Kahramanmaraş’ta ağır hasarlı evlerde kira sözleşmesi biter mi?
Kahramanmaraş gibi deprem felaketini derinden yaşamış illerimizde sıkça sorulan ağır hasarlı evlerde kira sözleşmesi biter mi sorusunun hukuki yanıtı, kiralanan taşınmazın kullanım amacının tamamen ortadan kalkması sebebiyle kesin bir evettir. Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre, bir evin oturulamayacak derecede fiziksel yıkıma uğraması veya resmi makamlarca ağır hasarlı olarak tespit edilmesi, sözleşmenin konusunu fiilen ve hukuken imkansız hale getirir. Bu kusursuz imkansızlık durumu gerçekleştiğinde, kira ilişkisi herhangi bir mahkeme kararına veya ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer. Dolayısıyla kiracının kira bedelini ödeme borcu ortadan kalkarken, ev sahibinin de söz konusu taşınmazı kullanıma hazır halde bulundurma yükümlülüğü tamamen düşer.
6 Şubat depremlerinin ardından bölgede yaşayan birçok vatandaşımız, can güvenliği ve barınma krizinin yanı sıra mevcut hukuki ilişkilerinin akıbeti konusunda da ciddi belirsizliklerle karşı karşıya kalmıştır. Bu kapsamlı rehber yazıda, resmi hasar tespiti kesinleşen yapıların hukuki durumunu, kiracının ve mülk sahibinin karşılıklı haklarını, peşin ödenen kira bedellerinin veya güvence akçesinin (depozito) nasıl iade edileceğini tüm hukuki boyutlarıyla inceleyeceğiz. Ayrıca, taraflar arasında doğabilecek uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk sürecinin nasıl işlediğini ve yasal haklarınızı güvence altına almak için hangi adımları atmanız gerektiğini detaylı açıklamalar ve pratik bilgiler eşliğinde öğreneceksiniz.
Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Ağır Hasarlı Evlerde Kira Sözleşmesi ve İfa İmkansızlığı
Kira sözleşmeleri, doğası gereği her iki tarafa sürekli borç yükleyen hukuki işlemlerdir. Türk Borçlar Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca kiraya veren, kiralanan taşımazı sözleşme süresi boyunca kullanıma elverişli bir durumda bulundurmakla yükümlüdür. Kiracı ise bu kullanımın karşılığı olarak belirlenen kira bedelini ödemekle mükelleftir. Ancak deprem, sel, yangın gibi tarafların iradesi ve kontrolü dışında gelişen olağanüstü doğa olayları, bu karşılıklı edimlerin yerine getirilmesini fiziksel olarak imkansız kılabilir. Hukuk sistemimizde bu durum “mücbir sebep” ve buna bağlı olarak gelişen “ifa imkansızlığı” kavramlarıyla açıklanır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 136. maddesi, borcun ifasının borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşması halinde borcun sona ereceğini düzenler. Bir deprem neticesinde binanın yıkılması veya ağır hasar alarak tahliyesinin zorunlu hale gelmesi, kusursuz ifa imkansızlığının en tipik örneğidir. Burada ev sahibinin evi kullandırma borcu imkansızlaştığı için, ağır hasarlı evlerde kira sözleşmesi hukuken ayakta kalamaz. Sözleşmenin sona ermesi için tarafların birbirine bildirimde bulunması veya fesih iradesi açıklaması kurucu bir unsur değildir; imkansızlığın doğduğu an itibarıyla sözleşme kendiliğinden hükümsüz hale gelir.
Bu noktada hukuki olarak dikkat edilmesi gereken en önemli husus, imkansızlığın kalıcı ve sürekli olmasıdır. Hafif hasarlı binalarda basit onarımlarla kullanım devam edebileceğinden sözleşme ayakta kalırken, ağır hasarlı veya acil yıkılacak binalarda kullanımın geri dönülemez şekilde ortadan kalktığı kabul edilir. Bu tür durumlarda ne kiracı oturmadığı ayların kirasını ödemekle yükümlü tutulabilir ne de ev sahibi, kusuru olmaksızın yıkılan veya ağır hasar gören ev için kiracıya karşı bir tazminat sorumluluğu altına girer. Hukuk, mücbir sebebin yarattığı bu olağanüstü tabloda tarafları eski hale getirme ve haksız zenginleşmeyi önleme prensibiyle hareket eder.
Kahramanmaraş İlinde Ağır Hasarlı Evlerde Kira Sözleşmesi Sona Erme Şartları
Bir taşınmazın hukuken oturulamaz durumda olduğunun kabulü, tarafların şahsi beyanlarına değil, yetkili idari makamların resmi tespitlerine dayanır. Kahramanmaraş ilinde yaşanan büyük depremlerin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekipleri tarafından il genelindeki tüm yapılarda kapsamlı hasar tespit çalışmaları yürütülmüştür. Bu çalışmalar neticesinde binalar; hasarsız, az hasarlı, orta hasarlı, ağır hasarlı, acil yıkılacak ve yıkık olmak üzere farklı kategorilere ayrılmıştır. Ağır hasarlı evlerde kira sözleşmesi ilişkisinin sona erdiğini iddia edebilmek için, binanın bu resmi sınıflandırmalardan “ağır hasarlı”, “acil yıkılacak” veya “yıkık” statüsünde yer alması şarttır.
Resmi hasar tespit raporları, e-Devlet kapısı üzerinden tüm vatandaşların erişimine açıktır. Ancak hukuki sürecin netleşmesi için hasar tespit raporlarının kesinleşmesi büyük önem taşır. İdare tarafından yapılan ilk tespitlere karşı bina maliklerinin bir aylık askı süresi içinde itiraz etme hakkı bulunur. İtiraz üzerine yapılan ikinci inceleme sonucunda verilen karar kesin idari işlem niteliğindedir. Eğer bir bina ilk tespitte ağır hasarlı çıkmış ancak itiraz üzerine orta veya az hasarlıya çevrilmişse, kira sözleşmesinin akıbeti bu yeni duruma göre şekillenir. Bu nedenle kiracıların e-Devlet üzerinden yapının güncel ve kesinleşmiş hasar durumunu dikkatle takip etmesi gerekir.
Kira sözleşmesinin kendiliğinden sona ermesi kuralı, yalnızca binanın fiziksel bütünlüğünün ağır derecede zarar gördüğü senaryolar için geçerlidir. Örneğin, Kahramanmaraş merkezli sarsıntılarda binanın ana taşıyıcı kolonları ve kirişleri sağlam kalmış, yalnızca sıva çatlakları veya boya dökülmeleri meydana gelmişse (az hasarlı), bu durum ifa imkansızlığı yaratmaz. Az hasarlı binalarda ev sahibi gerekli tadilatları yapmakla yükümlüdür ve sözleşme devam eder. Orta hasarlı binalarda ise durum biraz daha karmaşıktır; bu binaların güçlendirme yapılmadan kullanılması yasak olduğundan, güçlendirme süreci boyunca kiracının sözleşmeyi haklı nedenle feshetme veya kiranın indirilmesini talep etme hakkı doğar. Ancak doğrudan ve kesin bir sona erme, yalnızca ağır hasar durumunda söz konusudur.
6 Şubat Depremleri Sonrası Kiracı ve Ev Sahibi Hakları ile Depozito İadesi
Deprem felaketi sonrasında kira ilişkilerinin tasfiyesi, taraflar açısından çeşitli mali hak taleplerini beraberinde getirir. Bunların başında peşin ödenen kira bedellerinin iadesi gelir. Bir yıllık veya altı aylık kirasını peşin ödeyen bir kiracı, deprem tarihi itibarıyla evi kullanamayacağı için, geriye kalan aylara ait kira bedellerini talep etme hakkına sahiptir. Hukukumuzda bu durum “sebepsiz zenginleşme” hükümlerine tabidir. Ev sahibi, ifa imkansızlığı nedeniyle kullandıramadığı ayların bedelini elinde tutamaz ve kiracıya iade etmekle yükümlüdür. İade edilmemesi halinde kiracı, ilamsız icra takibi yoluyla bu alacağını tahsil edebilir.
Güvence bedeli, yani halk arasındaki adıyla depozito, uyuşmazlıkların en yoğun yaşandığı bir diğer konudur. Depozitonun temel amacı, kiracının kullanımından kaynaklanan hor kullanma zararlarını veya ödenmemiş kira/aidat borçlarını güvence altına almaktır. Deprem nedeniyle ağır hasarlı evlerde kira sözleşmesi sona erdiğinde, binadaki yıkım ve hasar kiracının kusurundan kaynaklanmadığı için ev sahibinin depozitodan kesinti yapma hakkı yoktur. Kiracının deprem öncesine ait ödenmemiş bir kira veya aidat borcu bulunmuyorsa, ev sahibi depozitonun tamamını güncel değeriyle veya sözleşmede belirlenen döviz cinsi üzerinden iade etmek zorundadır.
Enkaz altında kalan veya ağır hasar nedeniyle tahliyesine izin verilmeyen evlerdeki eşyaların durumu da sıklıkla gündeme gelmektedir. Kural olarak, mücbir sebep niteliğindeki doğa olaylarından kaynaklanan zararlardan dolayı kimse sorumlu tutulamaz. Yani kiracı, eşyalarının enkaz altında kalması veya zarar görmesi nedeniyle ev sahibinden herhangi bir maddi tazminat talep edemez. Aynı şekilde, ev sahibi de evin içindeki ankastre ürünler, kombi veya demirbaşların deprem nedeniyle zarar görmesinden dolayı kiracıyı sorumlu tutamaz. Ancak ev sahibi, binanın ağır hasarlı olduğunu bildiği halde kasten çürük bina inşa etmişse veya müteahhitlik kusuru sabitse, bu durumda haksız fiil hükümlerine dayalı ayrı bir tazminat sorumluluğu doğabilir.
Adım Adım Süreç: Hasar Tespiti Sonrası Yapılması Gerekenler
Deprem sonrasında hukuki güvenliğinizi sağlamak ve ileride doğabilecek ihtilafların önüne geçmek için belirli adımların sırasıyla ve usulüne uygun şekilde atılması gerekir. Yaşanan büyük travmaya rağmen, resmi işlemlerin zamanında yapılması hak kayıplarını önleyecektir. Aşağıdaki adımlar, sürecin sağlıklı yürütülmesi için büyük önem taşır:
- Hasar Durumunun Belgelenmesi: İlk olarak e-Devlet sistemi üzerinden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hasar tespit sorgulama ekranına girilmeli ve binanın güncel hasar durumunu gösteren belge barkodlu olarak indirilip arşivlenmelidir.
- Karşı Tarafa Yazılı Bildirim: Ağır hasarlı evlerde kira sözleşmesi kendiliğinden sona erse de, durumun netleşmesi ve depozito/peşin kira iadesi taleplerinin iletilmesi için ev sahibine yazılı bir bildirimde bulunulmalıdır. Noter aracılığıyla gönderilecek bir ihtarname en güvenli yoldur; ancak olağanüstü koşullarda SMS, e-posta veya WhatsApp mesajları da yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilebilir.
- Aboneliklerin İptali: Taşınmaza ait elektrik, su, doğalgaz ve internet gibi kiracı adına kayıtlı abonelikler vakit kaybetmeden iptal edilmelidir. Böylece hem güvence bedelleri kurumlardan geri alınır hem de ağır hasarlı binada oluşabilecek kaçak kullanımlardan doğacak sorumlulukların önüne geçilir.
- Eşyaların Tahliyesi (İzin Varsa): Eğer resmi makamlarca (AFAD, Valilik) binaya giriş ve eşya tahliyesi için belirli bir süre izin verilmişse, can güvenliği tedbirlerine uyularak eşyalar çıkarılmalıdır. Eşya çıkarılırken evin son durumunun fotoğraflanması faydalı olacaktır.
- Mali Hakların Talep Edilmesi: İhtarnameye rağmen ev sahibi depozitoyu veya peşin alınan kirayı iade etmiyorsa, yetkili icra müdürlüğünde ilamsız icra takibi başlatılmalı veya arabuluculuk sürecine başvurulmalıdır.
Bu adımların atılması sırasında iyi niyet kuralları çerçevesinde hareket edilmesi esastır. Tarafların birbirlerinin mağduriyetini anlayışla karşılaması ve uzlaşma zemininde buluşması, uzun ve masraflı yargı süreçlerinin önüne geçecek en etkili yöntemdir. Ancak uzlaşmanın mümkün olmadığı durumlarda, belgelerin eksiksiz toplanmış olması yargılama aşamasında elinizi güçlendirecektir.
Ağır Hasarlı Evlerde Kira Sözleşmesi İçin İspat Araçları ve Gerekli Belgeler
Hukuk sistemimizde iddiaların ispatı, yazılı delil kuralına tabidir. Özellikle kira ilişkilerinden doğan alacak ve iade davalarında, iddialarınızı somut delillerle desteklemeniz mahkemenin lehinize karar vermesi için zorunludur. Deprem gibi olağanüstü dönemlerde Yargıtay içtihatları delil değerlendirmesinde bazı esneklikler sağlasa da, temel ispat yükü iddia sahibinin üzerindedir. Uyuşmazlıkların çözümünde kullanılabilecek temel ispat araçları şunlardır:
- Resmi Hasar Tespit Raporu: Binanın durumunu gösteren ve e-Devlet üzerinden alınan barkodlu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı raporu, ifa imkansızlığını kanıtlayan en temel ve kesin delildir.
- Kira Sözleşmesi: Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığını, başlangıç tarihini, kira bedelini ve ödenen depozito miktarını gösteren yazılı sözleşmenin aslı veya okunaklı fotokopisi dosyaya sunulmalıdır.
- Banka Dekontları: Kira bedellerinin ve özellikle güvence bedelinin (depozitonun) ödendiğini ispatlayan banka onaylı EFT/Havale dekontları büyük önem taşır. Elden yapılan ödemeler için imzalı makbuzlar gereklidir.
- Yazılı İletişim Kayıtları: Taraflar arasında deprem sonrasında yapılan WhatsApp yazışmaları, SMS’ler veya e-postalar, Yargıtay uygulamalarına göre “delil başlangıcı” kabul edilmektedir. Bu kayıtlar, tahliye iradesini ve iade taleplerini ispatlamakta kullanılır.
- Görsel Deliller: Binanın dışarıdan ve içeriden çekilmiş fotoğrafları veya video kayıtları, hasarın boyutunu mahkemeye görsel olarak sunmak açısından destekleyici delil niteliğindedir.
Eğer depozito elden verilmiş ve sözleşmeye yazılmamışsa, ispatı oldukça güçleşir. Bu tür durumlarda, ev sahibinin depozito aldığına dair sonradan gönderdiği bir mesaj veya tanık beyanları (ancak karşı tarafın açık muvafakati varsa) devreye girebilir. Hukuki süreç başlatmadan önce tüm bu bilgi ve belgelerin sistemli bir şekilde dosyalanması, başvurulacak icra müdürlüğü veya mahkeme aşamasında sürecin çok daha hızlı ilerlemesini sağlayacaktır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Zorunlu Arabuluculuk Süreci
Kira ilişkilerinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlıkta, dava değerine bakılmaksızın görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise genel kurallara göre davalının yerleşim yeri mahkemesi veya sözleşmenin ifa yeri, yani taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Eğer taşınmaz Kahramanmaraş il sınırları içerisindeyse ve uyuşmazlık bu ağır hasarlı evden kaynaklanıyorsa, Kahramanmaraş Adliyesi’nde bulunan Sulh Hukuk Mahkemeleri uyuşmazlığı çözmekle yetkilidir.
Önemle belirtmek gerekir ki, 1 Eylül 2023 tarihi itibarıyla kira uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartı haline getirilmiştir. Yani, depozito iadesi veya peşin kiranın geri alınması için doğrudan mahkemeye dava açılamaz. Öncelikle adliyelerdeki Arabuluculuk Bürosu’na başvuru yapılmalıdır. Arabuluculuk süreci, tarafları bir araya getirerek mahkeme masrafları ve uzun yargılama süreleri olmaksızın hızlı bir çözüm bulmayı amaçlar.
| Uyuşmazlık Türü | Zorunlu Arabuluculuk | Görevli Mahkeme | İcra Takibi Yolu |
|---|---|---|---|
| Depozito İadesi Talebi | Evet, dava açılacaksa zorunlu | Sulh Hukuk Mahkemesi | İlamsız İcra Takibi yapılabilir |
| Peşin Kira İadesi Talebi | Evet, dava açılacaksa zorunlu | Sulh Hukuk Mahkemesi | İlamsız İcra Takibi yapılabilir |
| Hasar Tespiti İtirazı | Hayır, idari bir işlemdir | İdare Mahkemesi | Uygulanamaz |
| Eşya Zararı Tazminatı (Kusur varsa) | Hayır, haksız fiil kaynaklıdır | Asliye Hukuk Mahkemesi | Uygulanamaz |
Arabuluculuk başvurusu ücretsizdir ve süreç en fazla dört hafta içinde tamamlanmak zorundadır. Taraflar arabuluculuk görüşmelerinde anlaşırlarsa, düzenlenen anlaşma belgesi mahkeme ilamı (kararı) hükmündedir. Eğer ev sahibi görüşmelere katılmaz veya anlaşma sağlanamazsa, arabulucu tarafından düzenlenecek “anlaşamama son tutanağı” ile birlikte Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açılabilir. İcra takibi başlatmak için ise arabuluculuğa başvuru zorunluluğu yoktur; doğrudan icra dairesine gidilerek ilamsız takip başlatılabilir. Ancak ev sahibinin takibe itiraz etmesi halinde açılacak “itirazın iptali” davasından önce yine arabulucuya gitmek gerekecektir.
Kahramanmaraş İlinden Gerçekçi Bir Örnek Olay İncelemesi
Hukuki kuralların somutlaşması adına, Kahramanmaraş ilinde yaşayan bir kiracının karşılaşabileceği tipik bir durumu inceleyelim. Onikişubat ilçesinde bir apartman dairesinde kiracı olarak ikamet eden vatandaşımız, 6 Şubat depremlerinde binadan sağ olarak kurtulmuş, ancak bina Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ekiplerince “Ağır Hasarlı” olarak tescil edilmiştir. Kiracı, depremden sadece birkaç gün önce Şubat ayı kirasını yatırmış ve sözleşme başlarken iki aylık kira bedeli tutarında depozito ödemiştir.
Depremden bir süre sonra ev sahibi, kiracıya ulaşarak kira sözleşmesinin bitmesine daha altı ay olduğunu, sözleşme kuralları gereği Mart ve Nisan ayları kirasını da talep ettiğini, aksi halde depozitoyu kesinlikle iade etmeyeceğini bildirmiştir. Bu senaryoda ev sahibinin talepleri tamamen hukuka aykırıdır. Ağır hasarlı evlerde kira sözleşmesi mücbir sebep ve ifa imkansızlığı nedeniyle deprem anı itibarıyla kendiliğinden fesholmuştur. Kiracının oturmadığı ve oturması fiziksel olarak imkansız olan bir ev için gelecek ayların kirasını ödeme yükümlülüğü kesinlikle yoktur.
Bu durumda kiracı, e-Devlet üzerinden aldığı ağır hasar tespit raporunu ve sözleşmesini kanıt göstererek Kahramanmaraş Adliyesi Arabuluculuk Bürosu’na başvurmuştur. Ev sahibinden hem kullanmadığı Şubat ayının kalan günlerine isabet eden kira bedelinin iadesini hem de iki aylık depozitonun güncel değerinden geri verilmesini talep etmiştir. Arabuluculuk görüşmelerinde hukuki durumun ciddiyetini ve olası bir davada haksız çıkıp tüm yargılama giderlerini ödemek zorunda kalacağını anlayan ev sahibi, depozitoyu ve peşin kiranın artan kısmını iade etmeyi kabul etmiştir. Böylece uyuşmazlık, mahkemeye intikal etmeden hızlı ve masrafsız bir şekilde çözüme kavuşmuştur.
Sıkça Sorulan Sorular
Ağır hasarlı ev için tahliye davası açmaya gerek var mıdır?
Hayır, kesinlikle gerek yoktur. Bina resmi makamlarca ağır hasarlı olarak tespit edildiğinde kullanım amacı tamamen ortadan kalktığı için kira sözleşmesi kendiliğinden sona erer. Bu durumda ev sahibinin tahliye davası açmasına veya kiracının fesih ihtarı çekmesine hukuken lüzum bulunmamaktadır.
Ev sahibi ağır hasarlı evin kirasını icraya verebilir mi?
Kötü niyetli bir ev sahibi hukuken hakkı olmasa da icra dairesine başvurarak ilamsız takip başlatabilir. Ancak kiracı, kendisine ödeme emri ulaştığında yedi gün içinde icra dairesine giderek borca itiraz edebilir. İtiraz dilekçesine binanın ağır hasar tespit raporu eklendiğinde, icra takibi duracak ve ev sahibinin iddiaları boşa düşecektir.
Eşyalarım enkaz altında kaldı, ev sahibinden tazminat isteyebilir miyim?
Deprem bir mücbir sebep (olağanüstü doğa olayı) kabul edildiğinden, kural olarak ev sahibinin enkaz altında kalan eşyalarınız için bir tazminat sorumluluğu yoktur. Ancak ev sahibinin binayı kaçak yaptığı, kolon kestiği veya çürük malzeme kullandığı resmi raporlarla (örneğin savcılık soruşturmasıyla) sabit olursa, haksız fiil sorumluluğuna dayalı tazminat davası açılabilir.
Peşin ödediğim 1 yıllık kirayı geri alabilir miyim?
Evet, alabilirsiniz. Sözleşme ifa imkansızlığı nedeniyle sona erdiğinden, ev sahibi kullandıramadığı ayların kira bedelini elinde tutamaz. Deprem tarihinden sonraki aylara isabet eden peşin kira bedelleri, sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde kiracıya iade edilmek zorundadır.
Hasar tespiti “orta hasarlı” çıkarsa sözleşme hemen biter mi?
Orta hasarlı binalarda sözleşme ağır hasarlı binalardaki gibi anında ve kendiliğinden sona ermez. Orta hasarlı binaların güçlendirme yapılmadan kullanılması yasaktır. Bu güçlendirme süreci boyunca kiracı evi kullanamayacağı için sözleşmeyi haklı nedenle feshetme hakkına sahiptir veya güçlendirme bitene kadar kira ödemekten kaçınabilir.
Sonuç
Toparlamak gerekirse, doğal afetler neticesinde ortaya çıkan yıkımlar, sadece fiziksel yapıları değil, hukuki sözleşmeleri de doğrudan etkiler. Türk Borçlar Kanunu’nun ifa imkansızlığına ilişkin amir hükümleri gereğince, ağır hasarlı evlerde kira sözleşmesi hiçbir ek işleme, ihtara veya mahkeme kararına gerek duyulmaksızın kendiliğinden sona ermektedir. Bu hukuki gerçeklik, kiracıları oturulması imkansız bir yapının kira yükünden kurtarırken, ev sahiplerinin de ellerinde olmayan sebeplerle doğan zararlardan ötürü tazminat ödemesini engeller. Tarafların bu süreçte haklarını ve sınırlarını bilmesi, depozito iadesi veya peşin kira bedellerinin geri alınması gibi konularda yaşanabilecek uyuşmazlıkları en aza indirecektir.
Deprem sonrası süreçte e-Devlet üzerinden hasar tespit raporlarının düzenli takip edilmesi, hak taleplerinin yazılı ve ispatlanabilir yollarla iletilmesi ve gerektiğinde zorunlu arabuluculuk müessesesinin işletilmesi büyük önem taşır. Uyuşmazlıkların karmaşıklaştığı, hak kayıplarının yaşanma ihtimalinin belirdiği durumlarda profesyonel bir hukuki destek almak her zaman en güvenilir yoldur. Avukatlar Türkiye’nin her ilindeki dosyaları takip edebildiğinden, Kahramanmaraş ilindeki bu tür uyuşmazlıklarda Gaziantep Koluman Tower’daki Büyük Hukuk Bürosu’ndan da hukuki destek alınabilir.
Büyük Hukuk Bürosu Hakkında
Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.
Çalışma Alanlarımız
- Ticaret ve İş Hukuku
- Şirketler Hukuku
- Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
- Aile Hukuku
- İnşaat Hukuku
- İcra ve İflas Hukuku
Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.
İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
