Adana’da deprem hasarlı binalarda kira sözleşmesi feshi
Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca deprem hasarlı binalarda kira sözleşmesi feshi, yapının aldığı hasar derecesine ve oturulamaz hale gelmesine bağlı olarak haklı sebeple veya kendiliğinden sona erme gerekçesi oluşturur. Taşınmazın afetten etkilenmesi sebebiyle barınma ya da ticari faaliyet amacıyla kullanılamayacak duruma gelmesi, sözleşmenin taraflarına sözleşmeyi tek taraflı feshetme ya da borcun ifa imkânsızlığı nedeniyle sona erdiğini tespit etme imkânı tanır. Yapının taşıdığı risk seviyesi, resmi hasar tespit dereceleri ve tahliye prosedürleri, sürecin hangi yasal maddeye dayanarak yürütüleceğini doğrudan belirler.
Doğal afetlerin ardından taşınmazın durumuna ilişkin yaşanan belirsizlikler, kiracılar ile mülk sahipleri arasında ciddi hukuki uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Adana ilinde yaşayan kiracılar ve taşınmaz sahipleri için güvenli barınma hakkı kadar, kira ilişkisinin hukuki zeminde nasıl sonlandırılacağını bilmek de büyük önem taşır. Bu rehberde, hasar tespit raporlarının hukuki niteliğinden fesih bildiriminin usulüne, güvence bedelinin iadesinden zorunlu arabuluculuk sürecine kadar sözleşme feshine ilişkin tüm ayrıntıları bulabilirsiniz.
Deprem Hasarlı Binalarda Kira Sözleşmesi Feshi ve Yasal Dayanaklar
Kiralanan bir taşınmazın deprem neticesinde hasar görmesi, Türk Borçlar Kanunu kapsamında hem ayıba karşı tekeffül borcu hem de ifa imkânsızlığı hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Kiraya veren, sözleşme süresince kiralananı sözleşmede kararlaştırılan amaca uygun bir durumda bulundurmakla kanunen yükümlüdür. Afet sonucunda yapının can ve mal güvenliğini tehdit eder hale gelmesi, kiralananın kullanıma elverişli şekilde teslimi ve muhafazası borcunun ihlali sonucunu doğurur.
Yasal dayanakların başında Türk Borçlar Kanunu’nun 136. maddesinde düzenlenen kusursuz ifa imkânsızlığı yer alır. Deprem gibi tarafların iradesi dışında gelişen mücbir bir sebep nedeniyle yapının tamamen yıkılması veya oturulamayacak derecede ağır hasar alması durumunda, borcun ifası imkânsızlaşır. Bu halde sözleşme herhangi bir mahkeme kararına veya fesih bildirim süresine tabi olmaksızın kendiliğinden sona erer. Taraflar, yerine getiremeyecekleri edimlerden kurtulurken, karşılıklı olarak sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade yükümlülüğü altına girerler.
Taşınmazın tamamen yok olmadığı fakat kullanımının önemli ölçüde kısıtlandığı hallerde ise Türk Borçlar Kanunu’nun kısmi ifa imkânsızlığını düzenleyen 137. maddesi ile önemli sebeplerle olağanüstü feshi düzenleyen 331. maddesi devreye girer. Taraflardan her biri, sözleşmenin devamını kendisi için çekilmez kılan bu olağanüstü durum nedeniyle yasal fesih bildirim sürelerine uyarak kira ilişkisini sona erdirebilir. Ayrıca kiralananın sonradan ayıplı hale gelmesine ilişkin 305. ve devamı maddeleri, kiracıya fesih ve bedelden indirim isteme haklarını tanır. Bu süreçte deprem hasarlı binalarda kira sözleşmesi feshi gündeme geldiğinde, olayın niteliğine göre doğru yasal maddeye dayanmak tarafların hak kaybını önler.
Son olarak, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri de riskli yapı tespiti yapılan binalar yönünden tahliye ve fesih süreçlerini şekillendirir. İdari makamlarca can güvenliği gerekçesiyle tahliyesine karar verilen yapılarda kira akdinin sürdürülmesi hukuken beklenemez. Dolayısıyla mevzuat, hem genel borçlar hukuku kuralları hem de özel afet mevzuatı ile tarafların menfaat dengesini korumayı amaçlar.
Hasar Tespit Raporlarına Göre Deprem Hasarlı Binalarda Kira Sözleşmesi Feshi Şartları
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya yetkili idari kurumlar tarafından hazırlanan hasar tespit raporları, kira akdinin geleceğini belirleyen en temel resmi delildir. Yapılan incelemeler neticesinde taşınmazlar; acil yıktırılacak, ağır hasarlı, orta hasarlı, az hasarlı veya hasarsız olarak kategorize edilir. Her bir hasar kategorisinin kira sözleşmesine etkisi ve taraflara tanıdığı hukuki yetkiler birbirinden tamamen farklıdır.
Yıkık, acil yıktırılacak ve ağır hasarlı binalar için sözleşmenin devamı fiilen ve hukuken imkânsızdır. Bu tür yapılarda oturulması can güvenliği açısından mutlak bir tehlike oluşturduğundan, kiracının derhal taşınmazı boşaltması gerekir. Kiralananın yok olması ya da kullanılamaz nitelik kazanması karşısında kiracıdan kira bedeli ödemesi talep edilemez. Sözleşme ifa imkânsızlığı nedeniyle infisah eder, yani kendiliğinden hükümsüz kalır.
Orta hasarlı binalarda durum daha karmaşık bir hukuki süreç içerir. Orta hasarlı yapıların güçlendirme ruhsatı alınarak onarılması yasal bir zorunluluktur. Güçlendirme ve tamirat süreci aylarca sürebileceğinden, kiracının bu süre zarfında kiralananda güvenle ikamet etmesi mümkün değildir. Türk Borçlar Kanunu uyarınca kiralanandaki ayıbın giderilmesi makul bir sürede mümkün görünmüyorsa veya bu süreç kiracı için katlanılamaz bir hal alıyorsa, bu durumda deprem hasarlı binalarda kira sözleşmesi feshi kiracı açısından haklı bir fesih imkânı tanımaktadır. Kiracı, güçlendirme sürecini beklemek zorunda bırakılamaz ve sözleşmeyi haklı nedenle derhal feshedebilir.
Az hasarlı veya hasarsız binalarda ise taşıyıcı sistemde bir bozulma bulunmamaktadır. Sıva çatlakları, boya dökülmeleri veya yapısal olmayan hafif hasarlar kural olarak sözleşmenin derhal feshine imkân vermez. Kiracı öncelikle mülk sahibine yazılı bir bildirimde bulunarak bu ufak ayıpların giderilmesini talep etmelidir. Ancak ana taşıyıcılar hasarsız olsa dahi binanın ortak kullanım alanlarında ya da istinat duvarı gibi hayati unsurlarında can güvenliğini tehdit eden somut bir risk uzman raporuyla tespit edilmişse, kiracı önemli sebeple fesih yoluna başvurabilir.
Fesih Bildirimi Süreci ve İzlenmesi Gereken Hukuki Adımlar
Afet sonrasında kira ilişkisini sonlandırmak isteyen tarafın, kanunun öngördüğü usul kurallarına riayet etmesi zorunludur. Uygulamada en sık yapılan hata, taşınmazı sözlü olarak boşaltıp anahtarı teslim etmeksizin veya bir tutanağa bağlamaksızın ayrılmaktır. Usulüne uygun bildirim yapılmadan gerçekleştirilen deprem hasarlı binalarda kira sözleşmesi feshi girişimleri, kiracının haksız tahliye nedeniyle ilerleyen süreçte kira borcu ve tazminat talepleriyle karşılaşmasına yol açabilir.
- Hasar Durumunun Resmi Olarak Belgelenmesi: İlk olarak e-Devlet sistemi üzerinden veya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü kayıtlarından binaya ait resmi hasar tespit raporu temin edilmelidir. Şayet henüz resmi tespit yapılmamışsa ve acil tahliye gerekiyorsa, delil tespiti amacıyla tespit talebinde bulunulmalıdır.
- Noter Kanalıyla İhtarname Gönderilmesi: Fesih iradesinin karşı tarafa ulaştığının kesin delille ispatı için ihtarname yöntemi tercih edilmelidir. İhtarnamede binanın hasar durumu, fesih gerekçesi, sözleşmenin hangi tarihten itibaren feshedildiği ve varsa taşınmazın boşaltılacağı tarih açıkça belirtilmelidir.
- Taşınmazın Tahliyesi ve Fiili Boşaltma: Taşınmazda bulunan kişisel eşyalar, binanın güvenlik durumunun izin verdiği ölçüde tahliye edilmelidir. Can güvenliği nedeniyle eşya tahliyesi yapılamıyorsa, bu husus da tutanak altına alınmalı ve ihtarnamede açıklanmalıdır.
- Teslim Tutanağının Düzenlenmesi: Kiralananın tahliye edildiği gün kiracı ve mülk sahibi bir araya gelerek taşınmazın durumunu ve anahtarın teslim edildiğini gösteren yazılı bir tutanak imzalamalıdır. Bu tutanakta güvence bedelinin ne şekilde iade edileceği de belirtilebilir.
- Tevdi Mahalli Tayini (Gerektiğinde): Kiraya veren hasarlı yapının anahtarını almaktan imtina ederse, kiracının temerrüde düşmemek adına Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak tevdi mahalli tayini istemesi ve anahtarı mahkemenin belirleyeceği yere teslim etmesi gerekir.
Yukarıdaki adımların sırasıyla ve eksiksiz işletilmesi, sözleşmenin feshine ilişkin doğabilecek tüm hukuki itirazları ortadan kaldırır. İspat külfetinin feshin geçerliliğini iddia eden tarafta olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir.
Sözleşme Feshinde Gerekli Belgeler
Fesih sürecinin hem noter aşamasında hem de olası bir yargılama evresinde sorunsuz yürütülebilmesi için birtakım resmi belgelerin hazır bulundurulması gerekir. Eksik belge ile hareket etmek, fesih bildiriminin hukuki geçerliliğinin sorgulanmasına neden olabilir.
- Resmi Hasar Tespit Raporu: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya yetkili belediye birimlerince düzenlenmiş onaylı hasar tespit belgesi.
- Mevcut Kira Sözleşmesi: Taraflar arasında akdedilmiş olan ıslak imzalı kira sözleşmesinin aslı veya okunaklı fotokopisi.
- Noter İhtarnamesi ve Tebliğ Şerhi: Karşı tarafa gönderilen fesih ihtarnamesinin noter onaylı sureti ile bu ihtarnamenin muhataba ulaştığını gösteren tebliğ mazbatası/şerhi.
- Anahtar Teslim ve Tahliye Tutanağı: Taşınmazın hangi tarihte kime teslim edildiğini kanıtlayan, tarafların imzasını taşıyan yazılı belge.
- Fotoğraf ve Video Kayıtları: Binadaki hasar durumunu, çatlakları veya yıkımı net biçimde gösteren tarihli görsel deliller.
- Banka Dekontları: Güvence bedelinin (depozito) ödendiğini kanıtlayan banka transfer kayıtları ve son aya ait kira ödeme belgesi.
Bu belgeler olası bir uyuşmazlıkta mahkemeye sunulacak birincil ispat araçlarıdır. Belgelerin kronolojik sırayla dosyalanması, ileride açılacak alacak veya tazminat davalarında büyük kolaylık sağlar.
Güvence Bedeli, Peşin Kira İadesi ve Tazminat Hakları
Sözleşmenin sona ermesiyle birlikte taraflar arasındaki mali tasfiyenin nasıl yapılacağı sorusu gündeme gelir. Türk Borçlar Kanunu’nun 342. maddesinde düzenlenen güvence bedeli (depozito), kiracının kiralanana verebileceği olası zararların ve ödenmeyen kira borçlarının teminatı olarak alınır. Deprem nedeniyle binada meydana gelen hasarlar mücbir sebepten kaynaklandığından, mülk sahibi binadaki deprem hasarını gerekçe göstererek güvence bedelinden kesinti yapamaz.
Kiracının taşınmaza kendisinden kaynaklanan kusurlu bir zarar vermediği ve geçmiş dönemlere ilişkin muaccel bir kira veya aidat borcu bulunmadığı sürece, kiraya veren güvence bedelini derhal ve eksiksiz olarak kiracıya iade etmekle yükümlüdür. Paranın değer kaybını önlemek amacıyla yabancı para cinsinden verilen güvence bedelleri aynı para birimi üzerinden, Türk lirası cinsinden verilenler ise güncel yasal faiz ilkeleri gözetilerek iade edilmelidir.
Peşin ödenen kira bedelleri hususunda da sebepsiz zenginleşme kuralları geçerlidir. Kira bedeli, taşınmazın kullanıldığı sürenin karşılığıdır. Afetin meydana geldiği ve taşınmazın kullanılamaz hale geldiği tarihten sonraki günlere isabet eden peşin ödenmiş kira bedelleri, kiracı tarafından talep edildiğinde kiraya veren tarafından gün esasına göre hesaplanarak iade edilmelidir. Kullanımı imkânsız bir konut veya işyeri için hak edilmemiş kira bedelinin kiraya verende kalması hukuka aykırıdır. Bu mali tasfiyenin doğru yapılması, deprem hasarlı binalarda kira sözleşmesi feshi sonrasında tarafların icra takibi veya dava yollarına başvurmasını engeller.
Tazminat talepleri yönünden ise kusur durumu belirleyicidir. Deprem bir doğal afet olarak mücbir sebep niteliği taşır. Kiraya verenin yapım hatası, kaçak kat çıkması, kolon kesmesi veya mevzuata aykırı tadilat yapması gibi kusurlu eylemleri bulunmadığı sürece, kiracı mülk sahibinden eşya zararı ya da taşınma masrafı adı altında tazminat talep edemez. Ancak binanın fen ve sanat kurallarına aykırı inşa edildiği veya kiraya verenin kusurlu tadilatlarla yapıyı zayıflattığı ispat edilirse, kiracının genel hükümler uyarınca maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı doğar.
Deprem Hasar Durumlarına Göre Fesih ve Haklar Tablosu
Hasar düzeyinin hukuki sonuçlarını sistematik biçimde kavramak, tarafların doğru adımları atmasını sağlar. Aşağıdaki tablo, hasar derecelerine göre sözleşmenin durumu, fesih usulü ve mali hakları özetlemektedir.
| Hasar Durumu | Sözleşmenin Hukuki Durumu | Fesih ve Bildirim Usulü | Kira Borcu ve Güvence Bedeli | Tazminat Talebi |
|---|---|---|---|---|
| Yıkık / Ağır Hasarlı | Kusursuz ifa imkânsızlığı nedeniyle kendiliğinden sona erer. | Yazılı veya noter bildirimi ispat açısından tavsiye edilir. | Olay anından itibaren kira işlemez; güvence bedeli eksiksiz iade edilir. | Kiraya verenin kusuru yoksa mücbir sebep gereği istenemez. |
| Orta Hasarlı | Önemli nedenle ve ayıptan dolayı haklı fesih hakkı doğar. | Noter aracılığıyla makul süreli veya derhal fesih ihtarı çekilmelidir. | Tahliye anına kadar olan kira ödenir; güvence bedeli kesintisiz iade edilir. | Kiraya verenin yapı kusuru veya ihmali ispatlanırsa talep edilebilir. |
| Az Hasarlı | Sözleşme kural olarak devam eder; derhal fesih sebebi sayılmaz. | Önce ayıbın giderilmesi istenir; giderilmezse süre verilerek feshedilir. | Kira ödeme borcu devam eder; kullanım kısıtlılığı varsa bedel indirimi istenir. | Kural olarak tazminat hakkı doğmaz. |
| Hasarsız | Sözleşme tüm hükümleriyle geçerliliğini korur. | Genel fesih bildirim sürelerine tabi olarak olağan yolla feshedilebilir. | Sözleşme süresi sonuna veya kanuni fesih dönemine kadar kira borcu sürer. | Haklı bir tazminat talebi söz konusu olamaz. |
Tabloda özetlenen durumlar çerçevesinde deprem hasarlı binalarda kira sözleşmesi feshi aşamaları yürütülürken, hasar kategorisinin kesinleşip kesinleşmediği kontrol edilmelidir. İtiraz süreci devam eden raporlar yönünden nihai tespit sonucuna göre pozisyon alınması tavsiye edilir.
Adana İlinde Yaşanan Uyuşmazlıklar İçin Örnek Olay İncelemesi
Doğal afetlerin taşınmaz hukukuna yansımasını somutlaştırmak adına, 6 Şubat depremleri sonrasında Adana ilinde bulunan çok katlı bir yapıda ikamet eden bir kiracının yaşadığı hukuki süreç incelenebilir. Kiracı, sarsıntıların ardından binanın zemin katında meydana gelen çatlaklar ve ayrılmalar sebebiyle konutunu fiilen terk etmek zorunda kalmıştır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekiplerince yapılan hasar tespit çalışması sonucunda taşınmaza “orta hasarlı” raporu verilmiştir.
Mülk sahibi, binanın yıkılmadığını ve güçlendirme projesi çizilerek tadilat yapılacağını beyan etmiş; kira sözleşmesinin yürürlükte olduğunu savunarak kira bedellerinin düzenli ödenmesini talep etmiştir. Kiracı ise güçlendirme çalışmalarının belirsiz bir süre alacağını, ailesinin can güvenliğinin tehlikede olduğunu ve bu şartlarda taşınmazı kullanmasının mümkün olmadığını ifade etmiştir. Taraflar arasında kira bedelinin ödenmesi ve tahliye hususunda anlaşmazlık baş göstermiştir.
Bu somut olayda kiracı, Türk Borçlar Kanunu’nun 331. ve 305. maddelerine dayanarak noter kanalıyla kiraya verene bir fesih ihtarnamesi keşide etmiştir. İhtarnamede, orta hasar tespiti nedeniyle konutun barınma amacına uygunluğunu tamamen yitirdiği, güçlendirme sürecinin uzunluğu nedeniyle sözleşmenin devamının beklenemeyeceği belirtilerek sözleşme derhal feshedilmiştir. Aynı zamanda taşınmazın anahtarının mülk sahibine teslim edileceği gün ve saat bildirilmiş, güvence bedelinin ve peşin ödenen ayın kalan günlerine ait kira tutarının iadesi istenmiştir.
Mülk sahibinin anahtarı teslim almaktan kaçınması üzerine kiracı, Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak tevdi mahalli tayini istemiş ve anahtarı mahkemenin yazı işleri müdürlüğüne teslim etmiştir. Bu sayede kiracı, anahtar teslim edilmediği gerekçesiyle işleyebilecek haksız kira taleplerinden hukuken korunmuştur. Yapılan bu bilinçli adımlar, kiracının hem icra tehdidinden kurtulmasını sağlamış hem de güvence bedelini yasal faiziyle geri almasının önünü açmıştır.
Dava Şartı Arabuluculuk, Görevli Mahkeme ve Sık Yapılan Hatalar
Kira uyuşmazlıklarında yargı yoluna başvurmadan önce tüketilmesi gereken zorunlu idari ve usuli aşamalar bulunmaktadır. 7445 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme gereğince, taşınmaz kira ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulması dava şartı haline getirilmiştir. Bu kural, tahliye, kira alacağı, güvence bedeli iadesi ve tazminat taleplerinin tamamını kapsar. Arabuluculuk yoluna gidilmeden doğrudan açılan davalar, mahkeme tarafından usulden derhal reddedilir.
Arabuluculuk sürecinde taraflar tarafsız bir arabulucu huzurunda bir araya gelerek anlaşma zemini ararlar. Bu görüşmelerde deprem hasarlı binalarda kira sözleşmesi feshi konusu, güvence bedelinin takvime bağlanarak iadesi ve anahtar teslimi gibi konular bir anlaşma belgesine bağlanabilir. İmzalanan arabuluculuk anlaşma belgesi, İcra ve İflas Kanunu uyarınca ilam niteliğinde belge sayılır ve mahkeme kararı gibi doğrudan icraya konulabilir.
Anlaşma sağlanamaması durumunda uyuşmazlığın çözüleceği görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi veya davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Dolayısıyla Adana ilindeki taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıklarda yetkili merci Adana Sulh Hukuk Mahkemeleri olup yargılama bu mahkemelerde yürütülür. Dava açma süresi yönünden ise fesih bildiriminin yapılmasından itibaren ilgili zamanaşımı sürelerine riayet edilmeli, özellikle sebepsiz zenginleşmeye dayalı güvence bedeli taleplerinde kanuni sürelere dikkat edilmelidir.
Süreçte sık yapılan hatalar ise şu şekilde sıralanabilir:
- Anahtarı Teslim Etmeksizin Evi Terk Etmek: Kiracının evi boşaltmış olması tek başına yeterli değildir; anahtar teslim edilmediği sürece mülk sahibinin kira talep etme hakkı devam edebilir.
- Sözlü Anlaşmalarla Yetinmek: Tahliye ve fesih iradesinin telefon görüşmesi veya mesajlaşma yoluyla iletilmesi, ileride ispat sorunu yaratır.
- Hasar Tespitini Beklemeden Fesih Yapmak: Binanın hasar derecesi resmi olarak kayıtlara geçmeden alelacele yapılan fesihler, sonradan binanın “hasarsız” çıkması halinde kiracıyı tazminat yükümlülüğü altına sokabilir.
- Depozitoyu Kiraya Saymak: Kiracının “depozitomu iade etmeyeceksin, bu yüzden son kiraları ödemiyorum” diyerek tek taraflı mahsup yapması sözleşmeye aykırılık teşkil eder.
Sıkça Sorulan Sorular
Ağır hasarlı binada kiracıyım, mülk sahibine tazminat ödemeden sözleşmeyi hemen feshedebilir miyim?
Evet, binanın ağır hasarlı veya yıkılacak derecede riskli olması Türk Borçlar Kanunu kapsamında kusursuz ifa imkânsızlığı yaratır. Kiralanan vasfını kaybeden bir taşınmaz için sözleşme kendiliğinden sona erdiğinden mülk sahibine herhangi bir ceza koşulu veya tazminat ödemeden derhal ayrılabilirsiniz.
Orta hasarlı bir binada mülk sahibi güçlendirme yapacağını söyleyerek çıkışıma engel olabilir mi?
Hayır, mülk sahibi güçlendirme projesi hazırlasa dahi bu süreç aylar sürebilecek nitelikte olduğundan kiracı güvenliği tehlikede iken beklemeye zorlanamaz. Kiracı, kiralananın kullanıma elverişsiz hale gelmesi ve sözleşmenin çekilmez hale gelmesi nedeniyle sözleşmeyi haklı nedenle derhal feshetme hakkına sahiptir.
Depremden sonra evden ayrıldım ama mülk sahibi güvence bedelimi iade etmiyor, ne yapmalıyım?
Güvence bedelinin haksız yere alıkonulması halinde öncelikle noterden bir ihtarname çekilerek paranın iadesi talep edilmelidir. İade yapılmadığı takdirde zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmalı, arabuluculukta sonuç alınamazsa alacak davası veya icra takibi başlatılmalıdır.
Hasarsız ya da az hasarlı çıkan bir binadan korktuğum için çıkmak istersem sözleşmeyi nasıl feshedebilirim?
Resmi kayıtlarda az hasarlı veya hasarsız olarak belirlenen yapılarda tek taraflı ve derhal fesih hakkı kendiliğinden doğmaz. Bu durumda kiracı, sözleşmedeki olağan fesih bildirim sürelerine uyarak veya mülk sahibiyle karşılıklı anlaşma sağlayarak (ikale yoluyla) sözleşmeyi sonlandırabilir; aksi halde erken tahliye nedeniyle makul süre kira tazminatı riskiyle karşılaşabilir.
Fesih bildirimi için noter şart mıdır, WhatsApp veya e-posta geçerli olur mu?
Kanun feshin geçerliliğini yalnızca yazılı şekle bağlamış olsa da ispat gücü bakımından noter kanalıyla yapılan ihtarname en güvenli yoldur. WhatsApp veya e-posta kayıtları delil başlangıcı sayılabilse de karşı tarafın tebellüğ tarihini ve irade beyanının sıhhatini inkâr etme ihtimali bulunduğundan noter ihtarı tercih edilmelidir.
Sonuç
Doğal afetlerin yol açtığı yıkıcı etkiler, taşınmaz hukuku alanında tarafların hak ve yükümlülüklerinin yeniden dengelenmesini zorunlu kılar. İfa imkânsızlığı, önemli nedenle fesih, güvence bedelinin eksiksiz iadesi ve tahliyenin resmi tutanaklarla belgelenmesi gibi hususlar sürecin temel taşlarıdır. Hukuki prosedürlere uyulmadan yapılan eylemler, haklıyken haksız konuma düşülmesine ve uzun yıllar sürebilecek alacak davalarına sebep olabilmektedir.
Mevzuatın tanıdığı imkânları yerinde ve zamanında kullanmak, taraflar arasındaki menfaat çatışmasını en aza indirir. Resmi hasar tespit kayıtlarının düzenli takibi, noter ihtarnamesi ile feshin bildirilmesi, zorunlu arabuluculuk basamağının işletilmesi ve anahtarın hukuka uygun teslimi atılması gereken en kritik adımlardır. Bu süreçte deprem hasarlı binalarda kira sözleşmesi feshi konusunda somut olayın özelliklerine göre hareket edilmesi büyük önem arz eder.
Her uyuşmazlığın kendine has dinamikleri, hasar boyutu ve sözleşme koşulları bulunduğundan sürecin alanında tecrübeli bir avukatla değerlendirilmesi olası hak kayıplarının önüne geçer. Avukatların Türkiye’nin her ilindeki uyuşmazlık ve davaları takip etme yetkisi bulunduğundan, Adana ilindeki bu tür kira uyuşmazlıklarında Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu’ndan hukuki destek alınabilir.
Büyük Hukuk Bürosu Hakkında
Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.
Çalışma Alanlarımız
- Ticaret ve İş Hukuku
- Şirketler Hukuku
- Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
- Aile Hukuku
- İnşaat Hukuku
- İcra ve İflas Hukuku
Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.
İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
