Kat karşılığı inşaat sözleşmesi nedir?

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi nedir?

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, arsa sahibinin mülkiyetinde bulunan arazisi üzerindeki belirli payların mülkiyetini müteahhide devretmeyi, müteahhidin ise bunun karşılığında ilgili arsa üzerine inşa edeceği binadaki bağımsız bölümlerden bir kısmını arsa sahibine teslim etmeyi üstlendiği karma nitelikli bir hukuki işlemdir. Bu sözleşme türü, Türk Borçlar Kanunu kapsamında açıkça ve ismen düzenlenmemiş olsa da, gayrimenkul satış vaadi ile eser sözleşmesinin unsurlarını bir araya getiren ve uygulamada son derece yaygın olarak kullanılan bir modeldir.

Sahip olduğunuz arsayı değerlendirmek, eskiyen binanızı kentsel dönüşüm süreciyle yenilemek veya yatırım amacıyla bir inşaat projesine girişmek istiyorsanız, taraflar arasındaki hukuki zemini çok iyi kurgulamanız gerekir. Bu kapsamlı rehberde, tarafların hak ve yükümlülüklerinden geçerlilik şartlarına, inşaatın gecikmesi durumunda başvurulabilecek hukuki yollardan sözleşmenin feshi süreçlerine kadar tüm detayları eksiksiz bir şekilde öğreneceksiniz. Amacımız, hukuki terimlerin karmaşıklığından uzaklaşarak, haklarınızı güvence altına almanız için atmanız gereken adımları net bir biçimde ortaya koymaktır.

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi Kavramı ve Hukuki Temelleri

Hukuk sistemimizde sözleşme serbestisi ilkesi geçerlidir. Bu ilke doğrultusunda kişiler, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla diledikleri konuda anlaşma yapabilirler. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, kanunda özel olarak tanımlanmamış, isimsiz ve karma nitelikli sözleşmeler kategorisinde yer alır. Bu karma yapı, iki farklı sözleşme tipinin özelliklerini bünyesinde barındırmasından kaynaklanır. Bir yanda arsa sahibinin tapuda pay devretme borcunu içeren “gayrimenkul satış vaadi”, diğer yanda ise müteahhidin bir yapı meydana getirme borcunu içeren “eser (istisna) sözleşmesi” bulunur.

Bu hukuki modelin ortaya çıkmasındaki en büyük etken, ekonomik gereksinimlerdir. Arsa sahipleri, genellikle kendi imkanlarıyla büyük bir inşaat projesini finanse edecek sermayeye veya teknik bilgiye sahip değildir. Müteahhitler ise inşaat yapacak teknik donanıma ve ekibe sahip olmalarına rağmen, her proje için yeni bir arsa satın almanın getireceği yüksek maliyetten kaçınmak isterler. İşte bu noktada her iki tarafın menfaatleri kesişir. Arsa sahibi sermaye koymadan yeni ve değerli bağımsız bölümlere kavuşurken, müteahhit de arsa bedeli ödemeden inşa ettiği dairelerin bir kısmını satarak kâr elde eder.

Hukuki açıdan tarafların borçlarının niteliği de birbirinden farklıdır. Müteahhidin borcu bir “yapma borcu” iken, arsa sahibinin borcu bir “verme borcu” olarak karşımıza çıkar. Müteahhit, fen ve sanat kurallarına, imar mevzuatına ve sözleşme hükümlerine uygun bir bina inşa etmekle yükümlüdür. Arsa sahibi ise, sözleşmede kararlaştırılan aşamalarda veya inşaatın bitiminde, müteahhide düşen bağımsız bölümlerin tapu devrini gerçekleştirmek zorundadır. Bu karşılıklı edimler, taraflar arasında sıkı bir güven ilişkisi kurulmasını zorunlu kılar. Zira inşaat süreci uzun aylara, bazen yıllara yayılan, pek çok idari ve teknik aşamayı barındıran meşakkatli bir yoldur. Dolayısıyla, baştan sağlam temellere oturtulmayan bir sözleşme, ileride telafisi güç mağduriyetlere yol açabilir.

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi İçin Geçerlilik Şartları ve Şekil Kuralları

Türk hukukunda gayrimenkul mülkiyetinin devrini veya devri vaadini içeren tüm sözleşmeler kesin şekil şartlarına tabidir. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi de arsa paylarının devri vaadini içerdiğinden, geçerli olabilmesi için mutlaka resmi şekilde yapılması gerekir. Resmi şekil şartı, bu sözleşmenin bizzat noterler tarafından “düzenleme şeklinde” yapılması anlamına gelir. Tarafların kendi aralarında yazılı olarak hazırlayıp imzaladıkları veya noterde sadece imzalarını onaylattıkları (onaylama şeklinde) sözleşmeler hukuken geçersizdir.

Resmi şekil şartının getirilmesinin temel amacı, tarafları aceleci kararlar almaktan korumak, sözleşmenin içeriğini hukuki güvence altına almak ve tapu siciline işlenebilecek nitelikte resmi bir belge yaratmaktır. Noterde düzenlenen sözleşme, tarafların iradelerinin tam ve doğru bir şekilde yazıya dökülmesini sağlar. Ayrıca, noterde yapılan bu resmi sözleşme, tapu kütüğüne şerh edilebilir. Tapuya verilen şerh, arsa sahibinin arsayı üçüncü kişilere satmasını, devretmesini veya üzerinde müteahhidin haklarını zedeleyecek ayni haklar kurmasını engeller. Şerhin süresi kanun gereği beş yıldır; bu süre zarfında inşaat tamamlanıp tapu devirleri yapılmazsa şerh kendiliğinden düşebilir, ancak sözleşmenin geçerliliği devam eder.

Tarafların resmi şekil şartına uymadan adi yazılı şekilde anlaştığı durumlarda kural olarak sözleşme kesin hükümsüzdür (butlan). Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, bu kuralın istisnaları mevcuttur. Eğer müteahhit inşaatı büyük oranda tamamlamış, arsa sahibi de bu duruma itiraz etmemiş ve inşaatın yapımına göz yummuşsa, inşaatın son aşamasında arsa sahibinin sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesi dürüstlük kuralı (hakkın kötüye kullanılması yasağı) ile bağdaşmaz. Böyle bir durumda mahkemeler, şekil eksikliğine rağmen sözleşmeyi geçerli kabul ederek tarafları edimlerini yerine getirmeye mahkum edebilir. Ancak bu tür riskli durumlara düşmemek adına, sürecin en başından itibaren noter huzurunda resmi sözleşme yapılması hayati önem taşır.

Geçerlilik şartlarından bir diğeri de tarafların fiil ehliyetine sahip olması ve arsa üzerinde tasarruf yetkisinin bulunmasıdır. Arsa üzerinde birden fazla kişinin mülkiyeti varsa (paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyeti), kural olarak tüm paydaşların sözleşmeyi imzalaması veya vekalet vermesi gerekir. Ancak Kentsel Dönüşüm Kanunu (6306 sayılı Kanun) kapsamında riskli yapı ilan edilen binalarda, tüm paydaşların onayı aranmaz; arsa payı çoğunluğunun üçte iki (2/3) oranında anlaşması, sürecin ilerlemesi için yeterli kabul edilmektedir.

Arsa Sahibinin ve Müteahhidin Temel Hak ve Yükümlülükleri

Sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte her iki taraf için de hukuki sorumluluklar başlar. Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi, tarafların kanundan ve sözleşmeden doğan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine bağlıdır. Müteahhidin en temel yükümlülüğü, eseri (binayı) fen ve sanat kurallarına, imar mevzuatına ve sözleşmedeki teknik şartnameye uygun olarak inşa etmektir. Bu yükümlülük, geniş kapsamlı bir “özen ve sadakat borcu” içerir. Müteahhit, basiretli bir iş insanı gibi davranmalı, arsa sahibinin menfaatlerini korumalı ve inşaat sırasında çevreye veya üçüncü kişilere verilebilecek zararlardan kaçınmalıdır.

Müteahhidin bir diğer önemli borcu, inşaatı kararlaştırılan sürede tamamlayarak arsa sahibine teslim etmektir. Teslim olgusu, sadece binanın fiziksel olarak bitirilmesini değil, aynı zamanda yapı kullanma izin belgesinin (iskan) alınmasını da kapsar. Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, inşaatta kullanılacak tüm malzemelerin temini, işçilik masrafları, proje çizim bedelleri, ruhsat ve harç giderleri ile iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması müteahhidin sorumluluğundadır. Ayrıca müteahhit, teslimden sonra ortaya çıkabilecek gizli veya açık ayıplara karşı da arsa sahibine karşı sorumludur (ayıba karşı tekeffül borcu).

Arsa sahibinin asli yükümlülüğü ise, sözleşmeye uygun olarak inşaatı tamamlayan müteahhide, anlaşılan bağımsız bölümlerin tapu devrini gerçekleştirmektir. Bunun yanı sıra, arsa sahibi inşaatın başlayabilmesi için arsayı her türlü hukuki ve fiili engelden arındırılmış (örneğin ipoteksiz, hacizsiz ve boş) bir şekilde müteahhide teslim etmelidir. İnşaat ruhsatının alınabilmesi için gerekli vekaletnamelerin zamanında verilmesi de arsa sahibinin işbirliği yapma borcu kapsamındadır.

Uygulamada, arsa sahibini korumak amacıyla “kademeli tapu devri” sistemi sıklıkla tercih edilir. Bu sistemde arsa sahibi, müteahhide düşen tapuların tamamını en başta devretmez. İnşaatın belirli fiziki seviyelerine ulaşıldıkça (örneğin temel atıldığında %20, kaba inşaat bittiğinde %40, ince işçilik bittiğinde %20 ve iskan alındığında kalan kısım) parça parça devir yapılır. Böylece müteahhit işi yarım bırakırsa, arsa sahibinin elinde müteahhide ait tapular güvence olarak kalmış olur. Kademeli devir, taraflar arasındaki güç dengesini sağlayan en önemli mekanizmalardan biridir.

Sürecin Adım Adım İşleyişi ve Gerekli Belgeler

Bir inşaat projesinin kağıt üzerindeki anlaşmadan ibaret kalıp fiziksel bir yapıya dönüşmesi, belirli idari ve teknik aşamaların titizlikle takip edilmesini gerektirir. Süreç, arsanın mevcut durumunun analiz edilmesiyle başlar. İlgili belediyeden alınacak güncel imar durumu belgesi, arsaya kaç metrekarelik, kaç katlı ve ne tür bir bina yapılabileceğini gösterir. İmar durumu netleşmeden sözleşme imzalamak, ileride telafisi imkansız hatalara yol açabilir.

İmar durumu alındıktan sonra taraflar bir araya gelerek sözleşme taslağını ve ayrılmaz bir parçası olan teknik şartnameyi oluşturur. Teknik şartname; kullanılacak demirin kalitesinden, beton sınıfına, zemin kaplamalarının markasından, mutfak dolaplarının malzemesine kadar her detayı içermelidir. Anlaşma sağlandıktan sonra noter aşamasına geçilir. Noterde işlem yapılabilmesi için arsa sahibinin tapu aslı veya fotokopisi, tarafların kimlik belgeleri, vesikalık fotoğraflar, şirketler için imza sirküleri, vergi levhası ve ticaret sicil gazetesi gibi belgeler gereklidir.

Sözleşme imzalandıktan sonra müteahhit, mimari, statik, mekanik ve elektrik projelerini hazırlatarak belediyeye başvurur ve yapı ruhsatını (inşaat iznini) alır. İnşaat süresi genellikle ruhsatın alındığı tarihten itibaren başlar. İnşaat tamamlandığında ise son aşama olan yapı kullanma izin belgesinin (iskan) alınması gerekir. İskan, binanın projesine, imar planına ve fen kurallarına uygun olarak bitirildiğini ve oturuma hazır olduğunu gösteren resmi belgedir.

Sürecin Aşaması Müteahhidin Sorumluluğu Arsa Sahibinin Sorumluluğu Gerekli Belgeler / Çıktılar
Ön İnceleme Arsanın fiziki incelemesi, maliyet hesabı Tapu kayıtlarının kontrolü, imar durumu sorgusu İmar Durum Belgesi, Tapu Kaydı
Sözleşme Aşaması Teknik şartnamenin hazırlanması, teminat verilmesi Sözleşme şartlarının incelenmesi, noterde imza Noter Onaylı Sözleşme, Kimlikler, Vekaletnameler
Proje ve Ruhsat Mimari ve statik projelerin çizdirilmesi, belediye onayı Gerekli vekaletnamelerin verilmesi Mimari Projeler, Yapı Ruhsatı
İnşaat Aşaması İş güvenliği, malzeme temini, projenin inşası Kademeli tapu devirlerinin yapılması (anlaşmaya göre) Yapı Denetim Raporları, Hakedişler
Teslim ve İskan Eksiklerin giderilmesi, iskan başvurusunun yapılması Bağımsız bölümlerin teslim alınması Yapı Kullanma İzin Belgesi (İskan), Kat Mülkiyeti Tapusu

Gecikme, Ayıplı İfa ve Sözleşmenin Sona Ermesi

İnşaat projelerinde en sık karşılaşılan sorunların başında müteahhidin işi zamanında bitirememesi (temerrüt) ve teslim edilen yapıda hatalar bulunması (ayıplı ifa) gelir. Müteahhit, sözleşmede belirlenen tarihte inşaatı teslim etmezse temerrüde düşmüş olur. Bu durumda arsa sahibinin kanundan doğan seçimlik hakları vardır. Arsa sahibi, inşaatın tamamlanmasını ve gecikilen her ay için sözleşmede belirlenen gecikme tazminatını (kira kaybını) talep edebilir. Eğer müteahhidin işi bitiremeyeceği açıkça belliyse, arsa sahibi ifadan vazgeçerek müspet zararının tazminini isteyebilir veya sözleşmeden dönerek menfi zararlarını talep edebilir.

Teslim aşamasında veya sonrasında binada ortaya çıkan eksiklik ve hatalar da hukuki uyuşmazlık sebebidir. Eksik iş, sözleşmede kararlaştırılan bir imalatın hiç yapılmamasıdır (örneğin otoparkın yapılmaması). Ayıplı iş ise imalatın yapılması ancak kalitesiz, hatalı veya sözleşmeye aykırı olmasıdır (örneğin çatının su sızdırması). Ayıplar, ilk bakışta fark edilebilen “açık ayıplar” ve zamanla kullanıldıkça ortaya çıkan “gizli ayıplar” olarak ikiye ayrılır. Arsa sahibi, teslim sırasında yapıyı gözden geçirmeli ve açık ayıpları makul sürede müteahhide bildirmelidir. Gizli ayıplar ise ortaya çıktığı anda derhal bildirilmelidir. Aksi takdirde arsa sahibi binayı o haliyle kabul etmiş sayılır. Ayıplara karşı dava açma süresi kural olarak beş yıldır; ancak müteahhidin ağır kusuru veya hilesi varsa bu süre yirmi yıla kadar uzar.

Sözleşmenin feshi süreci, inşaatın tamamlanma oranına göre farklı hukuki sonuçlar doğurur. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, inşaatın fiziki gerçekleşme oranı belirli bir seviyenin (genellikle %90 ve üzeri) altındaysa, sözleşmenin feshi “geriye etkili” (dönme) sonuç doğurur. Bu durumda taraflar sözleşme hiç yapılmamış gibi eski durumlarına dönerler; arsa sahibi devrettiği tapuları geri alır, müteahhit ise yaptığı faydalı masrafları sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebilir. Ancak inşaat %90 ve üzeri seviyeye ulaşmışsa, artık geriye etkili fesih dürüstlük kuralına aykırı kabul edilir. Bu durumda “ileriye etkili fesih” uygulanır; müteahhit yaptığı kısım oranında tapu almaya hak kazanır, eksik kısımların bedeli ise müteahhidin payından düşülür.

Görevli Mahkeme, Sık Yapılan Hatalar ve Örnek Olay

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi kaynaklı uyuşmazlıklarda mahkemelerin görev alanı, tarafların sıfatına göre belirlenir. Arsa sahibi, arsasını ticari bir amaç gütmeksizin barınma veya yatırım amacıyla müteahhide veriyorsa, bu işlem tüketici işlemi sayılır ve görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleridir. Ancak her iki taraf da tacir sıfatı taşıyorsa veya arsa sahibi bu işi ticari bir meslek olarak yapıyorsa, uyuşmazlık Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülür. Tüketici mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri, tüketici mahkemesi sıfatıyla davalara bakar. Dava açmadan önce bazı durumlarda zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmesi gerektiği de unutulmamalıdır.

Sürecin başından sonuna kadar yapılan en büyük hata, matbu (hazır) sözleşme taslaklarının kullanılmasıdır. Teknik şartnamenin detaylandırılmaması, kullanılacak malzemelerin sadece “1. sınıf” gibi muğlak ifadelerle geçiştirilip marka ve model belirtilmemesi ileride büyük sorunlar yaratır. Bir diğer ölümcül hata ise arsa sahibinin, inşaatın başında müteahhide ait tüm tapuları devretmesidir. Bu durumda müteahhit daireleri üçüncü kişilere satıp inşaatı yarım bırakarak ortadan kaybolabilir. Cezai şart (gecikme cezası) hükümlerinin sözleşmeye eklenmemesi veya çok düşük tutulması da müteahhidin işi ağırdan almasına zemin hazırlar.

Gerçekçi bir örnek olay üzerinden konuyu somutlaştıralım: Gaziantep’te şehir merkezine yakın konumda eski bir müstakil evi olan bir vatandaş, binasını yenilemek için bir müteahhit ile noter huzurunda anlaşır. Sözleşmeye göre inşaat 18 ayda bitecektir. Ancak müteahhit, kaba inşaatı bitirip (%60 seviyesinde) inşaatı durdurur ve aylarca sahaya uğramaz. Bu durumda Gaziantep’teki arsa sahibi, öncelikle noter aracılığıyla müteahhide bir ihtarname çekerek ek süre vermeli ve temerrüde düşürmelidir. Süre sonunda inşaat başlamazsa, arsa sahibi Asliye Hukuk (Tüketici sıfatıyla) mahkemesinde dava açarak sözleşmenin geriye etkili feshini talep edebilir. İnşaat seviyesi %90’ın altında olduğu için mahkeme sözleşmeyi fesheder. Eğer müteahhit inşaat aşamasında bazı daireleri üçüncü kişilere satmışsa, bu kişiler de tapularını kaybederek mağdur olurlar; zira Yargıtay uygulamasına göre müteahhitten arsa payı alan üçüncü kişiler, müteahhidin inşaatı bitirme riskini üstlenmiş sayılırlar.

Sıkça Sorulan Sorular

Müteahhit inşaatı yarım bırakırsa ne yapmalıyım?

Müteahhit inşaatı makul sürede veya sözleşmede belirtilen tarihte bitirmezse, öncelikle noter kanalıyla bir ihtarname göndererek durumun tespitini ve eksikliklerin giderilmesini talep etmelisiniz. İhtara rağmen sonuç alınamazsa, inşaatın seviyesine göre sözleşmenin feshini ve uğradığınız zararların tazminini mahkemeden talep edebilirsiniz. Sürecin sağlığı için mahkeme kanalıyla inşaat seviye tespiti yaptırmak büyük önem taşır.

Sözleşmeyi noterde yapmak zorunlu mudur?

Evet, bu sözleşmeler gayrimenkul mülkiyetinin devri vaadini içerdiği için kanunen resmi şekilde yapılması zorunludur. Kendi aranızda imzaladığınız adi yazılı belgeler kural olarak hukuken geçersizdir ve ileride hak talep etmenizi son derece zorlaştırır. Sözleşmenin noterde “düzenleme şeklinde” yapılması şarttır.

İskan (yapı kullanma izin belgesi) masraflarını kim öder?

Kural olarak, sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadığı sürece iskan belgesinin alınması ve buna bağlı tüm harç, vergi ve masrafların ödenmesi müteahhidin sorumluluğundadır. Ancak uygulamada çıkabilecek anlaşmazlıkları önlemek adına, bu hususun sözleşmeye açık ve net bir madde olarak eklenmesi tavsiye edilir.

Gecikme durumunda kira tazminatı talep edilebilir mi?

Eğer sözleşmede inşaatın teslim tarihi net olarak belirtilmiş ve gecikme halinde kira yardımı veya cezai şart ödeneceği kararlaştırılmışsa, teslim tarihinin aşılmasıyla birlikte bu bedelleri talep edebilirsiniz. Sözleşmede yazmasa dahi, Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri uyarınca gecikmeden doğan zararınızı (emsal kira bedelleri üzerinden) talep etme hakkınız bulunmaktadır.

Müteahhidin başkasına sattığı daireyi arsa sahibi geri alabilir mi?

Müteahhit inşaatı tamamlamadan ortadan kaybolur ve sözleşme geriye etkili olarak feshedilirse, müteahhidin üçüncü kişilere sattığı tapuların iptali istenebilir. Yargıtay, henüz tamamlanmamış bir inşaattan daire alan üçüncü kişilerin, müteahhidin edimini yerine getirmemesi riskini bilerek hareket ettiğini (kötü niyetli sayıldığını) kabul eder ve tapuların arsa sahibine dönmesine karar verir.

Sonuç

Özetlemek gerekirse, kat karşılığı inşaat sözleşmesi, arsa sahiplerinin mülklerini değerlendirmeleri ve müteahhitlerin sermaye bağlamadan proje geliştirmeleri için eşsiz bir fırsat sunarken, aynı zamanda ciddi hukuki riskler de barındırır. Sürecin sağlıklı yürütülmesi; sözleşmenin mutlaka noter huzurunda resmi şekilde yapılmasına, teknik şartnamenin en ince ayrıntısına kadar düzenlenmesine, kademeli tapu devri gibi güvenlik mekanizmalarının işletilmesine ve gecikme durumlarına karşı cezai şartların belirlenmesine bağlıdır. İnşaatın yarım kalması, ayıplı teslim veya ruhsat sorunları gibi durumlarda hak kaybına uğramamak için kanuni sürelerin ve bildirim yükümlülüklerinin titizlikle takip edilmesi şarttır.

Bu kadar karmaşık, uzun vadeli ve yüksek maddi değere sahip bir hukuki sürecin, kulaktan dolma bilgilerle veya standart matbu sözleşmelerle yürütülmesi telafisi imkansız zararlara yol açabilir. Her somut olayın, arsanın imar durumunun ve tarafların beklentilerinin farklı olduğu göz önüne alındığında, sürecin en başından itibaren profesyonel bir hukuki destek alınması hayati önem taşır. Bu kapsamda, haklarınızı güvence altına almak ve süreci sorunsuz tamamlamak için Gaziantep Koluman Tower’daki Büyük Hukuk Bürosu’ndan hukuki destek alabilirsiniz.


Büyük Hukuk Bürosu Hakkında

Gaziantep Koluman Tower’da bulunan Büyük Hukuk Bürosu, 15 yıldan fazla deneyimi ile çeşitli hukuki alanlarda profesyonel hizmetler sunmaktadır.

Çalışma Alanlarımız

  • Ticaret ve İş Hukuku
  • Şirketler Hukuku
  • Emlak ve Gayrimenkul Hukuku
  • Aile Hukuku
  • İnşaat Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku

Diğer rehber yazılarımıza Hukuk Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.

İletişim: Gaziantep Koluman Tower | E-posta: bilgi@buyukhukuk.com.tr

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir