Gaziantep tapu iptali davası nerede açılır

Gaziantep tapu iptali davası nerede açılır

Bir taşınmazın mülkiyet kaydındaki hukuka aykırılıkların giderilmesi ve mülkiyetin gerçek hak sahibine döndürülmesi amacıyla açılan tapu iptali davası, kural olarak taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili kabul edilmiştir. Söz konusu gayrimenkulün Gaziantep sınırlarında yer alması halinde de bu genel yetki kuralı geçerliliğini korur.

Adınıza kayıtlı olması gereken bir taşınmazın iradeniz dışında elden çıkması, miras payınızın hileli devirlerle engellenmesi veya vekalet görevinin kötüye kullanılması mülkiyet hakkınızı derinden sarsabilir. Bu tür haksız tesciller karşısında sessiz kalmak telafisi imkânsız hak kayıplarına yol açar. Bu rehberde davanın hangi mahkemede açılacağından yasal dayanaklarına, delil toplama yöntemlerinden süre sınırlarına kadar tüm ayrıntıları öğrenebilirsiniz.

Tapu İptali Davası Hangi Hukuki Nedenlerle Açılır?

Tapu kütüğünde yer alan bir kaydın gerçeği yansıtmaması hali Türk Medeni Kanunu kapsamında yolsuz tescil olarak nitelendirilir. Türk Medeni Kanunu m. 1025 hükmüne göre, bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Mülkiyet hakkı bu yolla zedelenen kişi, tapu sicilinin düzeltilmesini mahkemeden talep etme hakkına sahiptir. Uygulamada bu davanın temelini oluşturan birden fazla hukuki sebep bulunmaktadır.

Muris Muvazaası Nedir?

Mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçekleştirdiği görünürdeki satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmeleri muris muvazaası olarak tanımlanır. Mirasbırakan gerçekte taşınmazını bağışlamak istemesine rağmen, mirasçılardan mal kaçırma kastıyla tapuda satış işlemi yapmış gibi gösterir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar saklı pay sahibi olup olmadıklarına bakılmaksızın bu muvazaalı devrin iptalini talep edebilir.

Hukuki Ehliyetsizlik Sebebiyle Tescil

Hukuki işlem ehliyeti bulunmayan kişilerin gerçekleştirdiği tasarrufi işlemler baştan itibaren hükümsüz sayılır. Türk Medeni Kanunu uyarınca ayırt etme gücü bulunmayan bir kimsenin geçerli bir irade beyanında bulunması mümkün değildir. Yaşlılık, demans, akıl hastalığı veya zihinsel gerilik gibi sebeplerle ayırt etme gücü olmayan kişilerin tapuda yaptıkları devirler geçersizdir. Bu tür uyuşmazlıklarda devir tarihindeki sağlık kurulu raporları ve resmi kayıtlar incelenir.

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması

Taşınmaz sahibinin belirli işlemler için yetkilendirdiği vekilin, temsil yetkisini kasten müvekkili zararına kullanması durumudur. Türk Borçlar Kanunu kapsamında vekil, vekalet verenin menfaatlerini gözetmek ve sadakatle hareket etmek zorundadır. Vekilin, taşınmazı gerçek değerinin çok altında devretmesi veya alıcıyla iş birliği yaparak müvekkilini zarara uğratması halinde işlem yolsuz tescil niteliği kazanır.

İrade Bozuklukları (Hile, Korkutma ve Yanılma)

Taşınmaz malikinin iradesinin aldatma, tehdit veya esaslı yanılma ile sakatlanması neticesinde yapılan tesciller hukuka aykırıdır. Malikin gerçeğe aykırı beyanlarla kandırılması veya canına, malına yönelik ağır bir tehdit altında tapu devrine zorlanması irade bozukluğu teşkil eder. Bu tür durumlarda hilenin öğrenildiği veya korkutmanın ortadan kalktığı andan itibaren hak düşürücü süreler işlemeye başlar.

Tapu İptali Davası Nerede Açılır ve Yetki Kuralları Nelerdir?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2 gereğince, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Taşınmazın mülkiyetine yönelik çekişmeler kamu düzenini ilgilendiren ayni hak talepleri içerdiğinden, sulh hukuk mahkemeleri veya diğer özel mahkemeler bu davalara bakamaz. Uyuşmazlığın çözümü için mutlaka davanın asliye hukuk mahkemesinde ikame edilmesi şarttır.

Yetkili mahkemenin belirlenmesinde ise genel yetki kuralları değil, kesin yetki kuralı uygulanır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 12 uyarınca taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin davalar, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmak zorundadır. Taşınmazın konumu gereği Gaziantep adliyesinde bulunan asliye hukuk mahkemeleri bu davalara bakmakla yetkilidir. Bu yetki kuralı kesin nitelikte olduğundan, tarafların aralarında yapacakları bir sözleşmeyle yetkili mahkemeyi değiştirmeleri kanunen mümkün değildir.

Mahkeme, davanın kendi yetki alanında olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden gözetmek zorundadır. Davalı taraf yetki itirazında bulunmasa dahi hâkim yetkisizlik kararı vererek dosyayı taşınmazın bulunduğu yer mahkemesine gönderebilir. Yanlış mahkemede dava açılması tebligat, dosya gönderme masrafları ve ciddi zaman kayıplarına yol açar. Bu nedenle dava dilekçesi doğrudan taşınmazın tapu siciline kayıtlı olduğu il veya ilçe yargı çevresindeki asliye hukuk mahkemesine hitaben yazılmalıdır.

Dava konusu taşınmaz birden fazla ise ve bu taşınmazlar aynı hukuki sebepten kaynaklanıyorsa kanun kolaylaştırıcı bir düzenleme getirmiştir. Aynı davalıya ait birden fazla parselin farklı ilçelerde bulunması durumunda, taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesinde tüm taşınmazlar için tek bir dava açılabilir. Bu istisnai durum haricinde her taşınmaz kendi kayıtlı bulunduğu yargı alanındaki mahkemenin yetkisine tabidir.

Taşınmaz Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk ve İhtiyati Tedbirin Rolü

Taşınmaz uyuşmazlıklarında hak arama hürriyetini doğrudan mahkeme yoluyla kullanmak isteyen hak sahipleri bakımından tapu iptali davası, dava şartı arabuluculuğa tabi tutulmamıştır. Ortaklığın giderilmesi veya kira uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk şartı bulunurken, ayni hakka dayalı tescil davalarında doğrudan mahkemeye başvurulur. Taraflar dilerse uyuşmazlığı mahkeme öncesinde veya yargılama sırasında ihtiyari arabuluculuk yoluyla çözebilir, ancak bu durum dava açmak için zorunlu bir ön aşama değildir.

Yargılama sürecinde en kritik aşamalardan biri şüphesiz ihtiyati tedbir talebidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 389 hükmü, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya imkânsız hale geleceği hallerde ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini düzenler. Davalı tarafın yargılama sürerken taşınmazı iyi niyetli üçüncü kişilere satması durumunda mülkiyetin geri alınması imkânsız hale gelebilir.

Türk Medeni Kanunu m. 1023 uyarınca tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet edinen üçüncü kişilerin kazanımı korunur. Bu durumun önüne geçmek için dava dilekçesinde taşınmazın tapu kaydına üçüncü kişilere devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir şerhi talep edilmelidir. Mahkemece verilen tedbir kararı derhal ilgili tapu müdürlüğüne müzekkere ile bildirilir.

Tapu kaydına işlenen tedbir şerhi, kötü niyetli devirleri tamamen durdurur veya üçüncü kişilerin iyi niyet iddiasında bulunmasını engeller. Tedbir kararı verilmemesi halinde dava kazanılsa dahi taşınmaz el değiştirdiğinden davacı yalnızca tazminat talep etmek zorunda kalabilir. Mülkiyetin aynen iadesini arzulayan davacılar bakımından dava açılışında tedbir talep edilmesi telafisi imkânsız zararları önler.

Adım Adım Tapu İptali Davası Yargılama Süreci

Dava dilekçesinin mahkeme veznesine sunulmasıyla birlikte resmiyet kazanan tapu iptali davası, tensip zaptının hazırlanmasıyla sonraki aşamaya geçer. Mahkemenin iş yüküne ve delillerin toplanma hızına bağlı olarak yargılama belirli yasal adımları takip eder. Hak kaybı yaşamamak için sürecin her aşamasında usul kurallarına titizlikle riayet edilmelidir.

  1. Dava Dilekçesinin Verilmesi ve Harçlandırma: Davacı taraf, hukuki gerekçelerini ve delillerini içeren dilekçeyi yetkili asliye hukuk mahkemesine sunar. Bu aşamada başvuru harcı ile taşınmazın değerine göre hesaplanan nispi peşin harç vezneye yatırılır.
  2. Tensip Zaptı ve İhtiyati Tedbir İncelemesi: Hâkim dosyayı ilk kez inceler, tensip tutanağı düzenler ve acil nitelikteki ihtiyati tedbir talebini karara bağlar. Tedbir kabul edilirse ilgili tapu müdürlüğüne ivedilikle şerh yazısı yazılır.
  3. Dilekçeler Teatisi Aşaması: Davalının cevap dilekçesi sunması, davacının cevaba cevap vermesi ve davalının ikinci cevap dilekçesini iletmesiyle karşılıklı iddia ve savunma süreci tamamlanır. Taraflar bu aşamadan sonra iddia ve savunmalarını genişletemez.
  4. Ön İnceleme Duruşması: Mahkeme dava şartlarını, ilk itirazları inceler ve uyuşmazlık noktalarını tek tek tutanağa geçirir. Taraflar sulhe teşvik edilir, uzlaşma sağlanamazsa tahkikat aşamasına geçilmesine karar verilir.
  5. Tahkikat ve Delillerin İncelenmesi: Uyuşmazlığın esasına girilen bu aşamada tanıklar dinlenir, resmi kurum kayıtları dosyaya celbedilir. Gerekli görülmesi halinde taşınmaz başında keşif icra edilir ve bilirkişi heyetinden rapor alınır.
  6. Sözlü Yargılama ve Hüküm: Tahkikat tamamlandıktan sonra taraflara son beyanları sorulur. Hâkim davayı esastan karara bağlayarak kısa kararını açıklar ve ardından gerekçeli kararını yazarak taraflara tebliğ eder.
  7. Kanun Yolu ve Kesinleşme: Yerel mahkeme kararına karşı taraflar istinaf ve temyiz kanun yoluna başvurabilir. Üst mahkeme denetiminden geçen karar kesinleştiğinde tapu müdürlüğünde tescil işlemi gerçekleştirilir.

Davada Dayanılması Gereken Deliller ve Gerekli Belgeler

İspat yükünün yerine getirilmesi bakımından bir tapu iptali davası sürecinde ileri sürülecek delillerin somut iddialarla örtüşmesi gerekir. 6100 sayılı Kanun kapsamında iddia eden taraf iddiasını ispatla yükümlüdür. Dayanılan hukuki sebebe bağlı olarak mahkemeye sunulacak veya mahkeme aracılığıyla celbedilecek belgeler farklılık gösterir.

  • Tapu Kayıtları ve Tedavül Belgeleri: Uyuşmazlık konusu taşınmazın ilk tesis tarihinden itibaren tüm el değiştirmelerini gösteren resmi senetler, akit tabloları ve tapu kütük suretleri.
  • Nüfus ve Veraset Belgeleri: Muris muvazaası iddialarında mirasçılık sıfatını ve soybağını kanıtlayan onaylı veraset ilamı ve aile nüfus kayıt tabloları.
  • Banka Hesap Hareketleri ve Finansal Kayıtlar: Satış işlemlerinde devir bedelinin gerçekten ödenip ödenmediğini, para transferlerinin akıbetini ortaya koyan resmi banka dekontları.
  • Sağlık Kurulu ve Hastane Kayıtları: Ehliyetsizlik iddiası bulunan dosyalarda devir tarihinde murisin veya devredenin ayırt etme gücünü gösteren epikriz raporları, doktor teşhisleri ve ilaç kullanım çizelgeleri.
  • Tanık Anlatımları: Mirasbırakanın gerçek iradesini, taraflar arasındaki ailevi ilişkileri, hile veya korkutma eylemlerini bizzat görmüş ve duymuş kişilerin beyanları.
  • Keşif ve Bilirkişi İncelemesi: Taşınmazın devir tarihindeki gerçek piyasa değeri ile resmi senette gösterilen değer arasındaki açık orantısızlığı tespit eden uzman bilirkişi raporları.
  • Vekaletname ve İlgili Noter Kayıtları: Vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddialarında vekaletnamenin kapsamını, veriliş amacını ve yetki sınırlarını gösteren noter evrakları.

Süreler, Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

Hukuki uyuşmazlığın niteliğine bağlı olarak bir tapu iptali davası için öngörülen kanuni süreler değişkenlik göstermektedir. Yanlış süre hesabıyla hareket etmek, haklı olunan bir davada dahi usulden ret kararı ile karşılaşılmasına zemin hazırlar. Sürelerin kamu düzenine ilişkin olduğu durumlarda mahkeme bu hususu tarafların talebi olmaksızın re’sen dikkate alır.

Muris muvazaasına dayalı davalarda herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Mirasbırakan hayatta olduğu sürece muvazaa iddiasıyla dava açılamaz, zira miras hakkı ölümle doğar. Mirasbırakanın vefatından sonra ise mirasçılar diledikleri zaman bu davayı açma hakkına sahiptir. Benzer şekilde ehliyetsizlik iddiasına dayanan davalarda da işlem baştan itibaren yok hükmünde sayıldığından zamanaşımı işlemez.

Buna karşılık Türk Borçlar Kanunu m. 39 uyarınca irade bozukluklarında kesin hak düşürücü süreler öngörülmüştür. Aldatma veya yanılma sebebiyle iradesi sakatlanan malik, bu durumu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde dava açmalıdır. Korkutma durumunda ise bu bir yıllık hak düşürücü süre, korkunun ve tehdidin ortadan kalktığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Bir yıllık sürenin geçirilmesi durumunda sözleşme geçerli hale gelir.

Kadastro tespitine dayalı uyuşmazlıklarda ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 12/3 uyarınca on yıllık hak düşürücü süre yürürlüktedir. Kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak dava açılamaz. Aşağıdaki özet tabloda farklı dava türlerine ilişkin süre rejimleri karşılaştırmalı olarak sunulmuştur.

Dava Dayanağı Uygulanan Süre Türü Yasal Süre Sürenin Başlangıç Anı
Muris Muvazaası Süreye Tabi Değildir Süresiz Mirasbırakanın Vefatı
Hukuki Ehliyetsizlik Süreye Tabi Değildir Süresiz Her Zaman İleri Sürülebilir
Hile (Aldatma) Hak Düşürücü Süre 1 Yıl Aldatmanın Öğrenildiği Tarih
İkrah (Korkutma) Hak Düşürücü Süre 1 Yıl Korkunun Ortadan Kalktığı Tarih
Kadastro Tespiti Hak Düşürücü Süre 10 Yıl Tutanakların Kesinleşme Tarihi

Dava Masrafları, Harçlar ve Sık Yapılan Hatalar

Mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin bu davalarda yargılama harçları nispi tarifeye tabidir. Dava açılırken taşınmazın harca esas tahmini değeri üzerinden nispi peşin harç mahkeme veznesine yatırılır. Dava sürecinde mahkemece görevlendirilen bilirkişiler taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerini tespit eder. Değerin dilekçedeki tutardan yüksek çıkması durumunda davacıya eksik peşin harcı tamamlaması için süre tanınır.

Harçların yanı sıra keşif avansı, bilirkişi ücretleri ve tebligat giderlerini içeren gider avansının da karşılanması gerekir. Bu masraf kalemleri her yıl yürürlüğe giren resmi tarife ve yönetmelikler çerçevesinde yeniden belirlenmektedir. Davayı kazanan taraf yaptığı tüm yargılama harç ve giderlerini karşı taraftan tahsil etme hakkına sahip olur.

Uygulamada hak sahiplerinin en sık düştüğü hata, dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talep etmeyi ihmal etmeleridir. Tedbir kararı alınmadığı takdirde taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi mülkiyetin kaybına sebebiyet verir. Bir diğer yaygın hata ise görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olarak seçilmesi veya yetki kurallarının göz ardı edilmesidir. Yetkisiz veya görevsiz mahkemede dava açılması sürecin uzamasına ve ek maliyetlere yol açar.

Hak kaybı yaşamamak adına tapu iptali davası açılırken delillerin eksiksiz sunulması gerekir. İrade bozukluklarında bir yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesi veya tanıkların süresinde bildirilmemesi davayı olumsuz sonuçlandırabilir. Ayrıca taşınmazın aynına ilişkin olmayan soyut iddialarla dava açılması davanın reddedilmesine neden olan diğer bir usul hatasıdır.

Gerçekçi Bir Örnek Olay İncelemesi

Gaziantep sınırları içerisindeki taşınmazın devriyle ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkta, mirasbırakan hayattayken tüm taşınmaz varlığını tek bir çocuğuna devretmiştir. Mirasbırakan tapu dairesinde satış sözleşmesi düzenletmiş ve taşınmazın bedelini nakit olarak aldığını beyan etmiştir. Ancak aile içindeki diğer iki mirasçı bu işlemden tamamen habersiz bırakılmıştır.

Mirasbırakanın vefat etmesi üzerine tereke tespiti yaptıran diğer mirasçılar, taşınmazın kardeşleri üzerine devredildiğini tespit etmiştir. Devralan kardeşin devir tarihinde herhangi bir düzenli gelirinin veya birikiminin bulunmadığı resmi kayıtlarla belirlenmiştir. Ayrıca mirasbırakanın banka hesaplarında devir tarihinde ve sonrasında herhangi bir para giriş çıkışı gerçekleşmediği saptanmıştır.

Vefatın ardından diğer mirasçılar tarafından açılan tapu iptali davası, taşınmazın yeniden terekeye kazandırılmasını sağlamıştır. Davacılar dilekçelerinde işlemin gerçekte bağışlama olduğunu, mirasçılardan mal kaçırmak kastıyla satış gibi gösterildiğini belirtmiştir. Mahkemece dinlenen komşu ve akraba tanıkları da mirasbırakanın erkek evladını diğer mirasçılardan üstün tuttuğu yönündeki anlatımları doğrulamıştır.

Bilirkişi incelemesinde taşınmazın tapuda gösterilen devir bedeli ile gerçek piyasa değeri arasında fahiş fark bulunduğu tespit edilmiştir. Mahkeme toplanan deliller ışığında muris muvazaasının varlığını kabul ederek tapu kaydını iptal etmiştir. Kararın kesinleşmesiyle birlikte taşınmaz tüm mirasçılar adına miras payları oranında tescil edilerek haksız durum düzeltilmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Tapu iptal davası açmak için belirli bir zamanaşımı süresi var mıdır?

Hukuki nedene bağlı olarak bir tapu iptali davası açma süresi değişkenlik göstermektedir. Muris muvazaası ve ehliyetsizlik iddialarında herhangi bir zamanaşımı bulunmazken, hile ve korkutma hallerinde bir yıllık hak düşürücü süre uygulanır. Kadastro tespitine dayalı uyuşmazlıklarda ise tutanakların kesinleşmesinden itibaren on yıllık süre geçerlidir.

Dava sürerken taşınmazın başkasına satılmasını nasıl engelleyebilirim?

Dava dilekçesinde mahkemeden Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 389 kapsamında ihtiyati tedbir talep edilmesi gerekir. Hâkim talebi yerinde bulursa tapu kütüğüne üçüncü kişilere devrin önlenmesine dair şerh koyar. Bu şerh sayesinde davalının taşınmazı yargılama devam ederken bir başkasına satması engellenmiş olur.

Tapu iptali davası kazanılırsa taşınmaz doğrudan adıma geçer mi?

Mahkemenin verdiği iptal ve tescil kararı tek başına mülkiyeti doğrudan devralmak için yeterli olmayıp kararın kesinleşmesi gerekir. Karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuşsa üst mahkeme süreçlerinin tamamlanması beklenir. Karar kesinleştikten sonra mahkeme ilamı ve kesinleşme şerhi ile tapu müdürlüğüne başvurularak yeni tescil işlemi yapılır.

Satış bedeli tapuda düşük gösterildiyse tapu iptali istenebilir mi?

Yalnızca tapudaki satış bedelinin gerçek değerden düşük gösterilmesi tek başına tescilin iptali için yeterli bir sebep teşkil etmez. Taraflar harç miktarını düşürmek gayesiyle bedeli düşük göstermiş olabilir. Ancak bu durum mirasçıdan mal kaçırma kastı veya aldatma gibi diğer hukuki sebeplerle desteklendiğinde davanın önemli bir delili haline gelir.

Taşınmaz birden fazla kişinin mülkiyetindeyse dava kime karşı açılır?

Davanın husumet yönü, tapu kütüğünde hak sahibi olarak görünen güncel kayıt maliklerine yöneltilmelidir. Taşınmaz paylı veya elbirliği mülkiyetine tabi ise mülkiyeti yolsuz tescil edilen pay sahiplerinin tamamı davalı olarak gösterilir. Mirasçılar tarafından açılan muvazaa davalarında ise mal kaçırılan devralıcı mirasçıya karşı husumet yöneltilir.

Sonuç

Mülkiyet hakkının ihlal edildiği durumlarda tapu iptali davası, hakkın yeniden tesis edilmesini sağlayan en kapsamlı dava türüdür. Taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinin kesin yetkili olması, usul kurallarının katılığı ve ispat yükünün hassasiyeti bu süreçte yapılacak her işlemin dikkatle yürütülmesini zorunlu kılar. Dava açılırken ihtiyati tedbir talebinde bulunulmaması veya hak düşürücü sürelerin dikkate alınmaması geri dönülemez maddi kayıplar doğurur.

Her somut olayın kendine özgü koşulları, ailevi ilişkileri, delil yapısı ve hukuki dayanakları farklılık gösterir. Muris muvazaasından vekalet görevinin kötüye kullanılmasına kadar her uyuşmazlık türü ayrı bir ispat stratejisi gerektirir. Hak kaybına uğramamak ve haklılığınızı kanıtlayabilmek adına somut durumunuzun profesyonel bir bakış açısıyla titizlikle incelenmesi büyük önem taşır.

Bu konuda Gaziantep Koluman Tower’daki Büyük Hukuk Bürosu’ndan hukuki destek alabilirsiniz.


Büyük Hukuk Bürosu Hakkında

Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.

Çalışma Alanlarımız

  • Ticaret ve İş Hukuku
  • Şirketler Hukuku
  • Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
  • Aile Hukuku
  • İnşaat Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku

Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.

İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir