınca, tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshetmeye veya sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar ve ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta (KEP) sistemiyle yapılması zorunludur. Sözlü veya adi yazılı bildirimler ticari davalarda geçerli kabul edilmez.
Sürecin son aşaması olan dava veya arabuluculuk kısmında, karşı tarafın haksız fesih iddiasıyla karşılaşma ihtimali her zaman vardır. Bu nedenle, sürecin başından itibaren atılan her adımın, gönderilen her bildirimin ve alınan her yanıtın yazılı ve resmi kayıt altında tutulması gerekir. Ticari uyuşmazlıklarda ispat yükü genellikle iddia eden taraftadır ve yazılı delil başlangıcı olmaksızın iddiaların kanıtlanması oldukça güçtür.
Süreçte İhtiyaç Duyulan Belgeler ve Deliller
Ticari davalarda ve sözleşme uyuşmazlıklarında ispat kuralları, genel hukuk kurallarına göre çok daha katı ve şekilcidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, belirli bir değerin üzerindeki hukuki işlemlerin mutlaka senetle (yazılı delille) ispat edilmesi zorunludur. Bu nedenle, sözleşmenin iptali sürecinde iddialarınızı destekleyecek güçlü bir belge dosyasının önceden hazırlanması, sürecin başarısı için kritik bir öneme sahiptir.
- İmzalı Sözleşme Aslı: Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin temelini oluşturan, ıslak imzalı veya güvenli elektronik imza ile onaylanmış ana sözleşme metni.
- Ticari Defterler ve Kayıtlar: Hukuka uygun tutulmuş, açılış ve kapanış tasdikleri zamanında yapılmış yevmiye defteri, defterikebir ve envanter defteri kayıtları.
- Fatura ve İrsaliyeler: Mal veya hizmet teslimini, miktarını ve içeriğini kanıtlayan, gerektiğinde teslim alanın imzasını taşıyan sevk irsaliyeleri ve faturalar.
- Resmi İhtarnameler: Noter aracılığıyla gönderilmiş ihtarnameler ve bu ihtarnamelerin karşı tarafa ulaştığını gösteren tebliğ şerhleri.
- Yazışma Kayıtları: KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) iletileri, kurumsal e-posta yazışmaları ve banka dekontları.
Özellikle ticari defterlerin delil olma niteliği, ticari uyuşmazlıklarda belirleyici bir role sahiptir. Her iki tarafın da tacir olduğu durumlarda, kanuna uygun olarak tutulmuş ticari defterler, sahibi lehine kesin delil teşkil edebilir. Ancak defterlerin usulüne uygun tutulmaması, açılış veya kapanış onaylarının eksik olması durumunda, bu defterler sahibi aleyhine delil olarak kullanılabilir. Bu yüzden muhasebe kayıtlarının düzenliliği hukuki sürecin doğrudan bir parçasıdır.
Elektronik delillerin önemi de günümüz ticari hayatında giderek artmaktadır. Taraflar arasındaki e-posta yazışmaları, WhatsApp mesajları veya sistemsel kayıtlar, yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilebilir. Ancak bu tür dijital verilerin mahkeme huzurunda geçerli bir delil olarak sunulabilmesi için, verilerin bütünlüğünün bozulmamış olması ve gerektiğinde bilirkişi incelemesine elverişli bir formatta saklanması gerekmektedir. Şirketlerin kurumsal iletişim kanallarını kayıt altında tutmaları bu açıdan son derece önemlidir.
Zorunlu Arabuluculuk, Görevli ve Yetkili Mahkeme
Ticari uyuşmazlıkların çözümünde mahkeme öncesi aşamalar ve mahkemelerin görev alanları kanunla kesin sınırlarla çizilmiştir. Türk hukukunda, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli ticari davalarda arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır. Yani, ticari sözleşme iptali sonrasında ortaya çıkan maddi zararların veya ödenmemiş bedellerin tahsili için doğrudan dava açılamaz; öncelikle arabuluculuk sürecinin tüketilmesi zorunludur.
Arabuluculuk süreci, tarafların bağımsız ve tarafsız bir üçüncü kişinin yardımıyla uyuşmazlığı kendi aralarında çözmelerine olanak tanır. Örneğin, Gaziantep Adliyesi bünyesindeki arabuluculuk bürosuna yapılacak bir başvuru ile süreç başlatılır. Arabuluculuk görüşmelerinde taraflar anlaşmaya varırsa, hazırlanan anlaşma belgesi mahkeme ilamı niteliği taşır ve doğrudan icraya konulabilir. Anlaşma sağlanamaması halinde ise arabulucu tarafından son tutanak düzenlenir ve bu tutanakla birlikte dava açma hakkı doğar.
Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması durumunda açılacak davalarda görevli mahkeme, Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Ticari davalar, nitelikleri gereği uzmanlık gerektirdiğinden, kanun koyucu bu uyuşmazlıkların ihtisas mahkemelerinde görülmesini öngörmüştür. Eğer uyuşmazlığın yaşandığı ilçede ayrı bir ticaret mahkemesi bulunmuyorsa, o yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi, ticaret mahkemesi sıfatıyla bu davalara bakmakla görevlidir.
Yetkili mahkemenin belirlenmesi ise davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri veya sözleşmede yer alan yetki şartına göre yapılır. Tacirler, imzaladıkları sözleşmelere ekleyecekleri yetki şartı ile olası bir uyuşmazlıkta hangi il mahkemelerinin yetkili olacağını önceden belirleyebilirler. Geçerli bir yetki sözleşmesinin varlığı halinde, dava sadece o yer mahkemesinde açılabilir. Yetki ve görev kurallarına uyulmaması, davanın usulden reddedilmesine ve ciddi zaman kayıplarına yol açar.
| Uyuşmazlık Çözüm Yöntemi | Zorunluluk Durumu | Ortalama Süre | Sonuç Belgesinin Niteliği |
|---|---|---|---|
| Ticari Arabuluculuk | Dava Şartı (Zorunlu) | 6 – 8 Hafta | İlam Niteliğinde Anlaşma Belgesi |
| Asliye Ticaret Mahkemesi (Dava) | Arabuluculuk Sonrası | 1.5 – 3 Yıl | Mahkeme Kararı (İlam) |
| İlamsız İcra Takibi | İhtiyari (Seçimlik) | İtiraza Göre Değişir | İcra Emri / Ödeme Emri |
Süreler, Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler
Hukukumuzda hakların kullanılması belirli sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin kaçırılması, hakkın tamamen kaybedilmesine veya dava yoluyla talep edilemez hale gelmesine neden olur. Ticari sözleşmeler bağlamında en çok dikkat edilmesi gereken süreler; ayıp ihbar süreleri, zamanaşımı süreleri ve irade sakatlığına dayalı iptal süreleridir. Türk Ticaret Kanunu, ticari hayatın hızlı akışına uygun olarak oldukça kısa hak düşürücü süreler öngörmüştür.
Ticari satımlarda malın ayıplı çıkması durumunda, alıcının malı teslim aldığı anda açıkça belli olan ayıpları iki gün içinde satıcıya bildirmesi gerekir. Eğer ayıp açıkça belli değilse ve olağan bir incelemeyle anlaşılamıyorsa (gizli ayıp), alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmesi veya ettirmesi ve tespit ettiği ayıbı derhal satıcıya bildirmesi zorunludur. Bu süreler içinde ihbar yapılmazsa, alıcı malı mevcut haliyle kabul etmiş sayılır ve sözleşmeden dönme hakkını kaybeder.
İrade sakatlığı (hata, hile veya korkutma) nedeniyle ticari sözleşme iptali talep edilecekse, Türk Borçlar Kanunu gereği bir yıllık hak düşürücü süre uygulanır. Bu süre, hatanın veya hilenin öğrenildiği, korkutmanın ise etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı kalınmayacağı karşı tarafa bildirilmezse, sözleşme onanmış sayılır ve iptal hakkı kesin olarak ortadan kalkar.
Sözleşmenin ihlali veya haksız feshi nedeniyle doğan tazminat ve alacak davalarında ise genel zamanaşımı kuralı işler. Kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça, sözleşmeden doğan alacak davaları on yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak kira bedelleri, ticari vekalet ücretleri veya belirli dönemsel edimler gibi bazı özel alacak türleri için beş yıllık daha kısa zamanaşımı süreleri öngörülmüştür. Zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılan davalarda, karşı tarafın zamanaşımı def’i ileri sürmesi halinde dava reddedilir.
Sık Yapılan Hatalar ve Örnek Olay
Ticari uyuşmazlıklarda işletmelerin en sık düştüğü hata, hukuki süreçleri sözlü iletişimle veya gayri resmi yollarla yürütmeye çalışmaktır. Karşı tarafın borcunu ödememesi veya ayıplı mal göndermesi üzerine, telefonla arayarak “sözleşmeyi iptal ediyorum” demek hukuken hiçbir sonuç doğurmaz. Şekil şartlarına uyulmadan fiili olarak sözleşmenin ifasından kaçınmak, haklı olan tarafı hukuken haksız ve temerrüde düşmüş duruma sokar.
Bir diğer yaygın hata, karşı tarafa borcunu yerine getirmesi için kanunun aradığı uygun ek sürenin (mehil) verilmemesidir. İstisnai haller dışında, borçluya ihtarla birlikte makul bir süre tanınmadan doğrudan sözleşmenin feshedilmesi usule aykırıdır. Ayrıca, sözleşmede yer alan cezai şart hükümlerinin yanlış yorumlanması ve fesih sonrasında talep edilemeyecek kalemlerin dava konusu yapılması da sıkça karşılaşılan hukuki hatalar arasındadır.
Durumu somutlaştırmak adına Gaziantep’te faaliyet gösteren bir tekstil firmasının yaşadığı örnek bir olayı ele alalım. Firma, üretim bandı için yüklü miktarda hammadde siparişi verir ve sözleşme imzalar. Tedarikçi firma, malları teslim eder ancak ürünlerin kalitesi sözleşmede belirtilen standartların çok altındadır (gizli ayıp). Tekstil firması yetkilileri, malları inceledikten beş gün sonra tedarikçiyi telefonla arayarak durumu bildirir ve malları iade edip ödemeyi yapmayacaklarını söyler. Tedarikçi ise iadeyi kabul etmez ve bir süre sonra ödenmeyen faturalar için icra takibi başlatır.
Bu örnek olayda, tekstil firması haklı görünmesine rağmen hukuken büyük bir hata yapmıştır. Türk Ticaret Kanunu’nun aradığı usule uygun olarak, sekiz günlük yasal süre içinde noter veya KEP aracılığıyla resmi bir ayıp ihbarında bulunmamışlardır. Sözlü bildirim, ticari davalarda ispatlanması zor ve kanuni şekil şartını sağlamayan bir yöntemdir. Sonuç olarak, firma malları ayıplı haliyle kabul etmiş sayılarak, kullanılamaz durumdaki hammaddenin bedelini ödemek zorunda kalmıştır. Bu örnek, usul kurallarının esastan ne kadar önemli olduğunu açıkça göstermektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Ticari sözleşme iptali için mutlaka notere gitmek zorunlu mudur?
Türk Ticaret Kanunu uyarınca, tacirler arasında sözleşmenin feshi, dönme veya temerrüt ihtarları mutlaka noter, taahhütlü mektup, telgraf veya KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) üzerinden yapılmalıdır. Aksi halde yapılan bildirimler hukuken geçersiz sayılır ve ispat edilemez.
Karşı taraf sözleşmeyi feshetmeme rağmen malları göndermeye devam ederse ne yapmalıyım?
Usulüne uygun bir fesih bildiriminden sonra gönderilen malları teslim almaktan kaçınmalısınız. Eğer kargo veya nakliye yoluyla kapınıza bırakılmışsa, derhal noter kanalıyla malları kabul etmediğinizi ve iadeye hazır tuttuğunuzu bildiren bir ihtarname çekmelisiniz.
Sözleşmede “iptal edilemez” maddesi varsa süreç nasıl işler?
Sözleşmelere konulan mutlak “hiçbir koşulda iptal edilemez” türü maddeler, dürüstlük kuralına ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğu ölçüde geçersizdir. Haklı nedenlerin (ağır ihlal, mücbir sebep) varlığı halinde, bu tür maddelere rağmen sözleşmenin feshi mümkündür.
Arabuluculuk görüşmelerine bizzat katılmak zorunda mıyım?
Arabuluculuk görüşmelerine şirket yetkilisi olarak bizzat katılabileceğiniz gibi, sizi temsil etmesi için özel yetki içeren bir vekaletname ile avukatınızı da görevlendirebilirsiniz. Ticari uyuşmazlıklarda sürecin avukat aracılığıyla yürütülmesi hak kaybını önler.
Sözleşmenin iptali durumunda ödediğim avansı geri alabilir miyim?
Eğer sözleşmeden haklı nedenle dönmüşseniz, taraflar sözleşme öncesi duruma geri döner. Bu kapsamda, ifa edilmemiş hizmet veya teslim edilmemiş mal için önceden ödediğiniz avans bedellerini, kanuni faiziyle birlikte karşı taraftan talep etme hakkınız bulunmaktadır.
Sonuç
Ticari hayatta karşılaşılan uyuşmazlıklar, işletmelerin mali yapılarını ve ticari itibarlarını doğrudan etkileyen hassas süreçlerdir. Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu, ticari ilişkilerin sonlandırılması aşamasında oldukça katı şekil şartları ve kısa hak düşürücü süreler öngörmüştür. İhtarname çekilmesinden arabuluculuk sürecine, ayıp ihbarından dava aşamasına kadar her bir adımın usulüne uygun, zamanında ve yazılı delillere dayandırılarak atılması zorunludur. Yapılacak en ufak bir usul hatası, esasta haklı olsanız dahi davanın kaybedilmesine ve ciddi maddi zararlara yol açabilir.
Bu nedenle, ticari sözleşme iptali süreci kulaktan dolma bilgilerle veya standart şablonlarla yürütülemeyecek kadar teknik bir konudur. Haklı nedenlerin tespiti, doğru fesih türünün seçilmesi ve zorunlu arabuluculuk gibi dava şartlarının eksiksiz yerine getirilmesi hukuki bir uzmanlık gerektirir. Bu süreçte hak kaybı yaşamamak ve ticari sözleşme iptali adımlarını güvenle atmak için Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu’ndan hukuki destek alabilirsiniz.
Büyük Hukuk Bürosu Hakkında
Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.
Çalışma Alanlarımız
- Ticaret ve İş Hukuku
- Şirketler Hukuku
- Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
- Aile Hukuku
- İnşaat Hukuku
- İcra ve İflas Hukuku
Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.
İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
